1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ankara : Türkiye’nin Kalbi(Türkiye'nin Kalbi Ankara)

Konusu 'Cumhuriyet Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 20 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Türkiye'nin Kalbi Ankara 1934 Sovyet Yapımı

    Ankara : Türkiye’nin Kalbi
    Yapım Tarihi : 1934
    Süresi : 135′
    Formatı : 8mm Film, Siyah-Beyaz
    Orijinal İsmi : Ankara : Serdce Tureckii
    Yönetmen : Sergei YUTKEVICH, Lev Oskaroviç ARNSTAM



    [GV]8189039559373033264[/GV]​

    Cumhuriyet’in onuncu yıldönümünü nedeniyle belgesel filmler yapmak üzere Rus sinemacılar Sergey Yurtkeviç ve Lev Oskaroviç Arnstam Türkiye’ye davet edildi. İki sinemacı, uzun bir çalışma sonunda Ankara, Türkiye’nin Kalbi (1934) adlı belgeseli gerçekleştirdi. Fotoğrafta Sergey Yurtkeviç ile yazar ve eleştirmen Fikret Adil (1901-1973) bir arada. Adil, Türkiye’de sinema üzerine eleştiri yazıları yayımlanan ilk yazar. Cumhuriyet, Vakit, Akşam, Yeni İstanbul ve Havadis gazetelerinde yazmış olan Adil, 1931′de Artist, 1939′da S.E.S dergilerini çıkardı.


    Sovyet yönetmen Sergey Yutkeviç’in çektiği “Türkiye’nin Kalbi Ankara” filmi 1969 yılında TRT Ankara Televizyonu’nda yayınlandı.

    Rusya Federasyonu’nun Türkiye Büyükelçiliği web sitesi
    1926 tarihinde TASS Telgraf Ajansı ile Anadolu Ajansı arasında enformasyon teatisine ilişkin anlaşma imzalanmıştır. (Türkiye Tarafından Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye Başbakanı İsmet İnönü, SSCB Tarafından SSCB’nin Türkiye’deki Büyükelçisi Y. Z. Surits’in katıldığı diplomatik bir resepsiyon, Rusya Büyükelçiliği binası, 7.11.1927: ).

    1927 tarihinde Moskova ile Ankara arasında radyo iletişimi tesis edilmiştir. Aynı yılda Türkiye’de ilk defa “Potemkin” Zırhlısı” filminin de gösterildiği ilk Sovyet filim festivali kapalı gişe ile düzenlenmiştir.

    1933 yılında Sovyet yönetmenleri N. Zarhi ve S. Utkevich Türkiye’yi ziyaret ederek belgesel türünde en iyi filmlerinden biri olan “Türkiye’nin kalbi Ankara” filmini çekmişlerdir. Uzun bir süre SSCB’de çalışmış olan ünlü Türk yönetmeni M. Ertuğrul Türk tiyatro ve sanat yönetmenliğinin temellerini atanlardan biri olmuştur.

    1935 yılının ilkbaharında Türkiye’de, D.D. Shostacovich, D.F. Oystrakh v.s.’nin iştirak etmiş olduğu Bolşoy Tiatrosu’nun benzeri olmayan başarıyla ilk turnesi geçmiştir. Sovyet yazarları P. Pavlenko, L. Nikulin, L. Seyfullina Türkiye’de daimi misafirler olmuşlardır. 1933 yılının Mayıs ayında M. Gorkiy İtalya’dan geçerken İstanbul’u ziyaret etmiştir. SSCB’yi de çeşitli dönemlerde N.Hikmet, Falih Rıfkı Atay v.s. önde gelen Türk yazar ve şairler ziyaret etmişlerdir.

    Cüneyt AKALIN, 68′Lİ Yurttaşın Bilinci ve Belgeseller
    Türkiye’nin Kalbi Ankara


    TRT Televizyonu faaliyete geçmişti. Yavaş yavaş ekranla tanışıyorduk. Yılını tam olarak anımsayamayacağım; 68-69 yılları olmalı. TRT o zaman özerkti. Ve şimdi düşünüyorum da, ‘resmi toplum’, ‘tek seslilik’ diye atıp tutanları düşünüyorum da, o yıllardaki TRT’nin bugünkü en iddialı özel TV’ den daha düzgün bir yayın politikası izlediği sonucuna ulaşıyorum.

