1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Alpagut Cigay Mokan

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve e-PaCk tarafından 12 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    M.S.568 yılı, Türük-Bil devletinin 5.nci Hanedanlığının 2.nci kağanı Kül-Tigin dönemidir. Kül-Tigin 40 yaşındadır. M.Ö. 879 yılında kurulan Türük-Bil, 1447 yıldır ayaktadır. Her alanda gelişmiş olan Türükler, hayvancılıkta ilerlemiş, eğitime önem veren yaylak ve kışlak çadır okullarında çocukları eğiten bir millettir. Bütün Türkistan topraklarına sahip olmuş olmasından dolayı, dünyada en büyük güçtür ve rakibi de Çin’dir. Lakin bu dönemde Çinlilerle anlaşma yapmış, Bizans’la da araları iyidir, ipek yolunun hakimiyetini elinde tutmak için. Arasının olmadığı tek devlet ise Sasani devletidir.

    Türüklerin uygar bir millet olmalarının yanında savaşçı olmalarının nedenlerinden biri de, tüm eğlence ve festivallerinde savaşçı ruhu ve bedensel yetenekleri geliştirici oyunlarının olmasıdır. Kök Börü, at üstünde bilek güreşi, kuşak güreşi, süngüş oyunu, souş oyunu gibi oyunlarda Türükler tüm yiğitliklerini ortaya koymaktadırlar. Bunun yanında çocuk yaşta başlayan, ata binmekten başlayıp, ok atma, kılıç kullanma gibi eğitimler savaşçı öğretmenler tarafından verilmektedir. Mokan’ da 42 yaşında kültürlü, deneyimli, Kül-tigin ile 25 savaşa bizzat katılmış, askerleri eğiten erdemli bir öğretmendir. Nişanlısı da 30 yaşında Türük çocuklarına çadır okulunda, Türük kültürünü, tarihini, inanç değerlerini öğreten bir öğretmendir. Bir türlü evlenememişlerdir, Mokan’ın sürekli savaşlarda yer almasından dolayı. Kül-Tigin Mokan’a, sadakatinden ve savaşçılığından dolayı “Alpagut” namını layık görmüş ve Alpagut Mokan demiştir.

    [​IMG]

    Kül-Tigin’in ipek yolu konusunda Sasanilerle anlaşamaması, buna karşılık Bizansla anlaşması, Sasanileri kızdırmıştır. Sasani askerleri krallarının emri ile zaman zaman, yerleşim yerine uzak obalarda yaşayan Türük çobanlara saldırıyor, çobanları öldürüyor ve hayvanlarına el koyarak ortadan kayboluyorlardır. Ovada çoban cesetlerinin bulunması, hayvanların yok olması olayı son zamanlarda sıklaşmaya başlamıştır. Lakin Sasanilerin yaptığı bir türlü kanıtlanamamaktadır. Kül-tigin emir verir, bu olayı çözene kadar obaların yerleşim merkezinden uzak yerlere kurulmasını yasaklar.


    Mokan ve nişanlısı Ayımça bir gün beraber avlanmaya çıkmışlardır. Yerleşim yerinden uzaklaşmışlardır. 5-6- Sasani askerlerinin bir Türük çobana saldırdıklarına şahit olurlar ve Mokan müdahil olur. Çobanı kurtarır, 1 Sasani askerini öldürür, 1’ni ise tutsak alır, diğerleri ise kaçarlar. Tutsak ve cesedi, Kül-Tigin’in obası önüne getirir, atların sırtından yere atar. Ve Kül-Tigin’e bu olayı Sasanilerin yaptığını kanıtlar. Kül-Tigin Sasani kralına tutsağı elçileriyle birlikte gönderir. Bu tür olayların devam etmesi durumunda Türüklerin gazabının Sasanilerin üzerine olacağını yazar ve gönderir. Sasani kralı haberinin olmadığını, özür dilediğini, bir daha olmayacağını ifade eden karşı yazısıyla cevap verir.



