1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Arda Turan L-Manyak'a Konuştu

Konusu 'Sinema, Televizyon Dünyası' forumundadır ve cemree tarafından 5 Mayıs 2015 başlatılmıştır.

  1. cemree
    Eğlenceli

    cemree =)=) Süper Moderatör

    Katılım:
    16 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12.004
    Beğenileri:
    3.730
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    1.170 ÇTL
    A milli futbol takımının kaptanı, İspanyol devi Atletico Madrid’in 10 numaralı yıldızı Arda Turan, Madrid’teki evinin kapılarını yazar Ozan Önen’e açtı ve aylık mizah dergisi L-Manyak’ın Mayıs 2015 sayısında yer alan 10 sayfalık özel röportajda, ezber bozacak siyasi açıklamalarda bulundu.

    [​IMG]


    Ozan Önen’in bir hafta boyunca Arda Turan’la beraber Madrid’te yaşadıktan sonra gerçekleştirdiği ve L-Manyak Dergisi’nin “manyak özel” mahreciyle kapaktan verdiği röportajda, Arda Turan’a dair birbirinden ilginç detaylar ortaya çıktı.

    Arda Turan’ın “Biat Yok” ifadesini manşetine taşıyan muhalif mizah dergisi, sürmanşetteyse İspanya İç Savaşı’nın ünlü sloganı “No Pasaran!” (Faşizme Geçit yok!) ifadesine yer verdi. Kürt sorunundan Türkiye’deki ifade özgürlüğüne, sosyalizmden faizlerin düşmesine, hükümetten muhalefete, futbol hayatından Madrid’teki özel hayatına kadar birçok konuda bomba açıklamalar yapan yıldız futbolcu, derginin kapağında “Bayrampaşalı Godfather” olarak karikatürize edildi. Ünlü yıldızın İspanya’daki hayatına dair iki adet de izlenim yazısının yer aldığı mizah dergisi için, Arda Turan kendini ti’ye alan bir de karikatür çizdi ve ilginç fotoğraflarına yer verildi. İşte, dünyaca ünlü yıldızın gündemi sarsacak siyasi açıklamalarının yer aldığı o röportajdan çarpıcı bir bölüm:

    Arda Turan: Bizim evimizin sırrı aslında şu: Bizim evimizde CHP’li oluyor, AKP’li oluyor, MHP’li oluyor, HDP’li oluyor, asosyal oluyor, apolitik oluyor, Kürt oluyor, Laz oluyor, içki içen oluyor, beş vakit namaz kılan oluyor, ateist oluyor, İspanyol oluyor... Bizim evde herkes var: Sanatçısı geliyor, işadamı geliyor, sporcusu geliyor, menajeri geliyor, televizyoncusu geliyor ama sonuçta, burada, herkes aynı sofraya oturuyor, birlikte oyun oynuyor, birlikte gülüp ağlıyor.

    Çünkü bizim evimizde şu düşünce var: Biz, hayatta, bizden olmayanlarla da, bizim gibi düşünmeyenlerle de mutlu olabiliriz. Benimle aynı fikirleri paylaşmayan, benim gibi düşünmeyen ev arkadaşlarım da oluyor. Fenerbahçeli olanla da Beşiktaşlı olanla da biz mutluyuz, beraber olabiliyoruz. Çünkü biz fikirlere saygı duyuyoruz ve niyete çok önem veriyoruz. Ve biliyorsun, bizim evimizde çok fazla oyun oynanıyor, çok fazla konu tartışılıyor, bazen bu sabahlara kadar sürebiliyor ve genellikle de hep kalabalığız; ben de objektif olarak, adaleti sağlamaya çalışıyorum. Sağ olsun, evimize gelen büyük küçük her mevkiideki her türlü insan da, benim adaletime inanıp buna uyuyorlar.

    Ozan Önen: Üç gün önce, sabaha karşı, bana dönüp “Bu evde sosyalizm var” dedin. Bunu da evdeki adaleti, iş, emek ve ekmek paylaşımını ve eşit söz hakkını kastederek söyledin herhalde?

    Arda Turan: Evet, aynen öyle. Bu evde sosyalizm var.

