1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Anonim Şirketi (A. Ş.) Genel Bilgileri

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve Suskun tarafından 21 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Anonim Şirketi (A. Ş.) Genel Bilgileri
    ŞİRKETİN MAHİYETİ VE KURULUŞ ŞEKİLLERİ

    Anonim Şirket, bir ünvana sahip esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız malvarlığı ile mesul bulunan şirkettir.
    Ortakların mesuliyeti, taahhüt ettikleri sermaye payları ile sınırlıdır.

    Anonim Şirket Unsurları:


    *
    -Anonim şirketler kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konuları esas mukavelede şirket mevzuunun hudutları açıkça göstermek şartıyla kurulabilirler.
    *
    -Bir ticari şirket olması sebebiyle anonim şirket tacirdir. Ve bu nedenle bir ticaret ünvanı almak zorundadır. Anonim şirket ünvanında işletme konusunun gösterilmesi ve “anonim şirket” kelimelerinin bulunması zorunludur.
    *
    -Anonim şirketlerde sermayenin muayyen ve paylara bölünmüş olması gerekmektedir.
    *
    -Borçlarından dolayı anonim şirket yalnız malvarlığı ile sorumludur.
    *
    -Ortakların sorumluluğu taahhüt etmiş oldukları sermaye ile sınırlıdır.
    *
    -A.Ş.’nin kuruluşu için şirkette en az 5 kurucunun bulunması şarttır ve ortaklıkta pay sahiplerinin 5’den aşağı düşmesi fesih sebebidir. Bu kişiler gerçek veya tüzel kişi olabilirler. Tüzel kişi ortaklar bir temsilci vasıtasıyla temsil edilirler. Birden fazla temsilci seçerlerse, bunlar müştereken temsil ederler, ancak bunların tek oy hakkı vardır.
    *
    -A.Ş. bir ticari şirkettir ve bu nedenle hükmi şahsiyete haiz olup şirket mukavelesinde yazılı işletme konusunun kapsamı içinde kalmak şartıyla bütün hakları iktisap ve borçları iltizam edebilir.
    *
    -A.Ş. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izni ile kurulur ve işlemler ilgili bakanlık tarafından denetlenir.
    *
    Özel kanunlarda aksine hüküm olmadıkça esas sermaye miktarı 50milyar Türk Lirasından aşağı olamaz. Anonim şirket, iktisat ve ticaret vekaletince verilecek izinle kurulur.
    *
    Kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya kamu düzenine aykırı işlemler ve faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan şirketler aleyhine özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca fesih davası açılabilir.
    *
    -Kuruluş tamamlanıncaya kadar, kurucuların kendi aralarında ve bunların 3. kişilerle olan ilişkilerinde adi ortaklık hükümleri uygulanır.

    ANONİM ŞİRKETİN KURULMASI

    Anonim şirketlerde kuruluş tedrici ve ani olmak üzere iki çeşittir. Payların tamamı kurucular tarafından taahhüt edilmişse Ani Kuruluş, kurucular payların ancak bir kısmı için taahhütte bulunmuşlar ve geri kalan paylar için “halka başvuru” amaçlanmışsa o zaman pay taahhütlerinin Tedrici yani, aşamalı biçimde tamamlanacak olması söz konusudur. O bakımdan bu sonucu kuruluşa Tedrici kuruluş denir. Halka açılma aşaması ile ilgili olan Sermaye P.K. hükümleri uygulanır.

    -Ani olarak kurulan bir Anonim şirkette pay sahipleri, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde payların halka müracaatla elden çıkarmak isterlerse, tedrici kuruluşu düzenleyen hükümler uygulanır. Tedrici kuruluşta, kurucular, ortaklık esas sermayesinin en az %10’nu tediye veya temin etmelidirler. Ayrıca kuruluşta, ayni sermaye koymak sadece %10’luk kısım için düşünülebilir ve esas sözleşmeyi imza etmemiş olmalıdır.
    Esas sözleşme yazılı olarak yapılır ve esas mukaveleyi en az 5 kurucu imza eder. İmzalar noterlikçe tasdik edilir.

    Esas Sözleşmenin Düzenlenmesinden Önce, Taraflar Arasında Anonim Şirket Kurulması Hususundaki Anlaşmanın Adi Ortaklık Mahiyetinde Olduğu Kabul Edilip, Kurulmanın Herhangi Bir Nedenle Gerçekleşmemesi Durumunda Ortaklığın Konusu Elde Edilememiş Sayılır. (H.G.K.161/249 - 08.05.1991)

    Esas sözleşmede bulunması zorunlu unsurlar:

    *
    - Şirketin ticaret ünvanı ve merkezinin bulunduğu yer
    *
    - Şirketin maksat ve konusunu oluşturan muamelelerin nevi ve mahiyeti
    *
    - Şirketin esas sermayesinin miktarı ile her payın itibarı kıymeti, ödeme suret ve şartları
    *
    - Paradan başka sermaye olarak konan haklar ve mallarla bunlara karşılık verilecek hisse senetlerinin miktarı ve mevcut bir işletmenin veya bazı ayınların devralınması bahis konusu ise onun bedeli ve kurucular tarafından şirketin kurulması hususunda hizmetleri görülenlere verilmesi gereken ücret veya ödenecek yahut mükafatın miktarı
    *
    - Kuruculara yönetim kurulu üyelerine ve diğer kimselere ortaklık kazanandan sağlanacak özel menfaatlerin neler olduğu
    *
    - Yönetim ve denetim organlarının seçim tarzı hak ve görevleri imzaya yetkili olanlar, Ani kuruluşta, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin adlarının esas mukavelede yazılması gerekir. Tedrici kuruluşta yazılabilir veya kuruluşta Genel kurul tarafından seçilir.
    *
    - Genel kurulu toplantıya çağrı şekli, toplantıların zamanı, oy verme ile görüşme yapılması ve karar verilmesi hususlarının bağlı olduğu kayıt ve koşulları,
    *
    - Ortaklık bir müddet ile sınırlandırılmış ise bu müddet,
    *
    - Ortaklığa ait ilanların ne suretle yapılacağı,
    *
    - Ani kuruluşta her ortağın taahhüt ettiği sermayenin nevi ve pay miktarı, –Tedrici kuruluşta sözleşme safhasında henüz esas sermaye karşılığı taahhüt edilmemiştir. Kurucular 1/10’unu ödeyecek veya temin edecekler ve sonra halkı katılmaya çağıracaklardır.

    Kurucu Senetleri, Anonim Ortaklıkta Bir Sermaye Payını Temsil Etmediği İçin Maliklerine Pay Sahiplerine Tanınan Hakları Sağlayamaz. Ortaklığın Sermayesinin Artırılması Durumunda, Hizmet Ve Katkısı Bulunmayan İlk Kuruculara, Ek Kurucu Hakları Tanımayarak Kuruculuk Haklarını Kuruluş Sermayesi İle Sınırlamak Yasaya Uygundur. (11.H.D. 158/2344 – 19.04.1985)

    İzin Safhası:
    Ani kuruluşta izni Sanayi ve Ticaret Bakanlığı verir. Tedrici kuruluşta, halka arz yolu ile kuruluş olduğu için, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izni alınmadan önce Sermaye Piyasası Kurulundan izin alınması gerekir.
    İzin almak için Sanayi ve Ticaret Bakanlığına müracaat ederken verilecek belgeler:

    *
    - Dilekçe
    *
    - İki adedi imzalı dört adedi tasdikli 6 nüsha esas mukavele
    *
    - Tedrici kuruluşta SPK’nın izni ve sermayenin %10’nun temin yada tediye edildiğine dair belge,
    *
    - Tüzel Kişi kurumlarda yönetim kurulunun iştirak kararı
    *
    - Yabancı sermaye katılması bulunduğu takdirde Hazineye bağlı yabancı sermaye genel müdürünün izni,
    *
    - Bilirkişi raporu
    *
    - Yabancı uyruklu kurucu için belgeler, ikametgah senedi, döviz alım bordrosu, kendi memleketinden sicil özeti, Anonim Şirketse yönetim kurulu kararı, Bakanlık hukuki bir inceleme yapmakta, esas sözleşmede emredici hükümlere aykırılık bulunup bulunmadığını incelemektedir. SPK’da onayını sadece emredici hükümlere aykırılık varsa vermeyebilir. Anonim Şirketin kuruluşu ile sermaye artırımında, mahkeme incelemesi ve onayı sistemimizden çıkarılmıştır.

    İzinden sonra yapılacak işlemler:
    Ani kuruluşta, bakanlıktan izin alındıktan sonra, tescil için şirketin merkezinin bulunduğu ticaret siciline başvurulur.
    Tedrici kuruluşta ise Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin alındıktan sonra SPK’ya müracaatla halkı ortaklığa katılmaya davet ve senetlerin SPK kaydına alınması için gerekli işlemlerin yapılması istenir. Bundan sonra usulü olarak halka müracaat edilerek iştirak taahhütnamelerinin doldurulup, bedellerinin yatırılması sağlanır. Durum SPK’ya belgelendirilerek bildirilir. Bedeller ödendikten sonra 10 gün içinde kurucular her pay sahibine taahhütlü mektup göndererek ve gazetelerle ilan ederek genel kurul toplantısına(kuruluş) davet eder. Davet mektubunun toplantıdan en az 15 gün önce gönderilmesi ve aşağıdaki yazılı hususları kapsayan gündemin bildirilmesi şarttır:

    *
    - Payların bütünün bedellerinin gereği ödendiğini tespiti,
    *
    - Değer biçilecek ayni katılma payı varsa bilirkişi tayini,
    *
    - Kuruculara özel menfaat tanınacaksa bunların karara bağlanması,
    *
    - Esas sözleşmede gösterilmemiş ise yönetim kurulu üyelerinin seçimi
    *
    - Denetçilerin seçilmesi,
    *
    - Kurucuların giriştikleri taahhüt ve yaptıkları masrafların kabulü (md.289), kuruluş genel kurulu md. 289’daki hususları müzakere edip karara bağlar. Nakdi sermayenin en az yarısını temsil eden pay sahipleri hazır bulunmadıkça müzakere yapılamaz. Her pay sahibinin bir oy hakkı vardır. Kararlar mevcut oyların çoğunluğu ile verilir.(md.290)

    Ayın nevinden sermaye koyan kimseler bunun değerinin biçilmesinde ve kendilerine özel menfaat sağlanan bu menfaatler görüşülürken oy kullanamazlar.(md.291)
    Bilirkişi seçilen hallerde, raporun tartışılması için KGK bir ikinci toplantı yapar. KGK. Kararlarının geçerli olması için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı komiserinin nezaret etmesi ve zabıtları imzalaması h-gerekir.

    Anonim Şirket Genel Kurulunda Ticaret Komiserinin Hazır Bulunması Kararların Geçerlilik Şartıdır. Görevli Hükümet Komiseri, Yasa Koşullarına Uyulmadan Toplantı Yapıldığını Belirtmiş Ve Toplantıda Bulunanların Genel Kurula Devam Etmek İstemeleri Üzerine Durumu Tutanağa Geçirerek Salonu Terketmiştir. Genel Kurul Geçersiz Sayılır. (11.H.D. 1512/1507 – 05.04.1982)

    TESCİL

    Tasdik edilen ortaklık, merkezin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ancak tüzel kişilik kazanılması için tescil yeterlidir. İlan kanundan doğan bir zorunluluktur. Kuruluş üçüncü kişilere karşı Anonim Ortaklığın tescili Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde ilan edilmesiyle ileri sürülebilir hale gelir, yapılmazsa ortaklık idarecileri gereken ilanı yaptırmanın müeyyideleri ile karşılaşırlar, ortaklığın kuruluşunda bir eksiklik ortaya çıkmaz. Uygulamada esas mukaveleyi ilan etmek en rahat yoldur. Sicil memuru belgeleri inceleyip, eksiklikler görürse tescili reddedecektir. Bu redde karşı sicilin bağlı mahkemede itiraz edilebilir. Tescil ile birlikte halka açık olmayan Anonim Ortaklıklarda hisse senedi çıkarma hakkı doğar.

    Kuruluştan sonra ortaya çıkan eksiklikler:
    Bu durum bir yokluğun tespiti, butlan davası veya fesih davasının açılmasına yol açabilir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kanuna her türlü aykırılık halinde fesih davası açabilir.

    Kuruluştan doğan sorumluluk halleri:
    Kuruluştaki belgelerin doğru olmamasından, esas sermaye karşılığı tamamıyla taahhüt edilmemiş veya ödenmesi gereken kısım ödenmemiş iken, öyle ödenmiş gibi gösterilmesinden ve para dışındaki katılma paylarına değer biçilirken hile kullanılmasından TK 278.md.’deki kurucular ve kurucu gibi sorumlu olanlarla, yukarıdaki fiillere katılanlar sorumludur.

    Hukuki müeyyide tazminattır, zarar gören pay sahipleri ve ortaklık alacaklıları sorumlulara karşı dava hakkına haizdir. Bu davada zamanaşımı, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır, fakat dava hakkı her halde zararı doğuran fiilin vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak fiil cezayı müstelzim olup, Ceza Kanununda daha uzun bir zamanaşımı tabi ise, tazminat davasına da bu süre uygulanır. Bütün sorumlulara karşı dava, ortaklık merkezinin kurulduğu yer mahkemesinde açılır. Mahkeme tazminata hükmederse bu tazminat davacılara değil, ortaklığa verilir. Hukuki sorumluluk, tescil üzerinden 4 yıl geçmiş bulunması şartıyla sulh veya ibra ile ortadan kalkabilir.

    Anonim Şirkete Ayni Sermaye Olarak Konulan Taşınmazın Mülkiyeti Tapu Sicilinde Devir Yapılmadıkça, Şirkete Geçmez. Malik Ortağın Bu Yöndeki Taahhüdü Sadece Şirkete Ferağa İcbar Davası Açmak Hakkını Verir. (H.G.K. 80/196 – 10.04.1991)

    Şirket Ana Sözleşmesinde Davalı Taşınmazların Ayınlarının Şirkete Sermaye Olarak Konduğunun Belli Olmasına Ve Bu Taşınmazları Bilfiil Şirkete Teslim Etmekle Tapuda Her An Devir Yapacağı Konusunda Güven Temin Etmiş Bulunmasına Göre Zamanaşımı Definde Bulunması Hakkın Suistimali Niteliğindedir. (11.H.D. 5210/4014 – 04.07.1989)

    Kurucu Kimdir:

    *
    - Esas sözleşmeyi düzenleyen, imza eden ve sermaye olarak belirli parayı veya paradan başka bir şeyi koymayı taahhüt eden pay sahipleri kurucu sayılırlar.
    *
    - Tedrici kuruluşta esas mukaveleyi tanzim ve imza etmeksizin paradan başka bir şeyi sermaye olarak koyan pay sahipleri de kurucu sayılırlar.
    *
    - Kurucular bu iki muameleden birini, üçüncü şahsın hesabına yaptıkları takdirde bu şahıs da kuruluştan doğan mesuliyetler bakımından kurucu sayılır. Bu üçüncü şahıs, kendi hesabına iş gören kimsenin bildiği veya bilmesi gereken bir vakıayı kendisinin bilmediğini ileri süremez.(md. 278) Esas mukavelenin yazılı şekilde yapılması ve bütün kurucuların imzalarının noterce tasdik edilmesi şarttır.

    Ticaret Sicil Memurluğunca Verilen Kararlara Karşı, Tüzel Kişiliği Bulunan Ortaklığın Ancak Yetkili Organ Ve Temsilcileri Mahkemeye İtirazda Bulunabilirler. Şirket Ortağının İtiraz Hakkı Yoktur. (11.H.D. 1872/4341 – 28.06.1988)

    Anonim Şirket Organları:
    Anonim şirkette bulunması kanunen zorunlu olan 3 organ vardır. Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu, Genel Kurul md. 435’e göre şirketin söz konusu organlarıdır. Biri var olmadığı ya da Genel Kurul toplanamadığı takdirde, pay sahiplerinden ya da şirket alacaklılarından birinin veya Ticaret Bakanlığının istemi üzerine mahkeme, şirketin durumunun yasal hale getirilmesi için uygun bir süre verir. Buna rağmen durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verir.




    YÖNETİM KURULU
    Yönetim Kurulu Üyeliğinin Kazanılması:

    Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu en az 3 üyeden oluşur. Ani kuruluşta ilk yönetim kurulu üyelerinin esas sözleşmeyi belirlemesi mecburidir. Tedrici kuruluşta ise atama mümkündür ancak zorunlu değildir. Ayrıca 275.md. gereğince konusu kamu hizmeti olan A.Ş. lerde kamu tüzel kişileri temsilcileri doğrudan doğruya kamu tüzel kişileri tarafından atanırlar. Bu durumlar dışında Yönetim Kurulu üyelerinin seçimi normal olarak Genel Kurula aittir. Ancak ölüm,temyiz kudretini kaybetme,istifa gibi bir nedenle üyeliğin açılması durumunda, 275. md. Hükmü saklı kalmak üzere, Yönetim Kurulunun yasal koşullara sahip bir kimseyi ilk toplanacak Genel Kurulun onayına sunma koşulu altında geçici olarak seçmek yetkisi vardır. Bu şekilde seçilen üye Genel Kurul toplantısına kadar görevini yapar. Yönetim Kurulu üyeleri en çok 3 yıl için seçilebilirler. Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse tekrar seçilmeleri caizdir. Sonraki seçimler için yetkili organ adi Genel Kuruldur. Yönetim Kurulu üyesi olmak için Türk vatandaşlığı, Türkiye’de oturma veya belirli bir meslekten olma gibi şartlar kanun tarafından aranmış değildir. Fakat esas sözleşme yolu ile bu çeşit sınırlamalar konulabilir.

    Davacının Şirket Yönetim Kurulu Üyesi Olması Nedeni İle 312.Madde Gereğince En Az Bir Pay Sahibi Olduğu Kabul Edilerek İlandan Ayrı Olarak Kendisine Çağrı Mektubu Gönderilmesi Gerekirken Yapılmaması Ve Davacının Toplantıya Katılmamış Olması Durumunda Muhalefet Şerhi Vermemiş Olmasına Rağmen Dava Açma Hakkı Bulunmaktadır. (11.H.D. 1988/4218-1989/1164 – 27.02.1989)

    Yönetim Kurulu Üyeliği için Gerekli Koşullar:
    - Ancak gerçek kişiler yönetim kurulu üyesi olabilir. Pay sahibi olan tüzel kişiler ise yönetim kurulu üyesi seçilemezler, ancak kendi temsilcilerini üye seçtirebilirler.
    - Yönetim kurulu üyeleri ilke olarak pay sahipleri arasından seçilir. Pay sahibi sıfatı taşımayan şahsın yönetim kuruluna üye seçilmesi halinde, göreve başlayabilmek için pay sahibi niteliği kazanması, yani en az bir paya sahip olması aranmaktadır.. 275.md. gereğince, kamu tüzel kişilerinin yönetim kuruluna temsilci göndermeleri halinde, tüzel kişinin ve temsilcinin pay sahibi sıfatı taşıması zorunluluğu yoktur.
    - Yönetim kurulu üyeliği için tam ehliyet gerekir. Bu nedenle mümeyyiz küçük ve mahcurlar Yönetim kurulu üyeliğine seçilemezler.
    - Yönetim kurulu üyesi olacak kimsenin iflas etmemiş, ağır hapis gerektirici veya haysiyet kırıcı bir suçtan dolayı mahkum olmamış olması gerekir.
    - Yönetim kuruluna üye seçilecek kimsenin memur ya da şirkette aynı zamanda denetçi olmaması gerekir.
    - Ayrıca üyelerden her biri esas sermayenin en az yüzde birine eşit miktarda hisse senedini şirkete teminat olarak yatırmalıdır.Verilen hisse senetleri üyenin Genel Kurulca ibrasına kadar görevinden doğan sorumluluğa karşı rehin hükmünde olup başkasına devredilemez veya şirketten geri alınamaz. Yönetim kurulunun izni bulunmak şartıyla rehin hükmündeki hisse senetleri bir üçüncü kişi tarafından da yatırılabilir. (313.md.) Ancak kamu tüzel kişileri temsilcileri, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla hisse senedi vermek yükümlülüğünden muaftırlar.

    Yönetim Kurulu Üyeliğinin Kaybedilmesi:
    - Yönetim kurulu üyesinin iflasına karar verilmesi, kısıtlanması,ağır hapis cezası ile veya sahtekarlık, emniyeti suistimal, hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarından, mahkum olması ve üyelik için gerekli nitelikleri kaybetmesi durumunda üyelik sıfatı sona erer.
    - Yönetim kurulu üyelerinin süreli olarak seçilmesi halinde sürenin dolmasıyla,
    - Yönetim kurulu üyeliği istifa ile de sona erer. Ancak istifa hakkının, Yönetim kurulu üyesine düşen özen borcunun bir gerçeği olarak uygun zamanda kullanılması gerekir.
    - Yönetim kurulu üyeleri esas sözleşmeyle tayin edilmiş olsalar dahi Genel kurul tarafından her zaman azlolunabilirler. Azlolunan yönetim kurulu üyesi bu nedenle tazminat talep edemez. Ancak 275. md. Hükmü saklıdır.

