1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Anadolu Selçuklularında Dini Inanış

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 14 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Anadolu Selçuklularında Dini Inanış

    Selçuklu yönetimi İslamiyetin gaza şkri ile Türklerin fetih anlayışını birleştiren bir siyasi kuruluş oldu. Bu sayede Müslüman ülkeler üzerinde hakimiyet kurması kolay oldu. Türkmenler İslam dininin temel ilkelerine ters gelmeyen gelenekleri sürdürüyorlardı. Akıncı Türkmenler arasında birçok tarikat mensubu vardı. Bunlara Horasan Erenleri deniyordu. Türkmenler Anadolu ya geldiklerinde dini bilgileri zayıftı. Bunları kuvvetlendirmek için Türkiye Selçuklu hükümdarları çok çaba sarf ettiler. Hükümdarlar dindar oldukları gibi büyük bir hoşgörüye de sahiptiler. Tarikat, Allah'a giden yol anlamında bir kelimedir. XIII. yüzyıldan itibaren Anadolu da tarikatçılık geniş boyutlara ulaştı. Bunlar içinde Türklük için en önemli olanı Ahmet Yesevi'nin kurduğu Yesevi tarikatı idi. Ahmed Yesevi İslamiyetin esaslarını Türkçe olarak öğretmeye çalışan bir suşdir. Divan-ı Hikmet adlı eserinde Türklere İslamiyetin ve dervişliğin basit yollarını öğretir. Babaîlik, Bektaşîlik, Ekberîlik, Mevlevîlik, Nakşibendilik, Kadirîlik, Rufaîlik, Kübrevîlik gibi çok tarikat mevcuttu. Bunlardan her biri muhtelif kişilerin kendi kabiliyetlerine, kültür seviyelerine ve bulundukları ortamlara göre dini yorumlama ve yaşama biçimleridir. Bu çeşitlilik Türk toplumundaki din ve vicdan özgürlüğünün en açık örneğiydi.
     

Sayfayı Paylaş