1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Anne Kırlangıç

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.786
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    388 ÇTL
    ANNE KIRLANGIÇ

    Havaların serinlemeye başlamasıyla birlikte kışın geleceğini anlayarak göç eden kuşların arasında küçük bir kırlangıç ailesi de varmış. Birbirlerini çok seven, mutlu ve huzurlu bir yaşantı süren bu aile, havalar ısındığı zaman dönmek üzere yuvalarına veda etmişler.

    Birkaç ay süren ayrılıktan sonra bütün göçmen kuşlar asıl yuvalarına dönmeye başlamış. Küçük kırlangıç ailesi de yorucu bir yolculuktan sonra yuvalarına dönmüş. Deniz kenarında, etrafı dağlarla ve yemyeşil ağaçlarla çevrili bu küçük sahil kasabası, genç kırlangıç ailesinin asıl yurduymuş ve onlar her kış göç etmek zorunda kalsalar da asıl yuvalarından asla vazgeçmezlermiş. Kırlangıçlar günler boyunca, çetin geçen kışın büyük ölçüde tahrip ettiği yuvalarını onarmaya çalışmışlar. Bu çalışmalarının neticesinde eskisinden çok daha güzel bir yuvaya sahip olmuşlar. Sıra anne kırlangıcın yeni

    yavrular için kuluçkaya yatmasına gelmiş. Anne kırlangıç yumurtaların üzerine yatıp yeni yavrularının olacağı günü sabırla beklemeye başlamış.

    Bazen anne kırlangıç sürekli yumurtaların üzerinde yatmaktan yoruluyor, o zamanlarda baba kırlangıç annenin yerini alıp yumurtaların üzerine yatıyormuş. Bu sayede anne kırlangıç uçup kendisine yiyecek bulabiliyor ve bir süre gezebiliyormuş. Anne ve baba kırlangıçların ortaklaşa beklemeleri sayesinde nihayet yavruların yumurtadan çıkma günü çabucak gelip çatmış. Tam altı tane yavruları olmuş. Her ikisinin de sevincine diyecek yokmuş. Yavruları, her türlü tehlikeden canları pahasına koruyor, onların üzerine titriyorlarmış.

    Anne ve baba kırlangıç tıpkı kuluçka zamanında olduğu gibi yine ortaklaşa yavrularına yiyecek bulup onları besliyorlarmış. Bir gün yuvalarında kendilerine ait olmayan yaralı bir yavru kırlangıç olduğunu görmüşler. Emin olmak için yavrularını sayıyor ve her seferinde yedi yavru olduğunu görüyorlarmış. Bu yaralı yavru muhtemelen bir insan tarafından onlara ait olduğu düşünülerek yuvalarına bırakılmış. Anne kırlangıç bu yabancı yavrunun kendi yavrularına zarar verebileceğini düşündüğü için bu yavru kırlangıcın yaralı olmasına aldırmadan onu itekleyerek yuvadan aşağı atmış. Düşmenin etkisiyle zaten yaralı olan yavru iyice kötü duruma gelerek acı içinde çırpınmaya başlamış. Onu yuvadan atan anne kırlangıç bu halini görünce büyük bir suçluluk hissetmiş. Hemen yanına gidip yardım etmek istemiş, ama bunun için artık çok geçmiş. Yavru ölmek üzereymiş.

    O sırada başka bir anne kırlangıç deli gibi sağa sola uçup duruyor bir şeyler arıyormuş. Her hâlinden bu yaralı yavrunun annesi olduğu ve kaybolan yavrusunu aradığı belliymiş. Çok geçmeden yavrusunu can çekişir bir hâlde bulmuş. Yavrusunun yanına doğru hızla kanat çırpmış. Onu kurtarabilmek için elinden geleni yapmış, ama çabası boşunaymış.

    Yavrusunu kurtaramamış. Zavallı anne kırlangıcın gözlerinden yaşlar boşalmış.

    Başını yukarı kaldırıp da kırlangıç yuvasını görünce olanları tahmin etmiş. Bir an

    hissettiği acının büyüklüğü ile bu kırlangıç yuvasını dağıtıp içindeki yavruları öldürmek istemiş. Çünkü o bir anneymiş ve başka bir annenin merhametsizliği yüzünden yavrusunu kaybetmiş. O bu şekilde düşünüyormuş ama diğer anne kırlangıcın yavrularını korumak için bunu yaptığından ve sonra da çok pişman olduğundan tamamen habersizmiş. Yinede yapamamış. O bir anlık öfkeyle merhametsizlik yapabilecek bir kırlangıç değilmiş ve yavrusunun ölümüne neden olan anne kırlangıç gibi olamazmış. Öfkesine yenilseymiş o da merhametsiz anne kırlangıçtan farksız olacakmış. Öyle olmamak için acısı kalbini gömerek yuvasına geri dönmüş. Yuvadaki diğer yavruları ile ilgilenmeye başlamış.

