1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Arap baba efsanesi

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve incikk tarafından 18 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

  1. incikk

    incikk Uzman

    Katılım:
    9 Ocak 2008
    Mesajlar:
    1.230
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    öğrenci
    Yer:
    En GüzeL HayaLLerdeN..!
    Banka:
    1 ÇTL
    [​IMG]

    [​IMG]

    700 yıldır bozulmayan cesedin sırrı

    Vakıflar Genel Müdürlüğünün talebi doğrultusunda İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Kurumundan gelen ekip, Elazığ'ın eski yerleşim yeri Harput'ta bulunan Arap Baba Türbesi'ndeki ceset üzerinde araştırma çalışmalarına başladı.
    Enstitüde görevli adli antropolog Prof. Dr. Yaşar İşcan başkanlığındaki heyet, türbedeki cesedi Fırat Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına kaldırarak gözlem, mikrobiyolojik tespit, iz element varlığı gibi konularda inceledi. Heyet ayrıca, türbede cesedin bulunduğu yerde de araştırma yaptı.

    Heyet başkanı Prof. Dr. İşcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Arap Baba'nın cesedinde çürüme belirtileri meydana gelmesi üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü iş birliğinde araştırma yapmak üzere davet edildiklerini söyledi.

    Araştırmada, mumyalanmış cesedin durumunu tespit etmek, bozulma durumu, bozulmuş ise nasıl korunabileceği, nasıl bir problemle karşı karşıya olunduğu ve mumya halinde olan cesedin hangi yöntemlerle muhafaza edilebileceğine dair konuları tespit edeceklerini ifade eden İşcan, araştırma sonucunda ulaşacakları sonuçları Vakıflar Genel Müdürlüğüne sunacaklarını kaydetti.

    İşcan, şöyle konuştu:

    "Buraya gelişimizin amacı veri toplamak, gözlemden geçirmek. Mumyanın fiziki yapısını, hangi deliller mevcut anlamak. Ayrıca mumya hangi kalıntılarla temsil edilmiş? İskelet halinde mi yoksa hala yumuşak dokulu, derili veya kasların bulunup bulunmadığını incelemek istiyoruz.

    Ondan sonra Arap Baba'yı elektronik ortamda kayıt etmek ve kendisiyle birlikte elektronik versiyonunu saklamak istiyoruz. Bu arada, DNA ile ilgili kalıntılar, örnekler topladık.

    İz element analizi için kemik kalıntıları topladık. Bu şekilde vücutta herhangi bir zehirlenme veya mumyalamada kullanılan normal maddelerin varlığını araştırmaya çalışacağız. Ama gözlemimize göre Arap Baba, tipik bir mumya safhasını, halini geçmiş durumda. Fakat bunu daha iyi inceleyeceğiz. Bunu mumyaya benzer şekilde koruyabilir miyiz ona bakacağız."

    Fırat Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Tokdemir de cesedin Malatya'ya götürülerek incelenmesi düşünülürken, kendi laboratuvarlarında her türlü imkanları olması nedeniyle yolda zarar görmemesi için hastanelerinde incelendiğini kaydetti.

    Elazığ'ın Harput Mahallesi'nde bulunan Arap Baba Türbesi'ndeki Arap Baba'nın naaşı, yıllardır ziyaretçilere açık tutuluyordu. Türbenin içinde cam bir bölmede sergilenen naaşın başında bir görevli duruyor.

    Yeşil örtü ile üzeri kapalı olan naaşı görmek isteyenler örtüyü kaldırarak bozulmadan duran naaşı görebiliyordu. Naaşın kafa kısmı ise gövdeden kesilmiş olarak yanında duruyordu.

    Vali gömülmesinden yana
    Elazığ Valisi Muammer Muşmal, Vakıflar Genel Müdürlüğünden gelen bir ekibin naaşta bozulma olup olmadığını incelemek için naaşı türbeden alıp Hastaneye götürdüklerini doğrulayarak, "Bir ara naaştan bir koku geldiği yönünde şikayetler oldu. Bunun üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü inceleme yapmak için böyle bir yola başvurmuş olabilir. İncelemeden sonra naaşı yerine bırakacaklar" dedi.

