1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aşırı ALınganlık..

Konusu 'Aşk' forumundadır ve gülüşüm tarafından 30 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. gülüşüm

    gülüşüm Usta

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    834
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Sahiii.. Nerden?
    Banka:
    39 ÇTL
    Alınganlık ilişkiye zarar veriyor

    Aşırı alınganlık şüphecilik ve özgüven eksikliği anlamına geliyor ve hem kişiye, hem ilişkisine zarar veriyor.

    Alınganlık, ilginç bir duygu durumudur. Pek çoğumuzun yaşadığı sosyal bir fobi olarak değerlendirilir ve içerdiği anlamlar bakımından yön değiştirir. Genel inanışa göre ilerleyen yaşla birlikte görülür ve bu özelliği nedeniyle kişilik bozulması olarak da sınıflandırılır. Ancak görünen o ki, aslında hepimiz bir ölçüde alınganız. Üstelik ilginç olan yönü de şu ki, alınganlık düzeyimizi belirleyen de yaşadığımız kültür ve toplumun yapısı.

    Kendimizi ve alınganlığımızı tuhaf bir şekilde bu ölçütlere göre belirliyoruz. Yani eğer çevremiz en küçük sorunda şiddetli tepki veriyorsa, biz de o ölçüde alıngan davranıyoruz ya da genel yapı olarak daha rahat, esnek davranan bir çevrede yaşıyorsak biz de daha rahat davranabiliyoruz. Bu değerler karıştığında işler de tersine dönüyor. Daha hassas olan bir çevrede rahat davranıyorsak bu defa duyarsız olmakla suçlanıyoruz ya da esnek bir çevrede titiz, takıntılı olmakla eleştirilebiliyoruz. Bu dengeler arasında uyum sağlayamadığımızda ise durum gerçekten abartılı bir hal alıyor ve aşırı alınganlık dediğimiz sorun ortaya çıkıyor. Bu da bizi başka bir sonuca ulaştırıyor.

    İkili ilişkileri kötü etkiliyor
    Alınganlık zaman zaman sıkıntı yaratan bir duruma dönüşebilir. Özellikle ikili ilişkilerde can sıkıcı ve zarar verici olabiliyor. Taraflardan birinin gereksiz yere ya da anlamsız alınganlıkları ilişkiyi yaralayabiliyor. Çünkü, alınganlık farklı duyguları da içeriyor; şüphecilik ve özgüven eksikliği gibi…

    Kendine güvensiz insanların yaşadıkları en yoğun duygu da alınganlıktır. Hemen hemen herkesin tavırlarına bir anlam vermek bu tip alıngan insanlara özgü bir tavırdır. Bu tip insanlara karşı savunmanız ne olursa olsun ikna etmeniz mümkün değildir. O bildiğini okumaya devam eder. İşin uzmanı değilseniz karşınızdaki insanın alıngan yapısı üzerine yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur. Onu değiştiremezsiniz, ancak kendi alınganlığınızla başa çıkma becerisini kazanabilirsiniz.

    Başkaları hayatımızda bu kadar etkili olmamalı
    Yaşanılan yere ve kültüre göre bütün kavramlar değişiyor, değerler değişiyor. Hayat bu kadar çok çeşitlilik gösteriyorken, biz de başkalarının ne dediğine, ne düşündüğüne takılıp kalıyoruz. Bu başkaları bizim hayatlarımız üzerinde bu kadar etkili olmamalı. Başkaları bizden daha önemli değil. Hayatlarımızın amacı da, bu dünyada yaşama nedenimiz de diğerlerinin ne düşündüğüyle, ne söylediğiyle ilgili değil…

    Alınganlık başkalarının hayatımıza müdahale etmesine izin vermektir. Aynı zamanda başkalarının hayatlarına da girmektir. Öyle olmasaydı diğerlerinin sözleri ve davranışları o kadar önemli olmazdı. Alınganlık ederken bir de bu yönüyle düşünmek gerekir.


    Psikolog Serap Duygulu’nun makalesinden derlenmiştir.
     
  2. Sevgi.2

    Sevgi.2 Aktif

    Katılım:
    26 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    376
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Ülkemin her karışı
    Banka:
    3 ÇTL
    Ben bu yazıdaki fikre katılmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim.örneğin "Alınganlık başkalarının hayatımıza müdahale etmesine izin vermektir. Aynı zamanda başkalarının hayatlarına da girmektir. Öyle olmasaydı diğerlerinin sözleri ve davranışları o kadar önemli olmazdı. Alınganlık ederken bir de bu yönüyle düşünmek gerekir." cümlesi.
    Eğer karşımızdakinin söz ve davranışlarını önemsemeyeceksek diğer şahısların bir anlamı yok demektir.yani onlar konu mankeni mi?
    Ben alıngan bir insanımdır.Herşeye alınmam ama özellikle önem verdiğim ,saygı duyduğum insanların davranışları benim için önemlidir.Diyelim ki çok samimi bir arkadaşınız var.Yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmiyor cinsinden.Bir gün sizden gizlice başkalarıyla bir plan yapmış (Bunu şimdi uyduruyorum örnek olsun diye.) Siz bunu öğrendiğinizde alınmaz mısınız.Ben olsam alınırım.Bana haber vermediği yada beni de çağırmadığı için değil.Samimiyetimiz bunu benimle paylaşmaya yeter diye.Evet başkalarıyla da eğlenmeye vakit geçirmeye hakkımız var.Ama gizli olması beni üzer.
    Ya da yine samimi düşündüğünüz bir arkadaşınızın sizin hakkınızda olur olmaz cümleler sarf etmesine alınmaz mısınız?
    Evet şunu söyleyebiliriz.Ben kendimi biliyorum,kim ne derse desin. Ama hani insanların duygularına verilmesi gereken önem?!!
    Bir de ben eşler arasında özellikle bayanın alınganlığına hak veriyorum.Çünkü malesef erkeklerimiz "hep ben" duygusuyla yaşadıkları için bayanlarımız "ben neyim" duygusunu çok yaşıyor.Bu da alınganlığı beraberinde getiriyor.Bu bir süre sonra tümüyle iletişim bozukluğuna yol açıyor.
    Yani bu bir özgüven eksikliği değil,tam tersi insanın insan olduğu için hakettiği saygı eksikliğine bir tepki...
     

Sayfayı Paylaş