    İşte o TV o yıllarda “Türkiye’nin Kalbi Ankara” adlı belgeseli yayınladı. O sıralarda çoğumuzun evinde TV olmadığı için, ilk gösterildiğinde görememiştim.

    Ve ertesi gün büyük bir tartışma patlak verdi. Sağcı, dinci, muhafazakar basın bir Sovyet yönetmeninin filmi devlet TV’ sinde nasıl gösterilir, kahrolsun komünistler” diye çığlıklar atmaya başladı. Her kafadan bir ses çıkıyor toz dumana karışıyordu. Ama o yıllarda, her zaman olduğu gibi, sağcıların sesi daha gür, daha gürültülü çıktığı için, “Türkiye’nin Kalbi Ankara” gürültüde boğuldu. Sanıyorum zamanın TRT yöneticileri de baskılara göğüs
    geremeyerek filmi gösterimden çektiler.

    Yıllar sonra, başka bir ortamda, sakin kafayla seyrettiğimde gözlerime inanamadım. Dincilerin, sağcıların “Moskof, komünist” diye saldırdığı Sovyet yönetmen Sergei Yurtkeviç “Türkiye’nin Kalbi Ankara” adını verdiği belgeselde komünizmi değil, Cumhuriyet Türkiye’ sini övüyordu. Hem de kendi ülkesinden de üstün tutacak ölçüde..

    Filmin yapılış öyküsünü da anlatmak istiyorum, gençlere nerelere geldiğimizi anımsatmak için.

    Cumhuriyet’ in 10. yılının tüm Türkiye’ de ve özellikle Ankara’ da büyük törenlerde kutlandığını biliyoruz. Bu törenlerden geriye, hala anlamını ve önemini koruyan “10. Yıl Marşı”, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün Ankara Hipodromu’nda, frakının yakasında Altı Oklu’lu rozet olduğu halde yaptığı konuşmada sarf ettiği “Türk milleti zekidir, Türk milleti çalışkandır” şeklindeki sözlerin kaydedildiği bir ses bandı kaldı. Bir de “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli…

    Sergei Yurtkeviç’ in belgeseli başbakan İnönü ile, sanırım şimdiki Pembe Köşk’ün bahçesinde, yapılan bir röportaj ile başlar. Arka planda görülen sadece ve sadece bozkır, uzayıp giden kıraç topraklardır. İnönü Cumhuriyet’ in projelerini çocuksu bir coşkuyla teker teker anlatır. Güler yüzlü başbakan bir şantiye şefi havasındadır. Yurtkeviç İnönü’ den sonra kamerayı Ankara kentine çevirir, yapım halindeki başkente…Bozkırın dört bir yanından Ankara’ya ilerleyen izci kızlar, köylü kadınlar, gaziler, rap rap yürüyen askerler… Hepsinin yüzü gülmektedir; hepsi başarmış olmanın gururu içindedir, hepsi gelecekten umutludur. Keyifle meleyen Ankara keçileri bile…

    Ve sonra kamera Mustafa Kemal’ e döner. Güleryüzlü, alçakgönüllü İnönü’nün yerini başka bir varlık alır. Mustafa Kemal’in gözleri alev alevdir, karışsına çıkanı parçalamaya hazır aslanı andırır. Kamera bir başka çağcılının “bozkurt” adını verdiği, giyimine çok özen gösterdiği her halinden belli olan, hatları ince, düşünceli, kalabalıklar içinde yalnız olduğu hemen anlaşılan adamın üzerinde gezinir.

