1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Köşe Yazısı Aret Vartanyan - Manik Depresif Bir Toplum

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 2 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.173
    Beğenileri:
    4.755
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    330 ÇTL
    Aret Vartanyan - Manik Depresif Bir Toplum

    Bir futbol maçıyla göklere yükselip, ertesi gün bir bir başka futbol maçıyla dibe vururuz.

    Bir şarkıyla ağlar, hemen arkasından çalan şarkıda göbek atarız.

    Aile yemeğinde kardeş kardeşe küser, birkaç gün sonra canciğer kuzu sarması oluruz.

    Biz böyleyiz. Biz Anadolu insanıyız.

    Asya ile Avrupa'nın arasındaki sıkışmışlığımız bizi tanımlanamaz, kabına sığmaz yapar.

    Yedi düvel rengin ahenginin yarattığı mozaiğin renklerini taşır, çoğu zaman bu zenginliğin avantajını dezavantaja çevirmeyi de başarırız.

    Biz güzel insanlarız.

    Fıkralarımız gerçek yaşamdan doğar. Doğal halimiz pek bir güzeldir. Gel gör ki 'doğal' olmayı beceremeyiz.

    Korkarız.

    'Konu komşu ne der?'den mahalle baskısına, kendimiz olmaktan çok başka birileri olmaya çalışırız. Öğrendiğimiz şeydir bu.

    En güzel halimizi, doğallığımızı kendimizi askıya asar, sokağa karıştığımızda başka bir şeyler olmaya çalışırız. Bazen batıya, bazen doğuya döneriz yüzümüzü. Din, dil, ırk, cinsiyet, etiketler, zneginliğimiz olacak farklılıklar sorunumuz olur.

    Demokratikleşme paketlerine ihtiyaç duyar hale geliriz.

    61 Vali içinde bir kadın valimiz varken, eşcinsel yönelimili bir muhtar adayı olay olur. Hamurumuz bunu haketmediği halde insan haklarında dünyanın son sıralarında yer buluruz.

    Sokaklar sevgiyi dilenen, gözlerinin feri sönük ruhlarla dolup taşarken, birbirimizden korkar hale geldik.

    Selamı sabahı kesip, aynı otobüste, aynı apartmanda, aynı işyerinde kutuplaşmayı öğrendik.

    Mevlana'nın, Yunus Emre'nin, Nazım Hikmet'in ve daha nicesinin topraklarında insan olmayı hatırlamaya ihtiyaç duyar hale geldik.

    Belki de hiç olmadığı kadar sarılmaya, anlaşılmaya, gülümsemeye ihtiyacımız var.

    Kabukların altında, yaşanmışlıkların ağırlığında çok güzeliz; duvarlar yıkıldığında, maskelerin ardında kalan birbirimizi görebildiğimizde farkedip, yaşayabileceğimiz güzellikler.

    Ne bekliyorsun?

    Yüreğindekileri açığa çıkartmak, ışığını paylaşmak için geç değil. Sokakların, sana, yüreğinde taşıdıklarına ihtiyacı var.

    Geçmişte yaşadıkların, hayalkırıklıkların seni kırdı, duvarlarını ördü.

    Vazgeçersen, önce kendin, sonra milyonlarca senden oluşan toplum çöker.

    İnanmıyorsan televizyonu aç ve haberleri seyret.

    Sen de biliyorsun, yarın çok geç olacak.

    Söylenecek çok şey var.

    Yazılacak çok satır.

    Bugün yeni başlıyoruz.

    Her hafta burada seninle, seni ve seni sen yapanları konuşacak, yaklaşımları paylaşacağız.

    Merhaba ve şimdilik hoşçakal.
     

Sayfayı Paylaş