    Ttk.'Nun 312 Ve 316. Maddeleri Hükümleri Uyarınca, Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Seçim Ve Görevden Alınması Yetkisi Yalnız Ortaklık Genel Kuruluna Aittir. (H.G.K. 306/700 13.06.1984)

    Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre, Yöneticilerin Genel Kurul Kararı İle Azledilebilmesi İçin, Bu Konunun Genel Kurul Gündeminde Bulunması Zorunludur. Genel Kurulca Şirket Yöneticilerinin Her Zaman Azledebileceklerine İlişkin Ttk.'Nun 316. Maddesi Hükmü, Gündeme Bağlılık İlkesini Bertaraf Edemez. (11.H.D. 3578/4774 – 24.09.1985)


    Tescil ve İlan:
    Yönetim kurulu üyeliğinin kazanılması veya kaybedilmesi, ticaret siciline tescil ve ilan edilmek gerekir. Ancak tescil ve ilan kurucu anlam taşımayıp durumun iyi niyetli üçüncü kişiler nezninde hüküm ifade edebilmesi için önemlidir.


     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Yönetim Kurulu Üyelerinin Görev ve Yetkileri:
    Yönetim:

    Ortaklığın yönetimi yönetim kuruluna aittir. Genel anlamı ile yönetim kavramı kanunda diğer organlar için öngörülmüş görevler dışındaki olağan ve olağanüstü bütün işlemleri kapsar.

    Temsil:
    Yönetim kurulu şirketin kanuni temsilcisidir. Temsil yetkisinin kullanılabilmesi açısından yönetim kurulu üyelerinden ikisinin imzası (esas sözleşmede aksine hüküm bulunması hariç) yeterlidir. Buna “çift imza kuralı” denir. Ancak şirkete karşı ihtar, ihbarname tebligatın yönetim kurulu üyelerinden yalnız birine yapılması dahi şirketi bağlar. Temsil yetkisi yönetim kurulu üyesi olmayan murahhas müdürlere veriliyorsa, yönetim kurulu üyelerinden de en az birisinin temsil yetkisine sahip olması zorunludur.

    Ortaklık sözleşmesinde hüküm varsa, yönetim kurulu yetkilerinin üyeler arasında bölünmesi mümkündür. Yönetim haklarının hukuken geçerli şekilde bölünmesi, bir sorumluluk bölünmesini de beraberinde getirir. Her üye ancak kendisine bırakılan işler nedeniyle sorumlu tutulabilir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda geçerli olan müteselsilen sorumluluk kuralı burada yürümez. Yönetim işlerinin murahhaslara bırakılabilmesi, sözleşmede bu konuda açık hüküm bulunmasına bağlıdır. Murahhaslar kendilerine bırakılan alandaki bütün yetkileri ve sorumluluğu devralmış olurlar. Bu safhalara giren işlemler nedeniyle kural olarak diğer yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu söz konusu olmaz. Ancak yönetim kurulu yönetim yetkilerinin tümünü murahhaslara bıraksa dahi münhasıran yetkisine giren ve devri kabil olmayan yetki ve görevleri muhafaza etmektedir. Yönetim kurulunun murahhaslar üzerinde genel bir gözetim yükümü de vardır.Yönetim kurulunun bu yükümü gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan sorumluluğu devam eder.

    Anonim Şirket, Yönetim Kurulu Üyesinin, Yönetim Kurulu Tarafından Kendisine Verilen Temsil Yetkisini Kötüye Kullanarak Kendi Nam Ve Hesabına Haksız Biçimde El Koyduğu İşletmeyi Şirkete Devretmesi Gerekir. (11.H.D. 1988/8953-1989/7012 – 11.12.1989)


    Tescilden Önce Şirket Namına İşlem Yapan Kimse Bu İşlemlerden Şahsen Sorumludur. Ancak Bunun İlerde Kurulacak Şirket Namına Yapıldığı Açıkça Bildirilmiş Ve Şirketin Ticaret Siciline Kaydından Sonra 3 Ay İçinde Bu Taahhütler Şirketçe Kabul Edilmişse Yanlız Şirket Sorumludur.(11.H.D. 2294/3475 – 06.12.1974)


    Anonim Ortaklığı Borç Altına Sokan Sözleşmeler, Ancak Kanunun Ve Ana Sözleşmenin Öngördüğü Biçimde Temsil Yetkisine Sahip Olanlar Tarafından Yapılabilir. Temsil Yetkisine Sahip Olmayan Bir Müdürün Ortaklığı Borç Altına Sokabilmesi İçin, Ortaklığın Bu İşlemi Benimsemesi Gerekir. (11.H.D. 199/504 – 07.02.1983)

    Şirket Defterlerinin Tutulması:
    Yönetim kurulu tacirler tarafından tutulması gerekli yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar defteri dışında anonim şirket tarafından tutulması gerekli diğer defterleri tutmak zorundadır. Bu defterler pay defteri, genel kurul tutanaklarının yazılmasına ait toplantı ve müzakere defteri, yönetim kurulu karar defteri, tahvil çıkarıldığı takdirde tahvil defteri ve işletmenin niteliğine göre tutulması gereken kasa defteri, mal defteri, sabit değer ve amortismanlar defteri, alacaklılar defteri ve borçlular defteri
    - Bilanço ile kar ve zarar cetvelinin düzenlenmesi
    - Yıllık raporun düzenlenmesi ve kar dağıtım önerilerinin hazırlanması
    - Genel kurulun toplantıya çağrılması, gündemin hazırlanması, ilanı, toplantı sırasında ortakların ortak sıfatlarının tespiti görevleri yönetim kuruluna verilmiştir. Ancak denetçilerde ivedi durumlarda genel kurulu fevkalade toplantıya davete mecburdurlar.

    Genel kurul kararlarının yürütülmesi:
    - Maddeten sakat genel kurul kararlarının iptalinin istenilmesi,
    - Sermayenin arttırılması veya azaltılması ile ilgili formalitelerin yerine getirilmesi,
    - Tahviller ile ilgili görevlerin yerine getirilmesi :
    Bu çerçevede izahnamenin düzenlenmesi yayınlanması ve ilanı, genel kurulun toplantıya çağrılması, genel kurulca verilecek kararın mahkemenin onayına sunulması, gerektiğinde tahvil senetleri genel kurulun toplantıya çağrılması ve bu toplantıdan önce dolaşımdaki tahvillerin bir listesinin görülebilecek bir yere asılması,
    - Memur ve müstahdemlerin tayini ve azli konusundaki yetki esas sözleşmeyle genel kurula verilmemişse yönetim kuruluna aittir.
    - Esas sözleşme veya genel kurul kararı ile tasfiye memuru ayrıca tayin edilmiş bulunmadıkça tasfiye işlerinin görülmesi yönetim kuruluna ait bir görevdir.
    - Kanunun emrettiği durumlarda tescil ve ilanın yaptırılması da yönetim kuruluna düşer.

    Malvarlığının azalması halinde görevleri :
    Ortaklık malvarlığı esas sermayenin yarısı oranında azalmışsa, yönetim kurulu durumu derhal genel kurula bildirmek, ortaklığın aciz halinde bulunduğu şüphesi varsa hemen bir ara bilanço düzenlemek ve yine durumdan genel kurulu haberdar etmek zorundadır. Ortaklığın aktifleri borçlarına yetmiyorsa, yönetim kurulu mahkemeye başvurarak iflasını istemek zorundadır.

    Ttk.'Nun 324. Maddesinin Düzenlenme Şeklinden Şirket Borç Açığının Şirket Aktifinin 1/5 Kadar Olmasından Çok Daha Fazla Tutarlar İçin Şirketin İflası Yoluna Gidileceği Anlaşılmaktadır. (11.H.D. 5319/5358 -29.08.1988)

    Ttk.'Nun 324. Maddesinin, Aynı Kanunun 434. Maddesi Hükmüyle Birlikte Gözönünde Tutulması Halinde Anonim Şirketin Sermayesinin 2/3 Oranında Kaybetmesi Halinin Kendiliğinden Fesih Sebebi Sayılacağı Yargıtayın Kökleşmiş İçtihatlarındandır. (11.H.D. 4054-4223 – 28.10.1982)

    Şirket Sermayesinin 2/3'nün Karşılıksız Kaldığının Anlaşılması Halinde Ortaklık Kendiliğinden Ve Otomatikman Feshedilmiş Sayılamaz. Ancak Genel Kurul Toplanmaz Ve Kaybedilen Sermaye Hakkında Bir Karar Alınmazsa Pay Sahibine Ortaklığın Feshedilmiş Olduğunun Saptanması Yolunda Dava Hakkı Tanınmalıdır. (11.H.D. 2820/2734 – 07.06.1982)

    Yönetim kurulunu S.P.K.’dan doğan yetki ve görevleri :
    Hisse senetlerini halka arz etmek üzere kurulan Anonim Ortaklıklar ile kurulmuş olup da sermaye artırmak suretiyle hisse sentlerini halka arz edecek olan Anonim Ortaklıklar SPK’dan izin almak şartı ile kayıtlı sermaye sistemini kabul edebilirler. Bu halde ortaklığın sermayesi çıkarılmış sermaye olur ve sözde tespit edilen kayıtlı sermaye miktarına kadar yeni hisse senetleri çıkarmak suretiyle yönetim kurulu tarafından TTK’nun esas sermayenin arttırılmasına ilişkin hükümlerine bağlı kalınmaksızın sermaye attırılabilir. Çıkarılan hisse senetleri tamamen satılarak bedelleri ödenmedikçe yeni hisse senetleri çıkarılamaz. Kayıtlı sermayeli ortakların başlangıç sermayesinin kurulca belirlenecek miktardan az olmaması ve ünvanlarının kullanıldığı belgelerde çıkarılmış sermaye miktarının gösterilmesi zorunludur. Yönetim kurulunun imtiyazlı veya itibari değerinin üzerinde hisse senedi çıkarılması, pay sahiplerinin yeni pay almak haklarının sınırlandırılması konularında ve imtiyazlı hisse senedi sahiplerinin haklarını kısıtlayıcı nitelikte karar alabilmesi için, esas sözleşme ile yetkili kılınması şarttır. Yönetim kurulunun bu maddedeki esaslar çerçevesinde aldığı kararlar aleyhine, Yönetim kurulu üyeleri, denetçiler veya hakları ihlal edilen pay sahipleri, kararın ikamından itibaren 30 gün içinde Anonim ortaklığın merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde iptal davası açabilir.(SPK. 12.md.)

    Genel kurula ait olan tahvil çıkarma yetkisi bu tür ortaklıklarda esas sözleşmeye konulacak bu hükümle yönetim kuruluna bırakılabilir.(SPK. 13.md.)

