1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

: ANADOLU'da BOZKURT ve TÜRKLÜK

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Hazangülü tarafından 20 Nisan 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    [​IMG]
    KURT CİNSLERİNİN AVLANMA BİÇİMLERİ ve TÖRELERİ

    Kurtlar, cins cinstir. Bu cinsler, karakter ve yaşayış biçimlerine göre birbirlerinden ayrılırlar. Bozkurt, kurt türleri arasında üstün nitelik ve özellikleri olan bir kurt cinsidir. Onu, Karakurt denilen bir başka kurt cinsi ile Canavar adıyla adlandırılan bir başka kurt cinsi izler.

    CANAVAR: Canavar denilen kurt, bir sürüye daldığında sürünün tümünü telef eder ancak, içinden yalnızca birini kendisine yem yapar. Canavar diye adlandırılan kurtların belli bir töresi yoktur.

    KARAKURT: Karakurt, bir sürüye daldığında sürünün yarısını telef eder, bu telefatın içinden de tek bir tanesini kendine yem yapar. Karakurtlar, kısmen törelidirler.

    BOZKURT: Bozkurt, bir sürüye daldığında yalnızca bir hayvanı telef eder ve bunun da yarısını kendisine yem yapar; öteki yarısını ise varsa ailesine, yoksa avlanamayacak denli yaşlı bozkurtlara taşır. Bozkurtlar, töreli yaratıklardır.

    GÖK BÖRÜ: Bir de Bozkurt ile aynı cüsse ve karakterde olan ve adına Gökbörü denilen bir kurt vardır. Gökbörü, Bozkurt'un tüyü gök renginde (açık mavi) olanıdır. Türk efsane ve destanlarına göre Gökbörü, 100 yılda 1 ya da 2 kez görünür. Oğuz Kagan Destanı'ndaki kurt, işte bu gökbörülerden biridir.


    KURT'UN GENEL ÖZELLİKLERİ

    Kurt, yalnızca kuzey yarımkürede yaşar. Postunun rengi, yaşadığı bölge ve yaşına göre değişiklikler gösterip kara-kahverengi-ak arasında değişirse de genel olaraz boz sarı renktedir. Seyrek olarak ak renkli ve kızıla çalan renkli kurtlara da rastlanır.

    Kurt, yırtıcı ve etçildir. Kulakları sivri uçlu, bacakları uzundur. Yaklaşık 122 sm uzunluğu ve 45 sm'e yaklaşan kuyruğu ile iri ve güçlü bir hayvandır. Ağırlığı 25-55 kg arasında değişir. Göğüsünde krem; omuz, kuyruk ucu ve dilinde ise kara benekler bulunur.

    Kurt, genellikle geceleri avlanır. Kışın sürüler halinde dolaşır. Issız yerlerde dolaşmayı sever. Tavşan, geyik vb yabani hayvanları yediği gibi koyun, keçi türündeki evcil hayvanlar da avları arasında yer alır. Dağlık yörelerde yaşayan evcil hayvanlar için en büyük tehlike kurttur.

    Kurt yılda bir kez doğurur ve bir kerede 5-6 yavru yapar. Çiftleşme mevsimi dışında tek başına yaşar (Bozkurt hariç).


    KURT OYUNU - TURAN TAKTİĞİ

    Kurtların kışın aç kaldıklarında uyguladıkları bir avlanma taktikleri vardır.

    Bu taktiğe göre kurt sürüsü iki kümeye ayrılır. Birinci küme fedai kümesidir; ikinci küme ise pusu kümesi. Fedai kümesi köppeklerin bulunduğu yerleşim yerine girer ve köppeklere saldırır. Biraz mücadele verdikten sonra fedai kümesi, yenilmiş gibi davranıp köppeklerden kaçmağa başlar; tabiki köppekler de kurtların ardından onları kovalamağa başlarlar. Ama köppekleri bir sürpriz beklemektedir. Çünkü asıl ve kalabalık topluluk olan pusu kümesi, onları yerleşim yerinin dışında beklemektedir. Pusu kümesi hilal biçiminde dizilmiş ve iyice gizlenmiştir. Fedai kurtlar, köppekleri kurnazca bu hilalin ortasına çekerler. Köppekler hilalin içine tümüyle girince, pusu kümesi, hilali uçlarından kapatır ve köppekler bir çember içine alınmış olur. Artık köppeklerin kurtuluş umudu yoktur; zafer kurtlarındır ve karınlarını doyurmak için avlarını parçalarlar.

    Eski Türkler, kurtlarda gördükleri bu oyunu bir savaş manevrası durumuna getirmişler ve yaptıkları birçok savaşta kullanagelmişlerdir. Bu savaş manevrasına ''Kurt Oyunu'', ''Hilal Taktiği'', ''Turan Taktiği'' gibi adlar verilir.

    Tarihi kayıtlar incelendiğinde, Roma imparatoru Sezar'ın, sahte geri çekilme ve pusuya dayalı Kurt Oyunu'nu Asya'lı göçebe savaşçılardan öğrenip uygulamağa çalıştığı anlaşılmaktadır. Fakat Roma ordusunun, Türk ordusu gibi süvariliğe dayanmayıp piyade ağırlıklı olmasından ve Roma ordusunda okçuluğa verilen önemin az olmasından ötürü, Roma ordusu Kurt Oyunu'nu uygulamakta yetersiz kalmıştır. Çünkü Kurt Oyunu hızlı bir manevra yeteneği ve yüksek okçuluk kabiliyeti gerektirir ki bu da o zamanlar ancak atlı birliklerle sağlanabilirdi.

    Türkler, zamanımıza kadar birçok savaşta (mesela Mohaç Meydan Savaşı, Malazgirt Meydan Savaşı, Kurtuluş Savaşı'ndaki birçok çarpışma; Hun, Kök-Türk, Avar ordularının yaptıkları savaşlar...vb) bu taktiği maharetle uygulamışlardır. Zaten Türkler, yaptıkları savaşların hemen hemen tümünde düşmandan sayıca az bulunmuşlardır. İşte sayıca az Türk ordusunun kalabalık düşman ordularını alt etmesinin arkasında yatan sırlardan biri kurtlardan alıp uyguladıkları bu savaş taktiğidir.


