1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Anadolu’da Çağlar Boyu Sağlık Merkezleri

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 19 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Divriği Şifahanesi ( 1228 – 1129 ), Divriği – Sivas

    Mengücek Oğulları Beyliği döneminde ( 1288-1229) Ahmet Şah’ın eşi ve Erzincan Beyi Fahreddin Behramşah’ın kızı Turan Melek tarafından inşa ettirilmiş bir sanat şaheseridir. Mimarı Ahlatlı Muğis oğlu Hürrem Şah’tır. BM ve UNESCO tarafındanda 1985 yılında “Korunması gerekli Dünya Mirası” listesine alınmıştır.

    Böylesine mükemmel, üç boyutlu ve detaylı geometrik desenler ve bitkisel bezemelerin hiçbir yerde olmadığı, sanat tarihçileri ve mimarlar tarafından kabul edilmektedir. Kapı ve duvarlara işlenen tüm motifler asimetriktir ve her karede binlerce taş işlemeli motif bulunur.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Amasya Şifahanesi – Bimarhane ( 1308 – 1309 ). Amasya

    Anadolu Selçukluları’nın yıkılmasından sonra Amasya’yı hakimiyeti altına alan İlhanlı hükümdarı Olcayto ( Müslüman olduktan sonra adı Muhammed Hüdabende olmuştur) ve eşi İlduç (Yıldız) Hatun adına köleleri Amber Bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır.

    Revaklı avlusu, iki eyvanı ile klasik Selçuklu medrese planının bir benzeridir. En önemli özelliklerinden biri, anıtsal taç kapı kemerinin kilit taşındaki bağdaş kurmuş insan figürüdür. Amasyalı bir hekim olan, 1386 doğumlu Sabuncuoğlu Şerafeddin bu darüşşifada 14 yıl hekimlik yapmıştır.burada “Cerrahiye-i al Haniye” isimli tıbbi minyatürlerle bezeli bir kitap yazarak dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet’e sunmuştur. 1873 yılına dek hekim yetiştiren bu öğretim kurumu Tanzimat ile birlikte, önemini yitirmiş, önce ipek böceği kozalarının yeri olmuş, sonra da depoya dönüşmüştür. 1999 yılından bu yana Belediye Konservatuarı olarak kullanılmaktadır.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    İzzettin Keykavus Şifahanesi ( 1218 – 1219 ), Sivas

    Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. En büyük Selçuklu şifahanesidir. Aynı zamanda medrese olarak kullanılan şifahanede göz, dahiliye, cilt ve ruh hastalıkları tedavi edilmiş, hekimler yetiştirilmiştir.

    Şifahane ve Keykuvas’un türbesi çini süslemeleri ve taş işçiliğiyle ünlüdür. Türbe cephesinin çini süslemeleri Marendli Ahmet’in eseridir.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Allianoi ( M.S. yy. ), Yortanlı – İzmir

    Bergama’nın 18 km kuzeydoğusunda kurulmuş ve M.S. 2. yüzyıla büyük gelişme göstermiş olan Allianoi sağlık tanrısı Asklepios’un yurdu olarak bilinir. Topraklarından 45 derece sıcaklığında kültürlü su çıkan bu şifa merkezi, yıllarca hidroterapi merkezi olarak hizmet vermiştir. Antik yazarlardan P. Aelius Aristides’in Hieroi Logoi ( Kutsal Anlatılar ) eski çağ tıbbının en önemli kaynaklarından biri olan eserinde Allianoi anılmaktadır.

    1998 yılından bu yana da Paşa Ilıcası merkez olmak üzere Yortanlı Barajı gölet alanı içinde kalacak olan Allianoi’de kurtarma kazı çalışmaları devam etmektedir.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Asklepion ( M.Ö. 4.yy.), Bergama – İzmir

    M.Ö. 4’üncü yüzyıla uzanan geçmişiyle Asklepion Sağlık Kenti, Yunan mitolojisinde Apollon’un oğlu olarak geçen ve yılanlı bir asası olan sağlık tanrısı Asklepieos’a adanarak yapılmıştır. M.S. 5. yüzyıla kadar, ünlü bir tedavi merkezi olarak etkinliğini sürdürmüştür. Askplepion’un bugün Viran Kapı adıyla anılan giriş kapısının üzerinde, “ölümün girmesi yasaktır” yazdığı ve girişte muayene edilenlerden tedavisi mümkün olmayan ölümcül hastaların içeri alınmadığı bilinir. İçeri alınan hastalar, 650 metre uzunluğundaki kutsal yoldan yürür, bugün bile içilebilen şifalı sudan içer ve bununla yıkanır, daha sonra hastalığın tedavisine başlanırdı.

