1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aşırı Şüphe Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Papatya tarafından 8 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.257
    Beğenileri:
    5.756
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.898 ÇTL


    Herhangi bir olay karşısında emin olamama ya da güvensizlik duygusu olarak tanımlanan şüphe, aşırı düzeyde yaşandığında kişi ve çevresindekilerin hayatını olumsuz yönde etkileyebiliyor.

    [​IMG]

    Şüphe veya kuşku, bir insanın bir olay karşısında duyduğu emin olamama veya güvensizlik duygusu olarak ifade edilir. Bir anlamda inanç ile inançsızlık arasında kalındığı durumdur şüphe. Uzm. Psk. Orçun Aykol şüphenin hangi durumlarda hastalık göstergesi olabileceğini anlattı.

    “Tüm diğer psikolojik hastalıklarda olduğu gibi şüphenin de hastalık sayılabilmesi için hayatımızı büyük oranda etkilemesi, işlevselliğimizi bozması gerekmektedir. Günlük yaşamda hepimizi kuşkusuz zaman zaman bir takım şeylerden şüphelenebiliriz. Ancak bunlar hayatımızı etkilemez, o düşünceler aklımıza gelir ve gider biz günlük yaşamımızı sürdürmeye devam ederiz. Bazı bireyler ise bu düşüncelerden kurtulamaz. Akıllarında sürekli birilerinin onları kandırdığı, onlara zarar vermeye çalıştığı, gittiği restoranda zehirleneceğini, eşleri tarafından aldatıldığı ya da aldatılacağı ile ilgili düşünceler nedeniyle günlük işlevlerini yerine getirmez. Bunları düşünmekle kalmayıp sürekli bu düşünceleri doğrulayacak ya da rededecek kanıtlar bulma peşindedirler.

    AŞIRI ŞÜPHE PARANOYAYA DÖNÜŞÜYOR

    Bu tür düşünceler beraberinde yoğun öfke, saldırgan tutumları, mutsuzluk ve kaygıyı doğurabilir. Artık şüpheler “paranoya” olmuştur. Böyle durumlarda bireyler mutlaka ruh sağlığı uzmanları tarafından tedaviye alınmalıdır. Kişi çoğu kez bu şüphelerin doğruluğuna inanacağı için tedaviye başvurmaz, ancak yakınları tarafından tedaviye ikna edilmeli, gerekiyorsa yasal yollarla tedaviye getirilmelidir.

    KISKANÇLIK PARANOYALARI ÇOK ÖNEMLİ

    Eşler arasında en çok kıskançlık paranoyaları gündeme gelmektedir. Günümüzde yazılı ve görsel basında sık sık duyduğumuz kadın cinayetlerinin en büyük nedeni bu tür kıskançlık paranoyalarıdır. Birey eşi tarafından aldatıldığını düşünerek her durumu kendi zihninde buna uyarlayıp öfke gösterir, saldırgan tutumlar sergiler.

    İNATLAŞILMADAN TEDAVİSİ ŞART!

    Paranoya bozukluğu olan bireylerin yakınları, kişiye aksini iddia ettiğinde, onu durumun düşündüğü gibi olmadığına ikna etmeye çalıştığında da öfke ve güvensizlik ortaya çıkmaktadır. Bireyin yakınları kişiyi ikna etmeye çalışmayarak, onunla iddialaşmadan iletişime geçmeli ve tedaviye yönlendirmelidir. Tedavide ilaç tedavisi ve psikoterapinin paralel işlediği bir program oluşturularak kişiye destek verilmelidir. Eğer paranoyalar çok ileri düzeyde ise, kişi bu yüzden çevresine ve kendisine zararlar veriyorsa yatarak tedavi en etkili yöntem olmaktadır.“

     

Sayfayı Paylaş