    BOZKURT'UN YAPISI

    Bozkurt, adını tüyünün boz (gri) olmasından alır. Öteki kurt türleri arasında boz renkte olanlar bulunsa da Bozkurt, onlardan boy pos bakımından ayrılır. Bozkurt, burnunun ucundan kuyruğunun sonuna dek yaklaşık 1.65 m boyundadır. Omuz başları yerden 0.80 m yüksekliktedir. Başka kurt cinslerinde bu azamet yoktur. Bozkurt'un ömrü ortalama olarak 15 yıldır. 2 yaşına değin yavru olan Bozkurt, 8-10 yaşlarından sonra yaşlı bozkurt olur.

    Bozkurt özgürlüğüne son derece düşkündür. Onu bir hayvanat bahçesinde, kafes arkasında ya da bir sirkte maskaralık yaparken göremezsiniz.

    GÖK BÖRÜ (KÖK BÖRİ): Bir de Bozkurt ile aynı cüsse ve karakterde olan ve adına Gökbörü denilen bir kurt vardır. Gökbörü, Bozkurt'un tüyü gök renginde (açık mavi) olanıdır. Türk efsane ve destanlarına göre Gökbörü, 100 yılda bir ya da iki kez görünür. Oğuz Kagan Destanı'ndaki kurt, işte bu gökbörülerden biridir.


    BOZKURT'UN TÖRESİ

    Bozkurt, fevkalade töreli bir varlıktır. Bir Bozkurt ailesi, bir başka Bozkurt'un kendilerine katılma isteğini, birtakım sınavlar uygulayarak kabul eder. Yuvadan ayrılmak isteyen bir bozkurt, aileden izin almak zorundadır. Her Bozkurt ailesinin ve ortak hareketlere katılan bozkurtların bir başkanı vardır ve buna EKE adı verilir.

    TÖREDEN AYRILAN BOZKURTLAR: Bazan, seyrek de olsa, Bozkurtlar'ın içinden töreyi hiçe sayarak ayrılanlar olabilir. Bu ayrılanlar, Bozkurt'un yalnız yaşayamama özelliğine uygun olarak Karakurt, Canavar gibi alt kurt cinslerinin, hatta çakal, tilki, köpek gibi hayvanların sürülerine karışırlar. Genelde böyle bir durumda o Bozkurt, yeni katıldığı bu alt düzeyden sürü içinde yüksek bir mevkide bulunur.

    Bozkurt topluluğu dağda, ormanda, bozkırda zaman zaman alt tabaka sürüleri ile karşılaşırlar. Karşılaştıkları alt tabaka sürüde eğer bir bozkurt varsa, onu hemen hissederler. Yavru Bozkurtlar, kendilerinden olan bu yaratığın neden yabancı bir sürü içinde olduğunu anlayamazlar; hatta onu, hala kendi topluluklarının bir ferdi olarak algılarlar ve o bozkurdu kendi topluluklarına çağıran kimi sesler çıkarırlar. Bu sesler, bozkurtluk niteliğini yitirmiş olan yaratığa kıvanç verir. Öylesine gururlanır ki, içinde bulunduğu sürünün üyelerine, ne denli önemli bir yaratık olduğunu hareketleriyle anlatmak ister gibidir. Bazen geri dönmek ve Bozkurt sürüsüne yeniden katılmak ister. Ama yavru bozkurtları kandırabilse de, yetişkin ve yaşlı bozkurtları kandıramaz ve genelde sınavları geçemediği için de yuvaya geri dönemez.

    YALNIZ BOZKURTLAR: Bozkurt topluluğundan ayrılıp da başka bir sürüye katılmayan, dağa çıkan Bozkurtlar ise sınavları başarıyla verirlerse, yeniden yuvaya kabul edilirler.

    TÜRKÇE'DE ''KURT'' SÖZCÜĞÜ

    Türkler kurda çok eskilerden beri ''böri'' ya da ''börü'' derlerdi. Bu sözcük Anadolu'da da söylenmekte ve yaşamaktadır. Ayrıca Anadolu'da, tek başına gezen azılı kurtlara ''yalınsak'' adı verilir. Fakat Oğuz Türkleri'ne yani Türkmenlere geldiğimizde ise, onların ''börü'' sözcüğü yerine daha çok ''kurt'' sözcüğünü kullandığını görüyoruz.


    OĞUZ TÜRKLERİ'NİN ''BÖRÜ'' YERİNE ''KURT'' KELİMESİNİ KULLANMASI

    Oğuzlar, bugünkü Anadolu, Kerkük, Suriye, Irak, İran Türkleri'nin, Azeri Türkleri'nin, Orta Asya'nın çeşitli bölgelerinde yaşayan bugünkü Türkmenler'in, Karakalpak Türkleri'nin doğrudan atalarıdır. Yukarıda da belirtildiği üzere, Oğuz Türkleri genelde ''börü'' yerine ''kurt'' sözünü kullanırlar. Türkologlarca bunun nedeni şudur:

    BÖRÜ YERİNE KURT SÖZCÜĞÜNÜN KULANILMASININ NEDENİ

    Türkler'de büyüklere adı ile değil de bir akrabalık kelimesi ile seslenilmesi gelenektir. Mesela bir kişi Oktay adını taşıyan amcasına ''Oktay'' diye hitap etmez, ona amca diye seslenir. Yine, bir çocuk babasına ''baba'' demez de adı ile seslenirse tokatı yiyiverir. İşte kurt da Eski Türk kültüründe ata olarak kabul edildiğinden, kurt için, esas adı olan ''börü'' değil, ''kurt'' kelimesi kullanılmıştır.

    ''KURT'' SÖZCÜĞÜNÜN ESAS ANLAMI

    Yukarıda, ''börü'' yerine ''kurt'' kelimesinin kullanılmasının nedeni anlatıldı. Peki öyleyse, ''kurt'' kelimesinin esas anlamı nedir ?

