1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Altın Kuş

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.782
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    384 ÇTL
    ALTIN KUŞ

    Daha yeni yumurtlamıştı. Çilli yumurtaları yuvada çevreye gülümser gibiydi.

    Onların üzerine kuluçkaya yatmıştı. Bir ayak sesi duyunca önce şaşırdı. Birden bire böyle yakınına kadar gelen kimdi? Etrafına bakındı. Kimsecikler yoktu. Yoksa yanılmış mıydı? Ama olamazdı. Sesi duymuştu. Kuru otların üzerine basıldığında çıkan bir sesti duyduğu. Başını biraz kaldırdı tekrar etrafını gözetledi. Biraz ilerde bir karartı gördü. Sonra da yavaş yavaş yuvaya doğru yürüyen birini gördü. "Aman Allahım!" dedi. Kalbi küt küt atıyordu.

    Ya bu insan yumurtalarını alırsa. Ya on beş yirmi gün sonra çıkacak yavrularını böylece kaybederse. İşte o zaman pek üzülürdü. Buna üzülmek denmezdi. Ölesiye kederlenirdi.

    Onun canını alsınlardı da yumurtalarını ellemesinlerdi.

    Yine duydu o sesi. Tekrar o yöne baktı. Evet evet biraz ilerde bir avcı yuvaya doğru yaklaşıyordu. Bir şey mi sezmişti adam. Yoksa onu görmüş müydü? "Belki de görmemiştir!" dedi içiten içe. Bir plân kurdu kafasından. Bu avcıdan yuvasını korumalıydı. Yumurtalarını da. Böylece on beş yirmi gün sonra çıkacak yavrularını korumuş olurdu. Onların onun biricik yavrularıydı. Onların doğması gerekti. Yumurtalardan çıkıp hayat soluması gerekti. Bu dünyanın güzelliklerini görmeleri gerekti.

    Sonra birden aklına bir şey geldi. Bu avcıyı şaşırtması gerekiyordu. Bunu yaralı bir kuş taklidi yaparak başarabilirdi.

    Yuvasından çıktı. Çilli yumurtaları hüzünlü bir şekilde sanki ona bakıyorlardı. Sanki "Anneciğim bizi bırakma!" diyorlardı. O onlarla konuşur gibi "Sizin için gidiyorum canlarım. Sizin için gerekirse ölürüm!" dedi.

    Yumurtalar sesiz bir şekilde ona bakıyorlardı. O bu sesiz bakışların içinde ki sesi duyabiliyordu. Yavrularının ağlamalarını sanki görebiliyordu.

    Birden birkaç kanat çırpma hareketiyle kendini gösterdi. Avcı otların arasındaki kıpırdamayı görünce durdu. Önce bu kıpırtının ne olduğunu anlamaya çalıştı. Altın kuş onun dikkatini çektiğini anlayınca biraz daha ortaya çıktı. Yaralı bir kuş taklidi yapmaya başladı. Avcı onu gördü. Silahını ona doğrulttu. Ama onun yaralı olduğunu anlayınca silahı kayışından tutup sırtına taktı. Yavaş yavaş ona doğru yürümeye başladı. Altın kuş yuvadan uzaklaştırıyordu adamı. Bir başka yöne doğru kırık kanatlı bir kuş taklidi yaparak uzaklaşıyordu. Avcı da onun peşinden geliyordu. Yuvadan epey uzaklaştığını anlayan kuş tam avcının onu yakalayacağı bir sıra hemen kendini toparladı ve havalandı. Avcı silahını aldı ona doğrultu, ama iş işten geçmişti. Kuş vuruş mesafesinin dışına çıkmıştı. Adam epey şaşırmıştı. Bu yaralı kuşa ne olmuştu böyle. Birden iyileşmesinin sebebi neydi?

    Altın kuş biliyordu bunun sebebini. Bu bir sırdı. O gün biraz da gülmüştü avcının haline.

    Onun şaşkınlığı karşısında için için gülmüştü.

    Gözlerini tekrar ufuklarda gezdirdi. O günün zorluğunu ve bunun yanında avcının durumunu bir daha düşündü. Sonra konmuş olduğu kayanın üzerinden havalandı. Akşam olmadan yuvasına gitmesi gerektiği aklına geldi. Kursağındaki yemleri miniklerine ulaştırmalıydı. Yoksa açlıktan ölürlerdi.

    Kanat açıp yuvasına doğru uçarken güneşte altın kanatlarıyla ufuktaki yuvasına yavaş yavaş süzülüyordu.
     

Sayfayı Paylaş