    Yönetim Kurulu Üyelerinin Hak ve Borçları:
    Borçları:
    - Özen Borcu:
    Yönetim kurulu üyeleri dikkatli ve basiretli bir yöneticinin aynı şartlar altında seçeceği hareket tarzına uygun surette dikkat ve özen göstermelidirler.
    - Sadakat Borcu: Yönetim kurulu üyeleri bütün işlemlerde ortaklık menfaatini ön planda tutmakla yükümlüdürler.
    - Sır Saklama Borcu: İster görevde iken, ister ayrıldıktan ve hatta azledildikten sonra olsun, işletmenin sırlarını saklama ve dosyalarını geri vermekle Yönetim Kurulu üyeleri yükümlüdür.

    Sanık, Daha Önce Ortağı Ve Muhasebecisi Olduğu Şirketin Vergi Kaçırdığını Resmi Makamlara Duyurmuştur. Eylemin, Yasanın 363. Maddesinde Yaptırım Altına Alınan İş Sırrının Korunması İle İlgili Olmadığı Gözönüne Alınmadan Beraat Yerine Hükümlülük Kararı Verilmesi Doğru Değildir. (7.C.D. 1986/17826-1987/4019 080.04.1987)

    - Teminat Verme:
    Yönetim kurulu üyeleri görevlerinden doğacak sorumluluğun teminatı olarak 500 TL. nominal değerde pay senedini ortaklığa vermekle yükümlüdür. Kural olarak pay senetlerinin teminat veren üyeye ait olması gerekmektedir. Ancak Yönetim kurulu teminatın bir üçüncü tarafından verilmesine de müsaade edebilir.(313.md)
    . Yönetim kurulu üyeleri kendilerinin veya yakınlarının menfaatlerini ilgilendiren konuların yönetim kurulunda görüşülmesine katılamazlar.
    . Rekabet Yasağı: Yönetim kurulu üyelerinden biri genel kurul iznini almaksızın şirketin konusuna giren ticari muamelelerle meşgul olan bir şirkete sorumluluğu sınırsız olan ortak olarak da giremez.

    Bir Anonim Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Ve Genel Müdürü Olan Şahsın Genel Kuruldan İzin Almadan Aynı Konuda Faaliyet Gösteren Bir Limited Şirket Kurup, Müdür Sıfatıyla Bu Şirketin İşlerini Yürütmesi Ttk'nun 335. Maddesine Aykırıdır. (11.H.D. 5620/6350 – 21.11.1985)

    - Yönetim kurulu üyelerinden birinin genel kuruldan iznini almaksızın kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısıyla şirketle şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi takdirde şirket yapılan muamelenin batıl olduğunu iddia edebilir. Aynı hak diğer taraf için mevcut değildir.(334.md.)
    - Yönetim kurulu üyeleri ortaklığın yönetimini ve işlerin gidişini gözlemlemekle yükümlüdürler.

    Hakları.
    . Huzur Hakkı: Yönetim kurulu üyelerine hazır bulundukları toplantılar için esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde verilen ücrettir.

    Anasözleşmede Huzur Hakkı Ödeneceğine Dair Bir Hüküm Bulunmaması, Genel Kurulun Bu Doğrultuda Verdiği Kararları Geçersiz Kılmayacağı Gibi Böyle Bir Karara Dayanarak Yöneticilere Ödenen Meblağlar Geri İstenemez. Ancak Genel Kurulda Bu Konuda Bir Karar Alınmayıp Yönetim Kurulu Üyelerinin Kendi Aralarında Anlaşmaya Varmaları Şartına Bağlanması Durumu Hariçtir. (11.H.D. 1988/5438-1989/2851 – 15.05.1989)

    . Ücret: Esas sözleşme veya genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine belirli dönemler için bir ücretin verilmesi kararlaştırılabilir.
    . Kazanç Payları:
    Yönetim kurulu üyelerinin kazanç payına hak kazanabilmeleri için;
    - Esas sözleşmede, kazanç payı dağıtımına izin vermelidir.
    - Safi kar üzerinden kanuni yedek akçe ayrılmalı ve pay sahiplerine %4 oranında veya esas sözleşme ile belirli daha yüksek bir oranda kar payı fiilen dağıtılmış olmalıdır.
    - Genel kurulun takdiri üzerin, bazı başarılı hizmetler için yönetim kurulu üyelerine ikramiye verilmesi mümkündür.
    - Her üye yönetim kurulunun toplantıya çağrılmasını yönetim kurulu başkanından yazılı olarak istemek, bu toplantıda fikirlerini söylemek ve oyunu kullanmak hakkına sahiptir.
    - Yönetim kurulu toplantılarında üyelerin şirketi temsile ve şirket işlerini görmeye memur kimselerden işlerin gidişi veya belirli bazı işler hakkında açıklamalar istemek hakkına sahiptir.

    Anonim Şirketlerin Yönetim Kurulu Üyeleri, Üç Yıllık Görev Sürelerini Tamamlasalar Dahi, Yeni Yönetim Seçilene Kadar Görevlerine Devam Ederler. (12.H.D. 691/1434 – 12.02.1998)

    Yönetim Kurulu Kararları:
    Esas sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça yönetim kurulunun bir karar verebilmesi için üyelerinin en az yarısından bir fazlasının toplantıda hazır bulunması şarttır. Kararlar, mevcut üyelerin çoğunluğu ile verilir. Bir üyenin başka bir üye adına vekaleten oy kullanması caiz değildir. Oylar eşit olduğu takdirde keyfiyet gelecek toplantıya bırakılır. Bu toplantıda dahi oylarda eşitlik olursa öneri reddedilmiş sayılır. Yönetim kurulu kararları, üyelerden biri görüşme isteğinde bulunmadıkça bir üyenin belirli bir hususa dair yaptığı öneriye diğerlerinin yazılı onayları alınmak suretiyle toplantısız da verilebilir. Ancak kararların geçerliliği, yazılıp imza edilmiş olmasına bağlıdır.(330.md.) Yönetim kurulu kararları kural olarak şirketi doğrudan bağlayıcı nitelikte değildir. İfa ve icrası gereken işlemler için esas teşkil eder.

    Anonim Ortakların Yönetim Kurulu Kararlarına Karşı Kural Olarak İptal Davası Açılamaz. Ancak, Bazı Durumlar Ve Özellikle Pay Sahiplerinin Kişisel Haklarını İhlal Eden Yönetim Kurulu Kararları Hakkında İptal Davası Açılabilir.Yasalara Aykırı Batıl Olan Bir Yönetim Kurulu Kararı İçin Genel Kurula Başvurulmadan Dava Açılır. (11.H.D. 1988/3414-1989/260 – 26.01.1989)

    Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu:
    Şirketin temsil yetkisine sahip yönetim kurulu üyelerinin şirketin maksat ve konusu çerçevesinde şirket adına yaptıkları bütün söz ve işlemler şirketi bağlar ve sorumlu kılar. Sözü geçen sorumluluk, görevlerini yerine getirdikleri sırada işledikleri haksız fiillerden doğan tazmin borcunu da kapsar. Bununla beraber şirketin ve tüzel kişinin rücu hakkı saklıdır. Yönetim kurulu üyeleri, yönetim kuruluna kurul olarak verilmiş olan görevlerin ihlali nedeniyle müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Davacı, sorumlu yöneticilerin kusur derecesine bakılmaksızın tazminatın tamamını birinden veya hepsinden isteyebilir.

    Yönetim Kurulu Üyelerinden Bazılarının İşlemleriyle Şirketi Zarara Uğratması Halinde Bu İşlemlere Nezaret Etme Durumunda Olan Diğer Yönetim Kurulu Üyeleri De Müteselsilen Sorumludurlar. (11.H.D. 5009/7236 – 07.10.1994)


    Şirketin Zarara Sokulması Nedeni İle Açılacak Davalar 5 Yıllık Zamanaşımına Tabidirler. (11.H.D. 1988/5218-1989/2885 – 15.05.1989)


    Yöneticiye Karşı Pay Sahibinin Tazminat Davası Açmak Hakkı Varsa Da, Bu Davanın Açılabilmesi, Dava Tarihinde Pay Sahibi Olmak Koşuluna Bağlıdır. (11.H.D. 1988/4114-1989/1057 – 23.02.1989)


    Sorumluluk Davasının Şirket Adına Değil, Şirket Ortağı Sıfatına Açılmış Olması Ve Davalının Da Bir Yönetim Kurulu Üyesi Olmaması Durumunda Ttk.'Nun 340. Maddesi Yollaması Nedeniyle Davacının Bir Dava Hakkı Yoktur. (11.H.D. 6705/6027 – 21.10.1988)


    Şirketle Muamele Yasağını İhlal Eden Yönetim Kurulu Üyeleri Aleyhine, Sorumluluk Davası Açılabilmesi İçin Şirket Genel Kurulunca Bu Yolda Karar Alınması Ve Davanın Denetçiler Tarafından Açılması Gerekir. Bu Bir Dava Şartıdır. (11.Hd. 1990/3980-1991/6455 – 03.12.1991)


    Müteselsil sorumluluk doğuran sebepler: (336.md.)
    - Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından yapılan ödemelerin doğru olmaması
    - Dağıtılan ve ödenen kar paylarının gerçek olmaması
    - Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması ve intizamsız tutulması
    - Genel kuruldan çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi
    - Kanunun veya sözleşmenin kendilerine yüklediği sair görevlerin kasten veya ihmal ile yerine getirilmemesi

    Müteselsil sorumluluğu gerektiren muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden üye sorumlu olmaz; özellikle bu muamelelere olumsuz oy vermiş olup, bunu tutanağa geçirmekle beraber denetçilere hemen yazılı olarak bildiren ya da meşru mazereti nedeniyle toplantıya katılmamış olan üye de sorumlu değildir.

    Sorumluluk davasında Ortaklığın Dava Hakkı:
    Genel kurul, yönetim kurulu üyelerine karşı şirketçe uğranılan zararların tazmini için dava açılmasına karar verirse veya dava açılmamasına karar verip de esas sermayenin en az 1/10 unu temsil eden pay sahipleri buna rağmen dava açılması isteğinde bulunursa şirket, karar veya azınlık tarafından ileri sürülmüş istek tarihinden itibaren 1 ay içinde dava açmaya mecburdur. Ancak bu sürede geçse de dava hakkı düşmez. Sürenin geçmesi ancak görevlilerin sorumluluğunu gerektirir. Şirket namına dava açmak, denetçilere aittir. Ancak azınlığın isteğiyle dava açılması halinde azınlık, denetçiler dışında bir vekil tayin edebilir. Dava açılması talebinde bulunan azınlık, ortaklığın bu nedenle göreceği muhtemel zararlara karşı teminat olmak üzere paylarını bir bankaya yatırmak zorundadırlar. Davanın reddi halinde azınlık ortaklığa karşı tazminatla yükümlüdür.(341.md.) Ortaklığın dava hakkı, iflas halinde iflas idaresince, iflastan başka tasfiye hallerinde ise tasfiye memurlarınca kullanılır.