    Ozan Önen: Türkiye’deki siyasi iklimde kutuplaşma çok yükseldiği için, insanlar, iki cümlene bakarak seni çok çabuk etiketleyebiliyorlar. Çok çabuk sinirlenebiliyorlar birbirlerine. Kavga ortamı doğabiliyor bir anda. Çok fazla önyargı var. Sen de insanlarla fikirlerini paylaşırken, mesela geçen gün yaptığın birtakım açıklamalardan sonra, sana karşı çok sert şekilde...

    Arda Turan: Faiz konusuna mı geleceksin? Faiz konusunu mu soruyorsun?!

    Ozan Önen: Evet, faiz konusuna geliyorum ve sana çok açık soruyorum: Sen necisin abi? Faizlerin düşmesi gerektiğine dair yaptığın o yorumlardan sonra, ekonomi uzmanı olmadığın halde senin siyasi olarak belli bir kesime yakın olduğun, Türkiye’deki mevcut hükümeti ve iktidar kanadını desteklediğin yorumlarını yapmaya başladılar.

    Arda Turan: Bak bu soruya şöyle cevap vereceğim; ben hayatım boyunca, şu’cuyum, bu’cuyumcu asla olmadım. Ben hayatım boyunca hiçbir insana biat etmedim, etmem. Hayatım boyunca da Allah’tan başka hiçkimseye biat etmedim ve hayatım boyunca da hiçbir insandan bir şey istemedim. Hiçbir insandan... Kendim için... Hiçbir zaman istemedim! Ben günün şartlarında doğru ne ise onu söylerim. Ben bir banka ile bir reklam filmi çektim... Benden ekonomi röportajı istendiği için, ekonomiyle ilgili naçizane fikirlerimi söyledim o röportajda. Bunu söylerken de ekonomi benim bilgi alanım dışındadır ama benim de bir fikrim var dedim ve halen aynı fikirdeyim: Faizlerin düşmesi gerektiği fikrindeyim. Bundan iki sene önce de Kürtler’le ve Kürt sorunuyla ilgili bir şey söylemiştim ve bu söylediğim şey de hükümetin, iktidarın hiç hoşuna gitmeyen bir şeydi. O zaman bu insanlar, yani şu an beni hükümet yanlısı olmakla itham edenler neredeydiler? Hiçkimseye biat etmek yok! Unutmasınlar! Unutmasınlar!

    Ozan Önen: Kürt sorununa dair açıklamalarından sonra, hükümet kanadındakiler de seni o zaman eleştirmiş miydi peki?

    Arda Turan: Bir sürü... Bir sürü söylemleri oldu o zaman. Eleştirildim de, evet. Ama ben sporcuyum. İnsanlar benim fikirlerime değer veriyorlarsa, ben de bir banka ile reklam filmi çekiyorsam ve bu banka da benim ekonomi konusunda röportaj vermemi istiyorsa, ben de çıkar, fikrimi açıkça söylerim. Ve ben fikrimi söyledim. Fikrim, neden insanların bu kadar ağırına gidiyor? Neden bu sıkıntı?

    Ozan Önen: Arda... Şöyle söyleyeyim. Tabi ki bu röportajda senin fikirlerini merak ettiğimiz için seninle konuşuyorum, ama klasik bir röportaj olsun da istemiyorum bu: Madem sordun ve madem ki yakından izliyorum seni, benim de şöyle bir izlenimim var bu konuya dair, hattâ biraz da itirazım: Biliyorsun, sıkıntılı bir siyasi ortamımız var. Mesela, Gezi Parkı Direnişi’nde hayatını kaybedenler için de açıklama yapsaydın, diğer yandan, Türkiye’de yaşanan bir başka ağır adaletsizlik hakkında da açıklama yapsaydın eğer...

    Arda Turan: Konular bana gelseydi, konular bana sorulsaydı, inan bana adaletle, kendi inandığım adaletle, her adaletsizlik üzerine konuşurdum! Bana sorarlarsa her adaletsizlik üzerine de konuşurum. Hiçbir şeyden kaçmam, hayatım boyunca da hiçbir şeyden kaçmadım. İnsanlar bunu anlamıyorlar. İki sene önce de Kürt sorunu ile ilgili konuştuğumda ve sarfettiğim cümleler, bazı insanların hoşuna gitmediğinde, insanlar artık bu şekilde ölmesin dediğimde de bir sürü tepki aldım. Ama ben yine de konuştum, yine konuşurum.