    Buluntulardan, ameliyatların da yapıldığı anlaşılan Asklepion’da ilaçla, bitkilerle, müzikle, su, çamur ve güneş banyolarıyla tedavi uygulanırdı. Galenos gibi ünlü hekimlerin yetiştirildiği bilinen Asklepion’da tıbbın simgesi yılanlı sütun da bulunmaktadır. Asklepion’da ayrıca, günümüzde de kullanılan 3500 kişilik bir tiyatro mevcuttur.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Pervane Bey Şifahanesi ( 1277 ), Tokat

    Tokat, Selçuklu vezirlerinden Muinüd-din Süleyman Pervane Bey tarafından 1277’de yaptırılmıştır. Uzun yıllar medrese ve daha sonra da darüşşifa olarak hizmet vermiştir. Kırkkızlar medresesi olarak da anıt iki katlı, iki eyvanlı, üç taraftan revaklı, ortası avlulu tipik Selçuklu medrese planıdır. Revaklar zemin katta devşirme sütunlarla, üst katta dikdörtgen taş ayaklarla taşınmaktadır. Eyvan kemerleri turkuaz, patlıcan moru ve lacivert çinilerle bezelidir.

    Doğu cephesindeki anıtsal taç kapı, bitkisel ve geometrik kademeli kırmızı, beyaz bordürlerle çevrilidir ve mukarnas üzerinde iki yanda pencere yer almaktadır. Kitabe yeri boş bırakılmıştır. Yıllarca tıp eğitimi veren darüşşifa 1976-1982 yılları arasında yapılan bir onarımla Tokat Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Kuzeyindeki alan içerisinde yapılan kazılarla Selçuklu zaviyesinin temelleri açığa çıkarılmıştır.


     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Sultan II. Bayezid Şifahanesi ( 1484 – 1488 ), Edirne

    II. Bayezid tarafından Mimar Hayrettin’e yaptırılmıştır. Tunca nehri kıyısında yer alan bu külliye, cami, imaret, darüşşifa, mutfak, tabhane(hastaların iyileştikten sonra bir süre daha dinlendirildikleri ve bakıldıkları yer) ve mumhane gibi bölümlerden oluşmaktadır. Darüşşifada hekim yetiştirebilmesi için dönemin temel bilimlerini öğreten bir de tıp medresesi kurulmuştur.

    Darüşşifa, 1886-1887 Osmanlı Rus Savaşı’na kadar aralıksız 400 yıl hastalara hizmet vermiştir. Ruh ve akıl hastalarının müzik, su sesi ve güzel kokularla tedavi edildikleri bu tarihi mekan 1997 yılından bu yana Trakya Üniversitesi tarafından Türk Psikiyatri Tarihi Müzesi olarak kullanılmaktadır. 2004 yılında Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü’nü kazanmıştır.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Kükürtlü Kaplıcaları ( 14.yy.), Bursa

    Tarihi çok eskilere dayanan kaplıcada Büyük Kükürtlü Erkekler Hamamı Sultan I. Murat Hüdavendigâr tarafından yaptırılmıştır. Hüdavendigâr Vakfı adıyla işletmeye başlanmış ve zengin, fakir bakılmaksızın tüm halka ücretsiz olarak hizmet vermiştir.

    II. Bayezid ise Küçük Kükürtlü Kadınlar Hamamı’nı yaptırmıştır. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman ( 1520-1566) bir gut atağı sırasında bu banyolara gelmiş ve iyileşmesinin anısına kükürtlü kaynağın üzerindeki kubbeyi kurşunla kaplatmıştır. 1598’de banyolar ücretli duruma getirilmiştir. Buna itiraz eden halk kadıya başvurmuş, 1616 yılında Bursa kadısı olan Rıza Efendi uzun bir duruşma sonrasında hamamı eskisi gibi ücretsiz hale getirmiştir. Kazancı kesilen esnaf ise bunun üzerine konuyu saraya götürmüş, Sultan I. Ahmet’ten aldıkları bir fermanla halktan yeniden ücret almaya başlamışlardır.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Gevher Nesibe Şifahanesi ( 1204 – 1206 ), Kayseri

    Selçuklu hükümdarlarından II. Kılıçarslan’ın kızı Melike Gevher Nesibe, 1204 yılında verem hastalığına yakalanarak Kayseri’de vefat eder. Vasiyeti üzerine ağabeyi Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından birbirine bitişik iki bina olarak Medrese ve Darüşşifa ettirilmiştir. Bu nedenle İkiz Medrese adı ile de tanınmaktadır.

