1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aromaterapi

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 26 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

Etiketler:
  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.094
    Beğenileri:
    4.419
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    813 ÇTL
    [​IMG]

    Yaklaşık 6000 yıllık bir geçmişe sahip olan aromaterapi'nin ilk olarak mumya yapımında eski Mısır uygarlığı tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Aynı çağlarda, eski Çin uygarlığı tarafından da aromaterapi yağları ve bitkileri tanrıya olan şükranın bir ifadesi olarak kullanılmaktaydı. Aromaterapinin tedavi ve güzellik maksadıyla kullanımı ise ilk olarak eski Yunan medeniyetlerinde ortaya çıkmıştır. Roma İmparatorluğu devrinde aromaterapi banyo sonrası masaj teknikleriyle kullanım alanı buldu. Eski Romalılar aromaterapi yağlarını eski Arap ve Hint medeniyetlerinden getirtiyorlardı. Günümüzde kullanıldığı şekliyle modern aromaterapinin babası Dr. René-Maurice Gattefossé'dur.

    Esasen bir koruyucu hekimlik sistemi olan Aromaterapi'nin kullanım alanı günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş olmakla birlikte bitkisel yağların geniş iyileştirici etkileri halen bilinmekte ve kabul edilmektedir.

    Bitkilerin -kabuk, yaprak, çiçek, meyve, tohum, sap, kök gibi- farklı yerlerinden çeşitli yöntemlerle elde edilen güzel kokulu yağlar uçucu özellik taşırlar. Bu şekilde atmosferde de buharlaşmış olarak mevcutlardır. Yağlar, pek çok bitkiye verdikleri koku ile karakter katan, kimyasal oluşumlardır.

    Bitkisel yağlar bitkilerin özlerini oluşturmakla birlikte, adlarında belirtilenin aksine her zaman yağ içermek durumunda değillerdir. Bitkilerdeki yağların canlı hayatındaki yerleri çok iyi anlaşılmış olmamakla birlikte, hayvan hayatı açısından çekici/itici olarak önemli oldukları, kısmen bitkinin kendi bağışıklık sistemini oluşturduklar bilinmektedir.

    Bitkisel yağlar yanıcı olup, alkol ve sabun içinde erir ancak su içinde ancak %20'ye kadar eriyebilirler.

    Aromatik kokuların yüzyıllardır doğal/bitkisel tedavi alanında kullanılmakta olması dolayısıyla, aromaterapinin bitki/şifalı ot uygulamalarının bir branşı olduğu düşünülebilir. Ancak şifalı ot ile tedaviyi aromaterapiden ayıran temel farklılıklar vardır. Aromaterapi kapsamında kullanılan yağlar, şifalı bitki tedavisinde kullanılan bitkilerden kat kat fazla kuvvetlidirler (Yaklaşık olarak 1 ton gül yaprağından ancak 250 gr. Gül yağı çıkartılabilmektedir) ancak buna rağmen pek çok aktif maddeyi de içermezler. Bu nedenle, aromaterapide kullanılan bitkisel yağın, aynı bitkinin şifalı ot tedavisinde kullanılanına göre farklı özellikler taşıması normaldir. Aromaterapide kullanılan yağlar, aynı bitkinin kurusundan 75-100 kat daha fazla kuvvetlidir.

    Aromaterapinin başlıca dayanağı gül, yasemin ve lavanta bitkilerinden elde edilen yağlardan oluşmaktadır.
     
  2. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.094
    Beğenileri:
    4.419
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    813 ÇTL
    Aromalı kokan bitkilerin kullanımı çok eskilere dayanır. Kurutulmuş çiçek, odun, reçine, meyve veya kabukların yakılarak tütsülenmesi ile hastalar tedavide, temizlikte veya bazı ilkel kabilelerde batıl inançların tapınmalarında kullanılmıştır. Çiçekler ezildikten sonra sabun, kozmetik madde yapımında ve tedavi maksadıyla kullanılmıştır.


