1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Antik Fenike kentleri

Konusu 'Turizm Rehberi' forumundadır ve Suskun tarafından 29 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Biblos limanı: Antik liman hala bir balıkçı barınağı olarak kullanılmaktadır.

    Biblos
    Byblos Lübnan'ın Beyrut kentinin kuzeyinde yer alan antik bir Fenike liman kentidir. Şu anki Arapça adı Jbail(Cübeyl) olan kentin tarihinin kesin olarak bilinmemekle birlikte 7000 yıl öncesine kadar uzanmakta olduğu bazı bilimadamlarınca tahmin edilmektedir. Ancak Bybloslular şehirlerini Byblos olarak adlandırmıyor aksine Gubla ve daha sonraları da Gebal diyorlardı ve şehirlerinin bulunduğu sahile de Canaan(Kenan) demekteydiler. M.Ö. 1200'lü yıllarda, bu sahillere Fenike (Phoenicia) adını verenler Yunanlılar olmuştur. Ayrıca şehre Yunanca da Papirus anlamına gelen Byblos adını da yine Yunanlılar vermiştir, çünkü büyük bir ticaret limanı olan Byblos zamanında papirus ticaretine hakim bir liman kenti idi.(İngilizce Bible sözcüğü, adını bu kentten almaktadır.)

    Byblos, M.Ö. 3. ve 2. yüzyıllar arasında Mısır Firavunlarının kontrolü altında iken tüm Fenike sahilinin hem dini hem de ticari başkenti idi. Bugünkü modern latin alfebesinin temeli olan ilk lineer alfabeyi de bulanlar Bibloslular olmuştur.

    Bibloslular, M.Ö. 2000 yıllarında Mısır piramitleri'nin yapımında kullanılan sedir ağaçlarını Mısır'a satarak ticarete başladılar. M.Ö. 11. yüzyılda Fenike'nin en önemli kenti oldu ve Akdeniz'de birçok ticaret kolonileri kurdular. M.Ö. 8. yüzyılda Asurlular'ın saldırılarıyla bağımsızlıklarını yitirdiler.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Baalbek
    Baalbek (Arapça: بعلبك), Lübnan'ın Bekaa Vadisi'nde kalan bir şehridir. Selahattin Eyyubi bu şehirde doğmuştur.[kaynak belirtilmeli] Ayrıca bu şehir, 1984 yılında UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.
    [​IMG]
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Akka
    İsrail'in kuzeyinde Akdeniz kıyısında bir şehirdir. Nüfusu 45.000 civarıdır (2003). Müslüman Arap, Dürzi, Hıristiyanlar ile Yahudiler'in birlikte yaşadıkları bir şehirdir.
    [​IMG]
    Akka Limanından görünüm

    Acre, Akko, Batı dilleri ile İbranice'deki isimleridir (Helenistik dönemde Ptolemais ya da Antiochia Ptolemais). Şehir, Mısır firavunu III. Tutmose (M.Ö. 1504-1450) zamanından başlayarak, dünya tarihinde sürekli olarak yerleşilmiş en eski yerlerden biridir. Eski çağlarda Kenan halkı ve İbraniler tarafından kullanılmış; Eski Yunan, Roma, Arap, Tolunoğulları, Haçlı ve 1517'de Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in fethinden itibaren 1918'e kadar yeniden Türk hakimiyetine girmiş, İsrail'in kuruluşuna kadar da İngilizler'in denetiminde kalmıştır. Tolunoğlu Ahmed Bey Dönemi'nde Tolunoğulları Devleti'nin en büyük deniz üssü burada kurulmuştu.

    Napolyon, 1799'da kaleyi kuşatmış, ancak Cezzar Ahmed Paşa'nın dillere destan direnişi karşısında muvaffak olamadan ordularını geri çekmek zorunda kalmıştır.

    Akka'yı çevreleyen kalın savunma duvarları, Cezzar Ahmed Paşa tarafından inşa edilmiştir.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Sayda
    [​IMG]
    Sayda şehrinden görünüm


    Sayda, (Arapça: صيدا) Lübnan’ın güneyinde Cenub vilayetinin merkezi olan şehir.

    Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde Akdeniz sahilinde yer alan şehrin nüfusu 200.000’dir

    Antik Çağda önemli bir Fenike şehri olan Sayda’nın eski ismi Sidon'dur. Tarih boyunca değişik devletlerin idaresinde kalan Sayda 1517'de Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. 400 sene Türklerin idaresinde kalan şehir I. Dünya Savaşından sonra Fransızların idaresine girdi. Daha sonra da bağımsız olan Lübnan'ın bir şehri haline geldi.
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Lazkiye

    Lazkiye (Latakia),(Arapça: اللَاذِقِيَّة‎- El Lazkiyye) Hatay sınırının 80 km kadar güneyinde bulunan Suriye'nin önemli liman kentlerinden biri. 500.000 nüfusun çoğunlugunu Arap Alevileri oluşturur. Lazkiye şehir merkezi kuzeyinden yaklaşık 15 km sonra Suriye Türklerinin, köy ve kasabalardan oluşan yerleşim bölgeleri başlar ve Türkiye sınırına kadar uzanır. Lazkiye şehrinde yaşayan Türklerin nüfusu 100.000 civarındadır. Hatay'ın Yayladağı İlçesi Gümrük Kapısından Lazkiye'ye ulaşım son derece kolaylaşmıştır. Çünkü Antakya ile Yayladağı arasındaki Fransızlar zamanından kalan çok virajlı, dar 50 km'lik asfalt yol yerine 35 km'ye düşen 4 şeritli duble yol yapılmıştır. Bu yol güzergahındaki Şenköy, tarihi türbesi ve cumbalı evleri ile; ayrıca Görentaş Köyü de Suriye ile sınır oluşturan göleti ile görülmeye değer yol üstü turistik yerlerdir.

    [​IMG]

    "Antakya-Lazkiye arası çalışan taksiler vardır. (Antakya ya uçak veya otobüsle intikal edebilirsiniz) Bu taksiler dolunca hareket ederler, ücret Mayıs-2009 itibarıyla kişibaşı 17 TL dir, taksiyi tamamen kiralamak ve beklemeden hareket etmek isterseniz 70 TL verip hemen Lazkiye'ye hareket edebilirsiniz. Yayladağı sınır kapısından Suriye sınırına girilir. Suriye'ye geçtikten sonra, çeşitli yerlerde resmi polis noktası ve istihbarat görevlileri tarafından aracınız durdurularak nereye gittiğiniz sorulabilir aracınız aranabilir. Polis üniformaları ilgi çekicidir, ilk gördüğünüzde yeşil/haki renk çuval ve çizme giyilmiş gibi görünebilir, özetle üniformayı tasarlayan kişinin estetik anlayışının zayıf olduğu düşünülebilir.... İstihbarat görevlileri ise, genelde yol kenarında derme çatma kulübe önünde plastik sandalyelerde oturup yoldan gelen geçeni izlerler, arada da keyfi olarak araç durdurup çeşitli sorular sorup araç kontrolü yapabilirler, bunların belli bir üniforması olmasa da genelde kot pantolon ve parmak arası terlik giyilmektedir. Ancak çok şansız bir insan değilseniz herhangi bir sorun çıkma ihtimali zayıftır,şoförünüz muhtemel sorunları uygun şekilde halledecektir.

    Antakya'dan Lazkiye'ye tahmini varış süresi 2 saattir, taksiler, biraz şehirdışında bulunan tren istasyonu (hattıl kıtar) civarındaki duraklarına kadar götürebilirler. Burada inip, yerel taksilere binerek şehir merkezi (şıh daher) a gidebilirsiniz, taksiler ucuzdur. şehir merkezi denilen yer, ortada hafız esad heykeli bulunan meydan ve bu meydan etrafında 3-5 eski, kötü otel ile, kahvehane benzeri yerler vardır, meydana bakan kahvehanelerde okey,iskambil oyunları pek oynanmaz, hemen herkes nargile ve kahve içerek yol ve meydandan geçenleri izler, bu kahvehanelerde bayanların oturduğu görülmemiştir.

