1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aşiret Mektebi -Mekteb-i Aşiret-i Hümayun

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 29 Nisan 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Akaretler1893

    Aşiret Mektebi​

    İkinci abdülhamid han tarafından 1892’de aşiret çocuklarının eğitimi için istanbul’da açılan mektep.on sekizinci ve 19. yüzyıllarda batılı büyük devletler imparatorluk dışındaki islam cemiyetlerini siyasi ve ekonomik hakimiyetleri altına almışlardı. osmanlı devlet adamları emperyalist batı tehlikesinin imparatorluğa yaklaştığının farkındaydılar. bilhassa Milliyetçilik propagandası etkisinde kalabilecek imparatorluğun merkezinden uzak ve ingiliz menfaatlerinin büyük olduğu araplarla meskûn bölgeler için tehlike mevcuttu. işte sultan ikinci abdülhamid han bu tehlikeleri önlemek ve aşiretlerin yoğun ve hakim olduğu bölgeleri muhafaza etmek için bunların reislerinin ve ağalarının çocuklarını osmanlı kültürüyle yetiştirerek devlete ve saltanata bağlamak maksadıyla aşiret mektebi açılmasını faydalı buluyordu. ayrıca bu fikrin gerçekleşmesi sonucunda büyük bir kısmı aşiret halinde yaşayan ve arapça konuşan Halk tek otorite olarak halifeyi tanımış ve ona itaat etmiş dolayısıyla ülkede din birliği temin edilmiş olacaktı. nitekim bu gaye ve düşüncelerle nizamnamesi ve programı hazırlanan aşiret mektebi 21 eylül 1892 tarihinde açıldı. mektebe ilk olarak halep bağdat suriye musul basra diyarbekir trablusgarp vilayetlerinden ve kudüs bingazi ile zur sancaklarından dörder talebe alındı. bu çocukların kabiliyetli ve muteber ailelerin çocukları olması ve 12 ile 16 yaş arasından seçilmesi şart koşuldu. bunlar fevkalade bir ihtimamla yetiştirildiler. daha sonraki senelerde sayıları arttırıldı. iki yıllık öğretim programı daha sonra beş yıla çıkarıldı. kur’an-ı kerim fıkıh ilmihal gibi din bilgileri yanında zamanın fen bilgileri fransızca türkçe coğrafya Tarih edebiyat ve askerî dersler okutuldu.
    Aşiret mektebine başlangıçta sadece arap aşiret reislerinin çocukları alınırken sonraki yıllarda doğu anadolu ve arnavutluk bölgelerindeki aşiret çocukları da kabul edilmeye başlandı. böylece mektep bütün aşiretlere hitap eder duruma geldi. aşiret mektebinden mezun olan çocuklar harbiye ve mülkiye mekteplerine gönderildiler. bu mektepte yetişen aşiret çocukları aşiretlerine döndükleri ve aşiret reisi olduklarında içinden yetiştikleri Halkın osmanlı devletine sadakatini temin ettiler. aşiret mektebi 1907 senesinde o günkü siyasi fikir ve akımların tesirine girmesi sebebiyle kapatıldı.
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    İkinci Abdülhamîd Han tarafından, 1892 (H. 1310) senesinde Osmanlı Devleti’ne mensub aşîret çocuklarının eğitimi için İstanbul’da açılan mekteb. Bu teşebbüs; İkinci Abdülhamîd Han’ın devletin Türk olmayan unsurlarını kendilerine sâhib ve dış tahriklerden uzak tutmak ve bilhassa Osmanlı Devleti’ne bağlı bulundurmak için uyguladığı fevkalâde teşebbüslerinden biridir.

    Saraya bağlı halka açık bulunmayan ve özel bir eğitim müessesesi olan mektebe, önce Arap aşiretlerinden çocuklar alındı. Sonradan Doğu Anadolu ve Arnavutluk bölgelerindeki aşîret çocukları ile zamanla bütün aşiretlerin çocukları alınıp eğitildiler.

    Aşîret mektebinin kuruluş gayesi, Osmanlı Devleti sınırları dahilindeki Arab ve diğer aşîret reislerinin çocuklarını İstanbul’da sarayın nezâreti ve himâyesi altındaki bir mektebde toplayıp, onlara Türkçe öğretmek, eğitim ve öğretimleri te’min ederek; Hilâfete ve Osmanlı Devleti’ne bağlılıklarını arttırmak, ayrıca, eğitilmiş olarak kendi bölgelerine döndüklerinde, devlet için faydalı hizmetlerde bulunmalarını te’min etmekti.

    On sekizinci ve on dokuzuncu asırlarda, Avrupa’nın başta gelen devletleri, Osmanlı Devleti sınırları dışındaki İslâm memleketlerinde siyâsî ve ekonomik bir hâkimiyet ve sömürgeler kurmuşlar, Osmanlı Devleti’ni parçalamak faaliyetleri çerçevesinde, Türk olmayan unsurları tahrik ederek devletten koparmak, siyâsî ve iktisadî hâkimiyet kurmak istiyorlardı. Nitekim Fransızlar, 1830’da Cezâyir’e; 1878’de Ruslar; Kars, Ardahan ve Batum’a, 1882’de İngilizler Mısır’a kuvvetlerini yerleştirmişlerdi. Diğer taraftan, Balkanların büyük bir bölümü Osmanlı Devleti’nden ayrılmış durumda idi. Diğer önemli bir husus da Avrupa devletleri Duyûn-i umûmiye vasıtasıyla Osmanlı Devleti’ni mâlî yönden yıpratıp, gün geçtikçe siyâsî nüfuzlarını artırıyorlardı.

