1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Antik Hitit kentleri

Konusu 'Turizm Rehberi' forumundadır ve Suskun tarafından 29 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Hattuşaş
    Vikipedi, özgür ansiklopedi

    Hattuşaş, Hititler'in geç tunç çağı dönemindeki başkentidir. Çorum ilinin 82 km güneybatısındaki günümüzdeki adıyla Boğazkale ilçesinde bulunmaktadır. Kent, tarih sahnesinde, Hitit İmparatorluğu'nun MÖ 17. ile 13. yüzyıllar arasında başkenti olarak yer almıştır.

    Hattuşaş'a 1986 yılında UNESCO Dünya Mirasları listesine dahil edilmiştir.

    Hattuşaş Çorum'un Sungurlu ilçesinin güneydoğusunda Boğazkale ilçesinin 4km doğusundadır.Hattuşaş'ın kuzeyde kalan kısımına "Aşağı şehir",güneyde kalan kısımına "Yukarı şehir denir.Hattuşaş'daki kalıntıları ilk olarak Fransız arkeolog Charles Texier keşfetmiştir.
    1893-1894 yıllarında kazılar başlatılmıştır,ve bu kazlıardan sonra 1906'da Alman Hugo Winckler ile İst.Ark Müzesi'nden Thedor Makridi çivi yazısı ile yazılmış büyük bir Hitit arşivi bulmuşlardır.Hattuşaş'da M.Ö. III. binden itibaren yerleşim görülmektedir.Bu dönemdeki yerleşmeler genellikle Büyükkale çevresinde oluşmuştur.M.Ö. 19. ve 18. yüzyıllarda Aşağı Şehir'de Asur Ticaret Kolonileri Çağı yerleşmeleri görülmektedir ve şehrin adına ilk kez bu çağa ait yazılı belgelerde rastlanmıştır.Ortaya çıkan yazıtlardan Hattuşaş'ın M.Ö. 18.yy'da Kuşşara kralı Anitta tarafından tahrip edildiği ortaya çıkmaktadır.Bu tahrihten sonra M.Ö 1700 yıllarında Hattuşaş yeniden yerleşime açıldı ve M.ö 1600'lerde Hitit devletinin başkenti olmuştur.Kurucusu Anitta gibi Kuşşara kökenli olan I.Hattuşili'dir.
    Hitit devletinin başkenti olan Hattuşaş sanat ve mimarlık alanında gelişmeler göstermiştir.Hattuşaş sözcüğü Hattus sözcüğünden yani Hatti insanlarının verdiği orijinal addan gelir.Hattuşaş çok geniş bir alana yayılmıştır. Yapılan kazılarda 5 kültür katı ortaya çıkmıştır.Bu katlarda Hatti, Asur,Hitit, Frig, Galat, Roma ve Bizans dönemlerinden kalma kalıntılar bulunmuştur.Kalıntılar Aşağı kent, Yukarı Kent, Büyük Kale (Kral Kalesi), Yazılıkaya'dan oluşmaktadır.
    Hattuşaş'ın "Yukarışehir" denilen bölgesi 1km2alana yayılmıştır ve eğimli bir arazi şekili vardır.Yukarışehir genellikle tapınaklar ve kutsal alanlardan oluşur,Yukarışehir güneyden çevrilen bir surla donaltılmıştır,ve bu sur üzerinde 5 tane kapı vardır.kentin en yüksek noktasında bastion ile sfenksli kapısı yer almaktadır.Diğer dört kapıdan güney surunun doğu ve batı ucunda karşılıklı Kral Kapısı ve Aslanlı Kapı yer almaktadır.


    Hattuşaş kazılarında tapınaklardan ele geçirilen malzemeler 5 gruba ayrılır;

    * Seramikler
    * Aletler
    * Silahlar
    * Kült objeleri
    * Yazılı belgeler
    [​IMG]
    Şehirin içindeki tapınaklar

    [​IMG]
    Şehirdeki surlardan bir tanesi


    [​IMG]


     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Yazılıkaya


    Yazılıkaya, Çorum ilinde, Boğazköy antik yerleşmesinin 2 km kuzeydoğusunda M.Ö. 13. yüzyılda yapılmış Hitit açık hava tapınağı. Kayalar arasındaki, galeri adı verilen iki girintiden oluşur.

    Büyük galeriyi duvar gibi çevreleyen kayaların yüzeyine kabartma olarak 63 figür işlenmiştir; bunlardan batı duvarındakiler tanrıları, doğu duvarındakiler ise tanrıçaları canlandırır.Yan yana dizili figürler profilden verildiği için, burada bir tören alayının canlandırıldığı akla gelir; oysa Hitit sanatında figürlerin önden gösterilmesi adet değildir. Bu iki sıranın ortada birleştiği noktada Hitit dininin baştanrıları Teşup ve Hepat gösterilmiştir. Hava Tanrısı Teşup, Hurri ve Şeri adlı iki kutsal boğasıyla birlikte dağ tanrıları Nanni ve Hazzi'nin, Tanrıça Hepat ise bir parsın üstünde canlandırılmıştır. Hepat'ın arkasında duran oğlu Tanrı Şarruma ile birlikte bu üçlü kutsal bir aile oluşturur. Büyük galerideki en büyük kabartma IV. Tudhaliya'ya aittir ve doğu duvarında yer alır.

    Ayrı bir girişi olan küçük galeride de kabartmalar vardır. Girişte kanatlı ve aslan kafalı bir yaratık figürü yer alır. Bu galerinin, ölümünden sonra tanrılaştırılması için IV. Tudhaliya'ya ayrıldığı sanılmaktadır. Galeride onun da iki kabartması vardır ve bunlardan birinde koruyucu tanrısı Şarruma tarafından kucaklanması gösterilmiştir. Küçük galerideki öbür kabartmalarda 12 tanrı ile kılıç tanrısı canlandırılmıştır. Gene kayalara oyulmuş üç nişin içinde ise Hitit kral ailesi bireylerinin küllerinin saklandığı kapların bulunduğu sanılır.

    Kabartmalar Hitit tanrı, tanrıça ve kralların göstermekle birlikte, Hurri etkisi taşımaktadır. Bu da Yazılıkaya'nın Hurri ülkesinden gelen Kraliçe Puduhepa döneminde yapıldığını düşündürür. IV. Tudhaliya'nın annesi olan Puduhepa'dan Hurri dinini öğrendikten sonra Hitit devlet kültünü Hurri törelerine göre yeniden düzenlediği bilinmektedir.

    Yazılıkaya'da iki galerinin önünü kapayan temel kalıntıları bir tapınağa aittir.Burasının önce bir duvarla kapatıldığı daha sonra III. Hattuşili döneminde de (M.Ö. y. 1286-M.Ö. y. 1265 büyük galerideki kabartmalarla birlikte tapınağın yapıldığı düşünülmektedir. Tudhaliya kabartması, küçük galeri ve tapınağın yeniden yapılması ise Hattuşili'nin oğlu IV. Tudhaliya dönemine tarihlendirilir.

    [​IMG]
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Alacahöyük
    Alacahöyük, Çorum iline bağlı Alaca ilçesinin 15 km kuzeybatısındaki Hüyük köyündeki bir höyüktür. Bu höyükte dört ayrı kültür evresinden kalma 14 yerleşim ya da yapı katı saptanmıştır.

    Alacahöyük’teki ilk kazılar, Osmanlı arkeolog Theodor Makridi tarafından 1907'de yapıldı. Buradaki kazılar 1935'ten sonra Hamit Zübeyr Koşay ve Remzi Oğuz Arık'ın başkanlığında yürütüldü. Bu kazılarda Bakır-Taş Çağından Osmanlı dönemine kadar gelen uzanan dönemlere ait buluntular ele geçti.

    Alacahöyük’ün birinci kültür evresi olarak adlandırılan üst katlarında, Friglerden başlayarak Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan kalıntılar ortaya çıkarıldı. M.Ö. 1200'lerde bir Frig yerleşmesi olan Alacahöyük’te o döneme ait yolların, kaldırım döşemelerinin ve yol boyunca sıralanmış taş temelli evlerin kalıntıları bulundu. İkinci kültür evresine ait daha alttaki yapı katlarında, M.Ö. 2000-1300 arasındaki Hitit dönemine tarihlenen büyük bir kentin kalıntıları dikkat çekicidir. Bu kent, Hititler'in başkenti Hattuşa'ya çok yakındı. Kentin giriş kapısını, kadın başlı ve aslan gövdeli heykellerin (sfenksler) beklediği görülür. Kalıntıları günümüze kadar ulaşan surlar, surların güneyindeki Sfenksli Kapı, sokaklar, su kanalları, fırınlar, kaldırımlar, yapılar ve tapınak-sarayın kalıntıları bize burada gelişmiş bir kentin varlığını gösterir.

    Alacahöyük’te üçüncü kültür evresi olarak adlandırılan dönem, M.Ö. 3000-2000 arasındaki Erken Tunç Çağı'ndan kalma dört yapı katının kalıntılarını içerir. Bu yapı katlarında ortaya çıkarılan 13 kral mezarında, çeşitli madenlerden silahlar, süs ve kullanım eşyası, güneş kursları, geyik ve boğa heykelcikleri bulunmuştur. Bu buluntular bize, o dönemde yörede güçlü bir prensliğin ve çok gelişmiş bir maden işleme sanatının var olduğunu gösterir. Dördüncü kültür evresinin yapı katları ise, M.Ö. yaklaşık 3500-3000 arasındaki Bakır-Taş (Kalkolitik) ve Erken Tunç çağlarına tarihlenir. O çağlarda buraya yerleşen insanlar, Alacahöyük’teki ilk yerleşmeleri kurmuştur. Bu yerleşmelerin varlığını, taş temeller üzerine kurulmuş kerpiç duvarlı ve saz damlı ev kalıntıları, çeşitli çanak çömlek, özellikle içi boyalı toprak kaplar ve ayaklı meyvelikler göstermektedir. Bu katlarda ortaya çıkarılan silah ve kullanım eşyalarının çoğu taştandır.

    Alacahöyük’te ele geçen buluntular, Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile 1941'de ziyarete açılan Alacahöyük Müzesi'nde sergilenmektedir. Alacahöyük ve Boğazköy'ü kapsayan alan 1988'de milli park ilan edilmiştir.

    Alaca Hüyük'ün esas adı İmat höyük'tür. Çevreye en yakın bilinen yerleşme Alaca ilçesi olduğu için Alaca adıyla anılır. Atatürk buraya kendi cebinden verdiği 500 Lirayla ilk kazıları başlatmış ve herşeyde olduğu gibi bu girişiminin sonucu dünyada yer yerinden oynamıştır.
    [​IMG]
    Alacahöyük'teki mezarlardan birçok güneş diski çıkmıştır. Bu disk, erken dönem Tunç Çağı'ndan.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Alişar Höyüğü

    Alişar Höyük, M.Ö. 4. binyılda Bakır Çağında M.Ö. 1. binyıl arasında yerleşilmiştir. M.Ö. 3. binyıldaki Erken ve Orta Tunç çağında Alişar surlarla çevrili bir kent haline geldi. Nihayet bölgenin en önemli şehri haline geldi. Güneyindeki Kaniş (Kültepe) gibi, M.Ö. 2. binyılda Asurlu tüccarların geldiği bir ticaret merkezi haline geldi. Sonra şehir imha oldu; bu, yarı-efsanevi Hitit kralı Anitta'nın istilası sonucu olmuş olabilir. Anitta'nın Kussar adında bir şehri ele geçirdiğine dair kayıtlar vardır ve bu şehrin Alişar Höyük olduğu anlaşılabilmektedir. Hititler sonra kuzeyde bulunan Hattuşaş'ı başkent yaptılar. M.Ö. 1400-1200 döneminde Alişar muhtemelen Ankuwa adlı bir taşra kasabası idi. Çoğu Hitit yerleşkeleri gibi Geç Tunç Çağının sonunda, M.Ö. 12 yüzyılda yanıp imha edildi. Daha sonra Frigler burayı ele geçirdiler. Alişar yakınlarında Kerkenes'te Friglerden kalma büyük bir Demir Çağ kenti bulunmaktadır.
    [​IMG]
    Kazılar