    Naaşın bundan sonra açık olarak sergilenip sergilenemeyeceği yönündeki bir soruya ise Vali Muşmal, "Benim fikrim naaşın diğer cesetler gibi toprağa gömülmesinden yana. Müftü Bey de böyle olmasını uygun gördü. Ancak buna bilim adamları karar verir" diye konuştu.

    Arap Baba kimdir?

    Bazı kaynaklara göre Arap baba Harput velilerinden. Gerçek adı Yusuf olup, babasının adı Arabşah'tır. Hayatı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Doğum tarihi ve yeri belli değildir.

    On üçüncü asırda yaşadığı rivayet edilen Arap Baba, Harput'un fethi için gelen Selçuklu kumandanlarından olup, aynı zamanda büyük bir velidir.

    İslamiyeti yaymak için bazan kılıç kullanan Arab Baba çoğu zaman insanlara doğru yolu göstermek için vaaz ve nasihatlerde bulundu. Sık sık, "Kılıçla geldim kalemle gideceğim" dediği belirtiliyor.

    Vefat tarihi de belli değildir. Arab Baba'nın türbesi 1279 tarihinde yapılmıştır. Türbenin alt katında kabir odası, üst katında ise ziyaret edilen sanduka vardır. Arab Baba'nın kabrinin bir özelliği de naaşının herkes tarafından görülebilecek şekilde açıkta olmasıdır.

    Türbe içinde üzeri yeşil kumaşla örtülü camdan bir sanduka içerisinde bulunan Arap Baba, çürümemiş cesedi ve kesik başı ile büyük bir ilgi toplamaktadır. Çürümemiş cesedi görmek isteyen ziyaretçilere, sandukanın örtüsü açılarak gösterilmektedir.

    Arap Baba efsanesi

    Yaygın inanışa göre, çok eski yıllarda Harput'ta büyük bir kuraklık başlamış, yağmurlar yağmaz, otlar yeşermez olmuş. İnsanların yağmur duasına çıkmaları, yalvarıp yakarmaları fayda etmemiş.

    Bir gece Harput'ta Arap Baba türbesine yakın evlerden birinde oturan Selvi adlı yaşlı bir kadın rüyasında, Arap Baba'nın türbedeki naaşının başını kesip bir dereye atarsa yağmur yağacağını görmüş.

    Komşularına anlattığı rüyası bütün Harput'a yayılmış. Günler geçmiş Harput'a bir damla yağmur düşmemiş. Kıtlık kapıda. Çaresiz kalan insanlar Selvi Nine'yi Arap Baba'nın başını kesme konusunda ikna etmeye çabalamış.

    Ancak yaşlı kadın buna cesaret edemeyince, bir gece evinin etrafında toplanıp evi taşlamaya başlamışlar. Ertesi sabah yaşlı kadın çaresiz, yüreğindeki korkuları bastırmaya çalışarak, Arap Baba'nın türbesine gitmiş ve cesedin başını keserek dereye atmış.

    Bunun üzerine yağmurlar haşlamış başlamasına ama kıtlıktan daha büyük bir felaket yaşanmış. Seller coşmuş, dereler taşmış. Yağmurlar bir rahmet olmaktan çıkmış, felakete dönüşmüş. Yine bir gece Selvi Nine rüyasında bu defa Arap Baba'yı görmüş.

    Arap Baba, "Eğer başımı attığın yerden alıp yerine koymaz isen yağmurlar dinmez, senin de halin haraptır" diye öfkeyle bağırmış. Yaşlı kadın, sabah korkuyla uyanıp dereye indiğiunde, kesik başın dere kenarında durduğunu görmüş, hemen alıp getirip sandukada yerine koymuş. Ardından yağmurlar dinmiş ve her şey eski haline dönmüş.
     

Sayfayı Paylaş