    Ortakların ve Alacaklıların Dava Hakkı:
    Ortakların ve alacaklıların yönetim kuruluna karşı 2 türlü dava açma hakkı vardır.
    a.) Dolayısıyla zararlara dayanan dava: dava konusu, ortaklığın uğradığı zararın tümüdür. Ancak hüküm olunan tazminatın şirkete verilmesi esastır.
    b.) Doğrudan doğruya zararlara dayanan davalar: Doğrudan doğruya zarar yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda ortakların veya alacaklıların, ortaklığın zararından bağımsız olarak gördükleri zararlardır. Bu fiillerin ayrıca ortaklığı da zarara sokmuş olup olmadığı önem taşımaz. Doğrudan doğruya uğranılan zararlar nedeniyle açılan davalarda ortaklar ve alacaklılar, tazminatın kendilerine verilmesini isteyebilirler.

    Sorumluluğun sona ermesi:
    Zamanaşımı (309.md.) Sorumlu olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve ayrıca sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran eylemin meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımı uğrar. Ancak bu eylem ceza gerektirip CK.’na göre süresi daha uzun bir zamanaşımına tabi bulunuyorsa tazminat davası içinde o zamanaşımı uygulanır. Rekabet yasağını ihlalden doğan davalarda zamanaşımı yasağa aykırı işlemin yapıldığı veya üyenin aynı neviden ticari işlemlerde bulunan bir şirkete sınırsız ortak olarak girdiğinin diğer yönetim kurulu üyelerince öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve herhalde vukuundan itibaren 1 yıldır md.309 ve 335’in kapsamı dışında kalan durumlar BK.126.md. uygulanır. Buna göre şirket müdürleri,temsilciler....ile şirket veya ortaklar arasındaki davalar 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

    Ortaklar Ve Alacaklılar, Ttk.'Nun 309 Ve 336. Maddeleri Uyarınca, Tazminat Doğrudan Kendilerine Verilmek Üzere Yönetim Kurulu Üyelerine Karşı Sorumluluk Davası Açabilirler. (11.H.D. 1993/4314-1994/4368 – 17.05.1994)

    İbra:
    Yetkili organın (Genel Kurul), sorumlu organın üyelerine karşı karar şeklindeki bir irade açıklamasıdır. Genel kurul bu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerini hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun olduğunu beyan etmektedir. Genel kurul ibra kararıyla, yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyet sebepleri ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. İbra konusunda karar vermek yetkisi Genel Kurula aittir. İbra oylamalarında, yönetim kurulu üyeleri ile yakınları ve şirket işlerinin görülmesine herhangi bir şekilde katılmış olanlar oy hakkından yoksundur. İbra varsayımının ortaya çıktığı hallerde ortaklığın dava açma hakkı ortadan kalkar. TTK.’da ibra kararının ortakların dava haklarına etkisini düzenleyen bir hüküm yoktur.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    GENEL KURUL
    Genel Kurulun Devredemeyeceği Yetkileri:
    - Esas sözleşmenin değiştirilmesi:

    Şirketin esas sözleşmesinin değiştirilmesi, esas sermayenin arttırılması veya azaltılması, payların ayrılması veya birleştirilmesi gibi değişik neden ve ihtiyaçlarla gerçekleşebilir. Önce değişik esas sözleşme metni hazırlanır ve şirket adına imzaya yetkili kimselerce imzalanır. 2. safhada Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izni aşamasıdır. İzinden sonra genel kurul toplanarak esas sözleşmenin değiştirilmesi hakkında karar vermesi gerekir. Ancak böyle bir toplantı için yeni değişik metinle, asıl metnin birlikte yazılı biçimde ilanı ve ilgililere bildirilmesi gerekir.

    Şirket Genel Kurulunun, Esas Sermayenin Arttırılmasına İlişkin Kararının, Çoğunluğun Çıkarlarını Gözetmek Ve Azınlığın Payını Küçültmek Amacı Gütmek Suretiyle Objektif İyiniyet Kurallarına Aykırı Olduğu İleri Sürüldüğüne Göre, Bu Kararın Objektif İyiniyet Kurallarına Uygun Olup Olmadığının Saptanması Ve Bu Konuda Bir Karar Verilmesi Gerekir. (11.H.D. 8154/9165 – 11.12.1995)

    Esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararı, yönetim kurulu tarafından şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir. Değiştirme kararı tescilden önce hüküm ifade etmez.
    Genel kurul kararı kazanılmış haklarda pay sahiplerinin rızası olmaksızın hiçbir değişiklik yapamaz. Genel kurul kararı, imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda verecekleri diğer bir kararla onaylanmadıkça infaz edilemez. Diğer taraftan esas sözleşme değişikliği ile ilgili genel kurul toplantılarında esas sözleşmede aksi yazılı olsa dahi istisnaen oy imtiyazına bakılmaz ve her pay ancak bir oy verir.

    - Organların Seçimi ve Azli:
    Yönetim kurulu, denetçiler ve özel denetçileri seçim ve azil yetkisi genel kurulundur. Azil yetkisi, sebep ile bağlı olmaksızın vardır. Azlolunanın tazminat isteme hakkı yoktur. Kamu tüzel kişisini seçim ve azil yetkisi istisnaen k. tüzel kişisinin kendisine aittir. Ayrıca genel kurul esas sözleşme ile atanmış bile olsalar yönetim kurulu üyelerini yine de azledebilir.

    Anonim Şirket Genel Kurulunun Gerek Adi Ve Gerek Olağanüstü Toplantısı Ve Gündemi İle Görüşülecek Konulara İlişkin Kurallar Yasaca Düzenlenmiştir. Azle İlişkin Genel Kurul Kararının Da Amir Hükümlere Uygun Olarak Yapılan Genel Kurulda Alınması Gerekir. Aksi Halde Alınan Azil Kararı Geçersizdir. (11.H.D. 645/1075 – 28.03.1974)

    -Hesapların onaylanması
    -Kar dağıtımı önerisinin kabulü, değiştirilerek kabulü veya reddi

    Anonim Ortaklıklarda Kar Payının İstenebilmesi İçin Bu Hususta Genel Kurulun Karar Vermesi Gerekir. Kar Payının Dağıtılmaması Konusunda Verilen Genel Kurul Kararının Kesinleşmesinden Sonra Avans Olarak Ödenen Kar Paylarının Geri İstenmesi Mümkündür. (11.H.D. 5604/8783 – 21.11.1994)

    - Yönetim ve denetim organlarının ibrası
    - Tahvil çıkarılması
    - Şirket adına dava açılması kararı
    - Şirketin feshi
    -Yönetim kurulu üyelerinden biri genel kurulun izni olmaksızın kendi veya başkası namına bizzat veya dolaylı olarak şirketle, şirket konusuna giren bir ticari işleme yetkili bulunmadığı gibi yine şirket konusuna giren bir ticari işlemi kendi veya başkası adına yapamaz. Aynı ticari işlerle uğraşan bir şirkete sınırsız sorumlu ortak sıfatı ile giremez.(344.-345.md.)
    -Kanun veya esas sözleşme ile genel kurula bırakılmış diğer konular hakkında karar verilmesi

    Genel Kurulun Toplanması:
    Yetki:

    Genel kurul olağan olarak bir hesap devresi sonundan itibaren 3 ay içinde en az 1 defa ve olağanüstü olarak da gerektiği her zaman toplanır. Gerek olağan, gerekse olağanüstü toplantıya çağırma yetkisi, yönetim kuruluna ve ancak onun ihmali halinde denetçilere aittir.

    Gerek Olağan, Gerekse Olağanüstü Toplanan Genel Kurulda Gündem Dışı Hususlar Görüşülemez. Genel Kurulun Olağanüstü Çağrısına İzin Verilmesine İlişkin İzin İsteminde Ve Mahkemece Verilen Kararda Genel Kurulda Nelerin Konuşulacağı Belirtilmelidir. (11.H.D. 4965/5522 – 17.09.1990)

    Ayrıca zorunlu ve ivedi sebeplerin varlığı halinde olağanüstü genel kurul, yönetim kurulunun çağrıdan kaçınmasını beklemeden doğrudan doğruya denetçilerde toplantıya çağrılabilir. Diğer taraftan, esas sermayenin 1/10’unu temsil eden azınlıkta gerektirici sebepleri bildiren bir yazı ile genel kurulun toplantıya çağrılmasını yönetim kurulundan onun ihmal göstermesi halinde denetçilerden isteyebilir ve denetçilerinde ihmal göstermesi halinde, hisse senetlerini rehin yatırmak suretiyle genel kurulun mahkeme izni ile toplantıya çağrılmasını gerçekleştirebilir. Tasfiye işlerinde karar vermek üzere genel kurulu tasfiye memurları toplantıya çağırabilir.

    Şekil:
    Genel kurulu toplantıya çağrı, esas sözleşmede yazılı hükümlere uygun olarak ve her halde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmek suretiyle yapılır. Çağrının toplantı gününden en az 2 hafta önce yapılması gerekir. Pay defterine kayıtlı nama yazılı ve adresleri bulunuyorsa hamile yazılı hisse senedi sahiplerine toplantı ayrıca taahhütlü mektupla bildirilir.

    Yönetim Kurulunun Genel Kurulu Toplantıya Çağırmasının Usulüne Uygun Yapılmadığı İddiası, Ttk.'Nun 381/1. Maddesi Gereğince, Bu Çağrı Üzerine Toplanan Genel Kurulda Alınan Kararların İptalini İsteme Hakkını Verir; Ancak,Yönetim Kurulu Kararının İptali İstenemez.(11.Hd. 1986/8062-1987/175 23.01.1987)

    Toplantı Yeri:
    Esas sözleşmede başka bir yer kararlaştırılmamışsa genel kurul şirket merkezinin bulunduğu yerde toplanır.

    Çağrısız Toplantı:
    Bütün pay sahipleri ve temsilcileri aralarından hiçbiri itirazda bulunmazsa çağrısızda toplanabilir.

    Genel Kurul Toplantısına Çağrının Usulsüz Olmasının Dava Açma Yönünden Davacıya Bir Hak Verdiği Kabul Edilmekte İse De, Bu Husus Genel Kurul Kararlarının İptali İçin Yeterli Olmayıp, Ayrıca Alınan Kararların Kanun, Anasözleşme Ya Da İyiniyet Kuralına Aykırı Olmaları Gerekir. (11.H.D. 597/7050 – 04.11.1993)

    Katılma Hakkına Sahip Kimseler:
    Bir hisse senedi sahibi dahi olsa ortak genel kurula katılır. Hısımlık veya oylanan işe katılmış olma gibi sebeplerle oydan mahrum olmak, genel kurula katılmaya engel teşkil etmez. Ortak bizzat katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir temsilcide gönderebilir. Ancak pay sahibi olmayan bir temsilci gönderilemeyeceğine dair, sözleşmeye hüküm konulabilir. Bir hisse senedinin birden fazla sahibi varsa bunlar haklarını müşterek bir mümessil vasıtası ile kullanırlar.

