1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ana Hakkı ve Alkama'nın Sonu...

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Çirkin Kral tarafından 3 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. Çirkin Kral

    Çirkin Kral Forum Tutkunu

    Katılım:
    4 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.949
    Beğenileri:
    23
    Ödül Puanları:
    1.880
    Meslek:
    Gümrükçü
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    62 ÇTL
    Hazreti Peygamberimiz (s.a.s.) eshabıyla oturmuş sohbet ediyordu. Bir kadın sahabe Resulullah'ın huzuruna telaşla girerek:

    - Ya Resûlellah! Şu anda kocam ölüm döşeğinde, belki biraz sonra ölmüş olacak... Yalnız yanında kelime-i şehadet getirdiğimi anladığı ve kendiside getirmeye çalıştığı halde şehadet kelimesi getiremiyor. Kocamın imansız gitmesinden korkuyorum. Bu hususta bir yardımınızı bekliyorum, dedi.

    Hazreti Peygamberimiz:

    - Kocan sağlığında ne gibi kötü harekette bulunurdu? diye sordu.

    Kadın hiçbir kötü amelinin olmadığını, namazını kılıp her türlü ibadetini noksansız yerine getirmeye çalıştığını söyledi.

    Bu sefer Peygamberimiz:

    - Kocanızın dünyada kimi var? diye sordu.

    Kadın ihtiyar bir annesi olduğunu söyleyince Peygamberimz (s.a.s.) kadının kocası Alkama'nın anasın huzura çağırdı. Hazreti Alkama'nın anası, Hazreti Peygamberimizin huzuruna çıktı. Peygamberimiz:

    - Oğlun sana karşı nasıl hareket ederdi? Oğlundan memnunmusun? diye sordu.

    Alkamanın anası:

    - Ya Resulullah, oğlum evleninceye kadar çok iyi muamele ederdi. Evlendikten sonra hanımını dinledi, bana hor bakmaya başladı. Hatta son zamanda evini bile ayırdı. Ben de üzüldüm, onun bu hareketine, dedi.

    Peygamberimiz (s.a.s.) yaşlı kadına; oğlunun ölüm döşeğinde olduğunu, hakkını helâl etmediği takdirde cehennem azabı çekeceğini söylediyse de kadın:

    - Hakkımı helâl etmem ey Allah'ın Resûlü, dedi.

    Alkama ise evde yatıyor, hâlâ şehadet kelimesi getiremiyordu.

    Hazreti Peygamberimi, kadının annelik şefkatini harekete geçirmek için, orada bulunanlara:

    - Bana biraz odun hazırlayın, diye emir verdi.

    Kadın hayretle :

    - Odunu ne yapacaksın ya Resûlellah! diye sormaktan kendini alamadı.

    Çünkü o da şüphelenmişti.

    Peygamber Efendimiz :

    - Oğlunu yakacağım... Zira yarın cehennemde yanacağına cezasını burada çeksin, daha iyi buyurunca, kadın dayanamadı,

    - Oğlumun gözümün önünde yanmasına razı olamam ya Resûlellah ! Ona hakkımı helal ediyorum, dedi.

    Murat hasıl olmuştu... Hazreti Peygamberimiz, Bilâl-ı Habeşi Hazretlerini göndererek :

    - Git bakalım, Alkama ne haldedir? buyurdular.

    - Bilâl-i Habeşi Alkam'nın yanına varıp şehadet kelimesi telkin ettiğinde, Alkama'nın dili açılmıştı :

    - Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün Resûlüllah, deyip ruhunu Allah'a teslim etti.
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş