1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Alp Er Tunga Destanı

Konusu 'Türk Destanları' forumundadır ve wien06 tarafından 18 Nisan 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Sakalar Dönemi
    Sakalar dönemine âit Alp Er Tunga ve şu olmak üzere iki destan tesbit edilmiştir. Alp Er Tunga, M.Ö. VII. yüzyılda yaşamış kahraman ve çok sevilen bir Saka hükümdarıdır. Alp Er Tunga Orta Asya'daki bütün Türk boylarını birleştirerek hâkimiyeti altına almış daha sonra Kafkasları aşarak Anadolu Suriye ve Mısır'ı fethetmiş ve Saka devletini kurmuştur. Alp Er Tunga'nın hayatı savaşlarla geçmiştir. Uzun süre mücadele ettiği İranlı Medlerin hükümdarı Keyhusrev 'in davetinde hile ile öldürülmüştür. Alp Er Tunga ile iranlı Med hükümdarları arasındaki bu mücadelelerin hatıraları uzun asırlar hem Türkler hem İranlılar arasında yaşatılmıştır.

    Alp Er Tunga, Asur kaynaklarında Maduva, Heredot'ta Madyes, iran ve islâm kaynaklarında Efrasyab adlarıyla anılmaktadır. Orhun Yazıtlarında "Dokuz Oğuzlar" arasında "Er Tunga" adına yapılan "yuğ" merasiminden söz edilmektedir. Turfan şehrinin batısında bulunan "Bezegelik" mabedinin duvarında da Alp Er Tunga'nın kanlı resmi bulunmaktadır. "Divan ü Lügat-it Türk" ün yazarı Kaşgarlı Mahmud'a ve " Kutadgu Bilig" yazarı Yusuf Has Hacip'e göre "Alp Er Tunga" İran destanı "şehname"deki büyük ve efsanevî Turan hükümdarı "Efrasiyab"dır.

    Divan ü Lûgat-it Türk'de Turan hükümdarlığının merkezi olarak "Kaşgar" şehri gösterilmektedir. islâmiyeti kabul etmiş olan Karahanlı devleti hükümdarları da kendilerinin "Efrasyap" sülalesinden geldiklerine inanmışlar ve bunu ifade etmişlerdir. Moğol tarihçisi Cüveyni de Uygur devletinin hükümdarlarının da Efrasyap soyundan olduğunu yazmaktadır. Şecere-i Terakime'ye göre Selçuklu Sultanları kendilerini Efrasyab soyundan kabul ederlerdi. Rusların Yakut adını verdiği Türk gurup aslında kendilerine Saka dediklerini söylemişlerdir. Tarih içinde kaybolduğunu düşündüğümüz Saka Türklerinin az da olsa bir bölümünün bugün hayatiyetlerini sürdürmeleri pek çok meselenin yeniden araştırılarak doğruların ortaya çıkmasına yardımcı olabilecektir. Tarihçi Mesudî de M.S.7. yüzyılın başındaki Köktürk hakanının "Efrasyab" soyundan olduğunu yazmaktadır. Bütün bu bilgilerden hareketle "Tunga Alp" le ilgili efsanelerin Kök Türklerden önce doğu ve orta Tiyanşan alanında yaşayan Türkler arasında meydana geldiğini ve bu destanın daha sonraları Kök Türk ve Uygurlar arasında yaşayarak devam ettiğini göstermektedir.

    Kutadgu Bilig'de "Alp Er Tunga" hakkında şu bilgi verilmektedir:

    Eğer dikkat edersen görürsün ki dünya beyleri arasında en iyileri Türk beyleridir. Bu Türk beyleri arasında adı meşhur ikbali açık olanı Tonga Alp Er idi. O yüksek bilgiye ve çok faziletlere sahip idi. Ne seçkin, ne yüksek, ne yiğit adam idi ; zaten âlemde ferasetli insan bu dünyaya hâkim olur . İranlılar ona Efrasiyap derler; bu Efrasiyap akınlar hazırlayıp ülkeler zaptetmiştir. Dünyaya hâkim olmak ve onu idare etmek için pek çok fazilet, akıl ve bilgi lâzımdır. İranlılar bunu kitaba geçirmişlerdir. Kitapta olmasa onu kim tanırdı." Bugünkü bilgilerimize göre Alp Er Tunga ile ilgili en geniş bilgi İran destanı şehname'de tesbit edilmiştir.
    Şehnamenin başlıca konularından biri İran -Turan savaşlarıdır. Bu destana göre en büyük Turan kahramanı önce şehzade sonra hükümdar olan Efrasyap'tır.