    Yurtkeviç aynı filmde kamerasını bir de Moskova’ya çevirir. Ekim Devrimi’nin başkenti Moskova’nın okullarına, bale salonlarına çevirir. Orada her şey durmuş oturmuştur. Herkes işinde gücündedir. Devrim yerini çoktan evrime ya da her neyse ona bırakmıştır. Oysa Ankara devriminin coşkusu yaşamaya devam eder…

    TV’nin geniş kitlelere mal ettiği bu tartışma çağdaş bir gerçeği, hala etkilerini etimizle kemiğimizle hissettiğimiz bir gerçeği çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Çağdaş olayları ulusal sınırların içine hapsetmek olanak dışıdır. Cumhuriyet’ i, bu ülkenin gençlerinin, köylülerinin, aydınlarının yanı sıra, çok uzaklardan gelen bir Sovyet Yönetmeni yüceltirken, aynı ülkenin insanlarından bazıları da yermek için elinden geleni yapar…

    “Türkiye’nin Kalbi Ankara” Cumhuriyet tarihimizin en önemli belgelerinden biri olmakla kalmamış, yapımından yıllar sonra “yayınlansın, yayınlanmasın” tartışmaları ile demokratikleşme mücadelesine de karınca kararınca katkıda bulunmuştur.

    “Çağdaş Rus Edebiyatı Gogol’un ‘Palto’sundan çıktı”. Bizim kuşağın okullardan, kışlalardan çok sinema salonlarında, yürüyüşlerde, boykotlarda, grevlerde eğitildiğini belirtmiştim. 68′ in bilinci biraz da sinemadan çıktı, ne kadarı “belgesellerden” çıktı? İşte buna açık seçik bir yanıt vermek çok
    zor. Yine de şu söylenebilir kesinlikle.

    Türk Belgesel Sinema Tarihi

    1934’te Matbubat Umum Müdürlüğü’nün iki Rus yönetmenine çektirttiği Türkiye’nin Kalbi Ankara ve Kemal Necati Çakus ile Rus kurgu filmci Ester Shup’un gerçekleştirdikleri Türk İnkılabında Terakki Hamleleri (1937) adlı belgeseller dönemin belli başlı yapıtları arasında yer aldı.


    Mustafa Kemal Atatürk’ün de sinemaya önem vermesi ve desteklemesiyle belgeleme çalışmalarına ve kurmaca filmlere hız verildi. Türk yönetmenlerden başka, özellikle Sovyetler Birliği’nden yönetmenler çağrılarak belgeseller yaptırıldı. Bunlardan en önemlisi, 1970 yılında TRT televizyonunda gösterilirken yasaklanan, 1933 yapımı, Sergey Yutkeviç’in “Ankara Türkiye’nin Kalbi” adlı belgeseldir. Cumhuriyet’in 10. yıl kutlamalarından da görüntüler bulunan filme Yutkeviç’in yanı sıra Oskaroviç Arnştam, Fikret Adil ve Reşat Nuri Güntekin de katkıda bulundu.

    Yasaklı Belgesel Köşkte

    Atatürk’ün isteği üzerine çekilen ancak 10 Kasım 1969 yılında TRT’de gösterildiği sırada dönemin TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak tarafından gece baskınıyla yayından kaldırılan belgesel Köşk’ün internet sitesinde yayınlanmaya başlandı.

    İnan Gedik – Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’nde bir ilke daha imza attı. Atatürk’ün isteği üzerine Rus yapımcılar tarafından çekilen ancak 1969 yılında TRT’de gösterildiği sırada dönemin TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak tarafından gece baskınıyla yayından yarım kesilerek apar topar kaldırılan “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli Çankaya Köşkü’nün internet sitesinde yayınlanmaya başlandı. Cumhurbaşkanlığı’nın yenilenen [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..] adresli internet sitesinde Atatürk Özel bölümü içinde videolar başlığı altında 1934 tarihli Sovyetler Birliği yapımı “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli de yer aldı.