    Mokan Kül-Tigin’e nişanlısı Ayımça ile uzun zamandır evlenmeyi beklediğini, izni ile evlenmek istediğini arz eder. Kül-Tigin kabul eder ve emri ile düğün hazırlıklarına başlanır.


    Büyük, Mokan’a yakışan bir düğün olur. Düğünde tüm savaş oyunları eğlenceli biçimde ortaya konur. Tüm halk davetlidir. Ziyafetler, eğlenceler, halkın sevinci, mutluluğu tüm ihtişamıyla görülmektedir. Nikah Tenri’nin şahitliğinde önce O’na söz verilerek, sonra Kağanın ve halkın şahitliğinde gerçekleşir. Bu arada yerleşim merkezini tepeden seyreden 200 kişilik bir eşkıya gurubu halkın eğlence içindeki zayıf anını kollamış bekliyorlardır. İçlerinden biri yayını gerer ve bırakır. Ok Ayımça’nn sırtında noktalanır. Gülmeyi beceremeyen Mokan’ın yüzü gerilir. Ayımça’ya bakar, Kül-Tigin’e bakar. Kül-Tigin şiddetle ayağa kalkar. Mokan “utacı” diueyerek bağırır, hemen utacı (doktor) gelir, Ayımça’yı kenara çeker. Eşkıyalar tüm süratleriyle yerleşim merkezine yaklaşıyorlardır. Yaşlı, kadın, çocuk panik içinde obalara koşuyorlardır.

    Askerlerden bazıları yayını geriyor, bazıları kılıçlarını çekiyor, bazıları mızraklarını doğrultuyor ve Kül-Tigin’in obasını çember içine alıyorlardır. Mokan kılıcını çeker ve Kül-Tigin’in önüne geçer. Eşkıyalar obaları yakıyor, yaşlı, kadın, çocuk demeden biçiyorlardır. Kanlı, şiddetli bir çarpışma olur. Eşkıyalar yerleşim yerine ve halka ciddi zarar verirler ama ciddi de kayıp vererek, geri çekilip kaçmak zorunda kalır ve giderler. Bu eşkıyaların önce Sasaniler olduğunu sanırlar fakat sonra olmadıkları, soygunlar, baskınlar yaparak ganimetlerle yaşayan eşkıyalar oldukları anlaşılır. Fakat, Ayımça ölmüştür. Yerleşim merkezinin dışında cesedi yakılarak, kalabalık bir cenaze töreni yapılır. Tebessümünden başka güldüğü görülmeyen Mokan’ın gözlerinden sadece birer damla yaş gelir. Mokan yine yalnız kalmıştır.



    Kül-Tigin Türük (Türk) ipeğinin Bizans pazarlarında yer alması için, Jüstinyen’e bir heyetle ipek gönderir. Heyetin başına deneyimli askerlerinden Mokan’ı ve ona bağlı 10 askeri görevlendirir. Heyet Anadolu’ya girmiş Arz-er-rum (Erzurum) Kaşgar dağlarında yedi göler bölgesindedir. Kervanlarına saldırılmış, çocukları kaçırılmış, erkekleri öldürülmüş insanlarla karşılaşırlar. Bu insanlar Mokan ve askerlerinin Kül-Tigin’in askerleri olduğunu sancaklardaki kartal sembolünden anlarlar ve sığınırlar. Kaşgar dağlarında eşkıyalarla karşılaşırlar. Mokan eşkıyaların göğsündeki sembolden, bunların kendilerine saldıran ve Ayımça’yı öldürenler olduğunu anlar ve amansız bir savaş olur. Mokan kağan emrini yerine getirmeleri için, kağanın mektubunu ve ipekleri iki askerine teslim eder ve onları Jüstinyen’e gönderir.



    Mokan askerlerini kaybeder, eşkıya başını öldürür kendisi de ciddi yaralar alır. Buz tutmuş göle farkında olmadan atla girmiştir. At daha derinlere ileriye girmek istemez, Mokan’ı sırtından atar ve gider. Mokan buzlanmış göle düşer, buzlar kırılır ve suya gömülür. Kurtulma çabaları fayda vermez, elinde kılıcı ile donar.
     

Sayfayı Paylaş