    Toplantı Yeter Sayısı:
    Genel kurulun toplantı yeter sayısı, kural olarak, olarak ilk toplantıda en az ¼ üne sahip ortakların hazır bulunmasıyla oluşur. Bununla beraber TTK’da ve esas sözleşmede öngörülmüş özel hükümler saklıdır. Esas sözleşme yolu ile bu yeter sayısı ancak arttırılabilir, hafifletilemez. Genel yeter sayısının elde edilememesi durumunda genel kurul tekrar toplantıya çağrılır ve bu 2. toplantıda temsil olunan sermayenin oranı ne olursa olsun görüşmelere geçilebilir. Şirketin tabiyetinin değiştirilmesi veya pay sahiplerinin taahhütlerinin arttırılmasına ilişkin toplantılarda bütün pay sahiplerinin hazır bulunması şarttır. Esas sermayenin en az 2/3 üne malik olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin şirketin konusu veya nevinin değiştirilmesine ilişkin toplantılarda hazır bulunması şarttır. İlk toplantıda istenilen çoğunluk sağlanamazsa yönetim kurulu, genel kurulu usulüne uygun olarak 2. toplantıya çağırabilir ve bu toplantının yapılabilmesi için esas sermayenin yarısına malik olan pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunması gerekir. Diğer esas sözleşme değişikliklerinde ise esas sermayenin en az yarısına malik olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin genel kurulda hazır bulunmaları gereklidir. İlk toplantıda bu yeter sayı elde edilemediği takdirde en geç 1 ay içinde 2. toplantı yapılabilir. 2. toplantıda görüşme yapılabilmesi için esas sermayenin en 1/3 üne malik olan pay sahiplerinin yada temsilcilerinin hazır bulunmaları yeterlidir.

    Karar Yeter Sayısı:
    Şirketin tabiyetini değiştirmek veya pay sahiplerinin yükümlülüklerini arttırmak için kararlar oybirliği ile alınması şarttır. Diğer hususlar ve konular için karar yeter sayısı toplantıda hazır bulunanların çoğunluğudur.

    Toplantının Yürütülmesi:
    Bir başkan toplantıyı yürütür. Genel kurul başkanı esas sözleşmeden tayin edilebilir. Bu yapılmamışsa genel kurulca seçilir. Pay sahibi olmayan bir kimsenin genel kurul başkanı seçilmesi mümkündür. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Baş komiseri de toplantıda hazır bulunur. Genel kurulda ancak gündemde bulunan hususlar hakkında görüşme açılabilir ve karar verilebilir. Bu nedenle genel kurulu davete ilişkin ilan ve mektuplarda gündemin gösterilmesi şarttır. Genel kurulda gündemde gösterilmemiş konular görüşülemez. Bununla beraber hakların da gerekli yeter sayı elde edilmemiş maddeler, gündemde bulunsa da görüşülemez ve karara bağlanamaz. Gündem kural olarak yönetim kurulu tarafından düzenlenir fakat esas sermayenin %10 una sahip azınlık yazılı istemde bulunarak ve gerektirici sebep göstererek görüşülmesini istediği hususları gündeme koydurtabilir. Olağanüstü genel kurul gündemi bu kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahip olanlarca düzenlenir.

    Anonim Şirket Genel Kurulunda Ticaret Komiserinin Hazır Bulunması Kararların Geçerlilik Şartıdır. Görevli Hükümet Komiseri, Yasa Koşullarına Uyulmadan Toplantı Yapıldığını Belirtmiş Ve Toplantıda Bulunanların Genel Kurula Devam Etmek İstemeleri Üzerine Durumu Tutanağa Geçirerek Salonu Terketmiştir. Genel Kurul Geçersiz Sayılır. (11.H.D. 1512/1507 – 05.04.1982)


    Genel Kurulda Oy Hakkı:
    Genel kurul toplantılarında her pay, sahibine en az bir oy hakkı verir. Buna karşılık esas sözleşme yolu ile bir paya daha fazla oy hakkı verilebilir. Ancak esas sözleşme değişikliği toplantılarında her payın ancak bir oyu vardır.

    Oy kullanılmasının yasak olduğu haller:

    - Pay sahiplerinden hiçbiri, kendisi veya eşi veya usul füruu ile şirket arasında kişisel bir işe veya davaya ilişkin görüşmelerde oy hakkını kullanamaz. Buna karşılık oy hakkından yoksun pay sahibi oy kullanamamasına rağmen genel kurula ve görüşmelere katılma hakkına sahiptir.
    - Şirket işlerinin görülmesine herhangi bir suretle katılmış olanlar, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar.

    1-İbra Konusunda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyeleri De Oy Kullanmışlarsa, Onlar Tarafından Verilen Oy Hesaplamada Dikkate Alınmaz. Böyle Yapılan Hesaplamada Karar İçin Gerekli Oy Çoğunluğu Sağlanamazsa, İbra Konusundaki Kararın İptali Gerekir. (11.Hd. 1267/2213 – 05.05.1981)

    Şirket İşlerinin Görülmesine Herhangi Bir Surette İştirak Etmiş Olanlar, İdare Meclisi Üyelerinin İbrasına Ait Kararlarda Oy Hakkını Haiz Değildirler. Oy Hakkına Haiz Olmayanların Genel Kurulda Oy Kullanması Kararın İptalini Gerektirir. (11.H.D. 2219/3660 – 21.04.1995)

    Bu yasağın kapsamına denetçiler girmez. Bu yasağın kapsamına denetçiler girmez. Yasak burada sadece ibra oylaması ile ilgilidir. Yoksa yönetim kurulu üyelerinin genel kurul toplantılarına katılmalarına bir engel yoktur.
    - Şirketçe devralınan paylar genel kurulda temsil edilemezler. Dolayısıyla bu paylar için oy hakkı da kullanamaz.
    - Ayni sermaye koyan kişi kuruluş genel kurulunda bunun değerlendirilmesi ile ilgili görüşmede oy kullanılamaz.
    - Kendilerine özel çıkarlar sağlayan kurucu ve diğer pay sahipleri bu çıkarların kuruluş genel kurul tarafından onaylanması için açılmış görüşmelerde oy kullanamazlar.
    - Oy hakkına ilişkin sınırlamalardan birini etkisiz bırakmak maksadıyla hisse senetlerinin genel kurulda oy hakkının kullanılması için başkasına verilmesi caiz değildir. Pay sahiplerinden her birinin hakkı olmayanların genel kurul toplantısına katılmalarını önlemek üzere yönetim kuruluna itiraz ve bu itirazı genel kurul tutanağına yazdırma hakları vardır. Ancak sözü geçenler tarafından kullanılmış oylarla etkilenerek alınmış genel kurul kararlarının iptali önceden itirazda bulunulmamış olsa bile her pay sahibi tarafından istenebilir.

    Oy Hakkının Kullanılması:
    Nama yazılı hisse senetleri rehin, vedia veya ariyet olarak başkasına verilmiş olsalar dahi genel kurula katılma ve oy hakkı malike aittir. Hamile yazılı hisse senetlerinde, senedin zilyedi bulunduğunu kanıtlayan kimse oy hakkına sahiptir. Hamile yazılı hisse senetler rehin veya vedia yahut ariyet olarak başkasına bırakılmışlarsa rey hakkı malike aittir. Ancak temsil yetkisi ayrı bir senede yazılmış olmak şartıyla, zilyet malik yerine ve onun çıkarına olarak oy kullanmaya yetkilidir. Payda müşterek mülkiyet durumunda ise, oyun müşterek temsilci tarafından kullanılması gerekir. Bir hisse senedi üzerinde intifa hakkı bulunduğu takdirde senetten doğan oy hakkını kullanma yetkisi yalnızca intifa hakkı sahibine aittir.

    Oy Anlaşmaları:
    Genel kurul toplantısında oy kullanacak pay sahipleri, toplantıdan önce oylarını şu veya bu yönde kullanmak üzere anlaşabilirler. İşte bu anlaşmaya oy anlaşması denir

    İptal Davası:
    Kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya objektif iyi niyet kurallarına aykırı genel kurul kararları için bu kararların alındıkları tarihten itibaren 3 aylık süre içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede iptal davası açılabilir.

    Genel Kurul Kararlarının İptalini İstemeye yetkili olanlar:
    - Toplantıda hazır bulunup da karara muhalif olarak keyfiyeti tutanağa geçirten pay sahipleri,
    - Oyunu kullanmasına haksız olarak izin verilmeyen pay sahipleri,
    - Toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veya gündemin gereği gibi ilan edilmediğini veya toplantıya katılma hakkı bulunmayan kişilerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri,
    - Kararların infazı kişisel sorumluluklarını gerektirdiği takdirde yönetim kurulu üyeleri veya denetçilerden her biri iptal davasının açılması iptali istenen kararın geçerliliğini etkilemese de mahkeme, genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılmasına hükmedebilir. İptal davasında mahkeme sadece kararı iptal eder ya da iptal isteğini reddeder. Yoksa mahkeme genel kurul yerine geçerek yeni bir karar vermez. İptal hükmü genel kurul kararını, kararın alındığı tarihe kadar yürümek üzere ortadan kaldırır. İptal hükmü kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri ve organlar hakkında hüküm ifade eder. İptal hükmüne kadar, mahkemeden icranın geri bırakılması kararı alınmadıkça şirketi temsilen 3. kişilerle yapılmış işlemler iyi niyetli 3. kişilere karşı şirketi bağlar. Yönetim kurulu kesinleşmiş iptal kararının bir suretini derhal ticaret siciline kaydettirmeye mecburdur. Genel kurul kararı aleyhine iptal davası kötü niyetle açıldığı takdirde davacılar bu yüzden şirketin uğradıkları zarardan dolayı müteselsilen sorumludurlar.

    Anonim Şirket Genel Kuruluna Katılan Bir Ortağın, Kurulda Alınan Bir Karara Karşı İptal Davası Açabilmesi İçin Karara Muhalif Kalıp, Bu Durumu Tutanağa Geçirmesi Gerekir. (11.H.D. 5873/6577 – 24.11.1987)

    Toplantıda Hazır Bulunup Da, Karara Muhalif Kalarak Keyfiyeti Zapta Geçirtmeyen Pay Sahipleri, Anonim Şirket Genel Kurulu Kararının İptalini Talep Edemezler. (11.H.D. 2702/3783 – 25.04.1995)

    Genel Kurul Kararlarının Yokluğu, Hükümsüzlüğü ve İptal Edilebilirliği:

    Bir işlemin kurucu unsurlarının bulunmadığı bir durumda o hukuki işlemin hükümsüzlüğünden değil, yokluğundan söz edilir. (Pay sahibi olmayan kimselerin verdikleri karara Anonim Şirket Genel Kurulunun kararı denilemez. Burada genel kurul tarafından verilmiş bir kararın hükümsüzlüğünden değil, genel kurulun bir kararının olmaması söz konusudur. Genel kurul kararlarının konu bakımından B.K. 19 ve 20. maddede yazılı hükümsüzlük kapsamına girmeleri halinde karar yok olmakla beraber hükümsüzdür yani doğmuştur.)