    Kurt sözcüğünün Türkçe'deki esas anlamı ''vahşi''dir. Örnek vermek gerekirse, eski bir Türk şiirinde şunlar söylenmektedir:


    Kurt kuş hepsi dirildi
    Erkek dişi derildi
    Bölük olup dağıldı
    İnlerine giremeyecekler.

    Dikkat edilirse bu eski Türk şiirinde ''kurt'' kelimesi, esas anlamı olan ''vahşi'' kavramını ifade etmekte ve ''Kurt kuş'' sözcükleri ile ''vahşi ve yırtıcı kuşlar'' anlatılmak istenmektedir.

    KURT'LA İLGİLİ TÜRK ATASÖZÜ ve DEYİMLERİ

    İtin sahibi varsa,kurtun tanrısı var.
    (Anonim)

    Böri koşnısın yimez.
    (Kurt komşusunu yemez.)

    (ESKİ TÜRK)

    El ile oyun olmaz, kurt ile koyun olmaz.

    (ANADOLU)

    Goyuna gurt gelende, bir geçilini tapar.

    (AZERİ)

    Gözüm görmedikten sonra, isterse ***ümü (kötümdü) kurt (börü) yesin.

    (KIRGIZ)

    Gurtdan gorhan, goyun sahlamasun.

    (Kurttan korkan, koyun saklamasın.)

    (AZERİ)

    İl ogrısız bolmaz, tag börisiz bolmaz.

    (İl uğrusuz [hırsızsız, haydutsuz] olmaz, dağ kurtsuz olmaz.)

    (ESKİ TÜRK)

    Kazak, Kırgız ve kurt kardeştirler.

    (KAZAK, KIRGIZ)

    Keçi kurttan kurtulursa gergedan olur.

    (ANADOLU)

    Keçiye rakı içirmişler, kurdun evini sormuş.

    (ANADOLU)

    Komşu kurt beni talasın.

    (ANADOLU)

    Koyun sürüsüne kurt dadanmış.

    (ANADOLU)

    Koyunu güden kurdu görür.

    (ANADOLU)

    Koyunu kurda ısmarlar.

    (ANADOLU)

    Koyunu kurta ısmarlırı.

    (Koyunu kurda ısmarlar.)

    (KERKÜK)

    Koyununu kurda kaptıran çobanın ağzını bıçak açmaz.

    (ANADOLU)

    Köyün itleri kendi aralarında düşman olsalar da, kurdu görünce birleşirler.

    (KIRGIZ)

    Kurda koyun sürüsü inanmak.

    (ANADOLU)

    Kurda varan.

    (Cesur kişi.)

    (ANADOLU)

    Cesur kişilere ''kurda varan'', korkaklara ise ''çömelip ürüyen'', yani kurttan korkan ve köpek gibi havlayan denilir.

    Kurdu koyunla barıştırır.

    (ANADOLU)

    Kurda ensen neden kalın demişler, kendi işimi kendim görürüm demiş.

    (ANADOLU)

    Kurt ağzından kuzu alınır mı ?

    (ANADOLU)

    Kurt ile koyun, ateş ile su.

    (ANADOLU)

    Kurt ile koyun dost olmaz.

    (ANADOLU)

    Kurt ile kuzuyu bir arada yürüttü.

    (ANADOLU)

    Kurt komşusunu talamaz.

    (ANADOLU)

    Kurt, koyunun pahalı olduğunu bilmez.

    (ANADOLU)

    Kurtla koyun olmaz, ciğerle (akrabayla) oyun olmaz.

    (ANADOLU)

    Kurtla koyun, kılıç ile oyun olmaz.

    (ANADOLU)

    Kurtla koyun, kılıçla oyun.

    (ANADOLU)

    Kurttan yer, koyunnan şivan eder.

    (Kurtlan yer, koyunlan matem eder.)

    (KERKÜK)

    Kurt yağmuru.

    (Güneşli havada yağan yağmur)

    (genel)

    İnanca göre, güneşli havada yağan yağmurda kurtlar doğar.

    Tilki mi togdı, azu böri mi ?

    (Tilki mi doğdu, yoksa kurt mu ?)

    (ESKİ TÜRK)

    Eski Türkler'de bir çocuk doğunca bu soru sorulur; tilki aldattığı için kızı, kurt da yiğitliğinden ötürü erkeği temsil ederdi.

    Tüklü koyunu kurt yemez.

    (Tüylü koyunu kurt yemez.)

    (KERKÜK)
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    TÜRK'ÜN AĞLAMASI BİLE KURDA BENZER !

    Bozkurt, Türk kültüründe çok önemli bir yere sahiptir. Kurt ile ilgili efsane, inanış ve gelenekler, Türk kültüründe derin izler bırakmıştır. O derece ki, yabancı kaynaklar bile Kurt ile Türk arasında ilişki kurmuşlar, hatta Türkler'den bahsederken ''Kurttan Türeyenler'' deyimini kullanmışlardır. İşte yine buna benzer olarak, Türkler'in ağlaması bile Çin kaynaklarınca kurt sesine benzetilmiştir.

    Eski Çinli tarihçiler Töles Türkleri için şöyle der: ''Tölesler, kurttan türedikleri için, ağlamaları ve şarkıları da kurt sesine benzer.''(Töles, Hun Devleti ile Göktürk Devleti arasındaki zamanda Türkler'in genel adıdır; bütün Türkler'e ''Türk'' adının verilmesi, Göktürkler ile başlar).


    Benzer biçimde, Kaşgarlı Mahmud'un Divan-ı Lugaat-it Türk adlı eserinde kayıtlı bulunan eski bir Türk şiirinde, büyük Türk kahramanı ve hükümdarı Alp Er Tonga'nın yoğ (cenaze) töreninde bulunanların, ''kurt gibi uluduğu, gözyaşları döktüğü, haykırarak yakalarını yırttığı'' anlatılmaktadır.

