1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Asım Yıldız - Her Akşam Soframızda Bir “annen gönderdi” Var..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 15 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL



    XI - umman…

    Ruhumda bin nedâmet; âlem-i berzahtayım
    İbraya muhtaç özrüm; biçare izahtayım
    Ağlıyorken amelim ıslatır her yanımı
    Sürüldüm ayağına, son kez gör hicranımı
    Ecri para etmeyen gözü yaşlı bir devim
    Sende hayat bulacak ruhsarım ve canevim...

    Temyizi kabil değil, mahkûmiyetse ilâm
    Ayağının altında sukutum ve itilâm.

    X - basra…

    Bak yetmiş yaşındayım; koca ömrü elenmiş
    Öksüz bir ihtiyarım hoyratça zedelenmiş
    Mübarek hatırana bir ağaç ve bir zikir
    İplik iplik yaşıyor senden kalan her fikir
    Bir helâllik dem için lüle lüle akların
    Bir buselik an için kadife yanakların...

    Ebruli leçeğini yine kokladım demin
    Belki sen yoksun ama son bir nebze perçemin.

    IX - şatt’ul arap…

    Benekler var çehremde ve elli yaşındayım
    Mahşere gitse de yol; henüz çok başındayım
    Baston kullanmıyorum, yanaklarım hâlâ al
    Müzmin hastalık mı bu, eyvah sendeki son hâl
    O mübarek tenine kör bir kurşun sıkılmış
    Zıpkın yarası sanki, mazgalların yıkılmış
    Kapanır diye hesap; çırpınmışım zan'ımla
    Sırtımda taşımışım bu ezik ihsanımla...

    Dokuz anlık çırpıntı, dokuz ayın bedeli
    Kabrin yosun tutmuş ah, son duamı edeli.

    VIII - mezopotamya…

    Kırkımda yokluğunu terk ederken atiye
    Kemale eriyorum, bir şans daha ver diye
    'Sayın' diyorlar bana, kurulmuşken tahtıma
    Biraz da asudeyim; demir atmış rıhtıma
    Sen kıdem arttırırken şimdi babaannesin
    Hediye sunuyorum, neden çıkmıyor sesin
    Gülsün diye cemalin, bin armağan daha da
    Geç anladım ki meğer avunmuşum pahada
    Unutturuyor seni; şiirimin âlâsı,
    Mısra-ı bercestemin hülyalı müptelâsı
    Ziyaret ettikçe sen; “meşgulüm” mü diyordum
    İnan, yazdıklarımı sana atfediyordum...

    Ne yücesin ki anam, kırılmadın hiç ama
    Şimdi lânet okudum gidişine rızama.

    VII - maktalan…

    Otuzumda tıraşlı, şöhretin tadındayım
    Uzak “âsım’ın nesli” ismimin yâdındayım
    İhtiras peşindeyim kariyerim dillerde
    Sıra sana geliyor görürsem kandillerde
    Vakitli açlığımın sende hâlâ derdi var
    Her akşam soframızda bir “annen gönderdi” var...

    Ziya sandım, hep yandım; amelimi kardıkça
    Cerahatim büyüyor geçmişime vardıkça.

    VI - fırat…

    Koruncaksız kozayım, yirmisinde askerim
    Badireler, cefalar; üzülme “Allah Kerim”
    Duanı gözlüyorum bir derbent kuytusunda
    Seni çok özlüyorum bir nöbet uykusunda
    Asker anası değil, sadece “hep” ana'sın
    Tılsımını çözdüm ah, şimdi yürek kanasın...

    Kara sevdaya kandım yavuklu tuzağında
    Duvaklımın koynunda, ak sevda uzağında.

    V - murat…

    Paçavra içindeyim; onbeşimde lisede
    Mezbelede bir şahbaz; mertlik ölmüş ise de
    Mağrur intizarıma sunarken varlığını
    Babam nasıl görmüyor yamalı darlığını
    Pür tabağı sofranın bende hiç eksilmiyor
    Sürgün bakışlarını sürme’n dahi silmiyor
    Dökülürken açlığın kutlu didelerinden
    Bir âlem ıslanıyor, sarsılıyor derinden
    İftarların gecikti bu vefasız âşıkla
    Süpür boş tabağını, harabatı kaşıkla,
    Deterjan kokan elin fakirliği yıkıyor
    Vefasızlığım şu an boğazımı tıkıyor...

    Andıkça mehparemi, ne mesudum, ne şen’im
    Affet şimdi yavrunu, handanım ah gülşenim

    IV - munzur...

    Pide kuyruğundayım, yedi yaşında; gamsız
    Oruçsuz sahurlarda, ilmim elif’siz, lâm’sız
    Çocuk hengâmesinde; humarım, yaramazım;
    Bana uykusuz robot, yorgan bekçisi lazım
    Okul kapısındasın, başında tanyellerin
    Ayak izlerin beyaz, üşüyor mu ellerin?
    Merhametin ayyukta, sonsuz şefkatin tam da
    Naçarlığın gizlenmiş şu beslenme çantamda...

    Kavli dermanım bitik, şimdi kulağım zilde
    Affına sığınırken kaçan beher menzilde

    III - muş...

    Üç yaşında şirinim, hercaisi cananın
    Hınzırca sömürüde yüreği her ananın
    Sen bir sürgün ferhunde, ben kavanozda şeker
    Tatlı çağı ayş’ımın, ne yapsa ilgi çeker
    Bir “ben”den onbin öbek sunuyorsun ata’ma
    Bilcümle mest olduk da, sen de biraz yat ama
    Hünerine muhtacım, kolum geçmez kazaktan
    Şimdi biraz da anam, mahşerdeki azıktan...

    Son kez asaletini, o keremini lütfet
    Faturası sen olan şirinliğimi affet

    II - akarca...

    Kırk günlüğüm nihayet, ana dilim ağlamak
    İrem bağı sinende, baldan tadıp çağlamak
    Ayaklarım dermansız, ellerim hiç tutmuyor
    Koynundaki kelepçe her gece uyutmuyor
    Artık ne yana baksam, tüm pankartlarda adın
    Ya Rab, verdiğin bu can; kedere eş bir kadın...

    Bir abide, bir mihenk; belki en çok da çile
    Kifayetsiz her sözcük, ne söylesem nafile

    I - damla...

    Rabbim “ol” dedi, oldum; bir derin sancıdasın
    Tarifi de yok bunun, heyhat; sen acıdasın
    Bu damla ummanlara dolacak biliyorum
    Vebali taşıyamam, ölmeyi diliyorum
    O eşref-i mahlûkat, ben miyim acep; eyvah!
    Bana haram bu âlem, nerde âlem-i ervah...

    Yalvarıyorum anne; bu hamuru yoğurma
    Taş olmayı yeğledim, lütfen beni doğurma.



    10.03.2007 – 06.04.2007 / İSTANBUL
    Asım Yıldız
     

Sayfayı Paylaş