    Ozan Önen: Şu anda, Kürt sorununda dediğin noktaya geliniyor gibi?

    Arda Turan: Evet ama şunu unutmasınlar: Ben sokaktan gelip, kendi emeklerimle çalışarak, kazanarak, aileme ve sevdiklerime bakan, Türkiye’deki kardeşlerimi de beni örnek almaya teşvik eden bir sporcuyum. Bana oradan, yok “Faizler düşsün”, yok “Ekonomi hakkında şöyle konuşsun, şu açıklamayı yapsın”, yok “Bilmem ne yapsın” falan... Biat yok! Ben, başkalarının fikirlerine karşı saygıyla yaklaşabilirim ama ekonomi konusunda da böyle düşünüyorum işte. Başkasının değil, kendi düşüncelerim. Bugün bir konuda hükümet kanadıyla aynı fikirde olabilirim ama yarın bir başka konuda hükümet kanadıyla aynı fikirde olmayabilirim. Ben hayatım boyunca hiçbir insana biat etmedim, etmem. İnsanlar bunu bilsinler: Arda’nın hiçbir insanla göbek bağı yok! Ne bir kulüp başkanıyla, ne bir kulüp yöneticisiyle, ne bir teknik direktörle, ne de bir siyasiyle... Biraz önce dediğim nokta önemli: Bizim evimizde, bizim gibi düşünmeyenlerle de mutlu olabilirim. Ben, “faiz oranları yükselsin” diyen biriyle de bu evde oturabilirim. Onu dinleyebilirim. Fikirlerini merak ederim. Arkasında da kötü bir şey de aramam. Çünkü neden? İnsanlar zaten kutuplaşmışlar Türkiye’de. Ayrışmışlar. Diş dişeler. Kendilerinden olmayanlarla mutlu olamıyorlar. Bizde öyle bir şey yok. Biz önce niyete bakarız. Herkesin başımın üstünde değeri var, yeri var. Bak, benim yardımcım da Kürt, biliyorsun.

    Arda Turan: Aynen öyle. Filozof gibi adam. Yıllardır da bir aradayız. Hayatımdaki en yakın insanlarımdan biridir. Tekrar söylüyorum: Arda Turanhiçkimseye biat etmez!Etmeyecek! Hiçbir kimseye de bağlılığı yok!Hiçkimseye biat etmek yok! O gün için doğru ve adaletli olduğunu düşündüğüm ne varsa onu söylerim. İki yıl önce hükümetin hiç sevmediği bir şey söyledim diyorum ısrarla; bugün hükümetin ya da o kanattakilerin sevdiği bir şeyi söylemişim, yarın da onlara yine inanmadığımda, başka bir şeylerini daha söylerim. Ne iktidarla, ne muhalefetle göbek bağımız yok! Ama bugün için? Evet. Faizlerin düşmesinden yanayım.

    Ozan Önen: Niye?

    Arda Turan: Çünkü benim babam Karaoğlan’cıydı.

    Ozan Önen: Evet, biliyorum, Ecevit ekolünden gelen emekçi bir baban olduğunu. İşçi sınıfı bir ailede büyüdüğünü... Ama niye?

    Arda Turan: Babam Karaoğlancı’ydı, böyle bir adamdı. Ha, dedemse sağcıydı, o da ayrı konu... Ama ben böyle bir aileden geliyorum. Sonradan ülkede ekonomiyle ilgili bazı sıkıntılar da olmuş olabilir...Ve faizlerin düşmesinin de, küçük esnafın, emekçinin işine yarayacağını düşünüyorum. Nedeni aslında bu kadar basit. O emekçi insanları düşündüğüm için bu açıklamayı yapıyorum. Objektifim ve sosyal adaletten tarafım. Bir Türk vatandaşı olarak ben de bu benim fikrimdir diyebilmeliyim. Ben her zaman halkın iyiliğinden yanayım

    Ozan Önen: Galiba yanlış anlaşılmaktan da epey muzdaripsin?