    KUMAN BAŞBUĞU SAVAŞTAN ÖNCE BOZKURT GİBİ ULUDU

    Kuman Türkleri ile ilgili, Rus salnamelerine geçmiş, Bozkurt'la alakalı olan ilgi çekici bir rivayet vardır.

    Kuman Türkler'i 11.yy.da Doğu Avrupa bozkırlarında yaşıyorlardı. Bizans ve Rusya baş düşmanları idi. Macarlar'a karşı da savaşırlardı.

    Kuman başbuğu Bönek Han, Macarlar'la savaşmak zorundaydı. Ama durum umutsuz görünüyordu. Çünkü komutası altındaki küçük süvari ordusuna karşılık, karşısında büyük ve ağır silahlı bir ordu vardı. Bönek Han savaştan önceki gece çadırından çıktı. Bir kurt gibi ulumağa başladı. Bönek Han'ın ulumasına önce bir kurt yanıt verdi; sonra bir başkası. En sonunda bütün kurtlar ulumağa başladılar. Bu durum üzerine Bönek Han, yarınki savaşta üstün geleceğini anladı. Ve ertesi gün Kuman Türkleri'nin ordusu, kendisinden çok güçlü olan Macar ordusu karşısında parlak bir zafer kazandı.

    MİLLİ SEMBOLLER

    Millet halinde yaşamanın şartlarından biri de milli sembollere saygı göstermektir. İnsan, medenileştiği oranda hürriyetlerinden bir bölümünü fedaya ve bazı kaidelere saygı göstermeye mecburdur. Medenî insan, hayvan gibi rasgele yerde uzanıp uyuyamaz. Her istediği zaman bağıramaz veya türkü söyleyemez. Her istediği şeyi her zaman ve her yerde yapamaz.

    Medenî insan milletçe kutlu sayılan canlı veya cansız varlıklara da saygılı davranır. Kutlu sayılan nesneler bayrak gibi, arma gibi, millî marş; gibi, şeref ve namus gibi şeylerdir. Hayvan için bütün bunlar, bu arada bayrak da değersiz bir şeydir. Çünkü yetmez. Şeref ve namus diye bir duygu veya içgüdünün hayvanda bulunmasına imkan yoktur. Hayvan milli sembolü de bilmez. Çünkü hem millet değildir, hem de millî sembol onun için taş ve ağaç gibisinden herhangi bir nesnedir.

    Milleti millet yapan kaidelerin içinde millî semboller de bulunduğu için bir milleti yıkmak isteyenler onun millî sembollerine de hücum ederler.

    Bir toplumun millî sembolleri olmadı mı artık sürüleşmiş demektir. Bilginlerine, profesörlerine ve her şeyine rağmen onun koyun sürüsünden veya karınca yuvasından farkı yoktur.

    Millî sembollere saldıranlara dikkat edilmelidir: bunu cehalet veya hamakatlarından mi, yoksa gizli maksatlarından mı yapıyorlar?

    Millî sembol olan Oğuz Han'a dil uzatıldı mı, biliniz ki, o, bilerek veya bilmeyerek düşman için çalışıyor demektir.

    Millî sembol olan Bozkurt'a köpek diyenler için de durum aynıdır. Üstelik onlar aynada kendilerini görmektedir.

    TANRIKUT HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

    BOZKURT BİR TOTEM YA DA PUT MUDUR ?

    Totemcilik anaerkil düzene dayalı olmasına karşın, Eski Türkler'de ataerkillik vardır. Bir klan dini olan totemcilikte mülkiyet ortaklığı olduğu halde, Türkler'de özel mülkiyet vardı. Totem inacında aynı toteme bağlı olanlar birbirleri ile akraba sayılırken Türkler'de kan akrabalığı geçerlidir. Totemcilik daha çok asalak ekonomiye (avcılık ve devşirmecilik) dayanırken, Türk ekonomisi hayvan yetiştiriciliği üzerine kurulu idi. Totemci topluluklarda her klanın, ata olarak tanıdığı ayrı bir totemi bulunur; Türkler'de ise, bütün bir ulusun kutlu saydığı yalnızca tek bir hayvan vardır. Kurt efsanesinin toplayıcı bir vasfının bulunması, klanları birbirinden ayıran ve karşı karşıya koyan totemcilik düşüncesine aykırı düşmektedir. Klanların bireyleri totemlerinin adı ile anılırlar; Türkler'de ise her bireyin, her ailenin ayrı adı vardır. Klan, totemine taptığı halde, Türkler'de kurda tapılmaz. Totemcilikte ruhun ölmezliğine inanılmamasına karşın, evreni bile ruhlar dünyası olarak gören Eski Türkler'de dini inancın temellerinden birini ruhun ebediliği teşkil eder.

    Dilbilim araştırmaları da Türkler'de totemciliğin olmadığını kanıtlamaktadır. Türkçe'de totem kavramını ifade edebilecek bir sözcük yoktur. Çünkü Türkler'de totem kavramı yoktur ve bir dilde, olmayan bir kavramın karşılığı bir sözcük bulunamaz (totem kelimesi, Türkçe'ye ingilizceden geçmiş bir kelime olup, Kızılderili dillerinden [Algonqin kızılderilileri] alınmıştır).

    Sonuç olarak: Eski Türkler'de kurdun totem, put ya da ilah olması diye bir durum söz konusu değidir. Kurt, Türkler'de yalnızca özgürlük ve bağımsızlığın timsali olarak kullanılmış bir simgedir.


