1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Amiral Bristol Raporu

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 9 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    AMİRAL BRİSTOL RAPORU

    İzmir yöresinin işgali sırasında Yunanlıların yaptıkları saldırı ve zulümler sonucu, Avrupa kamuoyunda Türkler lehine başlamış olan akım, her gün biraz daha gelişti. Bir yanndan da Avrupalıların bu bölgedeki ticari ve ekonomik çıkarları sarsılmaya başlamıştı.

    İzmir'in işgaliyle birlikte başlayan Yunan zulmünün her yerde duyulması, Avrupa kamuoyunda Türkler lehine bir akımın uyanması ve Türk Milli Mücadele hareketinin gittikçe gelişmesi sonundadır ki, çeşitli sebepler yüzünden ve Yunanlılara besledikleri sempatiden dolayı, adalete ve gerçeğe sırtlarını çevirmiş olan Yüksek Konsey Üyeleri, bu hareketlerini sürdürmenin belki de zararlı olacağını düşündüler.Osmanlı Devleti'nin de isteği üzerine, Yüksek Konsey, İzmir ve yöresinin işgali sırasında Yunanlıların işledikleri cinayetleri soruşturmak ve soruşturma sonuçlarını Paris Barış Konferansı'na bir raporla bildirmek üzere bu bölgeye bir komisyon gönderilmesine karar verdi. Amerikalı Amiral Bristol'ün başkanlığında İngiliz, Fransız ve İtalyan generallerinden kurulan bu komisyon yaptığı soruşturma sonunda bir rapor hazırladı.

    Rapordan birkaç madde:

    1- Mütarekeden sonra Aydın Hıristiyanlarının güvenliği tehlikede değildi. Savaş sonrasında bu ilin Rumları göç ettirildi ise de Nurettin Paşadan sonra İzmir Valiliği'ne tayin edilen İzzet Bey, bütün halkı, cins ve mezhep farkına bakmaksızın iyi idare etmekte idi. Birkaç çete olayından başka güvenlik yolunda idi. Katliam bildirilerinin gerçek olmadığı anlaşıldı.
    2- Aydın ilinin ve özellikle İzmir'in güvenliği için antlaşma şartlarının yedinci maddesi İzmir çevresinin işgal i için sebep teşkil edemezdi. İlin iç durumu da İzmir'e İtilaf kuvvetlerinin çıkarılmasını gerektirecek şekilde değildi. Aksine olarak Yunan Ordusu İzmir'e çıkar Çıkmaz durum bozuldu ve Yunan kuvvetleriyle Türk çeteleri arasında savaş başladı.
    6- İzmir'e asker çıkarılırken Türk Hükümeti temsilcileri tarafından kesin olarak bir direnme gösterilmemiş olup tek tek bazı Türklerin ateşi ile karşılandığı doğrudur.
    9- Yunanlıların askeri, siyası ve dini temsilcileri halkı yatıştırmak için hiçbir şey yapmamışlardır. Karaya çıkarılan kuvvetleri takdis için Metropolicin yaptığı takdis töreni, çok üzücü bir etki yapmıştı. Askerler geçerken Hıristiyan halkın aldığı hakaret şekli, Müslümanların heyecanını kışkırtarak, duygularını inciterek direnmeye zorlayacak şekilde idi.
    13- İçinde subaylar, hatta vali bile olan esir kafileleri, Konak'tan Paris vapurunun tutuklu yerine götürülürken Hıristiyan Rum halkı ile bazı Yunan erlerinin saldırıları ile karşılaşmışlardı. Bunların eşyaları çalınmış ve elleri yukarı kaldırılarak "Yaşasın Venizelos!" diye bağırmaya zorlanmışlardır. Elleri yukarıda yürüyen tutsaklardan birkaçı parçalanmıştır. Bir veya ikisi dışında subaylar engel olmamışlardır.
    14- Mayısın on beşinci gününü izleyen günler içinde Yunan askeri makamlarının tutukladığı 2500 kişi arasında 14 yaşından aşağı çok çocuk da bulunuyordu. Bazı okulların öğrencileri ile öğretmenleri, Paris vapurunda hapsedilerek günlerce sefalet içinde kaldılar ve sağlıksız şartlar içinde yaşadılar.
    15- Mayısın on dördüncü ve on beşinci günleri içinde, Müslümanların kendilerine ve evlerine karşı pek çok saldırılar olmuştur. Fesleri başlarından alınarak yırtılan Türklerin sayısı pek çoktur. Kadınlara tecavüz edildiği gibi, birkaç öldürme olayı da olmuştur. Bunları yapanların çoğu Rumlardır. Yunan askerlerinin de bu gibi tecavüzlere ve mallara el koyma işlerine ortak oldukları da gerçekleşmiş olup, askeri makamlar çok sonradan bunlara karşı ciddi tedbirler almak zorunda kalmışlardır.
    17- Civar köylerin Rum halkı, İzmir'e Yunan askerlerinin çıktığını haber alır almaz Türk evlerini soymaya, çiftlik hayvanlarına el koymaya başladıkları gibi bu Rum köylülerinden bazıları da birkaç Müslüman'ı öldürmüşlerdir.
    20- Yunan Komiseri, 20 Mayıs tarihli emre aykırı hareket ederek, İşgal Ordusu komutanına fazla yetki verdi. Bu suretle Aydın'ın işgali ve İtilaf Devletleri temsilcisinin iznini almadan, işgalin Kasaba (Turgutlu) ve Manisa'ya kadar genişletilmesi için 23 Mayıs 19 ı 9 tarihli askeri harekat emrinin verilmesine sebep oldu. Yüksek Komiser, bu noktadaki sorumluluğunu itiraf etti.
    22- İzmir olaylarının bu bölgede yapmış olduğu kötü etkiye rağmen Yunan Ordusu'nun ileri hareketi ve Manisa, Ödemiş, Aydın ve Nazilli bölgesinde yerleşmesi, ilk günlerde yolunda ve sessizlik içinde gerçekleşmiştir. Yunan Karargâhı, orduya yardım etmek bahanesiyle köyleri dolaşan silahlı Rum gruplarına göz yummak suretiyle büyük bir suç işlemiştir. Bu gruplar birçok suç işlemişler ve her türlü tecavüzlere alet olmuşlardır.
    23- İzmir olaylarının davet ettiği tepkiyi aşağıdaki olaylar şiddetlendirmiştir:


    • İşgal bölgesinin sınırlandırılmasının geri bırakılması dolayısıyla meydana gelen kararsızlık,
    • Yunan kuvvetlerinin hızla iç kısımlara ilerlemesi halkı dehşete düşürdü. Tanınmış Müslüman aileleri işgal edilen bölgeleri terk etmeye başlamışlardı. Türk Ordusu ile Jandarmasından erler kaçmakta idi, bu yüzden çete faaliyeti arttı.
    • Silahlı Rum gruplarının yardımı ile Yunan Ordusu tarafından Türk evlerinde yapılan araştırmalar, halkın galeyanının (heyecanının) şiddetini en üstün dereceye çıkardı. Bu gibi tedbirler, ev dokunulmazlığını kutsal tanıyan Müslüman halkın duygularını kışkırtmıştır. Bunun sonucu olarak bütün Aydın ilinde kargaşalığı hissettirebilecek bazı belirtiler görülmüştür ki, Yunan kuvvetleri işgal bölgesini genişletmeye ve ileri hareket için bunu sebep saymaya yeltenmişlerdir.

    26- Türk çete ve asilerinin yaptıkları bazı suçlara Rumlar şiddetle karşılık vermişlerdir. Askeri durum bu suçların bir kısmını haklı gösterebilse de misilleme pek vahşice yapılmış ve iki taraftan ölenler çok olmuştur.
    30- Nazilli'den çekilen Yunan askeri, otuz Türk'ü beraber götürmüştür. Bunlardan birisi, yürüyemediği bahane edilerek yolda öldürülmüştür. Bir ikisi yolda kaçmayı başardı ise de geri kalanları, Köşk yerindeki çatışma sırasında Yunanlılar tarafından öldürülmüşlerdir.
    32- Aydın'da yangından kurtulmak için kaçmak isteyen Türk kadın ve çocukları, sebepsiz olarak Yunan askerleri tarafından öldürülmüşlerdir.
    38- Balacık ile Aydın arasındaki köylerin bütünü, askeri harekât sırasında yıkılmıştır.
    40- Aydın ilinin Yunan Ordusu tarafından işgali, emlak ve ürünler bakımından çok zarar verici olmuştur, hayvanlar yağma edilmiştir. Bunların önemli bir kısmı, Yunan Ordusu'nun yedirilmesi için harcanmıştır. Askeri hareketler ve çatışmalar sırasında köyler yakılmıştır. Bu yüzden sekiz milyon liralık zarar vardır. Halk köylerine dönmezse zeytin ürünü de mahvolacaktır.
    42- 17 Haziranda Menemen'de toplanmış olan Yunan askerleri, savunmasız Türkleri sebepsiz yere parçalamışlardır. Binden fazla Türk'ün öldürüldüğü anlaşılmıştır. Bu katliamı Yunan Karargahı cezalandırmamıştır; erleri, subayları engelleyememiştir.

