1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Anadolu'da Türkçenin Gelişimi

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 22 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Anadolu'da Türkçenin Gelişimi

    Türkler XI. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardır. Anadolu'ya göç eden Türkler Türkçenin iki büyük kolundan biri olan Batı Türkçesini oluşturmuşlardır.

    Batı Türkçesi, XII. yüzyılın sonları ile XIII. yüzyılın başlarından günümüze kadar devam etmiştir. Batı Türkçesi tarihi gelişimi içinde üç döneme ayrılır. Türkçenin XIII. ve XV. yüzyıllar arasındaki dönemi "Eski Anadolu Türkçesi" adını alır. Batı Türkçesinin XV. yüzyılın sonları ve XX. yüzyılın başları arasındaki dönemine "Osmanlı Türkçesi" denir. Batı Türkçesinin üçüncü dönemini "Türkiye Türkçesi" oluşturur.

    Eski Anadolu Türkçesi
    Bu dönem Eski Türkçenin özelliklerini taşır. Anadolu Selçukluları, Anadolu Beylikleri ve Osmanlıların ilk dönemlerinin yazı dilidir. Eski Anadolu Türkçesinde Arapça ve Farsça sözcükler fazla değildir. Bu dönemin özellikleri Yunus Emre Divanı ve Garipname gibi eserlerde görülmektedir.


    Osmanlı Türkçesi
    Bu dönemde Eski Türkçenin izleri kaybolmuştur. Arapça ve Farsçanın tesiri fazladır. Osmanlı Türkçesi beş asır imparatorluğun yazı dili olarak varlığını sürdürmüştür. XVII.yüzyıldan itibaren Osmanlı Türkçesinde "mahallileşme hareketi" baslar. Bu hareket Tanzimat'a kadar devam eder. Tanzimat'tan soma da Türkçe yabancı kelimelerle yüklü ağır bir dil olarak varlığını "Türkiye Türkçesi"ne kadar sürdürür. "Şikâyetname" ve "Hüsn ü Aşk" gibi eserler bu dönem Türkçesinin özelliklerini taşır.

    Türkiye Türkçesi
    Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem gibi sanatçıların konuşma dilinden yeni bir yazı dili oluşturmak amacıyla Genç Kalemler dergisinde başlattıkları "Yeni Lisan Hareketi" bu dönemin başlangıcı kabul edilir. Milli bir dili savunan bu sanatçılar, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren dil bilgisi kuralları ve bu kurallarla yapılan tüm tamlamaların kaldırılmasını, yazı dili ve konuşma dili arasındaki büyük farklılıkların kaldırılarak yazı dilinin konuşma diline yaklaştırılma sini ilke olarak kabul etmişlerdir.

    Türkiye Türkçesinin gelişimi içinde bu hareketten soma en kapsamlı çalışma Dil Devrimi'dir. 1928'de Harf Devrimi'nin yapılması ve 1932'de Türk Dil Kurumu'nun kurulmasıyla Türkçe sistemli bir şekilde ele alınarak sadeleştirilmiş ve olgunlaştırılmıştır.
     

Sayfayı Paylaş