    Bir çukura kurulan höyük 520x350 m ölçülerinde olup, 30 m yüksekliği ile Anadolu'nunbüyük höyüklerinden biridir. Burası 1927-32 yıllari arasında Şikago Üniversitesi'nden Hans Henning von der Oste başkanlığında bir ekip tarafından kazılmıştır. Sonunda eski, (doğu-batı), (güney – kuzey) yollarının birleştiği merkeze yakın yerde Alişar Höyük meydana çıkarılmıştır. Burada bulunan kalıntılar Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi aracılığıyla 1992 kazılar tekrar başlatılmıştır. Kazılar Ronald Gorny idaresinde Şikago Üniversitesi'nden bir ekip tarafından yürütülmektedir.

    Höyüğün ilk kuruluşundaki hali (M.Ö. 3200-2600) dörtgen planlı, kerpiç duvarlı, düz damlı evleriyle basit bir köy görünümündedir. Bundan sonraki devirlerde şehrin iç kalesi olduğu, evlerin belirli bir plana göre yapıldığı ve bazılarında duvarların içten ve dıştan sıvandığı görülür. Bu devirde şehir surla çevrilmiştir. Mezopotamya ile kültür alış verişinin bu devirde başladığı anlaşılmaktadır.

    Üçüncü devirde ise, iki sur da, yani iç kale ve dış kale kuvvetlendirilmiş, iç kalenin alanı genişletilmiştir. Bu devir, M.Ö. 2200-2000 yılları arasında olup, Hitit çağına kadar devam eder.

    Dördüncü devre gelince, Alişar’ın gelişmeleri iyice seçilebilmektedir. M.Ö. 2000-1500 yılları arasında Alişar büyük bir şehir hüviyetine bürünmüştür. Eski tunç çağının tersine, Hititler alt şehri yurtlandırmışlardır, yine alt şehir eski Hitit çağını karakterlendiren büyük bir surla sağlamlaştırılmıştır. Şehir, geniş planlı kale kapıları, yeraltı yolları ve yer yer kulelerle kuvvetlendirilerek savunmalı bir hale getirilmiştir. Büyük Hitit çağında (M.Ö. 1400-1200) önemini kaybetmeyen höyük, yine küçük bir yerleşme alanı olmuştur.

    Beşinci devirde M.Ö. 1200 - 700 yıllarında Alişar’da, Hitit - Frig Kültürü görülür. Artık bu devirden sonra alt şehir önemini kaybetmiştir. Bundan sonra şehirde ortaya çıkan eserler Frig kültürünün ağırlığını ortaya koymuştur. Bu çağda iç kale eski temelleri üzerine yeniden yapılmışsa da M.Ö. 19. yüzyıla ait olan ilk yapı katının iç kale suru bir yangınla ortadan kalkmıştır.

    Frig devrinden sonra önemini iyice kaybeden Alişar; Med, Pers, Helenistik çağ, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerini yaşamışsa da bu devirlerden söz edilebilecek önemli izler yoktur.



    ***********************


    Ankuwa


    Ankuwa, Asurca Amkuwa, bir Hitit şehridir, ayrıca Hanikkuil olarak da tanımlanmıştır. Muhtemelen Zippalandia'nın güneyindedir. Zippalandia ve Ankuwa arasında, tanrı Taha ile ilişkili törensel yürüyüşler yapılırdı.

