1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aşk'ı bende yazabilirim

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Suskun tarafından 3 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Aristo der ki;’’Aşk bir hastalıktır.’’

    Aşk sevginin aşırı durumuna verilen isimdir.Bunda mantık ,akıl devre dışı kalmıştır.

    Şimdi ilahi aşkı konumuz dışı tutmak üzere nacizane bir tespit yapalım.İki türlü aşk vardır.Biri Aristo’nun bahsini ettiği bir hastalık , diğeri ise gerçek aşk’tır ki o da yazımızın sonunda anlatacağımız gibi aşk olarak kalmaz.

    Gerçekten de birinci tür aşk ta , bir hastalığın insan bünyesinde yarattığı tüm etkiler mevcuttur. Ben buna bir çeşit obsesyon diyorum.Bu hastalığın belirtileri vardır.Genelde yemeden içmeden kesilmek, başka bir şey düşünememek, zayıflamak, çevreye karşı duyarsızlaşmak, içinde buhranlar yaşarken dışarıya belli etmemek gibi.Dolayısıyla aşk’ın bir psikolojik rahatsızlık olduğunu söyleyebiliriz. Aynı bazı insanlarda görülen çeşitli takıntılar gibi bu tür aşk durumunda insan zihni karşı cinsten birine takıntı yapar.

    Nedense bu takıntı, beyinle ilgili değilmiş kalple ilgiliymiş gibi görülür.Halbuki bir insanda görülen el yıkama ,tik gibi rahatsızlıklar nasıl beyinle ilgili ise aşk ta beyinle ilgilidir.

    Bu aşk durumunu diğer psikolojik hastalıklardan ayıran şey ise geçici olmasıdır.Eğer karşıdaki kişiye duyulan takıntı(aşk) bir nedenle sönerse -ihanet,anlaşmazlık ,kavga gibi nedenlerle-bahsettiğimiz belirtiler sona erer .Kişi normale döner.Yeni birine aşk duyulmaya başlanırsa yeniden ortaya çıkar.

    Ama merak etmeyin, bu rahatsızlık genelde kalıcı olmaz.Eğer kalıcı oluyorsa ,kişi normal hayata dönemiyorsa rahatsızlık epey ilerlemiş ve takıntı kalıcı hale gelmiş demektir.Bu durumun bazen tedavisi mümkün olamayabilir.Hatta böyle durumlarda, intihar ,cinnet ,sadece kendine değil çevreye ve yakınlara zarar verme yada kalıcı psikolojik travmalar gibi kötü durumlarla karşılaşılabilir.

    Bu nedenle ölçüyü hiçbir zaman kaçırmamak gerekir.Gelelim rahatsızlığın tedavisine…Bol açık hava,sosyallik ,sevilen şeylerin yapılması ,kişiyi takıntısını düşünmekten alı koyan ,rahatlatan şeylerin (Spor,müzik ,kitap okuma) yapılması yararlı olabilirJ

    Bu kısma kadar birazda espri ile karışık rahatsızlık olan aşk türünü ele aldık.Ama bunlar boş sözler değil.Gerçek aşk ta bu değil.İnsan, bünyesinin yaşadığı son derece değişik ve farklı bu durumlar ve duygular nedeniyle gerçek aşk’ın bu olduğunu düşünebilir.Fakat bu bir yanılsamadır.

    Burada meşhur yazar Shekspeare’nin konuyla ilgili sözlerinden bahsetmeden geçemeyeceğim.

    Ünlü yazar birlikte olan kimselere der ki;’’Siz birliktelik için doğmuşsunuz.Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana dek ayrılmayacaksınız.Ama birlikteliğinizde mutlaka mesafe bırakın.Bırakın ki cennetin rüzgarları aranızda raksedebilsin.Birbirinizi sevin ama aşk tutsaklığı istemeyin;ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın.Birlikte şarkı söyleyin ama birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin.Sazın telleri de yalnızdır ama aynı melodiyi çalabilirler.Birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil.Sadece hayatın eli onu saklar.Birlikte durun ama yapışmayın.Tapınak sütunlarını hiç bitişik gördünüz mü?Öyle olsa çatı çökerdi.Unutmayın;Meşeyle çınar birbirinin gölgesinde büyüyemezler.’’

    Büyük yazarın sözlerini tefsire ne hacet? Her şeyi anlatmış zaten.

    Birlikte olun ama bu birbirinize bu bir mahkumiyet olmasın diyor.Sevin sevilin ama her zaman mesafeniz olsun , zaman zaman ayrılın ki beraber olmanızın bir kıymeti ,anlamı olsun diyor.

    Nice aşk ,kara sevda denilen şey bir süre sonra kaybolur gider.Unutulur.Bunlar aslında hevestir.Aşk gibi görünse de ulaşılamayana karşı ulaşma isteğidir.Bir çeşit hırstır.Hedefe ulaşılınca söner ,gider. Bitiş çizgisini arzulayan koşucunun bu isteğinin son çizgiye ulaşınca bitmesi, karnı açıkan yada susayan kimsenin bir şeyler yiyip içtikten sonra hiçbir şey yaşamamış gibi yoluna devam etmesi gibi unutulur.Babillilere ait meşhur hikaye de Mecnun (Kays) Leyla ya kavuştuğunda dememiş miydi ,bu muydu peşinden koştuğum diye?

    Gerçek aşk’a gelince…Gerçek aşk yok olmaz.Ama dönüşür.Çünkü anlattığımız şekilde aşk bir hastalıktır.Hani evlilik aşkı öldürür derler ya…Yalandır.Evlilik aslında bir testtir.İki insanın aşkının testi…

    Evlendikten sonra aşk iki taraf içinde bağlılık, sadakat veya fedakarlığa dönüşmüyorsa o sadece bir hastalıktır ve hastalar iyileşmiştir o kadar.İyileşen insan ilaç içmek istermi hiç?

    Evlilikle birlikte aşk dönüşmüşse yani tırtıl kozasını örüp onunla birlikte uzun bir uykuya dalmış ona bağlanmışsa ,bu gerçek aşktır.Ve bu gerçek aşk kelebeklere gebedir.Dünya güzeli bebekler bu aşkın kelebekleridir ve bu bağlılıktan doğarlar.Tırtıl ve kozanın bağlılığı…Dolayısıyla aşk bir ‘’yeniden doğuş’’ tur.Aşk vuslat’tır.

    Leonardo Vinci’nin dediği gibi ‘’tırtılın ölüm dediğine ,usta;kelebek der’’

    [​IMG]
    Tarkan Suçıkar​
     
  2. AHSEM

    AHSEM ....EnDl-LeS....

    Katılım:
    27 Kasım 2012
    Mesajlar:
    691
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    ÖGRENCİ
    Banka:
    16 ÇTL
    aşk istee!!
    aşkın gözü kör
    kulagı sağır
    aklı kıttır...!!
    hayır yani
    nasıl herkesi madara ediyoo anlamadım :)
     
  3. AHSEM

    AHSEM ....EnDl-LeS....

    Katılım:
    27 Kasım 2012
    Mesajlar:
    691
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    ÖGRENCİ
    Banka:
    16 ÇTL
    aşk iste maça benzer
    ya yenersin ya yenilirsin
    yada berabere kalır..
    E.V.L.E.N.İ.R.S.İ.N.. :)))
     

Sayfayı Paylaş