    Aradan günler geçmiş. Zavallı anne kırlangıç, acısını unutmuyor, diğer yavruları ile teselli bulmaya çalışıyormuş. Bir gün yavrularına yiyecek bulmak için yuvadan ayrıldığı zaman şahit olduğu bir olay onu şaşkına çevirmiş. Yavrusunu yuvasından atıp ölümüne sebep olan anne kırlangıcın yuvasına bir kedi saldırmış. Kedi yuvayı dağıtmış, yavrulardan birkaçını ve baba kırlangıcı öldürmüş, anne kırlangıcı da öldürmek üzereymiş. Bir anda bu anne kırlangıca olan bütün öfkesini unutmuş ve hızla uçup kedinin önünden geçerek dikkatini

    dağıtmış. Son anlarını yaşadığını düşünen kırlangıç, merhamet sahibi anne kırlangıç sayesinde hem kendisi hem de hayatta kalan iki yavrusunu kurtarmayı başarmış. Merhametli kırlangıç iki yavruyu ve yaralı annelerini kendi yuvalarına taşımış. Hepsiyle yakından ilgilenerek yaralarını iyileştirmiş. Yaralı anne iyileşene kadar da onun iki yavrusuna sanki kendi yavrularıymış gibi bakmış. Yaraları iyileşen kırlangıç bu merhametli kırlangıç

    karşısında kendini çok suçlu hissediyormuş ki; utancından merhametli kırlangıcın yüzüne bile bakamıyormuş. Bir gün dayanamayarak hissettiklerini söylemeye karar vermiş ve:

    - Merhamet sahibi, iyi kalpli kırlangıç size karşı öyle suçluyum ki, çok utanıyorum. Ben her ne kadar kendi yavrularımı korumak için yapmış olsam da vicdansız bir şekilde hareket ettim ve sizin yavrunuzu yuvamdan atarak ölümüne sebep oldum. Sonrasında çok pişmanlık duydum ama pişman olmak için bile çok geç kalmıştım. Bir anne için evlâdı her şeyden değerlidir. Ben sizi evlâdınızdan ettim. Siz ise buna rağmen benim ve iki yavrumun hayatını kurtardınız. Benim yaralarımı iyileştirmek için elinizden geleni yaptınız. Yavrularıma da sanki kendi yavrularınızmış gibi bakıyorsunuz. İçimdeki suçluluk duygusu beni öldürecek. Ben affedilmeyi hak etmiyorum ama yine de sizin merhametinize güvenerek beni affetmenizi istiyorum. Siz beni affetseniz bile ben kendimi asla affetmeyeceğim demiş.

    Merhametli anne kırlangıç:

    - Pişmanlığınıza inanıyorum. Keşke bu acılar hiç yaşanmasaydı. Ama yaşandı.

    Biz artık hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Sizi tabiî ki affediyorum. İlk zamanlar çok kızgındım ve sizi affetmemeye kararlıydım. Ama kini sürdürmek kimseye fayda getirmez. Ayrıca siz benimkinden daha büyük bir acı yaşadınız. Hem kötülükten kimseye fayda gelmez. Artık sizin de buna inandığınıza ve kalbinizi iyilikle donattığınıza inanıyorum. Affetmek en güzel özelliktir. Ben de sizi affediyorum ve size dostluğumu teklif ediyorum, demiş.

    Anne kırlangıcın pişmanlık ve utancından yüzü kızarmış. Bu kadar iyiliği hak

    etmediğini düşünüyormuş. Yine de bu kadar iyi bir kırlangıçla dost olma fırsatını kaçırmak istemiyormuş. Bu iyi kalpli kırlangıcın dostluk teklifini memnuniyetle kabul etmiş.

    O günden sonra iyiliğine ve merhametine hayranlık duyduğu bu kırlangıcı kendisine örnek alarak onun kadar iyi bir kırlangıç olmaya çalışmış. Bunu başarmış da. Zamanla en az merhametli kırlangıç kadar iyi bir kırlangıç olmuş. Bu büyük dostluktan sonra her yıl göç zamanı dostuyla birlikte yola çıkıyor ve yine dostuyla yuvalarına geri dönüyorlarmış. Merhametli anne kırlangıçtan çok şey öğrenen ve iyi kalpli olmayı başaran anne kırlangıç bir gün en az kendisi kadar iyi kalpli bir eş bulup yeni bir yuva kurmuş. Bu iki kırlangıç ailesi hayatları boyunca çok iyi dost olarak yaşayıp gitmişler...



    Yazar: Hilal Kozan
     

Sayfayı Paylaş