    TÜRK DESTAN ve EFSANELERİNDE KURT

    Kurt, Türk efsanelerinde merkezi bir konumdadır. Kök-Türk kagan sülalesi olan Aşına ailesinin atası bir dişi kurt idi. Kök-Türk kaganları, atalarının anısına saygı olarak, otağlarının önüne altından kurt başlı bir tuğ dikerlerdi. Böylece kurt başlı sancak, Türkler'de kaganlık (hakanlık) alameti olmuştur. Ancak bu gelenek yalnızca Kök-Türkler'e özgü olmayıp, kökeni Asya Hun Türkleri'ne ve Türkler'in eski atalarına değin gider. MÖ'ki Asya Hunları'nda ve hatta o çağlarda Batı Türkistan'da yaşayan U-sun (Wu-sun) Türkleri'nde, tıpkı bildiğimiz Bozkurt Destanı'nda olduğu gibi, kurttan türeme efsanesi ve dişi kurdun verdiği süt ile beslenme inancı yaşıyordu. Aynı efsane Tabgaç Türkleri'nde de vardı; Tabgaç ülkesinde ''kurt dağları'', ''kurt ırmakları'' bulunmaktaydı. Uygur Türkleri'nin kökenlerine ilişkin bir efsane de onları kurda bağlıyordu (Uygur Kaganlığı, Kök-Türk Kaganlığı'nı takiben kurulan bir Türk devleti olup, Kök-Türk Kaganlığı'nın devamıdır).

    Kurt, eski Türk kültüründe ''at'' ile birlikte en önemli yeri tutan hayvandır. Türkler kendilerinin kurt soyundan indiklerine, seferlerde kendilerine kurdun yol gösterdiğine inanmışlardır. Türkler, güçlü ve saldırgan bir hayvan olan kurdu kendilerine simge olarak seçtikleri gibi, komşuları da onları kurttan türemiş saldırgan karakterli insanlar olarak tanımışlardır. Eski bir Arap şairi Türkler'i şöyle anmaktadır: ''Nasl ibn-i dabbat-a bâsil'' yani ''YIRTICI KURDUN OĞULLARI''.

    Kök-Türkler'e göre dişi kurt ''ulu ana'', Uygur Türkleri'ne göre de erkek kurt ''ulu ata''dır. Oguz Kagan Destanı'nda, Oguz'a her sefere çıkışında gök bir kurt öncülük eder. Çingizname'de Alanguva, gökten inen bir kurttan gebe kalır ve doğan çocuğun soyundan da Cengiz Han gelir.

    Dede Korkut Öyküleri'nde kurt yüzünün mübarek olduğu belirtilir. Yine Dede Korkut Öyküleri'nden birinde Salur Kazan, kurtla haberleşir, kendisine yurdundan haber vermesini ister.

    Türkler ile kurdun arasında olan efsanevi ilgi, İslam ve Süryani kaynaklarında da yer almıştır. Kaynaklarda Avrupa Hun Türkleri'nden ''Kuzey Kurtları'' olarak söz edilmesi ve Avrupa Hun Türkleri'nin ''Hun-Wulf'' (Hun-Kurt) gibi adlarla anılması da Batı Hunları'ndaki kurt geleneğini göstermektedir.

    Türkler arasında kurda verilen büyük önem yüzyılımıza değin süregelmiş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Atatürk'te de yankısını bulmuştur. (Atatürk'ün Bozkurt'a olan sevgisi, ilgili bölümde anlatılmaktadır.)

    Etnoloji bilimine göre, kurt motifi Türkler için ''tipik''tir; yani, başka kavimlerde görülmeyen etnografik bir belirtidir. Eski Çin kaynaklarında bile Türk soyundan olan kavimler ''Kurt'tan Türeyenler''olarak tanımlanırken, Türk soyundan olmayan kavimler ''Kurt'tan Türeyenlerden Değildirler''biçiminde ayırdedilmiştir.

    Türk destanlarında kurt yol gösteren, sıkıntılı anlarda yardıma yetişen bir varlıktır. Uygur Türkleri'nin Kutlu Dağ Destanı'nda kurt, ülkeye bolluk ve mutluluk getirdiğine inanılan kutlu bir kayanın Çinliler'e verilmesinden sonra, üzerine uğursuzluk çöken ülkenin açlığa mahkum olması üzerine kendilerine yeni bir yurt arayan Türkler'e kılavuzluk etmişti.

    Batıda (11.yy.ın sonu) Kuman Türkleri'nde yardımına başvurulduğuna ilişkin kayıtlar bulunan kurdun kılavuzluk işlevi, 2.yy.ın ortalarına değin gitmektedir. 160-170 yılları arasında topraklarından ayrılmak zorunda kalan Tabgaç Türkleri'nin ataları (yani Hun Türkleri) bir Bozkurt'un önderliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi.

    Yapılan araştırmalarda, bütün Avrupa, Amerika, Hindistan masal ve öykülerinde yer alan kurt motiflerinin prehistorik çağlarda Orta Asya'dan dünya yayıldığı sonucuna varılmıştır. Başta eski Roma kültüründe olmak üzere dünyadaki kurt mitolojisini ayrıntılı bir biçimde inceleyen A.Alföldi, Roma'daki dişi kurt efsanesi ve Luperkale (ata mağarası) törenlerinin Asya bozkırları (Türkler'in ana yurdu) kökenli olduğunu ve Savaşçı Çobanlar'dan (Türkler'in atalarından) -Etrüskler aracılığı ile- batıya intikal ettiğini ortaya koymuştur.

    En büyük ve en eski Türk destanı olan Oguz Kagan Destanı'nda Oguz Kagan, gün ışığının içinden çıkan bir Bozkurt'un öncülüğünde dünyayı fethetmiştir. Şimdiki Bulgaristan topraklarında bulunan Madara'daki kaya kabartmasında görkemli bir atlı biçiminde gösterilen Kurum Han'ın yanındaki kurt tasviri de, Türk bozkurt geleneğinin taşa işlenmiş örneklerinden biridir. Kurt motifi, çobancılık ve besicilikle (Eski Türkler'in ekonomisi hayvan besiciliğine dayanır) olan sıkı ilgisinden ötürü bozkırlı ve doğrudan doğruya Türk'tür. Bundan dolayı, bugün dahi dünya Türkleri arasında söylenen masal ve halk öykülerinde hem ata, hem de kurtarıcı-kılavuz nitelikleri ile Bozkurt, bütün Türkler'ce kutlu sayılmış ve Türklüğün milli simgesi olmuştur.