    Ankuwa, tanrıça Kattaḫa (hititçe kraliçe demek) veya Hannikkun için bir ibadet merkezi idi. Metinlerde sıkça bahsi geçer, çoğu zaman hava şartlarının tanrısı Zippalanda ile birlikte. Kültepe'de bulunan bir Asur metnine göre Ankuwa kenti, Sinḫuttum (belki Šanahuita ve Kapitra ile birleşip Hattilere karşı isyan etmiştir.

    Bu şehrin nerede bulunduğu tartışmalıdır. R.L. Gorny, Ankuwa'nın Alişar Höyük olduğunu iddia etmiş, M. Popko ise Alaca Höyük'ün 10 km güneybatısındaki Eskiyapar olduğunu öne sürmüştür





    [​IMG]
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]
    Arinna

    Hititlerde bir kent.

    Hitit güneş tanrıçasının en önemli kült merkezi Arinna kentiydi. Söz konusu güneş tanrıçasının adı tam olarak bilinmediği için, genellikle "Arinna'nın güneş tanrıçası" olarak anılırdı.

    Arinna'nın tam olarak nerede olduğuna dair çeşitli varsayımlar vardır ancak Arinna'nın bugünkü Alacahöyük olduğu düşünülmektedir.

    III. Hattusili, Urhi - Teşup'u tahttan indirip kendisini kral ilan ettikten sonra, eşi tavananna Puduhepa ile koruyucu tanrıçalarına şükranlarını ifade eden dualar yazdırmışlardır: "Ey, Arinna'nın Güneş Tanrıçası, Hanımım, bütün ülkelerin kraliçesi, Yer ve Gök Tanrıçası."

    Hititlerin tanrılar aleminde; kadın elemanı simgeleyen tanrıçalarına özel bir yer verildiği, Arinna'nın Güneş Tanrıçasının ise devletin ve orduların koruyucusu olduğu, aynı zamanda Ana Tanrıça özelliğini de taşıdığı izlenmektedir.



    [​IMG]
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    [​IMG]
    Sarissa


    Kuşaklı örenyeri olarak bilinen Sarissa, Hititlerin önemli yerleşimlerinden biridi. Sarissa Hititlerin büyük kentlerinden biridi. Kazılarda büyük bir tapınağa, bir mektuba, çömlekten yapılmış ikiz boğa Rhyton heykeline ve çeşitli tabletlere bulundu. M.Ö. 1285 yılında Mısırlılarla Hititler arasında yapılan tarihin devletlerarası ilk barış olan Kadeş Anlaşması metninde, Sarissa'nın Fırtına Tanrısı'nın şahitlik etmiştir ifadesi yer alıyordu. Kazıları Marburg Üniversitesi'den gelen Arkeolog Prof. Dr. Andreas Müller Karpe sürdürmektedir.
    [​IMG]
    Kuşaklı höyüğünün güneyinde, Hitit barajı ve açıkhava tapınağı yer almaktadır. Mezra yaklaşık 1,5 km uzaklıktadır. Kuşaklı höyüğünün içme suyunun karşılandığı ve dinsel ayinlerin yapıldığı bir alandır. Güney kısmı kayalık ve dik yamaçlardan oluşan bir düzlükte taşlarla set yapılarak gölet oluşturulmuştur. Göletin batı tarafında Hitit yazılı metinlerinde geçen Huwaşi Taşı'nın bulunduğu tapınma alanının mimari öğeleri, kuzeyde suyun tahliye edildiği taştan örülen kanallar, doğu ve batı yönde bazı mimari kalıntıların izleri görülür. Kuşaklı Hitit Kral'ının burada bazı dini törenlere katıldığı Hitit Yazılı metinlerinden anlaşılmaktadır.


    [​IMG]
     
  7. melegimmm

    melegimmm Uzman

    Katılım:
    8 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    1.112
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    50 ÇTL
    Paylaşım için teşekkürler :)
     

Sayfayı Paylaş