    Bitkilerin çiçek, kök, gövde, reçine veya kabuklarından özel metotlarla damıtılarak esanslar elde edilmiştir. Tarihte ilk defa su buharı ile damıtmayı (distilasyon) İbn-i Sina MS: 1000 yılında gerçekleştirmiştir. Büyük bir Türk alimi olan İbn-i Sina batılılar tarafından ya İranlı veya Arap olarak bilinmekte, fakat asla Türk olduğundan bahsedilmemektedir.

    Arkeolojik kazılardan distilasyonun MÖ: 3000 yıllarında şimdiki Pakistan da kullanıldığı bilinmektedir. Sedir, tarçın ve çam terebentinin MÖ:1400'lü yıllarda Mısırda su buharı ile damıtılarak ve hatta eter yağı sabit yağ içinde çözerek, bundan fitil, krem, yakı, ve tozlar imal etikleri tespit edilmiştir. Filistin, Sümer, Asur, Rom, eski Hint ve eski Çinlerinde bitki esanslarını kullandıkları bilinmektedir.

    İbn-i Sina'nın (980-1037) su buharı ile damıtma (distilasyon) metodunu geliştirmiş ve tarihte ilk defa saf eter yağı (uçucu yağ, eterlik yağ veya esans) elde edilmiştir. Bu buluş tek başına İbn-i Sina'ya ait olmayıp kendinden önce bu alanda İslam alimlerinin yüzlerce yıllık bir çalışmasına son noktayı konmuştur. İbn-i Sina'nın yazdığı yüzlerce eserden maalesef istifade edemiyoruz. Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıkları ne işe yarıyor.

    İngiliz asıllı doktor ve astrolog Nicholas Culpeper (1614-16549) aromalı bitkiler üzerine araştırmalar yapmış ve eserler yayınlamıştır. Bir çok alim onu takip etmiştir. Aromaterapinin asıl kurucusu Fransız asıllı kimyacı Rene' ‚Maurice Gattefosse' olup 1936 yıllında ‚Aromaterapi' isimli eserini yazmış ve o günden beri bu ilim dalı Aromaterapi diye anılmıştır.
     
  3. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.094
    Beğenileri:
    4.419
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    813 ÇTL
    İmal (üretme) metotları:

    [​IMG]

    Eter yağına yağ denmesine rağmen diğer yağlara benzemez. Örneğin ayçiçeği yağı, zeytin yağı veya bademyağı gibi yağlar sabit yağlardır. Oysa eter yağı yüksek kaliteli uçucu yağlardır. Eter yağı suda çözülmez veya çok kötü karışırken sabit yağlar ve alkolle çok güzel karışır.Eter yağı aromalı bitkilerin genellikle beli bölgelerinde: yaprak, çiçek, kabuk, gövde, kök veya reçinesinde yoğunlaşırlar. Bazı bitkilerden ise aynı anda daha fazla ve farklı eter yağı elde edilebilir. Örneğin portakalın çiçek, yaprak ve meyve kabuğundan üç farklı eter yağı kazanılır.

    Distilasyon :


    Distilasyon çok yaygın olarak kullanılan bir metottur. İnce kıyılan aromalı bitki drogu içi damıtılmış suyla dolu olan distilasyon balonuna (topar) konur ve alttan ısıtılınca bitkinin birleşimindeki eterli yağı çözülerek gaz haline gelir. Gaz haline gelen et yağı etrafında soğuksu akıntısı olan bir borudan (kondensör) geçirilince tekrar sıvılaşır ve özel bir balonda (cam balon) toplanan eter yağı elde edilir. Su buharı ile damıtmada aşırı sıcak ve yüksek basınç eter yağının kalitesini düşürür.

    [​IMG]

    Yağda bekletme (Enfleurage):

    Bu metot distilasyondan çok farklıdır. Burada çok narin olan çiçeklerinden eter yağı elde etmek için bu metot kullanılır. Cam üzerine yayılan tereyağı üzerine bir sıra çiçek dizilir ve onun üstüne tekrar tereyağı yayılır ve üzerine çiçek dizilir ve buna 5-6 kat oluncaya kadar devam edilir. Bitki çiçeğine göre bu 1-4 hafta bekletildikten sonra distilasyonu yapılır. Bu metotla elde edilen eter yağı en kaliteli olanıdır, fakat bu metot çok pahalı olduğundan pek kullanılmaz.