    Arda Turan: Evet. Kendi alanımla ilgili konuşurken bile şöyle şeyler duyuyorum meselâ: “Aaaa, Arda Turan, Türkiye’de sporla ilgili şu olaya dair halen bir açıklama neden yapmadı? Aaaa, bak hala açıklama yapmadı mı o?!” Ehhh... Ben açıklama yapacağım tabi ya! Konu da spor yani... Bundan doğal ne olabilir? Benim fikrim merak edilmeyecek mi spor konusunda? Sen değil, asıl ben yapacağım tabi o açıklamayı! Neden biliyor musun?! Çünkü ben 12 yaşımdan bu yana hep çalışıyorum, emekçiyim, emekten yanayım. Çalışarak ve hayal ederek, gençlerin hayal ettiği şeyleri gerçekleştirmeye çalışıyorum, onlara örnek olabilmek için çabalıyorum. Bir hedefim, bir hayalim var. Bu konuyla ilgili de bir fikrim var. Fikirlerimin üzerinde yürüdüğüm bir yol var. Bir gün Fenerbahçeli eski bir sınıf arkadaşımla oturuyorum; Galatasaraylı kızıyor. Galatasaray’la ilgili bir şey koyuyorum sosyal medyaya, Fenerbahçeli kızıyor. Hükümetin savunduğu bir şeyi ifade ediyorum, muhalefet kızıyor. Muhalefetin söylediği şeyleri onaylıyorum, bu sefer hükümet kanadı falan, hep birden fena halde buna bozuluyorlar. Bu hükümet hiçbir zaman doğru bir şey yapmıyor mu ki muhalefet de onu asla onaylamıyor? Ülkedeki muhalefet hiçbir zaman doğru bir eleştiri yapmıyor mu ki hükümet de onlara asla destek olmuyor? Muhalefet olmak, iktidara doğru şeylerde destek vermeyi; iktidar olmak da muhalefetin eleştirilerinden ya da önerilerinden dersler çıkartıp, onu onaylayıp desteklemeyi gerektirir. Kim olursa olsun, muhalefet de iktidar da halkın hakkını taşıyor. Kul hakkı hayattaki en önemli şeydir... Muhalefet yapmayı da, iktidar gücünü kullanmayı da insanlar kendi egoları için değil, halkı için yapmalıdır! Hükmederken de muhalefet ederken de sen halkın için var olmalısın. Bana göreyse, benim kalbimin, adalet anlayışımın içinden süzülüp gelen şey doğrudur ve ben kalbimle Allah’a bağlıyım. Ötekisi benim için boş. Bomboş... İstediklerini diyebilirler. Faizmiş, bilmem neymiş... Yok sporla, yok ekonomiyle ilgili konuşacakmışım, konuşmayacakmışım falan. Rakibim bile olsa, Türk sporu için doğru bir şey yapıldıysa, doğru şekilde davranırım, doğru şekilde desteklerim, savunurum onu. Konu sadece spor olunca değil, her şey için de geçerli bu. Türkiye için ne doğru ise onu savunurum. Zaten yetiştiğim kulüpten aldığım terbiye de bunu gerektirir.

    Ozan Önen: Milli Takım’ın da kaptanısın... Senin özellikle yurtdışında Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden tüm sporcularımıza ihtimamla yaklaştığının da, onları özellikle sosyal medyada ve medyada tanıttığının da farkındayım, sadece futbol, basketbol ya da takım sporlarıyla ilgili de değil.

    Arda Turan: Çağla Büyükakça’ya, Şahika Ercümen’e, İpek Soylu’ya bir bak... Ben hepsine destek vermeye çalışıyorum. Sağ olsunlar, onlar da bana destek vermeye çalışıyorlar. Bizi yurtdışında temsil eden tüm sporcuları bir arada tutmaya çalışıyorum kendimce. Bak ne diyorum, Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı, Madrid’e geldiğinde, ben gidip onları otellerinde ziyaret ediyorum. Yani ben, benim adalet anlayışım hakkında sadece Allah’a hesap veririm. Hiçbir insana biat etmem. En çok da bu röportajda şunu belirtmek istiyorum Ozan... İki şey istiyorum senden ve okuyanlardan.

    Ozan Önen: Evet?

