1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Arpaçay'ı Aşdı Taşdı Türküsü ve Hikayesi

Konusu 'Türkü/Hikayeleri' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 15 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    İnsanoğlu türküsüz kaldığı zaman gurbettedir derler. Türküler var türkülerde ulus var yaşam var. İnce yüce duygularla insan var.

    Türkülerimiz ninnilerimiz ve ağıtlarımız bir olay üzerine doğmuş. Tümünün bir öyküsü var. Tümünde ortak olan: İnsan duygularını dile getirmesi.

    Bu öykü Kars'ın Arpaçayı ilçesine bağlı Şöregel adıyla anılan düzlük bir araziden geçen Arpaçayı suyu ile Kar Suyu'nun birleştiği Mugan denilen yerde geçer.

    Bir zamanlar Mugan denilen bu yerde bir köy varmış. Köyün varlıklı ağasının Saran adında bir kızı varmış ki; uzun boyu ince beli sırma gibi saçlarıyla köy yiğitlerinin düşlerine girermiş. Saran güzelliğinin yanısıra çok da becerikliymiş... Koyunları inekleri sağar ata biner renk renk kilimlerin en güzelini dokurmuş.

    Saran'ın babasının sürüsünü güden bir çoban varmış. İsmi Han. O da uzun boylu yakışıklı yiğit bir delikanlı. Günlerden bir gün Han çobankoyunları sağılması için ağıla getirmiş... O günde Saran süt sağıyormuş ağılda... Derken iki gencin bakışları karşılaşmış gözlerinden çıkan aşk kıvılcımları gönüllerinde alevlenmiş birbirlerine aşık olmuşlar... Ama ne çare kız ağa kızı... Oğlan ise garip bir çoban... Derdini kalbine gömmüş Han Çoban gömmüş ama sonunda dayanamamış yaşlı ninesine anlatmış. Yaşlı nine bu durumu Saran'ın anasıyla konuşmuş. Konuşmuş konuşmasına da anası ne yapsın.

    Yaşlı nineye dönüp:
    -"Han Çoban yiğit namuslu bir delikanlı Kızım Saran'a da layık ne var ki ağa bunu duyarsa küplere biner bizleri yaşatmaz" demiş.

    Nine de; ağayı razı edebilmek için köyün ileri gelenlerini toplayıp ağadan "Allah'ın emri peygamber'in kavli" ile Saran kızı Han çobana istemişler. Ağa önce kızmış itiraz etmiş sonunda:

    "Bir şartla olur" demiş. "Çobana nişan ederim ama yedi yıl kızla oğlan birbirlerini görmeyecekler. Han Çoban yayladaki otlaktan köye inmeyecek"

    "Ağanın söyledikleri Han çobanla Saran kıza anlatıldığında onlar: "Yeter ki sağlık olsun yedi yıl nedir ki kuş gibi gelir düş gibi geçer" demişler. Demişler ama yedi yıl bu dile kolay. Saran kız kardeşleriyle birlikte oturmuş dokuma tezgahına her yıl için bir halı dokumuş... Sonunda yedi yıl tamamlanmış yedi halı da dokunmuş. Köy halkı neşe içinde düğün gününü beklerken Saran kardeşleri ve anasıyla birlikte yedi yılda dokuduğu halıları temizlemek için Arpaçayı'na gelip yıkamaya başlamışlar. Derken hava kararmış... Gök gürlemiş... Şimşekler çakmış.... O sırada sel halılardan birini götürürken Saran kız çeyizini kurtarmak için kendini suya atmış... Bir anda suyun içinde kaybolup gitmiş...

    Sonunda Saran'ın cesedini sudan çıkarmışlar. Kızını o durumda gören Saran'ın anası bu ağıdı yakmış.


    Arpaçayı aştı taştı
    Sel Saramı aldı kaçtı
    Üç bacının gözü yaştı

    Apardı seller Saramı
    Bir uca boylu balamı

    Arpaçayı derin olmaz
    Akan sular serin olmaz
    Sara gibi gelin olmaz

    Apardı seller Saramı
    Bir uca boylu balamı

    Gidin deyin Han Çobana
    Gelmesin bu el Mugan'a
    Gelse batar na-hak kana

    Apardı seller Saramı
    Bir uca boylu balamı

    Arabalar gelir koşa
    Ben kurbanım kalem kaşa
    Oğlan elin çıktı boşa

    Apardı seller Saramı
    Bir uca boylu balamı
     

Sayfayı Paylaş