    Şehname'deki Alp Er Tunga ile ilgili bilgiler şöyle özetlenebilir:

    "Turan şehzadesi Efrasyap babasının isteği üzerine İran a harp açtı. iki ordu Dihistan'da karşılaştılar. Boyu servi, göğsü ve kolları arslan gibi ve fil kadar kuvvetli olan Efrasyap, iranlı'ları yendi. iran padişahı Efrasyap'a esir düştü. İran ın ilk intikamını o zaman İran a bağlı olan Kabil Padişahı Zal aldı. Zal başarılı olmasına rağmen İran şahının öldürülmesini engelleyemedi.

    Efrasyab İran'ı ele geçirmek için yeni bir savaş açtı. İran ın yetiştirdiği en büyük kahramanlardan Zal oğlu Rüstem Efrasyab'ın üzerine yürüdü.. Efrasyab ile Zal oğlu Rüstem arasında bitmez tükenmez savaşlar yapıldı. İran tahtında bulunan Keykâvus, hem oğlu Siyavuş'u hem de Zal oğlu Rüstem'i darılttı. Siyavuş Efrasyap'a sığındı . Siyavuş'un Turan'da bulunduğu sırada evlendiği Türk beyi Piran'ın kızından bir oğlu oldu. Siyavuş oğluna babası Keyhusrev'in adını verdi. Efrasyab uzun yıllar Turan'da hükümdarlık etti. İran lalar Siyavuş'un oğlu Keyhusrev'i kaçırarark iran tahtına oturttular. Keyhusrev Zaloğlu Rüstem'le işbirliği yaptı ve Turan ordularını yendi. Keyhusrev ile Efrasyap defalarca savaştılar. Sonunda ordusuz kalan Efrasyap Keyhusrev'in adamları tarafından öldürüldü. Şehnamede Efrasyap adıyla anılan Turan hükümdarı Alp Er Tunga'nın İran hükümdarlarına sık sık yenildiği anlatılmaktadır. Ancak iran Turan savaşlarında iran hükümdarları sürekli değişmiş 140 yıl yaşadığı rivayet edilen Alp Er Tunga ise mücadeleye devam etmiştir. Bu durum Efrasyap'ın başarısız olmadığını gösterir. Gerçek destan metni bulunduğu takdirde bu destanla ilgili daha sağlıklı değerlendirmeler yapılabilir.

    Alp Er Tunga

    İnsan kalbi ettir, çürür, bozulur gider.
    Ey insan, onu iyi kolla! Alp Er Tunga

    Alp Er Tunga derler bir kağan vardı,
    Ona yeryüzü dar, gökyüzü dardı.

    Tuğ yapmıştı gökyüzüne güneşi,
    Bilgelikte dahi yoktu bir eşi.

    GökTürk, Uygur, Karluk ve Karahanlı,
    Daha nice Türkler, adlan şanlı,

    Onu özlerine ata saydılar
    Utkusunu dört bucağa yaydılar

    Uçmağa varınca ol ulu kağan,
    Yıkıldı üstlerine gök kunkan...

    Anca kanlı yaş döküp yoğladılar...
    Çığrışıp ağladılar., ağladılar...