    Vardığımız Sonuçlar;

    1- İzmir'de ve Aydın ilinde Yunan işgali dolayısıyle meydana gelen durum doğru değildir. Çünkü;
    a) Güvenlik ve huzuru korumaktan başka bir gayesi olmayan işgal, bir ilhakın (katmanın) bütün şekillerini göstermektedir.
    Yalnız Yunan Yüksek Komiseri idareye hâkimdir. Görev başında kalmış Türk makamları hiçbir yetkiye sahip değildir. Bunlar artık İstanbul'dan hiçbir emir almamakta ve polisle jandarma da ortadan kaybolduğundan, kararlarını uygulatmak imkânlarına sahip bulunmamaktadırlar.
    b) Yerine getirilecek görev, geçici ve gayesi güvenliği korumak ise, işgal, Yunanistan'a bu görevle ölçülemeyecek büyük ölçüde askeri fedakârlıklar yüklemektedir.
    c) İşgal, bugünkü şekli ile açlık tehdidi altında bulunan halkın ihtiyaç duyduğu güvenlik ve huzurun geri getirilmesi ile bağdaşmamaktadır.

    2- Komisyon şu noktaları belirtir:
    a) Türkiye'nin işgalinin gayesi, güvenliğin ve huzurun korunması ise, bu işgal görevi, Yunan birlikleri yerine, Anadolu'daki Yüksek Müttefik Komutanlığı emrindeki Müttefik Kuvvetlere verilmelidir.
    b) Barış Konferansı, bu memleketin Yunanistan'a tamamen ve kesin olarak ilhakına karar vermek niyetinde ise, o zaman Yunan kuvvetleri yalnız başına işgali devam ettirebilir. Bu durumda da Türk kuvvetlerine karşı hareket serbestliği Yunan Komutanlığı'na bırakılmalıdır.
    c) Yukarıda söz konusu olan düpedüz ilhak, milliyet bakımından çoğunluğa saygıyı gerektiren prensibe aykırı olacaktır. Çünkü bu işgal bölgesinde, İzmir ve Ayvalık şehirleri hariç olmak üzere Türk nüfusunun Yunan nüfusuna olan üstünlüğü, itiraz götürmeyecek şekilde açıktır. Şimdiye kadar direnme isteğini esasen belirtmiş olan Türk milli kamuoyunun bu ilhakı kabul etmeyeceğini bildirmek komisyonun görevidir. Türk kamuoyu, ancak kuvvet karşısında, yani Yunanistan'ın yalnız başına başarıya erdirme ihtimali olmayan askeri bir hareket sonucunda, boyun eğecektir.

    3- Bu şartlar altında komisyon şu tedbirleri teklif etmektedir:
    a) Yunan birliklerinin tamamının veya bir kısmının daha az sayıdaki Müttefik kuvvetleri ile en kısa zamanda değiştirilmesi,
    b) Yunan onurunun korunması için Yunan kuvvetlerinin bir kısmının işgale katılmaları kararlaştırıldığı takdirde, bunların Türk Milli Kuvvetleri ile her türlü doğrudan temasta bulunmalarını önleme için işgal altındaki bölge içinde dağılmaları,
    c) Müttefiklerin işgali, Türk jandarmasının müttefikler arası subayların idare ve komutası altında en kısa zamanda yeniden teşkilatlandırılmasının Türk Hükümeti'nden istenmesi, bu jandarma kuvvetleri en kısa zamanda bütün bölgedeki güvenliği sağlayacak ve müttefik birliklerinin yerini alacak duruma getirilecektir.
    d) Jandarmayı yeniden teşkilatlandırırken Türk Hükümeti aynı zamanda sivil yönetimi de yeniden düzene koymalıdır.

    4- Milli hareketin başkanları direnmelerinin yalnız Yunanlılara karşı olduğunu birçok defalar tekrar etmiş olduklarından yaptığımız teklifler, kendilerine silahlı direnme için bir sebep bırakmayacak ve İstanbul Merkezi Hükümeti'ne, sahip olmadığı otoriteyi yeniden kazandıracaktır. Bu takdirde milis kuvvetlerinin terhisine hiçbir engel kalmayacaktır. Aksi durumda İtilaf Devletleri, Türklerin Milli Hareket başkanlarının ve Türk Hükümeti'nin antlaşmaya uyulması hakkındaki sözlerine ne dereceye kadar inanılabileceğini bizzat görecektir.
     

Sayfayı Paylaş