    Binaların bir çoğu çok eski ve bakımsızdır, şehir merkezinde dahi düzensiz ve çirkin yapılaşma görülür, şıh daher civarında , restoran bulunmaz, kasap/fırın şeklinde çalışan küçük ve pek te hijyenik görünmeyen dükkanlar vardır. Buralarda, oldukça yağlı koyun etinden lahmacun ve kıyma kebap benzeri şeyler satılır. Yine şehir merkezi civarında 1-2 dönerci ve fast-food cu vardır. Ayrıca aslen filistin yiyeceği olduğunu öğrendiğimiz felafel denilen bir yiyecek vardır, hammaddesi nohut olan baharatlı bir karışım topaklar halinde yağda kızartılıyor ardından patates kızartması,salatalık turşusu,mayonez ketçapla birlikte lavaş ekmeğe sarılarak takdim ediliyor... fiyatı 15 SP. Sahil yolunda, 2-3 restoran mevcut, tavuk, kırmızı et ve balık türlü şekillerde pişirilebiliyor, meze ve yerli rakı bulunuyor...esnaf yabancı olduğunuzu anlarsa fiyatı yüksek söyleyebilir ve/veya para üstü verirken eksik verebilir, tarafımızdan yaşayarak öğrenilmiştir ki ; esnaf çoğunlukla para üstünü verirken bilerek veya bilmeyerek eksik vermektedir ,,, her durumda pazarlık yapmanız ve para üstünün tam olduğunu kontrol etmeniz tavsiye olunur.

    Lazkiye'nin kuzeyinde balluran baraj gölü vardır,kassab köyü de tursitler tarafından tercih edilen sayfiye yerlerindendir.

    Hediyelik eşyaların satıldığı caddede pek te kaliteli eşyalar yoktur. Genellikle uzakdoğu ürünü düşük kalite hediyelik eşyalar bulunur.

    Hemen her yerde seyyar kahve satıcıları görülür, pet bardaklara, açık nescafe tarzındaki toz kahve ve şeker üstüne termosta muhafaza ettikleri sıcak suyu çeyrek bardak doldurarak verirler, fiyatı 10 SP dir.

    sayfiye yeri olarak adlandırdıkları ve hemen her turiste tavsiye ettikleri yer olan "şat-ul ezrak" deniz kıyısında birbirine girmiş ancak nispeten yeni yapılardan oluşan bir yerdir.Burada Mayıs-2009 itibarı ile günlüğü 1000 SP den 2500 SP ye kadar ev kiralanabilir, evler genelde 2 oda, bir amerikan mutfak/salon, banyo/tuvaletten oluşur. Tuvaletlerde alaturka ve alafranga tuvaletler birlikte bulunur. Ayrıca buzdolabı ve klima mevcuttur.Lazkiye halkı, akşam saat 22.00 dan sonra akın akın şat-ul ezrak a gelir, burada arabalarla tur atılır,istisnasız tüm araçlarda çok yüksek sesle arapça şarkılar dinlenir, bu şarkılara alkışla eşlik edilir, edilmese bile zaten şarkı içerisinde mütemadiyen alkış efekti mevcuttur. Bu ortam suriye insanının enerjik yapısını, müziğe ve bu müziği coşkuyla etraftındakilerle paylaşma içgüdüsünü görebileceğiniz önemli bir mekandır...Hemen her köşede bulunan korsan cd satıcıları hoparlörler vasıtasıyla alkış efektli suriye müziğini ücretsiz olarak halkın istifadesine sunarlar... Bu bölgenin bir diğer özelliği ise araba ile dolaşmayanların çeşitli ebatlarda bisiklet kiralayarak dolaşmalarıdır, gece 23:00 dan sonra adına diskotek denilen ama bildiğimiz disco ile pek bir alakası olmayan daha çok pavyon gece kulübünü andıran mekanlara giden gençler burada birbirlerini izleyerek çeşitli dans figürleri sergilerler,,,

    şat-ul ezrak ile şehir merkezi arası 12-13 Km mesafedir, bu arada çalışan taksiler taksimetre açmaz ve 150-200-225 SP değişen miktarlarda para isterler, binmeden önce taksiler ile pazarlık etmeniz önerilir.