    Hükümsüz olan bir hukuki işlem yoklukta olduğu gibi geçersizdir. Ancak böyle bir işleme hukuken yok denemez, çünkü yok olan hukuki işlemler hukuken hiçbir anlam taşımadıkları halde hukuki işlemlerin bir başka alanda geçerliliği söz konusu olabilir. Hükümsüzlük kısmi de olabilir. Bir hukuki işlemin daha başlangıçta hükümsüz olması halinde Başlangıçtaki Hükümsüzlük bir hukuki işlemin geçerli bir biçimde doğduktan sonra kanunda yazılı belirli bir sebep ileri sürülerek iptalinin istenilmesi sonucu hükümsüzlüğüne karar verilebilir olması halinde ise İptal Edilebilirlilik söz konusudur. İptal hükmünün verilip kesinleşmesi sonucu ortaya çıkan durumda bir hükümsüzlüktür ama başlangıçtaki hükümsüzlük değildir. Ayrıca iptal edilebilirlikte iptal davası yoluna gidip gitmeme konusunda bir seçim hakkı söz konusudur. Dava sonunda hükmün iptal doğrultusunda olup olmayacağı da hükmün kesinleşeceği ana kadar belli değildir. (Genel kurul kararının daha başlangıçta hükümsüz olması kendiliğindendir, oysa iptal edilebilir bir genel kurul kararının hükümsüz hale gelmesi, ancak 3 aylık bir hak düşürücü süre içinde açılmış bir iptal davasında iptale ilişkin mahkeme hükmünün verilmesi ve bu hükmün kesinleşmesi ile mümkündür.

    Dava, Şirket Genel Kurul Kararının İptali İstemiyle Açılmıştır. Her Şeyden Önce Davacının Böyle Bir Davayı Açabilmesi İçin Şirket Ortağı Olması Gerekir. (11.H.D. 1318/3070 – 01.05.1997)

    Anonim Şirket Genel Kuruluna Katılan Bir Ortağın, Kurulda Alınan Bir Karara Karşı İptal Davası Açabilmesi İçin Karara Muhalif Kalıp, Bu Durumu Tutanağa Geçirmesi Gerekir. (11.H.D. 5873/6577 – 24.11.1987)

    Genel Kurul Kararlarının Yasanın Emredici Kurallarına, Ahlak Ve Adaba Aykırı Olmaması Gerekir. Aksi Halde, Baştan Beri Geçersiz Sayılırlar. Herkes Ttk'nun 381. Maddesindeki Koşul Ve Süreye Bağlı Olmaksızın Geçersizliğin Saptanmasını İsteyebilir. Ancak Karar Yasanın Yorumlayıcı Kurallarına Aykırıysa, İptal Edilinceye Kadar Sonuçlarını Doğurur. (11.H.D. 3158/3661 – 06.07.1978)
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    ANONİM ŞİRKETLERDE PAY SAHİBİ OLMANIN GENEL ANLAMI
    Anonim şirketler Türk Ticaret Yasası'nın 269/1 maddesinde ifadesini bulduğu şekilde sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş bir şirkettir. Diğer bir anlatımla anonim şirketlerin esas sermayesi muayyendir ve paylara bölünmüştür.

    Anonim şirketlerde pay sahibi olma neticesinde pay sahibi ile anonim şirket arasında bir ilişki doğmaktadır. Bu ilişki hukuki bir ilişkidir. Bu ilişki sonucunda pay sahibi, bir takım haklara sahip olduğu gibi, ortağı olduğu anonim şirkete karşı bir takım borç ve sorumluluklar altına girmektedir.

    Bir pay sahibi, şirket sermayesi içinde ne kadar paya sahipse, diğer bir anlatımla şirketin nominal sermayesini oluşturan paylar içinde ne kadar oranda paya sahip olursa ortaklık pozisyonunda o kadarlık hakka sahip olmaktadır.

    Pay sahibinin sahip olduğu haklar yanında aynı oranda borç ve sorumluluk altına girmekte olduğu da tabiidir.

    Pay sahibi, şirketin nominal sermayesi içinde en az % 10 paya sahip olması halinde azlık haklarından yararlanır.

    Anonim şirketlerde hisse senetlerinin itibari kıymeti Türk Ticaret Yasası'nın 399. maddesi hükümlerine göre en az 500.- (Beşyüz) liradır. Bu kıymetin ancak yüzer lira olarak yükseltilebilme olanağı bulunmaktadır. Bu hükümlere aykırı olarak çıkartılan hisse senetleri batıldır. Bu durumda bunları çıkaranlar hisse senetleri sahiplerine karşı müteselsilen sorumludurlar.

    Türk Ticaret Yasası'nın 399. maddesinin son fıkrasında hisse senetlerinin itibari kıymetinin beşyüz liradan aşağıya indirilebilmesi ile ilgili istisnai bir hüküm bulunmaktadır. Buna göre "şirketin müşkillenmiş olan mali vaziyetinin ıslahı için hisse senetlerinin itibari kıymeti beşyüz liradan aşağıya indirilebilir.

    Anonim şirketlerde pay sahibi olmanın iki yolu bulunmaktadır.

    1. Aslen Pay Sahibi Olmak

    Anonim şirketlerde aslen pay sahibi olabilmenin iki yolu bulunmaktadır. Birincisi, şirketin kuruluşunda konulan sermayeden pay alma yolu ile, ikincisi ise, şirketin kuruluşundan sonra yapılacak sermaye artırımı sırasında pay alma şeklindedir.

    Kuruluşta Pay Sahibi Olmak

    Anonim şirketlerin ani veya tedrici kuruluşlarında ana sözleşmeyi imzalayarak şirketin kuruluşunu gerçekleştiren kurucu ortaklar bu şekille ödemeyi taahhüt ettikleri hisseleri karşılığında pay sahibi olmaktadırlar.

    Türk Ticaret Yasası'nın 404. maddesinde "ayın karşılığı olan hisse senetlerinin şirketin tescilinden itibaren iki yıl geçmeden başkalarına devri hükümsüzdür." hükmü yer almaktadır. Burada sahip olunan payların devri ile ilgili olarak bir kısıtlama getirilmiştir. Ayın karşılığı çıkartılan hisse senetlerinin şirketin tescilinden itibaren iki yıl süre ile başkasına devir olanağı verilmemesi dolayısıyla, şirkete ayın sermaye getiren pay sahibinin haklarının korunması yolu seçilmiştir. Burada şu soru akla gelebilir.: Yasanın 404. maddesindeki bu hüküm ile yukarıda söylediğimiz gibi şirkete ayın sermaye getiren pay sahibinin haklarının korunması mı, öngörülmüştür, yoksa şirketin menfaatleri mi düşünülmüştür. Şirkete ayni sermaye koyan kişi bu tasarrufu ile ortağı olduğu şirkete bir ayın katkısında bulunmaktadır. Bu ayın Türk Ticaret Yasasının 404. maddesindeki kısıtlayıcı hüküme rağmen getirildiğine göre bu ayından şirketin menfaat temin etmesi söz konusudur. Ayın getiren kişinin koyduğu ayının değeri de genellikle rayiç bedel ile şirketin kayıtlarına girmektedir. Bu nedenle ayni sermayenin şirkete konuluşu sırasında şirketinde, ayın sermaye getiren kişininde bir kayıpları olmamaktadır. Ayni sermayenin konulması ve bu ayının şirket bünyesinde, şirketin ticari faaliyetlerine katkısının başlamasından sonra şirket bu ayının kullanılmasından dolayı menfaat temin eder hale gelecektir. İşte bu safhada yasa koyucu 404. madde ile getirdiği kısıtlama ile ayın sermaye getiren kişinin getirdiği bu ayının şirket nezdindeki ticari faaliyetler çerçevesinde şirkete getireceği gelirlerden ayın sermaye getiren kişinin yararlanabilmesine olanak tanımak ve bu olanaktan en az iki yıl yararlanmasına sağlamak istemiştir.

    Sermaye Artırımı ile Pay Sahibi Olmak

    Aslen pay sahibi olmanın ikinci yolu ise sermaye artırımı sırasında çıkartılan sermayeden pay almak şeklinde olmaktadır.

    Sermaye artırımında pay sahibi olma yolu, şirketin kuruluşunda pay sahibi olma ile benzerlik göstermektedir. Sermaye artırımında pay sahibi olan ortaklar şirkete olan sermaye taahhütlerini nakit veya ayni olarak yapabilmektedirler. Ayın karşılığı çıkartılan hisse senetleri sermaye artırımlarında da Türk Ticaret Yasasının 404. maddesi hükmüne göre tescilden itibaren iki yıl geçmeden başkalarına devir edilememektedir.

    2. Devren Pay Sahibi Olmak
    Anonim şirketlerde devren pay sahibi olmak, bir anonim şirkette pay sahibi olan kişi veya kuruluştan, sahibi bulunduğu hisseleri satın alma yolu ile olabilmektedir.

    Hisselerin devri sırasında dikkat edilmesi gereken husus, bu devrin geçerli olabilmesi için anasözleşmede devri kısıtlayıcı bir hükmün bulunup bulunmadığı noktasıdır.

    Türk Ticaret Yasası'nın 416. maddesine göre "nama yazılı hisse senetleri esas mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça devrolunabilir.

    Devir ciro edilmiş senedin devir alana teslimi ile olur. Şu kadar ki devir şirkete karşı ancak pay senedine kayıtla hüküm ifade eder".

    Bu hükme dayanarak, anonim şirketlerin ana sözleşmelerinin hisse senetleri maddesi genellikle şu şekilde düzenlenmektedir.

    "Hissedarlar hisse senetlerini satmak istedikleri taktirde bu devir ancak yönetim kurulu kararı ile ve işlemin pay defterine yazılması ile hüküm ifade eder. Yönetim kurulu sebep göstermeden pay devrini onaylamayabilir."

    Türk Ticaret Yasası'nın 416. maddesindeki "nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça devrolunabilir" hükmüne göre nama yazılı hisse senetleri ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde rahatlıkla devir edilebilmektedir. Diğer bir anlatımla nama yazılı hisse senetleri serbestçe devir olunabilmektedir; bu devrin kısıtlanması ancak ana sözleşmeye konulacak bir hüküm ile olabilmektedir.