    Alp Er Tunga'nın M.Ö. 7. yüzyılda yaşamış, çok sevilen, kahraman bir Türk hükümdarı olduğunu biliyoruz. Belgeler onun "Türk beğleri içinde adı ve kut'u ile tanınmış, bilgili, erdemli, büyük illeri elinde tutan, birçok kavme hükmeden..." bir hakan olduğunu söylüyor.
    Bu Alp hükümdarın idaresindeki devletin de Saka Türk imparatorluğu olduğunu söyleyen tarihçiler çoğalmıştır. Bu devletin adı belki onun adıyla ya da babası Peşeng Kağan adıyla söyleniyordu. İranlılar Peşeng'e Turanlıların hükümdarı (yani Türklerin hükümdarı), Alp Er Tunga'ya da Afrâsyâb diyorlardı. Afrâsyâb'ın Alp Er Tunga olduğunu hem KutatguBilig, hem de Divanû Lügat 1 it Türk bildiriyor. Afrâsyâb, eski İranlıların kö' tülük ilahlarına verdikleri isimdir. Belki Alp Er Tunga onları çok yıldırdığı için ona bu ismi verdiler.
    Alp Er Tunga, iran (Med) hükümdarı Keyhüsrev tarafından bir ziyafete çağrılarak hile ile öldürülmüştü. Bu olay M.Ö. 624 (veya 625, 626) yılında meydana geldi. Asur kaynaklarında Maduva, Heredot'ta Madyes olarak geçen kahramanın da Alp Er Tunga'dan başkası olmadığı anlaşılıyor. Cüveynîona Buku Han, Mercanî ise Buku Han bin Pişing (Peşeng) diyor.
    Türklerin onu destanlaştırdıkları şüphesizdir. Fakat bu destan zamanımıza ulaşmamış, yalnız, destanın son bölümü olduğu anlaşılan sagu (ağıt) dan bazı mısralar Divanû Lugatit Türk'te verilmiş bulunuyor.
    Alp Er Tunga'nın adından ve kahramanlığından çeşitli milletlerin tarihinde söz edilmesine rağmen, bu bilgiler onun başında bulunduğu devlet hakkında (şimdilik) yeterli bilai veremiyor.
    Firdevsî'nin Şehnamesi'nde uzunca bir yer verilen Afrâsyâb'ın aslında Alp Er Tunga olduğunu, Kutatgu Bilig'in şu mısralarından anlıyoruz:

    Bu Türk beğlerinde adı belgülüg
    Tunga Al Er irdi kutı belgülüg

    Bedük bilgi birle öküş erdemi
    Biliglig ukuşlug budun ködremi

    Tajikler ayur ânı Afrâsyâb
    Bu Afrâsyâb tutdı iller talab

    Tajikler bitimiş bitigde mum
    Bitigde yok erse kim ukgay ânı?


    (Bu Türk beğleri içinde adı belli, kut'u belli Alp Er Tunga, büyük ve erdemli bir hükümdardır. Çok bilgili, meziyetli bir büyüktür. Tajikler (İranlılar) ona Afrâsyâb diyorlar. Bu Afrâsyâb, baskın ve yağmalarla illeri (dünyayı) tuttu. Tajikler bunu kitapta yazmışlar.Kitapta yok olsaydı bunu kim anlardı?
    Alp Er Tunga'nın öğüdü dinlenilecek bir bilge hükümdar olduğunu yine Kutatgu Bilig' teki şu mısralar çok iyi anlatıyor:

    "Negü der eşitgil Tunga Alp
    Erig Bilip sözlemiş kör bu öt sav erig

    Et ol bu kişi kangü artar yıdır
    Ânı ked küdezgü ay kıldı kader"

    (Tunga Alp Er Kağan ne diyor işit.
    Bak, gör, bilip söylemiş o bu öğüdü.

    İnsan kalbi ettir, bozulur gider.
    Ey insan, onu çok iyi kolla.)