    -ATATÜRK’ÜN İSTEĞİYLE ÇEKİLMİŞTİ-

    Yıllardır hiçbir yerde gösterilmeyerek yasaklı kalan belgeselin çekimi Atatürk’ün özel isteğiyle oldu. Atatürk’ün Cumhuriyet’in 10. kuruluş yıldönümü dolayısıyla bir belgesel çekilmesini istemesi üzerine Sovyetler Birliği’ne teklif götürüldü ve genç yönetmen Sergey Yutkoviç Türkiye’ye gelerek belgeselin çekimlerine başladı. Belgeselde Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınması ve yaralarını sarması Ankara özelinde anlatıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye-Sovyetler Birliği dayanışmasının vurgulandığı belgeselde Cumhuriyet’in 10. kuruluş yıldönümü törenlerinin de geniş bir biçimde yer alıyor. Belgesel sinema tarihi açısından büyük önem taşıyan Türkiye’nin Kalbi Ankara’da 10. yıl Marşı’nın yanı sıra Sovyetler Birliği Milli Savunma Bakanı Voroşilov’un Türkiye’yi ziyaretiyle ilgili olan bölümünde Enternasyonal Marşı da çalınıyor. Belgesel, Cumhuriyeti anlatan ilk belgesel olması açısından da büyük önem taşıyor.

    -TRT GENEL MÜDÜRÜ YAYINI BASTI-

    1969 yılına kadar kimsenin pek fazla bilmediği belgesel TRT’deki gösterimi sırasında TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak’ın TRT’yi basmasına ve filmi engellemesine neden oldu. Atatürk’ün ölümünün 31. yıldönümü dolayısıyla 10 Kasım 1969’da TRT’nin özel yayını sırasında gösterilen filmin ardından TRT Program Daire Başkanı Mahmut tali Öngören’in görevine önce ara verildi ardından görevinden atıldı. O gecenin yayın sorumlusu gazeteci Varlık Özmenek ise disiplin cezasına çarptırıldı ve 12 Mart’ın ardından o da TRT’den atıldı.

    -“BU FİLM ANCAK MOSKOVA’DA SEYRETTİRİLİR”-

    Özmenek, 10 Kasım 1969’da programın nasıl yayından kaldırıldığını ve yaşadıklarını ANKA’ya anlattı. O gece Atatürk’le ilgili özel bir yayın paketi hazırladıklarını ve paketin sonunda da “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeselinin göstermeyi planladıklarını söyleyen Özmenek yaşadıklarını geceyi şöyle anlattı: “Filmi bilen ve bulan kişi benim. Sovyetler Birliği Elçiliğinden istedik onlar da filmin orijinalini bulup bize getirdiler. Filmin gösterildiği sırada biz yayın odasındaydık. Ben yayın sorumlusu Mahmut tali Öngören de Program Dairesi Başkanıydı. Televizyon yayınlarınıo dönemde Mithatpaşa Caddesi üzerinde bir apartmanda yapıyorduk. Filmin ortalarına doğru TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak stüdyoya geldi ve ‘Bu film ancak Moskova’da seyrettirilebilir. Yayını kesin’ diyerek yayını durdurdu. Bu olay galiba dünya televizyon yayıncılık tarihinde de bir ilk oldu. Adnan Öztrak geldiği zaman ben anladım ki filmi bilmiyor. Oysa film Atatürk’ün ricası üzerine çekilmişti. Türkiye o zamana kadar 10. yıl marşını bile bilmiyordu, bu filmle birlikte öğrendi. Şimdi bu marş banka reklamlarında bile çalıyor. Öbür gün yer yerinden oynadı ve savcılık hareket geçti. Diğer gün de TRT Yönetim Kurulu toplandı. Mahmut Bey’in görevine ara verildi bana da disiplin cezası verildi. Savcılık ise daha sonra takipsizlik verdi.”

    -“HALA ÖZÜR DİLEYEBİLİRLER”-

    Özmenek, yayın durdurmanın özerk, demokratik yayıncılığa karşı ve özgür düşünceye karşı acımasız ve vandal bir olay olduğunu söyleyerek kendilerine bunu yapanların hala özür dileyebileceğini belirtti. TRT yayınlandığında olay olan ve yayını durdurulan belgeselin yıllar sonra Çankaya Köşkü’nün internet sitesinde yayınlanmasını olması gereken bir uygulama olarak değerlendiren Özmenek, “Film Cumhuriyet’in kurucusunun isteği üzerine yapılmış ve dünya belgeselcilik tarihinde de önemli bir yeri var. Hem sinematografik anlamda, hem kültürel ve tarihsel olarak önemlidir. Bugün Çankaya’nın sitesinde olması sadece olması gereken uygar bir davranıştır, uygar bir işlemdir” dedi.
     

Sayfayı Paylaş