    Bozkurt, destanlarda Türk'ün yaşam ve savaş gücünü temsil eder. Türkler, onun soyundan geldiklerine inanmışlardır. Türkler, birçok kutsal varlığa verdikleri gibi kurda da ''Kök Böri'' (Gök Kurt) adını vermişlerdir. Gök renk, Eski Türkler'de kutsallığın, ululuğun simgesi idi; bir şeyi gök rengine büründürmek ya da o şeyin adını ''gök'' sözü ile birlikte söylemek, o şeyi kutsal ya da ulu saymak anlamına gelirdi (örnek: Gök Tanrı, Gök Börü, Gök Bayrak, Gök Kılıç...).

    Türkler kahramanlarını gök kurtlara benzetmiş, kaganlarının gövde yapılarına bile kurt çizgisini işlemişlerdir. Oguz Kagan Destanı'nda Oguz'un beli kurt beline benzetilir. Aynı destanda Oguz Kagan, hükümdarlığını halka bildirdiğinde ''Kök Böri bolsungıl uran'' (Gök Börü olsun savaş narası/parolası) demiştir. Yine Oguz Destanı'nda, Türk ordularına gök tüylü, gök yeleli bir erkek kurt yol gösterir.

    Türkler Ergenekon'dan çıkarken de kaganlarının adı ''Börte Çine'' yani Boz Kurt idi. Ergenekon Destanı'na göre Türkler'e, Ergenekon'dan çıkış yolunu Bozkurt göstermiştir.

    Kırgız Türkleri'nin büyük destanı Manas Destanı'nda kurt, bir düş yorumu olarak karşımıza çıkar. Destana göre Manas Han'ın karısı Kanıkey Hatun düşünde bir eğe görür ve eğeyi alıp saklar. Ertesi gün uyanınca ülkenin deneyimli yaşlı kişilerine düşünü anlatır. Yaşlı kişiler bu düşü duyunca sevinip Kanıkey Hatun'a şöyle derler: ''Senin çocuğun, gök yeleli korkunç bir kurt gibi olacak...'' Kırgız Türkleri, cins ve güzel atlara da ''Kök Börü'' (Gök Kurt, Boz Kurt) adını verirlerdi.

    Günümüz Anadolu folklorunda görülen kurtla ilgili inançlar, yukarıda anlatılanların bir birikimidir. Türkçe'de kurdun özelliklerine ilişkin çok sayıda atasözü ve deyim vardır. Şiire de yansımıştır. İşte birkaç örnek:

    Demişler kurda boynun nite yoğun
    Eyitmiş işlerimin az u çoğun
    Dahi inandığım yok kimseye hiç
    Kamu kendim tutarım er eğer geç

    (GÜVAHİ)

    Mesel-i rastdır cihanda bu söz
    Baş keser tilki kurdun adı var

    (HAMDİ)

    Şahin kocasa da vermez avını
    Ta ezelden kurt eniği kurt olur

    (KARACAOĞLAN)

    Puslu havayı sever kurt
    Kaplamakta gökyüzünü
    Kurşundan ağır bir bulut

    (A.M.DRANAS)
     
  3. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    DEDE KORKUT KİTABI'NDA KURT

    Oğuz Türkleri'nin destani hikayeleri olan ve özgün adı ''KİTÂB-I DEDE KORKUT ALÂ LİSÂN-I TÂİFE-İ OĞUZAN'' olan Dede Korkut Kitabı'nda (Türkler'in hemen hemen tüm destanlarında olduğu gibi) kurt yer almaktadır. Dede Korkut Kİtabı'ndan kurt ile ilgili bölümlerin bazıları aşağıya alınmıştır:

    KURT KÖKENİNDEN OLMA:

    ''... Azvay (azman ?) kurt enüği erkeğinden köküm var ! Ağca yünlü tümen (on bin) koyunun gezdürmeye !...''

    BAYIRIN KURDUNA BENZEME:

    ''... Yengi (yeni) bayırın kurduna benzer idi yiğitlerim ! Yedi kişi ile kurulurdu, benim yayım !...''

    ISSIZ YERİN KURDU GİBİ ULUMA:

    ''... Babası ile Yigenek, ... İki hasret birbirine buluştular ! Issız yerin kurdu gibi uluştular !...''

    KURT YÜZÜNÜN MÜBAREK OLMASI:

    ''... Kazan ... Kurd yüzü mubarekdür ! Kurd ilen bir haberleşeyim dedi. Görelim Hânım, ne haberleşti:

    Karangu (karanlık) akşam olanda, günü doğan !

    Kar ile yağmur yağanda, er gibi duran !

    Kara koç atlar görende, kişneşdüren !

    Kızıl deve gördüğünde, bozlaşduran !

    Ağca koyun gördüğünde, kuyruk çarpıp kamçılayan !

    Arkasını vurup, berk ağılın kapısını söken !

    Karma ögeç (2 yaşında koyun) semizin alıp tutan !

    Kanlı kuyruk üzüp, çap çap yutan !

    Avazı, kaba köpeklere kavga salan !

    Çakmaklıca çobanları, dünle (gece) koyturan (yürüten) !

    Ordumun haberin bilir misin, degil (de) manga (bana) !

    Kara başım kurban olsun, kurdum sana !''

    KURT İLE KOYUN :

    ''... Semiz koyun, aruk (zayıf) toklu bayırda kalsa, kurt gelip yemez idi ! Karaça Çoban'ın sapanının korkusundan !...''


    OĞUZ KAĞAN'A YOL GÖSTEREN ''GÖK KURT''

    ÖZGÜN UYGURCA METİN (sayfa: 15-19; satır: 133-168)

    Kırk kündün song Muz Tag tegen tagnung adakıga keldi. Kurıkanın tüşkürdi. Şük bolup uyup turdı. Çang, irte boldukda, Oğuz Kagan'nung kurıkanıga kün teg bir çaruk kirdi. Ol çarukdun kök tülüklüg, kök çallug bedik bir irkek böri çıkdı. Oşul böri, Oğuz Kağan'ga söz birip turur irdi. Takı dedi kim: ''Ay ay Oğuz ! Urum üstige sen, atlar bola sen. Ay ay Oğuz ! Tapukunglarga men yürür bola men'' tep tedi. Kene andın song Oğuz Kağan, kurıkannı türtürdi, kitdi. Kördi kim, çerigning tapuklarıda kök tülüklüg, kök çallug bedik bir irkek böri yürügüde turur. Ol börining artların kadaglap yürügüde turur irdiler irdi. Bir neçe künlerdin song, kök tülüklüg, kök çallug bu bedik irkek böri turup turdı. Oğuz takı çerig birle turup turdı. Munda İtil Müren tegen bir talay bar irdi. İtil Müren'ning kudugıda bir kara tag tapıkıda uruşgu tutuldu...Oğuz Kağan başadı, Urum Kağan kaçdı...