    İslâmiyet öncesinde de, islâmiyetten sonra da Türkler (GökTürkler, Uygurlar, Karluklar, Karahanlılar, Selçuklular) Alp Er Tunga' yi ata olarak kabul etmiş ve onun soyundan olmakla övünmüşlerdir. Bu 'ata'yı bazen Alp Er Tunga, bazen de Tunga Alp Er olarak anarlar. Bu Alp Türk hükümdarı ile ilgili en geniş bilgi Firdevsî'nin Şehnamesi'nde verildiği için Alp Er Tunga destanını da ancak onun mısralarından çıkarıyoruz. Tabiî bu, asıl destan değildir. Alp Er Tunga'nın, milliyetçi bir İran şairinin görüşüyle anlatılmasıdır.
    İran şairi Firdevsî, iran'a Gaznelilerin, yani Türklerin hâkim olduğu bir dönemde 9341020 yılları arasında yaşadı. 1010 yılında tamamladığı Şehnamesi'ni Gazne Sultanı Mahmud'a sundu. 60.000 beyitlik bu eserinde iran tarihini destan üslubunda anlatır. Eserinde, kendi yaşadığı dönemde Türklerin hâkimiyetinde olan İran'ın parlak geçmişini özlem duyarak ve coşku ile dile getirir, İran'in Turanlılarla (Türklerle) yaptığı savaşları, en güçlü Türk hükümdarı olarak bildirilen Alp Er Tunga'ya karşı kazanılan iran zaferini anlatırken "Şimdi hâkim olan sizsiniz ama, vaktiyle Zâloğlu Rüstem ve Keyhüsrev sizin en büyük devletinizi yenmiş, yıkmıştı..." demesine iranlılarda bağımsızlık duygusunu uyandırmaya, güçlendirmeye çalışır.
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Başta Şehname olmak üzere çeşitli kaynaklardan derlenen Alp Er Tunga destanının özeti şöyledir:

    Turan ile İran birbirine komşu ve düşman iki devlet idi. İran ülkesinin tahtında Minuçehr, Turan ülkesinin tahtında ise Alp Er Tunga'nın babası Peşeng Kağan vardı. İran hükümdarı Minuçehr ölünce, Kağan Peşeng oğlu Alp Er Tunga'ya şöyle dedi: "Bu İranlıların bize yapmadığı kötülük yoktur. Şimdi Türk'ün öç alma zamanı gelmiştir!" Alp Er Tunga da bunu istiyordu. "Arslanlarla bile çarpışacak güçteyim ve İran'dan öç alacağım" dedi. Peşeng'in öbür oğlu Alp Arız, iranlılarla savaşmak yanlısı değildi. Fakat karar verildi ve Alp Er Tunga savaş hazırlığına başladı.

    Alp Er Tunga arslan yeleli, servi boylu idi. Saldırırken timsah kadar cesur, av avlarken erkek arslan gibi çevik, vuruşmada savaş fili kadar kuvvetliydi. Yürüdüğü zaman yeri sarsıyor, ard arda attığı oklar vınlayarak göğü inletiyordu. O, hiddetlenip savaşa girecek olsa, ayak basıp toz kaldırdığı yerde ova, kandan bir ırmağa dönerdi. Dostlarına umut veren, kut veren dili, düşmanları için keskin bir kılıç idi. Bilgelikte de ondan üstünü yoktu. Yüreği derya kadar geniş, eli ise yağmur yağdıran bulut kadar cömertti. Babasının adı Peşeng, üçüncü göbekten atasının soyu gibi adı da 'Türk' idi. Alp Er Tunga'nın oğulları ve kızları da vardı. Kızlarından birine, kaz (kuğu) kadar güzel olduğu için Kaz adını vermişlerdi. Babası . ona, "İle Suyu"na akan büyük bir çayın kenarında bir kalesaray yaptırmıştı. Kaz, burada oynaryüzerdi. Onun için Türkler bu suya "Kaz Suyu" dediler. Daha sonra Kaz'ın oturduğu, oynaya oynaya büyüdüğü yer büyük bir şehir oldu. Bu şehre de Kaz Oynı (Kaz Oyunu) adı verildi. (Bugünkü Kazvin şehri)...

    Alp Er Tunga ordusu ile İran üzerine yürüdü, iki ordu Dehistan bölgesinde karşılaştılar. Türk ordusundan Barman adlı bir yiğit, atını öne sürerek, teke tek dövüşmek için İranlılardan er diledi. Barman'ın karşısına iran kumandanının kardeşi Kubad çıktı. İki savaşçı sabahtan akşama kadar vuruştular. Sonunda Barman kargısı ile Kubad'ı devirdi ve Alp Er Tunga'nın yanına zaferle döndü.

