1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aşk Değişken Bir İletkendir..

Konusu 'Aşk' forumundadır ve Celal28- tarafından 8 Mart 2007 başlatılmıştır.

  1. Celal28-

    Celal28- Forum Gururu

    Katılım:
    10 Şubat 2007
    Mesajlar:
    2.622
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    1.880
    Meslek:
    Bilgisayar Teknik Elemanı Ek Olarak Fotoğrafçılık
    Yer:
    FINDIKCI:)
    Banka:
    2 ÇTL
    Eski Türk filmlerinde denildiği gibi \"kader yine ağlarını örüyordur\"...Kader hep bir örümcek gibi ve biz o ağlara hep yapışıp kalıyoruz.Saniyeler yelkovanı kovalarken, yüzümüzde her hatıranın çizgisi belirirken,içimizde hep ince bir sızı vardır.Yoktur diyenini hiç görmedim.Bir sızı işte,ama herkesin sızısı kendince büyük,herkesin acısı kendince derindir.Tarifi yoktur aslında, sızı mı,acı mı,yoksa içeri kilitlenmiş küçük birsakanın çırpınışımı bu kımıldayan şey,ben de bilemiyorum.
    Öylesine herhangi bir gün diye uyandığımız gün,aslında öylesine bir gün değildir.Farketmeyiz,hatta uyanırken düşünmeyiz bile bazen.Bakalım bugün dün gibi mi olacak?Her gün bir umut değil midir,yaşama tutunmak için...ve eğer aşk varsa yüreğinizde her gün daha bir umutla uyanırsınız aslında,çünkü bilirsiniz aşka uyanırsınız.
    Aşk ! Tarifsiz şey...güzel mi,çirkin mi,yoksa iyi mi,kötü mü,yoksa dert mi,mutluluk mu olduğu hiç bilinmeyen,sürekli çok değişken bir iletkendir bence.İnsanın anlamadan içine giren,onu çepeçevreleyen bir şeydir.Yani şöyle anlatabilirim herhalde;
    Şarkılar daha anlamlı geliyorsa,sürekli onu düşünüp, etrafta onca insan varken kimseyi göremediğinde, kendi kendine bile gülüyorsan,hiç yapmadığın şeyleri yapıyorsan, her telefonun çalışında,hatta çalmadığı anlarda bile çalıyor mu acaba diye telefonuna yapışıp kalmışsan,ondan duyduğun her onun olduğunu hissettiren kelimede içinden bir nehrin akarken,yol sonunda bir şelale gibi hızla sularını içine bıraktığını hisseder gibi oluyorsan,gök daha mavi,güneş daha parlak geliyorsa gözüne,her eline kalem aldığında ne yazacağını unutup onun adını yazıyorsan,ona bakarken gözünü kırpamadan ve etrafta neler olduğunu hiç umursamadan hipnotize olmuş gibi bakıyorsan, aynaya bakıyor ve gülümsüyorsan,onun kokusunu özlediğinde önüne gelen ilk mağazadan onun kokusunu satın alıyor ve içini geçire geçire kokluyorsan,onu konuşmak için aradığında konuşamayıp sadece susabiliyorsan,canın artık yemek yemek istemiyorsa ve her zaman yanında kalmak istiyorsan, aşıksındır işte artık.İşte o büyü senide sarmıştır.
    Aşk önce güldürür,sonra süründürür,Aşk önce seni acıtır,sonra onu acıtır.Zincirlemedir çünkü aşk.Kal dediğin yerde kalmaz,bit dediğin yerde bitmez.Senin sahipliğinden artık çıkmıştır artık,sen ona değil,o sana sahiptir.Sen onu yönlendiremezsin.O senin nehrini ne yana sürüklerse sen o yana akar gidersin.Bazen durulur,bazen coşar ve sen akıntıda sarhoş olursun.Bedenin savrulur kayalıklara vurursun,tutunursun belki ama nafile,coştukça coşar,ellerin dayanmaz bu acıya kendini yine ona bırakırsın.Ya şelaleler yüreğinde akar mutlu olursun, ya da o nehirde sürüklenen bir ağaç kabuğu gibi şelaleden aşağıya düşersin,vurulursun, acıtır her yanını çarpmalar, ah dersin duyan olmaz.
    Bu sebepledir ki, kurtulmaya çalışırsa insan daha çok canı yanar.En yapılması gereken şudur; (tabi bu benim fikrim) akıntıda çırpınırken insan daha çok yorulur ve boğulur...Akıntıya bırak kendini ,elbet seni bir kıyıya bırakacaktır bir gün.Suyun tadını çıkar, yorma kendini boşuna...Nefes al doya doya,kıyıları seyret ve bırak şelaleler içinde aksın.Görmesin kimse seni, aşkın büyüsü
    sana kalsın!
     

Sayfayı Paylaş