    Arda Turan: Bu röportajımla ilgili bana dair bir değerlendirme yapılacaksa, bu röportajımdan sonra bir şeyler değerlendirilecekse, bir... Bu röportajın tamamı harfi harfine yayımlansın ve okuyanlar da bu röportajımın tamamını okusunlar, yalnızca bir cümlesini değil, tamamını okusunlar lütfen. İkincisi de şuna içtenlikle insansınlar: Arda Turan, hayatı boyunca hiçkimseye, hiçbir otoriteye bağlı olmayacak; Arda Turan’ın adalet anlayışını oluşturan iki şey, içindeki Allah korkusu ve kalbindeki vicdanıdır. Bugün bir şeyle ilgili doğru bir şey söylemişimdir, yarın öbür şeyle ilgili... Ama ben her şeyi de doğru bilirim diye bir şey de iddia etmiyorum: Ben ne diyorum? Faizler düşsün, çünkü küçük esnafın işine yarayacak bu kardeşim diyorum. Bu kadar! Bak... Dünyada fakirlik neden var? Dünyada neden fakirlik bitmiyor? Fakirler doyamadığı için değil, zenginleri doyuramadığımız için!

    Ozan Önen: Güzel söz, ben de imzamı atarım altına.

    Arda Turan: Bakarsan Ozibenim hayatıma, şu an sahip olduğumdan çok daha fazla param da olabilirdi. Biliyorsun. Başka tercihlerim olsaydı, parayı öncelikli tutsaydım birçok konuda, inan bana çok daha fazla param olurdu. Ama bak... Ben on tane arkadaşımla birlikte yaşıyorum burada bile. Paylaşarak, yiyerek.

    Ozan Önen: Şahidim. Mesela evde, “ekmek almaya gitmek” diye bir şey var, aynen Türkiye’deki gibi yani. Hani markete gitmek değil de, “ekmek almaya gitmek”. Bisikletle ekmek almaya gidiyorsunuz. Bu röportajda ben de adaletli olmak istiyorum... Hakkın neyse onları söylemeyi. Seni ne kayırmayı isterim, ne de bilerek ya da bilmeden sana bir zarar vermeyi.

    Arda Turan: Bilip bilmeden günahımı alıyorlar Ozan ya. Bana gerçekten haklı eleştirilerle gelsinler. Ben fikrimi söyledim diye bana küfretmesinler. Çünkü niye? Sonra yarın onlar da fikrini söyledi diye bir başkası da onlara küfür eder ve bu güzel bir şey değil. Fikrini söyleyene saygı duysunlar. Neden diye sorsunlar. Dalga geçmesinler. Bak... Faizler çıksın diyen birini gerçekten dinlerim. Hiç onaylayamayacağım, bana göre tam ters fikirde biri karşıma gelsin; o bana bir şey iddia etsin, onu da dinlerim. Anladın mı? Bir şey çıksın, bir şey olsun diyen birini zaten dinlerim ki ben.

    Ozan Önen: Bir iddia, bir önerme var ortada...

    Arda Turan: Evet bir iddia var, önerme var; dinlerim. Fikrimi de paylaşırım. Hayat, bizden olmayanlarla güzel. Bu çok önemli. Bak bir daha söylüyorum: Hayat, bizden olmayanlarla güzel! Defalarca söylüyorum ama insanların hiç sabrı kalmamış ki birbirine.

    Ozan Önen: Bak Arda... Tam da bu noktada... Önce bir şeyi ortaya koyalım. Sen çok güzel, açık yüreklilikle, her fikrin tartışılması gerektiğini, her görüşten, her inançtan, her renkten insanla aynı masaya oturmamız gerektiğini ve oturabileceğimizi ve onlarla her konuyu çatır çatır konuşabilmemiz gerektiğini söylüyorsun, di mi?

    Arda Turan: Elbette.

    Ozan Önen: Felsefece de insanca da doğru bir şey yapıyorsun ve bu konuda tutarlı görüyorum seni... Ama...

    Arda Turan: Benim soframı görüyorsun di mi? Görüyorsun her şeyi yani? Bizimle yaşıyorsun... Daha önceler de geldin. Her çeşitten insan geldi buraya. Her türden... Kimi ararsan var burada. Di mi?

    Ozan Önen: Evet.

    Arda Turan: Bir huzursuzluk, birbirine ya da birilerine karşı bir nefret söylemi gördün mü? Neden? Sevgi var. Paylaşım var. Birbirini dinleme var. Huzur var. Aynı sofraya oturmayı bilmenin getirdiği ortak ruh var.