    Bundan sonra iki ordu birbirine girdi ve o güne kadar görülmemiş derecede şiddetli bir savaş oldu. Bu savaşı Alp Er Tunga kazandı. Meydan, ölen iranlılarla doldu ve iran padişahı geri çekilip Dehistan kalesine sığındı. Fakat Alp Er Tunga kaleyi kuşattı ve sonunda iran padişahını tutsak etti.
    Bundan sonra, İran'a bağlı Kabil ülkesinin, kahramanlığı ile ünlü padişahı Zâl, İranlıların yardımına geldi, ani bir hücumla Türk ordusunu dağıttı. Buna pek kızan Alp Er Tunga tutsak İran padişahını öldürttü. Öbür tutsakları da öldürmesine kardeşi Alp Arız engel oldu. Tutsakları 'Sarı' şehrine gönderdiler. Daha sonra bu tutsakların kaçmasına engel olamadığı veya göz yumduğu için hiddetlenen Alp Er Tunga kardeşi Alp Arız'ı da öldürttü.

    Alp Er Tunga yine galipti ve Rey şehrine giderek İran tacını da giymişti, iranlılar ise öldürülen padişahlarının yerine Zev'i getirmişti. İki ordu tekrar savaştılar. Savaş sırasında büyük bir kıtlık oldu. Bunun üzerine "savaş ve kıtlık insanlığı bitirmesin" diye, barış yaptılar, iran'ın kuzey eyaletleri Turan' in oldu. İran padişahı Zev ölünce barış yine bozuldu ve Alp Er Tunga tekrar saldırıya geçti, iranlılar Zâl'den yardım istediler. Zâl artık kocadığı için kahramanlıkta kendisini aşan oğlu Rüstem'i gönderdi Zâloğlu Rüstem ordusunun başında ilerleyerek Türkleri bozguna uğrattı ve iran tahtına Keykubad'ı çıkardı. Rüstem, bir hücumda 1160 Türk kahramanını öldürdüğü için Türkler çekildiler ve barış imzalamak zorunda kaldılar.

    Daha sonra Iran tahtına Keykâvus geçti. O sırada İran'ın egemenliğinde olan Araplar isyan ettiler. Bu kargaşalıktan yararlanan Alp Er Tunga İran içlerine daldı ve pek çok tutsak aldı. Fakat Kabil padişahı tekrar iran'ın yardımına geldi ve Türkler yenildi. Bu savaştan sonra Zâloğlu Rüstem birliğini alıp Türklere ait avlakta dolaşmaya başladı. Bunun üzerine Alp Er Tunga ordusunu tekrar harekete geçirdi. Fakat, kötü bir rüya görmüştü. Bunu yorumlattı ve beylerin de fikirlerini alarak İran'la barış imzaladı. Bu anlaşma ile Buhara, Semerkand ve Çac şehirlerini iranlılar'a bırakıyordu.

    Bu barışı istemeyen Keykâvus, Rüstem'e ve oğlu Siyavuş'a kötü muamelede bulunarak onları küstürdü. Rüstem kendi ülkesine çekildi. Siyavuş ise Türklerin o zamanki başkenti Gang şehrine giderek Alp Er Tunga'ya sığındı. Siyavuş kendini Türklere çok sevdirdi. Başlangıçta bir Türk gibi hareket ediyordu. Burada Türk kahramanlarından biri olan Piran2 in kızı ile evlendi. Bu evlilikten bir oğlu oldu ve ona Keyhüsrev adını verdiler. Siyavuş, bir süre sonra Alp Er Tunga'nın güzel kızı Ferengis ile de evlendi. Ama, bir süre sonra Türk töresine uymamaya ve bazı siyasî teşebbüslere başlayınca Alp Er Tunga onu öldürttü. Siyavuş'un ölümünden sonra Rüstem bir ordu toplayarak tekrar saldırıya geçti ve bu defa Türkler ağır bir yenilgiye uğradılar. Vuruşmalarda Alp Er Tunga'nın oğullarından Sarka da ölmüş, Turan'ın birçok şehri yakılmıştı.