    Solvenle (eriten, çözücü) eter yağı elde etme:

    Solvenle eter yağı elde etme çok ucuz ve çok basit bir yöntemdir. Eter yağı içeren bitki drogları ince kıyıldıktan sonra içi solvenle dolu cam balona konur distilasyonu yapılır. Solven genellikle heksan veya petroleter gibi zehirli kimyasal çözücüler olduğundan bunların distilasyondan sonra eter yağından ayrılması yüzde yüz mümkün olmadığından dahili olarak kullanılmaları mahsurlu olabilir.

    Soğuk baskı ile elde edilen eter yağı:

    Bu metotla meyve kabukları soğuk baskı ile eter yağı elde edilir. Bunların başında portakal-, greyfurt-, limon-, ve turunç kabukları gelir. Meyve kabuklarının ilaçlanmamış meyvelerden olması gerekir aksi halde faydadan çok zarar verebilir. Günümüzde ilaçlanmamış turunçgiller bulmak adeta imkansızdır, bu nedenle bu konu çok önemlidir.

    Eter yağının kulanım alanları:

    [​IMG]

    Eter yağının kulanım alanları oldukça çoktur ve burada ancak bir kaçına değineceğiz. Bazı eter yağları çok yoğun olduğundan inceltilmeden kullanılması mahzurludur ve özelliklede bu konuya hamilelerde ve bebeklerde dikkat edilmelidir. Yetişkinlerin kullandıkları bazı eter yağları 6 yaşından küçükler için mahsurludur, örneğin okaliptüs yağı içeren doğal ilaçlar. Aromalı doğal ilaçlar genellikle 4-6 adet bitki eter yağının karışımından elde edilen iksirler kullanılır.

    1-) Aroma yağı:

    Kişi çok sevdiği eter yağından 8-10 damla aroma lambasının üstündeki suya ilave edilir ve suyun altındaki mum yakılır. Suyun ısınması ile birlikte içindeki eter yağıda buharlaşır ve odaya yayılarak güzel bir koku verir. Limon ve gül yağından 8-10 damla yeterli gelirken, laden ve topalak yağı çok ağır olduğundan ancak 1-2 damla yeterlidir.

    2-) Masaj yağı:

    Bazı eter yağılarının ise masaj yağı olarak kullanılmasının çok güzel etkileri olur. Eter yağlarından 1 ml alınır ve 49 ml ana yağ ile karıştırılır. Ana yağı zeytin yağı, badem yağı ve jojoba yağı olabilir. Ana yağın seçimi eter yağına göre farklı olabilir. Ana yağdan 49 ml ve eter yağından 1 ml ile karıştırılarak masaj yağı elde edilir.

    3-) Enhelesyon yağı:

    Genellikle nefes yolları rahatsızlıklarına etkili olan eter yağları seçilir ve bunların özel karışımı ile iksirler elde edilir. Eter yağından 10 ml 90 ml %96'lık alkolle (etil alkol) karıştırılır ve buna 200 ml damıtılmış su ilave edilerek %32'lük inceltilmiş eter yağı elde edilir. Bu şekilde inceltilen eter yağı enhelasyonda veya dezodorizan (fena kokuları yok edici) olarak kullanılır.

    Bu alanda oldukça çok natürel ilacı eczanelerden temin etmek mümkündür. Mesela: 10 ml nane yağı (Eter yağı) ve 5 ml okaliptüs yağı 85 ml alkollü (Etanol) (Fahrenberg, Selg ve ekibi) karıştırıldıktan sonra elde edilen bu iksirle baş ağrısı ve migren rahatsızlığı olan hastaların şakaklarına 2-3 damlama günde 3-4 defa sürülmesi ile hastaların rahatladığı tespit edilmiştir.
     

Sayfayı Paylaş