    Ozan Önen: Çalışma arkadaşın Ata Bozan’ın, Ata Abi’nin bir sözünü aklıma getirdin. Ata Abi aynen şöyle demişti hatırlarsan: “Sosyalistiz Allah’a şükür!” Yani hem ‘sosyalist’, hem de “Allah’a şükür”; ikisi bir arada. Birçokları için çok tuhaf görünse de, aslında ne kadar güzel bir cümledir bu.

    Arda Turan: Kardeşim.... Bu evde biliyorsun; Ata Abi gidip Kur’an da okuyor içeride, ama misafirimiz de gelip burada istediğini yapıyor.

    Ozan Önen: Ve evde, “Sosyalistiz Allah’a şükür” diyebiliyorsunuz.

    Arda Turan: Evet. Bizim kapımız herkese açık, her fikre açık, paylaşmaya açık. Yeter ki insanların niyeti iyi olsun, niyetleri güzel olsun, gönülleri hoş olsun.

    Ozan Önen: Birlikte yaşadığın arkadaşlarınla, böyle oldukça demokratik ve oldukça paylaşımcı bir ortam yaratmışsınız ama sen de benden ayrıca duy ki Türkiye’deki milyonlarca insan da senin idealize edip kendi hayatında eyleme de döktüğün bu demokratik ortama hasretler. Türkiye’deki milyonlarca insan, her konuda konuşabilmek, kendilerini ifade edebilmek, yeri gelince de muhalefet edebilmek istiyor. Bunu korkmadan, hür biçimde yapmak istiyorlar. Kendisini Türkiye’de yoğun siyasi baskı altında hisseden milyonlarca insan yok mu? Konuşabiliyor muyuz abi rahat rahat? Bak, ben karşındayım ve o insanlardan biriyim Arda.

    Arda Turan: Anlıyorum seni...

    Ozan Önen: Sen nasıl ki Arda Turan olarak fikrini söyleyebilmek istiyorsan, ben de bir yazar olarak, fikirlerimi açıkça paylaşmak istiyorum, felsefe eğitimi almışım; bu da bunu gerektiriyor; yani sadece hür iradem değil, devletin bana verdiği eğitim de bana özgürce konuşabilmem gerektiğini söylüyor, o ehliyeti veriyor: Ben devleti de, hükümeti de, askeri de, sivili de, muhalefeti de gümbür gümbür eleştirebilmeliyim, sorgulayabilmeliyim, karşı da çıkabilmeliyim. Biliyorsun... Çok köklü bir mizah dergisinde, LeMan grubunda, L-Manyak’ta yazıyorum. Mizahçılar daha da çok eleştirebilmeli, hatta kafa da bulabilmeli, di mi? Adı üstünde, mizah be abi... Baskıya göğüs gererek, ama envai çeşit risk de alarak yapılıyor bu işler bu ülkede.. Yıl olmuş 2015... Fikrini beğenmediğine hapis cezaları, vergi cezaları, para cezaları, işinden ekmeğinden etmeler... Yazarlar, gazeteciler, çizerler, fikir adamları, hatta işadamları bile var aralarında, belediye işçileri, maden işçileri var. Tweet atan öğrenciler bile hapis cezası alabiliyor. Sen “fikrimi söyleyebilmeliyim” diyorsun. Ama sen bu savunduğun adaleti, evinde yaşattığın adaleti ülkende de istemiyor musun abi? Söylesene bunu da açık açık...

    Arda Turan: İstiyorum! İstemez miyim ya?! İşte bundan bahsediyorum zaten! Senin sorununu da ben zaten sana yanıt verirken dile getirmiyor muyum? Ama bir birey olarak da ben kendimle ilgili şeylerden sorumluyum öncelikle. Ama ben zaten anlatırken, senin sorununa da tercüman olmuyor muyum? İnsanlar şunu anlamalılar: Yarın bu hükümet giderse, yerine başka bir hükümet gelirse, başka bir siyasi ekolden, başka bir Cumhurbaşkanı, başka bir Başbakan, başka bir muhalefet lideri olursa, ben onlara da saygı gösteririm... Çünkü bizim öğrendiğimiz örf, adet, ahlâk, dünya görüşü bunu gerektiriyor: Saygıyı. Fikir ayrılıkları başka şeydir. Tekrar söylüyorum: Her şey paylaşılabilir olsun, her şey konuşulabilir olsun ülkemizde de. Bu herkes için geçerli.
     

Sayfayı Paylaş