    Bu muhteşem eser, günümüzde Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılmaktadır. Her iki bina dört eyvanlı ve 60 metre uzunluğunda 40 metre genişliğinde dikdörtgen planlıdır. Gıyaseddin, kız kardeşinin türbesini de bu medresenin inşa ettirmiştir. Gıyaseddin’den sonra Gevher Nesibe’nin diğer kardeşi İzzeddin de hastanenin doğusunda bir tıp okulu yaptırır. Bu okulun yapımı, 1210 yılında başlamış ve bina dört yılda tamamlanmıştır.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Haseki Hürrem Sultan Darüşşifası ( 1538 – 1550 ), İstanbul

    Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan tarafından, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Darüşşifa, Haseki Külliyesi’nin en önemli yapıtlarından biridir. Külliyede darüşşifa dışında, cami, medrese, sübyan mektebi, çeşme ve imaret yapıları bulunmaktadır. Günümüzde dispanser olarak kullanılan darüşşifa, sekiz köşeli avluyu doğu, güney ve batıdan çeviren odalardan oluşmaktadır. Avlunun güneyinde bir köşesi kesik, kare eyvanlar biçiminde, kubbeli iki salon bulunmaktadır.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Manisa Bimarhanesi ( 1522 ), Manisa

    Yavuz Sultan Selim’in karısı ve Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan 1522’de Manisa’da Sultan Camii’ni yaptırır. Çevresini de medrese, imaret, hamam, Bimarhane (akıl hastanesi) gibi hayır kurumları ile donatır. Tımarhane denilen akıl hastanesinin başına da devrin tanınmış bilgin ve doktorlarından Şeyh Merkez Efendi’yi ( asıl adı Müslihiddin Musa) getirir. Ayşe Hafsa Sultan ağır bir hastalığa yakalanır, hiçbir hekim derdine çare bulamaz. Müslihiddin Musa akıl hastalarına koca taş dibeklerde dövdürdüğü çeşitli baharatları, balla, şekerle kaynatarak bir macun yapar ve bu macundan Ayşe Hafsa Sultan’a da gönderir. Sultan macunları yedikten sonra gerçekten şifa bulur, derdinden kurtulur.

    O günden bu yana bu şifalı macuna “Mesir Macunu” denir. İçerisinde, karanfilden, zencefile, karabiberden tarçına, sinemakiye kadar 41 çeşit baharatın bulunduğu bu macunlar ince kağıtlara sarılarak halka Sultan Camii’nin minaresinden atılarak dağıtılması bir gelenek haline gelir.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ( 1895 – 1900 ), İstanbul

    II. Abdülhamid, gürültüden uzak ve deniz aşırı bir yerde yeni ve modern bir tıp mektebinin yapılmasını ister. Bu yeni tıp okulunun inşaatına, 11 Şubat 1895’te başlanır. Binanın mimari tasarımı dönemin önde gelen mimarlarından Alexandre Vallaury ve Raimondo D’Aronco’ya aittir. Bina yaklaşık 80.000 m2 bir arazi üzerinde inşa edilmiştir. 140X80 metre boyutlarında bir iç avlu, dört kenarı boyunca koridorlarla çevrilidir. İnşaatta Hereke ve Bilecik ocaklarından renkli granitler, Marsilya’dan su kireci, Belçika’dan metal kısımlar, Viyana’dan pencereler getirilerek kullanılmış; bahçe içinse, Fransa’dan nadir bitki ve ağaçlar getirilmiştir. İnşaat 1900 yılında tamamlanmış ve II. Abdülhamid’in doğum günü olan 6 Kasım 1903’te açılmış ve eğitime başlanmıştır. 1909 yılında, askeri ve sivil tıp okulları bu binada birleştirilerek Haydarpaşa Tıp Fakültesi adını almıştır. 1933 yılında üniversite reformu ertesinde bina Haydarpaşa Lisesi olmuştur. Okulun klinik pavyonları ise günümüzde Haydarpaşa Numune Hastanesi olarak kullanılmaktadır. 1983 yılında ise ana bina Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne dönüştürülmüştür.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
     

Sayfayı Paylaş