    Alp Er Tunga, Turan için kan ağladı ve öç almak için and içti. İran içlerine girerek ekinleri yaktı ve pek çok tutsak aldı. İranlılar yedi yıl süren kıtlıktan kırıldılar. Artık, Alp Er Tunga ile Rüstem arasında savaş durup durup başlıyor, bazen Türkler, bazen İranlılar galip geliyordu. Bu savaşlardan birinde, ordusuyla Alp Er Tunga'nın emrine giren Çin hakanını da esir almışlardı. Alp Er Tunga son savaşta yenilerek çekildi.

    Bu sırada iran tahtında, Turan'dan kaçırarak getirdikleri Keyhüsrev vardı. Türklerin yenilmesiyle dünya Keyhüsrev'e kalmış bulunuyordu. Fakat Türkler öç için fırsat buldukça akın ediyorlardı. Bunun üzerine Keyhüsrev iran'ın ünlü kahramanlarından Bijen'i Turan'a gönderdi. Bijen, Turan sınırından içeri girince, ormanda, neşe içinde eğlenen kızlar gördü. Bu kızlar Alp Er Tunga'nın güzel kızı Menije'yi eğlendiriyorlardı. Bijen, Menije'yi görür görmez âşık oldu. Menije de onu sevdi ve Turan'a, kendi sarayına götürdü. Bunu öğrenen Alp Er Tunga çok kızdı. Bijen'i bir zindana hapsetti, kızını da kovdu. Iran padişahı geri gelmeyen kumandanını bulup getirme görevini Rüstem'e verdi. Rüstem, tüccar kılığında Alp Er Tunga'nın sarayına kadar giderek hem Bijen'i kurtardı hem de Menije'yi kaçırıp.iran'a gönderdi. Rüstem bir defa daha galip gelmişti.

    Kartuğa çekilen Alp Er Tunga beğlerini toplayıp şöyle dedi:
    "Ben dünyaya hükmeden kağanınızdım. Bugüne kadar İran Turan'a denk olmamıştı. Ama bugün iranlılar sarayıma kadar gelebiliyor. Bin kere bin kişiden oluşacak Türk ve Çin askerleriyle İran'a yürümeli, öcümü almalıyım!" Alp Er Tunga, bin kere bin ordusunun üçte ikisini toplamıştı. Beykent şehrindeki karargâhında, altınlı ve mücevherli tahtında oturuyordu. Fakat artık iyice yaşlanmıştı, ileriye gönderdiği ordunun yenildiğini öğrenince çok üzüldü. Hele teke tek bir dövüşte gencecik oğlu Şide'nin de ölmesi, gönlünde onulmaz yaralar açtı. Emrindeki kuvvetleri alıp yürüdü. Kükremiş arslanlar gibi saldırıyordu. Çok kocamış olmasına rağmen iran' in en ünlü pehlivanlarından birkaçını teke tek vuruşmada öldürdü. Nihayet Keyhüsrev ile Alp Er Tunga karşı karşıya geldiler. Alp Er Tunga Keyhüsrev'le teke tek dövüş isteğiyle atını ileri sürdü. Fakat Turan pehlivanları onun İran padişah) ile dövüşmesini istemediler ve atının dizginini tutup geri getirdiler. Keyhüsrev en güçlü çağında olmasına rağmen Alp Er Tunga'dan çekinmiş, kocamış ve yaralı bir arslan olan Alp Er Tunga'nın vuruşmasına da beğleri izin vermemişti. Bu durum Alp Er Tunga'ya pek ağır geldi. Ordusunu alıp Ceyhun ırmağının ötesine geçti. Burada Kara Han'ın ordusu ile birleşip Buhara'ya, daha sonra da başkent Gang'a geldi.

    Gang cennet gibi bir şehirdi.
    Toprağı mis kokulu, tuğlaları altındandı.
    Kalesi o kadar yüksekti ki üzerinden kartal bile uçamazdı.
    Her köşesinde pınarlar, havuzlar vardı.
    Ambarları yiyecek dolu idi.
    Havuzların eni ve boyu bir ok atımı kadar büyüktü.