    ...Kırk günden sonra Buz Dağ denen dağın ayağına geldi. Çadırını kurdurdu. Sessiz olup uyudu. Tan, sabah oldukta, Oguz Kagan'ın çadırına gün gibi bir ışık girdi. O ışıktan gök tüylü, gök yeleli büyük bir erkek kurt çıktı. Bu kurt, Oguz Kagan'a söz söyleyip durur idi. Dahi dedi ki: ''Ey ey Oguz ! Urum üstüne sen, atlar (yürür) oluyorsun. Ey ey Oguz ! Önlerde ben yürür olacağım'' diye dedi. Gene ondan sonra Oguz Kagan, çadırını dürdürdü, gitti. Gördü ki, çerinin (ordunun) önlerinde gök tüylü, gök yeleli büyük bir erkek kurt yürüye durur. O kurdun artlarından yürüye durur idiler idi. Bir nice günlerden sonra, gök tüylü, gök yeleli bu büyük erkek kurt durdu. Oguz dahi çeri ile durdu. Bunda İtil Müren denen bir deniz var idi. İtil Müren'in kıyısında, bir kara dağ önünde vuruşma tutuldu...Oguz Kagan yendi, Urum Kagan kaçtı...

    Destanda anlatıldığı üzre, ''gök tüylü, gök yeleli erkek kurt'', bir ışık içinde görünmektedir. Oguz Kagan'ın ilk karısı da bir ışık içinde yeryüzüne inmiştir. Bu kutsal ışık, Türk mitolojisinde yaygın olarak görülen bir motiftir. Fakat destandaki en önemli motif, kurdun konuşması ve Oguz Kagan'a yol göstermesidir. Bu motif, üç kıta üzerine yayılan Türkler arasında uzun yıllar unutulmamış, devam edegelmiştir. Hatta, Süryani tarihçilerin anlattıklarına göre. ''Anadolu'yu ele geçiren Türkler, köpeğe benzer bir hayvanın (yani Bozkurt'un) ardından gelmişler ve Bozkurt Anadolu'da kaybolunca, Türkler bu ülkeyi yurt tutmuşlardır.''

    Oğuz Kağan Destanı, Oğuz Kağan'ın Kıpçak Beg'e ad vermesinden sonra Gökkurt'un Oğuz'un karşısına çıkmasını ve onunla konuşmasını şöyle anlatır:

    ÖZGÜN UYGURCA METİN (sayfa: 24-25; satır: 215-225)

    ...Takı ilgerü kitdiler. Andın song Oguz Kagan kene kök tülüklüg, kök çallug irkek böri kördi. Uşbu Kök Böri, Oguz Kagan'ga aytdı kim: ''Amtı çerig birle mundun atlang Oguz. Atlap il künlerni, beglerni kiltürgil. Men senge başlap yolnı körgürür men'' tep tedi. Tan, irte boldukda Oguz Kagan kördi kim, irkek böri çerigning tapuklarıda yürüge turur. Sevindi, ilgerü kitdi...

    ...Dahi ileri gittiler. Ondan sonra Oguz Kagan gene gök tüylü, gök yeleli erkek kurt gördü. İşbu Gök Kurt, Oguz Kagana dedi ki: ''İmdi çeri ile buradan atlan Oguz. Atlanıp il gününü (halkını), beglerini ***ür. Ben sana başta yolu gösteririm'' diye dedi. Tan, sabah oldukta Oguz Kagan gördü ki, erkek kurt çerinin önlerinde yürüye durur. Sevindi ileri gitti...

    Kesik kesik parçalar halinde aktardığımız Oguz Kagan Destanı'nın bu bölümünde artık kurdun bir ışık içinde görünmesinden söz edilmez. Çünkü destan, daha önce Bozkurt'un nasıl bir ışıkla göründüğünü, yürüdüğünü ve bu ışıkla birlikte nasıl kaybolduğunu anlatmıştır. Oguz Kagan, Çürçet ülkesi üzerine yürürken de Türk'e bozkurt yol göstermektedir. Destan, anlatır:

    ÖZGÜN UYGURCA METİN (sayfa: 29-30; satır: 257-269)

    ...Kene bir kün kök tülüklüg, kök çallug irkek böri yürümeyin turdı. Oguz Kagan takı turdı. Kurıkan tüşküre turgan turdı. Tarlagusız bir yazı yir irdi. Munga, Çürçet tetürürler irdi...Uruş tokuş başladı...Oguz Kagan başadı. Çürçet Kagan'nı basdı, öltürdi, başın kesdi...

    ...Gene bir gün gök tüylü, gök yeleli erkek kurt yürümeyip durdu. Oguz Kagan dahi durdu. Çadır düşürüp kurdurdu. Tarlasız bir yazı yer idi. Buna, Çürçet dedirirler idi...Vuruş tokuş başladı...Oguz Kagan yendi. Çürçet Kağan'ı basdı, öldürdü, başını kesti...

    Destanda, bütün seferlerinde olduğu gibi son seferlerinde de Oguz Kagan'a gök tüylü, gök yeleli Gök Börü (Boz Kurt) kılavuzluk etmektedir. Bakalım destan ne diyor:

    ÖZGÜN UYGURCA METİN (sayfa: 32-33; satır: 288-294)

    ...Andın song kene bu kök tülüklüg, kök çallug irkek böri birle Sındu, takı Tanggud, takı Şagam yınggaklarıga atlap kitdi. Köp uruşgudın, köp tokuşgudun song anlarnı aldı. Öz yurtıga birledi,başadı, basdı...