    Senede Bağlanmamış Payın Devri

    Sahip olunan payı temsil etmek üzere, Türk Ticaret Yasası'nın 413. maddesinde gösterilen şekil şartına uygun olarak çıkartılmış bir hisse senedine sahip bulunulmaması durumunda, sahip olunan pay, senede bağlanmamış demektir. Bu durumda sahip olunan pay, payını devir eden ile devir alan arasında yapılacak devir sözleşmesi ile devir edilebilir.

    Aşağıya bir "pay devir senedi" örneği çıkartılmıştır.

    Bu pay devir senedinin altına, Türk Ticaret Yasası'nın nama yazılı hisse senetlerinin devrini açıklayan 416. maddenin son fıkrasındaki "devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder" hükmüne uygun olarak yönetim kurulunun pay devrini onaylaması ile ilgili bir açıklama konulmuştur. Bu nota payın devrinden sonra alınacak yönetim kurulu kararı yazılarak şirket yetkilileri tarafından imzalanacaktır.

    Yönetim kurulu tarafından pay devrinin onaylandığını gösteren bir notun imzalanması hususu payı devir edenin bu devrinin yönetim kurulu tarafından onaylanarak pay defterine işlendiğini bilmesi açısından düşünülmüştür.

    PAY DEVİR SENEDİ
    (Tamamı ödenmiş hisseler ile ilgili)


    Sahibi bulunduğum .................. Anonim Şirketi'ne ait ...... adet pay karşılığı toplam ........................ TL' nominal değerdeki tamamı ödenmiş hamiline/nama yazılı hisselerin beher adedini ............... TL karşılığında ............. adet pay karşılığı olmak üzere toplam ................... TL bedel karşılığında .................... ye sattım.

    Bedelini tamamen aldım.

    SATAN
    Adı soyadı
    Adres - Tarih
    İmza

    ...............................'nın sahibi bulunduğu ...................... A.Ş' ne ait ......... adet pay karşılığı toplam .......................... TL nominal değerdeki tamamı ödenmiş, hamiline/nama yazılı hisselerin beher adedini ...............TL karşılığında ............. adet pay karşılığı olmak üzere toplam ................... TL bedel karşılığında satın aldım.

    SATIN ALAN

    Adı soyadı
    Adres - Tarih
    İmza

    YÖNETİM KURULU ONAY NOTU


    Yukarıda sözü edilen pay devirleri yönetim kurulumuzun ..../..../..... tarih ve ........ sayılı kararı ile onaylanmış olup, pay defterine işlenmiştir. ..../..../....

    YÖNETİM KURULU

    PAY DEVİR SENEDİ
    (Tamamı ödenmemiş hisseler ile ilgili)

    Sahibi bulunduğum .................... Anonim Şirketi'ne ait ...... adet pay karşılığı toplam ........................... TL' nominal değerdeki hisselerin .......... adet paya karşılık ...................... TL'lik kısmı ödenmiş olan hamiline/nama yazılı hisselerin beher adedini .............. TL karşılığında ................ adet pay karşılığı olmak üzere toplam ...................... TL bedel karşılığında ......................'ye sattım.

    Bedelini tamamen aldım.

    SATAN
    Adı soyadı
    Adres - Tarih
    İmza

    ............'nın sahibi bulunduğu ............ A.Ş' ne ait ......... adet pay karşılığı toplam ............ TL nominal değerdeki, hisselerin ...... adet pay karşılığı toplam ..........TL'lik ödenmiş, hamiline/nama yazılı hisselerin beher adedini ........TL karşılığında ....... adet pay karşılığı olmak üzere toplam ................... TL bedel karşılığında satın aldım.

    SATIN ALAN
    Adı soyadı
    Adres - Tarih
    İmza

    YÖNETİM KURULU ONAY NOTU

    Yukarıda sözü edilen pay devirleri yönetim kurulumuzun ..../..../..... tarih ve ........ sayılı kararı ile onaylanmış olup, pay defterine işlenmiştir...../..../....

    YÖNETİM KURULU


    Senede Bağlanmış Payın Devri

    Pay, senede bağlanmışsa, bu senetler kıymetli evrak hükmündedir. (Türk Ticaret Yasası Md: 557 - 565) Hisse senetlerinin devri ile, sahip olunan pay sahipliğinin de devri gerçekleşmiş ve yeni pay sahibi (ortak) senedi devir alan olmuştur.

    Nama Yazılı Pay Senetlerinin Devri
    Nama yazılı pay senetlerinin devrinde Türk Ticaret Yasası'nın nama yazılı pay senetlerinin devir esaslarını düzenleyen 566 - 569 maddelerinin hükümleri uygulanır.

    Nama yazılı hisse senetlerinin devri Türk Ticaret Yasası'nın 416 maddesinde konu edilmiştir. Bu hükümlere göre nama yazılı hisse senetleri anasözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde serbestçe devir edilebilmektedir.

    Ayrıca Türk Ticaret Yasası'nın 416/2 maddesine göre devir, ciro edilmiş hisse senedinin devir alana teslimi ile olur. Ancak bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için pay defterine bu devir ile ilgili kaydın yapılmış olması gerekmektedir.

    Türk Ticaret Yasası'nın kıymetli evraka ait hükümlerinde devir için, yazılı devir beyanının öngörülmesine karşın özel hükümler arasında nama yazılı pay senetleri için yazılı devir beyanından söz edilmemiş, hisse senedinin cirosu yeterli görülmüştür. (Türk Ticaret Yasası Md: 416/2, 559/2 )

    Nama yazılı pay senetlerinin cirosunun nasıl yapılacağı ile ilgili olarak Türk Ticaret Yasası'nın 560/1 maddesinde poliçenin cirosu hakkındaki hükümlere gönderme yapılmıştır. Ciro işlemi sırasında lehine ciro yapılan kişi veya kuruluşun belirtilmemiş olması, dolayısı ile ciro işleminin hisse senedinin üzerine devir eden tarafından sadece imza atılarak gerçekleştirilmiş olması beyaz ciro halinin mevcudiyetini akla getirmiş bulunmaktadır. Ancak Türk Ticaret Yasası'nın 416/2 maddesi hükümlerine göre nama yazılı pay senetlerinin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için bu devrin pay defterine kayıt edilmesi gerekmektedir. Konuya bu madde hükmünde bulunan devrin pay defterine işlenmesi zorunluluğu açısında katarak baktığımızda nama yazılı pay senetlerinin "beyaz ciro" şeklinde ciro edilerek devir edilmesinin olanaksız olduğunu görmekteyiz.

    Türk Ticaret Yasası'nın 560 maddesindeki nama yazılı pay senetlerinin cirosu ile ilgili olarak poliçenin cirosu hakkındaki hükümlere gönderme yapılması sebebiyle nama yazılı pay senetlerininde rehin cirosu mümkün bulunmamaktadır. Rehin için teslim ve ciro şart olmakla beraber senet sahibinin haklarının korunabilmesi için ciro yapılırken "bedeli teminattır" veya "bedeli rehindir" gibi bir ifade kullanılması yerinde olacaktır. Böyle bir durumda senedi devir alan, ancak tahsil cirosu ile devir edebilecektir. (Türk Ticaret Yasası Md: 601 )

    Nama yazılı hisse senetlerinde intifa hakkı tesisinde ciro edilmiş senedin intifa sahibine teslim ve cironun intifa belirten bir ifadenin senede yazılması şeklinde yapılması gerekmektedir. Üzerinde intifa hakkı bulunan bir hisse senedinden doğan oy hakkı intifa hakkı sahibi tarafından kullanılabilmektedir. Bu konuda Türk Ticaret Yasası'nın 360/4 maddesindeki hükümler uygulanacaktır.

    Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Devri

    Hamiline yazılı pay senetlerinin devri ile ilgili olarak Türk Ticaret Yasası'nın 415 maddesinde "Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve üçüncü şahıslar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade eder" hükmü bulunmaktadır.

    Türk Ticaret Yasası'ndaki bu özel hükümlerden ayrı olarak 559/1 maddede kıymetli evrakların devri ile ilgili olarak genel hükümler yer almaktadır. Burada "Mülkiyet ve sair bir ayni hak tesisi maksadıyla kıymetli evrakın devri için her halde senet üzerindeki zilyetliğin devri şarttır" hükmü bulunmaktadır.

    Hamiline yazılı pay senetlerinin çıkartılmasının gayesi bunların kolaylıkla elden ele geçmesinin sağlanmasından kaynaklanmaktadır. Hamiline yazılı pay senetlerinin devrinden şirketin bilgisi olamamaktadır. Diğer bir anlatımla hamiline yazılı pay senetlerinin (senede bağlanmış olmaları halinde) devri ile ilgili olarak anasözleşmeye kısıtlayıcı bir hüküm koyabilme olanağı bulunmamaktadır.

    Kıymetli evrakların devrini konu eden Türk Ticaret Yasası'nın 559 maddesinin mülkiyet dışında sair ayni haklar içinde, zilyetliğin devrini şart görmesinden dolayı hamiline yazılı pay senetleri mülkiyetten gayrı hakların tesisindede kullanılabilmektedirler. Bu konuya paralel olarak Eski Medeni Yasanın 870 maddesi hamiline yazılı senetlerin mürtehine (rehin alana) teslim suretiyle rehnedi-lebileceğini öngörmektedir. Yeni Medeni Yasamızın 956. maddesi ile getirilen "Hamiline yazılı senetlerin rehni için senetlerin rehin alacaklısına teslimi yeterlidir" hükmüne göre işlem yapılacaktır.

    Hamiline yazılı pay senetlerinin rehnedilebilmesi halinde pay sahipliği hakları malikte kalmaktadır. Rehin alacaklısının bu hakların malik tarafından kullanılmasına müsaade etmesi, malikin ise haklarını; rehin alacaklısının aleyhine kullanmaması gerekmektedir. Türk Ticaret Yasası'nın 360 maddesinin 3, 4 bentleri hamiline yazılı hisse senedi sahiplerinin genel kuruldaki oy hakları ile ilgili hükümleri açıklamıştır.

    3. Sair Yollar ile Pay Sahibi Olmak

    Anonim şirketlerde pay sahipliği yukarıda sözü edilen, aslen pay sahibi olmak ile devren pay sahibi olmak şartlarının dışında, aşağıya çıkartılan şekillerle sair yollardanda elde edilebilmektedir. Şüphesiz ki, aşağıda saydığımız yolların tamamını devren pay sahibi olmak şartı içinde düşünmek gerekmektedir.

    Sair yollar ile pay sahibi olma çeşitlerini şu şekilde sıralayabiliriz

    * Miras yolu ile sahip olmak,
    * Haciz yolu ile sahip olmak,
    * Hibe yolu ile sahip olmak,
    * Takas yolu ile sahip olmak.
     

Sayfayı Paylaş