    Burada oturup Çin hakanına mektup yazdı ve yardım bekledi.
    Keyhüsrev ve Rüstem önce geri çekilir gibi yapmış, sonra derlenip Turan içlerine girmiş, Gang şehrini kuşatmışlardı. Kalenin çevresinde hendekler kazdılar. Buraya odun yığıp katran döktüler ve ateşe verdiler. Alp Er Tunga 200 beği ile gizli yoldan çıkarak kurtuldu ve Çin hakanının yanına gitti. Çin hakanı büyük bir ordu hazırlamıştı. Bunu duyan Türkler de Alp Er Tunga'nın yanına gitmek için yollara düştüler. Alp Er Tunga tekrar toparlandı ama Çin hakanı sözünde durmadı ve Keyhüsrev'le anlaşma imzaladı. Bunun üzerine Alp Er Tunga Keyhüsrev'e bir mektup yazarak, insanlardan uzakta ve kendisinin beğeneceği bir yerde teke tek dövüş teklif etti. Fakat en güçlü çağında olan Keyhüsrev, ihtiyar arslan Alp Er Tunga ile teke tek dövüşe cesaret edemedi. Bu olay kısa zamanda her tarafta duyuldu ve Turan'ı mateme boğdu. Bütün Türkler kanlı gözyaşı dökerek, bağrışıp yakalarını yırtarak, sagular söyleyip yoğiadılar.. yoğiadılar. Yoğ töreninde kopuz çalan ozanlar şu saguyu söylüyorlardı:

    ALP ER TUNGA

    Alp Er Tunga öldi mü
    İşsiz ajun kaldı mu
    Ödlek öcün aldı mu
    Emdi yürek yırtılur!

    Ödlek yırag közetti
    Ogrı tuzak uzattı
    Begler begin azıttı
    Kaçsa kah kurtulur?

    Ulşıp eren börleyü
    Yırtın yaka urlayu
    Sıkrıp üni yurlayu
    Sıgtap közi örtülür

    Begler atın argurup
    Kadgu ânı turgurup
    Mengzi yüzi sargarup
    Körküm angar türtülür.

    Ödlek arıg kevredi
    Yunçıg yavuz tavradı
    Erdem yeme savradı
    Ajun begi çertilür.

    Ödlek küni tavratur
    Yalnguk küçin kevretir
    Erdin ajun şevritür
    Kaçsa takı ertilür

    Bilge bögü yunçıdı
    Ajun eti yençidi
    Erdem eti tınçıdı
    Yerge tegip sürtülür

    Ögreyüki mındag ok
    Mında adın tıldag ok
    Atsa ajun ograp ok
    Taglar başı kertilür

    Könglüm içün örtedi
    Yatmış başıg kartadı
    Keçmiş ödük irtedi
    Tün kün geçip irteiür.


    Bugünkü dille

    Alp Er Tunga öldü mü,
    Kötü dünya kaldı mı,
    Felek öcünü aldı mı,
    Şimdi yürek yırtılır!

    Zaman fırsat gözetti
    Gizli tuzak uzattı
    Beyler beyini şaşırttı
    Kaçsa nasıl kurtulur?

    Erler kurt gibi uluşur
    Yaka yırtıp bağrışır
    Yırlayıcı. gibi inilder, ünler
    Ağlamaktan gözü örtülür.

    Begler atlarını yordu
    Kaygı onları durdurdu
    Benizleri, yüzleri sarardı
    Sanki safran dürtülür.

    Zaman fena gevşedi
    Zayıf kötü davrandı
    Erdemlik yine savıldı
    Dünya beği yok olur.

    Zaman günü davrandırır
    insanın gücünü gevşetir
    Dünyanın erlerini azaltır
    Kaçsa dahi ölüm erişir.

    Bilge, akıllı kötüleşti
    Dünya onların etini de ısırdı
    Erdemlik eti çürüdü
    Yere düşüp sürtülür.

    Zamanın göreneği böyle işte
    Bunda başka sebep de var
    Dünya gelip ok atsa
    Dağlar başkertilir.

    Gönlüm ta içten yandı
    Onulmuş yarayı kaşıdı
    Geçmiş günleri aradı
    Tün, gün geçer o aranır.
     

Sayfayı Paylaş