    ...Ondan sonra gene bu gök tüylü, gök yeleli erkek kurt ile Hint, dahi Tangut, dahi Suriye yanlarına atlayıp gitti. Çok vuruşmadan, çok tokuşmadan sonra onları aldı. Öz yurduna birledi (kattı), yendi, bastı...

    Oguz Kagan Destanı'nda Bozkurt'la ilgili iki bölüm daha vardır. Birincisinde Oguz Kagan'ın çocukluk dönemi anlatılırken beli, kurt beline benzetilir. Destan şöyle der:

    ÖZGÜN UYGURCA METİN (sayfa: 2; satır: 11-14)

    ..Kırk kündin song bedükledi, yüridi,oynadı. Adakı ud adakı teg, billeri böri billeri teg, kögüzü adug kögüzü teg irdi...

    ...Kırk gün sonra büyüdü, yürüdü, oynadı. Ayağı öküz ayağı gibi, belleri kurt belleri gibi, göğüsü ayı göğüsü gibi idi...

    Öteki bölümde ise Oguz Kagan, beğlere ve halka hitaben şöyle demektedir:

    ÖZGÜN UYGURCA METİN (sayfa: 11; satır: 96-99)

    Men sizlerge boldum kagan,
    Alalıng ya takı kalkan;
    Tamga bizge bolsun buyan,
    Kök Böri bolsungıl uran.

    Ben sizlere oldum kagan,
    Alalım yay ve kalkan;
    Damga bize olsun buyan,
    Gök Börü olsun uran.

    Yukarıdaki dörtlüklerde geçen buyan kelimesi uğur, uran kelimesi de savaş çığlığı anlamına gelir. Gök Börü'nün anlamının Boz Kurt olduğunu söylemeğe gerek yok sanırım.

    GÖKLE İLGİLİ İNANÇLARDA KURT

    Kurt, Türk efsanelerinde merkezi bir rol oynar. Kurt'la ilgili Türk inançları gökcisimlerine de yansımıştır.
    İşte örnekler:

    AY'I YİYİP BİTİREN KURTLAR

    Ay bazan dolunay olur, bazan küçülüp donuklaşır. Eski insanlar, bu konu üzerine düşünüp kafa yormuşlar ve kimi efsaneler ortaya çıkarmışlardır. Çeşitli kültürlerde, Ay'ın dolunay durumundan sonra küçülmesi, onu bir şeylerin yemesine bağlanmıştır. Türk kültüründe, Ay'ı yiyebilecek güçler, kurtlardan başka bir şey olamazdı. Eski bir Yakut masalı şöyle der:

    ...Ay, göklerde dolunlaşıp bir tepsi gibi olduğunda, kurtlar hemen koşarlar, ondan bir parça koparıp yerler, böylece ay'ı küçültürlermiş. Ay üzgün ve yaralı olarak kaybolurmuş. Sonradan yaralarını sarıp iyileşir, yeniden dolunlaşıp gökde görünürmüş. Kurtlar dolunayı görünce, birer parça kopararak ay'ı yeniden küçültürlermiş. Ay'ın küçülüp büyümesi, kaybolup yeniden görünmesi bundan ileri gelirmiş...

    Ay'ın bu yolla küçülüp büyümesinin hikayesi birçok kültürde bulunur. Ama Ay'ın kurtlar tarafından yenmesi düşüncesi Türkler'e özgüdür. Çünkü Türk mitolojisinde önemli olan hayvan, Kurt'tur. Bundan ötürü, Yakut Türkleri yukarıdaki masalda Ay'ı kurtlara yedirmişlerdir.

    BÜYÜK AYI BURCU İLE KÜÇÜK AYI BURCU

    Bir Kırgız inanışında şöyle denir:

    ...Küçükayı burcunun arabası, öndeki iki yıldız yani ak ve kır atlar tarafından, Kutup yıldızının çevresinde çekilirler. Büyükayı burcu yani ''Yedi Kardeşler'', Küçükayı burcunun yedi bekçisidirler. Arkalarından gider, onları kollarlar. Gökteki kurtlar ise, atları yemek isterler. Atları yedikleri gün, kıyamet kopacaktır...

    Başka bir Türk efsanesi ise şöyle der:

    ...Büyükayı burcu, Kutup yıldızına zincirlerle bağlı olan yedi kurttur. Küçükayı burcunun atlarını kovalarlar. Zincirlerin koptuğu gün, kıyamet de kopacaktır...

    Bir başka efsane de ise ''Yedi kurt, bir kısrağı kovalamaktadır.''

    GÖK KUŞAĞI

    Kırgız Türkler'i, gökkuşağına Kök Cele yani Gök Yele derler. Gök Yele, aynı zamanda Gök Kurt, Gök Börü anlamındadır. Çünkü, Eski Türk düşüncesinde kurt, adı ile anılmazdı. Atların ve kurtların gök yeleleri atlı ve hayvancı Türkler'in düşüncelerinde çok önemli bir yer tutar.

    KURT'LA İLGİLİ FOLKLORİK İNANÇLAR

    * Albasmaması için, lohusaların yastığının altına bir parça kurt derisi konulur.

    * Bir kişi kurdun böbreğini ve yüreğini yiyip de memesi şişmiş bir koyunun memesine dokunursa koyun hemen iyileşir.

    * Çocuğu yaşamayan kadınlar, bir kurt derisini ortasından delip çocuğu oradan geçirirlerse çocuk yaşar ve uzun ömürlü olur.

    * Çok uyuyanlar, ceplerinde bir kurt gözü bulundurdukları müddetçe az uyurlar.

    * Kurdun aşığı delinir de küçük bir çocuğun beşiğine asılırsa o çocuğa nazar değmez.

    * Bir kişi kurdun etini kebap edip yerse cesur olur.

    * İnsan, kurdun herhangi bir işaretini üzerinde taşırsa heybetli görünür.

    ALINTI
     

Sayfayı Paylaş