    Bilhassa İngilizlerin menfâat sağladığı Arab memleketlerinde durum tehlikeli bir hâl almıştı. Sultan İkinci Abdülhamîd Han, bütün İslâm beldelerinde Halîfe-i müslimîn sıfatıyla sevilip sayılıyordu. Gösterilen bu bağlılık ise, İngilizlerin sömürüleri için önemli bir engel teşkil ediyordu. Bu durumu ortadan kaldırmak için, Pâdişâh’ın İslâm dünyasındaki nüfuzunu kırmak istiyorlardı. Bu bakımdan İngilizler, Arabların yaşadığı bölgelerin Osmanlının elinden çıkması için kesif faaliyetlere başladılar. Vehhâbîliğin ortaya çıkarılması, Arablar arasında kavmiyetçilik duygularının tahrik edilmesi, Bağdâd ve Hicaz demiryollarının kontrol altına alınmak istemesi gibi hâdiseler bunlardan bâzılarıdır.

    Bu durum karşısında İkinci Abdülhamîd Han, aşiretlerin yoğun ve hâkim oldukları bölgeleri korumak, bu bölgelerin reislerinin ve ağalarının çocuklarını Osmanlı kültürü ve terbiyesi ile yetiştirerek devlete ve saltanata bağlamak için aşîret mektebini açtı.

    Bu teşebbüste önemli bir maksad da dînîdir. 1878 senesinde yapılan Berlin Andlaşması ile hıristiyan tebeanın büyük bir kısmı Osmanlı Devleti’nden ayrılmıştı. Dolayısıyla devletin müslüman tebeası ekseriyet hâline gelmişti. Müslümanlar arasında kuvvetli bir birliğin kurulması, Osmanlı Devletinin hıristiyan Avrupa karşısında daha güçlü olmasını sağlayacaktı. Bu sebeble mektebde yetişecek müslüman aşîret reislerinin çocukları, halîfeye ve Osmanlı Devleti’ne ısındırılarak, Avrupa devletlerinin Araplar arasındaki tahrik ve propagandaları te’sirsiz bırakılacaktı.

    Aşîret mektebinin kuruluşunda bir diğer sebeb de idarîdir, Abdülhamîd Han, merkezî idarenin kontrolünden uzaklaşmış aşiretleri yeniden kontrol altına alarak, dağınık devlet otoritesini merkezî bir hâle sokmak istedi. Zaman zaman devlete karşı iç isyânlar ve karışıklıklar çıkmasına sebeb olan aşiretleri kontrol altına almak, bağlılıklarını sağlamak, bu ince siyâsî düşüncenin tatbiki ile mümkün oldu.

    Bütün bu sebebler neticesinde Aşîret mektebinin açılması kararlaştırılmış ve 5 Temmuz 1892 tarihli bir ferman ile kurulması için meârif nezâretine ve öğrenci te’mini için vilâyetlere bildirilmiştir. 20 Temmuz 1892’de Nizâmnâmesi, programı hazırlanan aşîret mektebi 4 Ekim 1892’de Esma Sultan’ın oturduğu Kabataş’taki sarayda eğitim ve öğretime açıldı. Mektebe talebe olarak; Haleb, Bağdâd, Suriye, Musul, Basra, Diyârbekir, Trablusgarb vilâyetlerinden ve Kudüs, Bingâzi ile Zor sancaklarından dörder talebe alındı. Bu çocukların kabiliyetli ve muteber ailelerin çocukları olması ve 12 ile 16 yaş arasından seçilmesi şart koşuldu. Bunlar fevkalâde bir İhtimamla yetiştirildiler. Daha sonraki senelerde sayıları artırıldı.

    İki yıllık öğretim programı daha sonra beş yıla çıkarılmıştır. Kur’ân-ı kerîm, fıkıh, ilmihâl gibi din bilgileri yanında; zamanın fen bilgileri, Fransızca, Türkçe, coğrafya, târih, edebiyat ve askerî dersler okutulmuştur.

    Bu mektepde yetişen aşîret çocukları, aşiretlerine döndükleri ve aşîret reîsi olduklarında, aşîretlerinin Osmanlı Devleti’ne sadâkatini te’min ettiler. Aşîret mektebi 1907 senesinde o günkü siyâsî fikir ve akımların te’sirine girmesi sebebiyle kapatıldı.


    DIPNOTLAR:
    1) Meârif-i Umûmiyye Nezâreti Târihçe-i Teşkilât ve icrâatı (M. Cevat, İstanbul-1338); sh. 338

    2) Türkiye Meârif Târihi; (D. Ergin); cild-3, sh. 1180

    3) Sultan II. Abdülhamîd’in Doğu Anadolu Politikası: sh. 97
     

Sayfayı Paylaş