    İnsan profili olarak ise, örtünmüş bayanlar daha yoğunluktadır, ancak bu kapalı bayanların hepsi olmasa da bir çoğu şu şekilde olmaktadır, baş kısmı bir türbanla sıkıca bağlanır, göz kısmı ise genelde siyah ve büyük bir gözlük ile gizlenir, altta sadece eller ve ayak kısmı açıkta kalacak şekilde tamamen streç kıyafetlerle kapatılmıştır. Genellikle oldukça dar/streç kot pantolon tercih edilmektedir, bunun yanı sıra açık ,kısa kol veya kolsuz bluz giymiş bayanlarda mevcuttur... Genç erkeklerin de dar kıyafetler tercih ettiği görülmüştür,,, yerel Arap kıyafeti giymiş kişi sayısı çok azıdır.

    Lazkiye sahil şeridi, neredeyse tamamen liman tarafından kapatılmıştır,S.Yld

    Mersin, Türkiye ile kardeş şehir olarak seçilmiştir.
     
  6. melegimmm

    melegimmm Uzman

    Katılım:
    8 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    1.112
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    50 ÇTL
    Emegine saglık p.için.tşk...
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Kartaca
    Kartaca (Latince: Carthago), M.Ö 814 yılında, Tunus yarımadasında kurulmuş olan bir Fenike kolonisidir. Kartaca, Fenike dilinde Kart-hadaşt yani "Yeni Şehir" anlamına gelmektedir. Kart Hadaşt, 22 sessiz harften oluşan Fenike alfabesiyle QRT-HDST olarak yazılmaktadır.

    Bugün için Kartaca ile ilgili yazılı kaynaklar, Romalı ve Yunanlı tarihçilerin çalışmalarıyla sınırlıdır. Gerek Kartacalıların gerekse de Fenikelilerin papirüs kullanmaları ve bu materyalin zaman içinde dağılması sonucu, Kartaca ve Fenike yazılı kaynakları zamanımıza kadar ulaşmamıştır. Bu sonuçta kuşkusuz Pön savaşları sonunda Roma ordusunun Kartaca'yı yakıp yıkmasının da etkisi vardır.

    Hem Antik Yunanistan hem de Roma İmparatorluğu'nun, Kartaca ile tarihin büyük bir bölümünde Akdeniz ticareti için rekabet halinde olmaları ve bu rekabetin sıcak çatışmalara varmış olması nedeniyle bu tarihçilerin çalışmaları büyük ölçüde önyargılı çalışmalardır.


    [​IMG]
    Dido, Yunan ve Roma kaynaklarına göre, Kartaca'yı (günümüzde Tunus) kuran ilk kraliçe(İÖ 814). Romalı şair Virgil'in Aeneid hikâyesinde bahsedilir. Bazı kaynaklarda Elissa olarak da geçer.

    Elissa ismi muhtemelen Finike dilindeli Elişat kelimesinin eski Yunanca'da telaffuzundaki farktan kaynaklanır. Latin yazarlar tarafından kullanılan Dido isminin, kelimenin Finike dilindeki anlamı olan "gezgin, göçebe" manasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

    Aeneas ve Dido

    Troya düştükten sonra sağ kurtulanlar, yeni bir yurt kurmak için Aeneas önderliğinde denize açılırlar. Fakat uzun bir yoldan sonra Juno'nun gazabına uğrayarak İtalya gitmek isterken Libya'ya ulaşırlar. Kraliçe Dido, kendilerini iyi karşılar ve Aeneas'a aşık olur. Aeneas'a kentlerini burda kurmalarını söyler. Aeneasta hazırlıklara başlar ama Zeus'un İtalyada kent kurma emrini Aeneas'a Hermes hatırlatır. Didonun kendisine çok bağlandığını bilen Aeneas gizlice gemilerini hazırlatıp yola çıkar. Dido'da kendini öldürür.


    [​IMG]
    Sağ alt köşesinde Dido'nun tasviri bulunan 10 Tunus Dinarı

     

Sayfayı Paylaş