1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aşkı Poz Diye Takınmak..

Konusu 'Aşk' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 28 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    [​IMG]



    Bir bebeğin dilsizliğini kokusuyla kapatmak isterkenki uğraşıyla sıvadım gözlerimi.
    Bir çocuğun erkenden meyveye duran dallarını tebessümüyle örtme çabasıyla aldırmıyorum.
    Küçülebilecek kadar büyüdüm mü, bilmiyorum…

    Hala diyorum, sana ait bir ülke kurmalı.
    Başkenti göz karamdan isli, İstanbul’u buğulu nefesimden sisli, Diyarbakır’ı asice aşkımdan hisli olmalı.
    Sana ait bir mevsim için ayları toplamalı.
    Gün geçtikçe hepsi daha bir nisanı andırmalı. Sana ait yaşamdan bir ölüm yolmalı.
    Yolup yolup seni ölümsüz koymalı. Senle ilgisi olmayan bir şeyler bulmalı.
    Ve kırk yarıp köşelerinden yine de sana bağlamalı.
    Fakat olmuyor, herkes kadar kederim.
    Üzerine uzanan bir imbatla kol kola olacağım.
    Esip esip unutulacağım. Adımı çağıran bir gardiyan olsun diye hükme boyun uzatacağım.
    Yine de hep bileceğim olmadıları.

    İçerde dışarısı kadar bir adam… şimdi zaman olmanın zamanı değildir.
    Ama kalem, ama demirden diller, ama mecaz, sınır bilmez parmak uçları.
    Doğduğu günden başka ilk günü yoktur insanın. Öleceği günü çok…
    Dilime yalvartmadan konuşturdun beni, ‘tan’ıtanımaz bir pazar gecesi.
    Üşengeçliğiyle bırakmak lambaları en iyisi.
    Yarım kalan ne varsa unutulmuş olmalı, biten ne varsa hatırlanmamış…
    asır konmuş, söylenilmiyor. Yarım mıyım bitik mi, bilinmiyor.

    Vuslatı aksırıldı sandım da öyle mi fersizliğe kilitli öpüşler yansıttım sevmelerime?
    Mağlubiyetimin farkına vardır ki tadına varasın, eksiği kalmasın.
    Hangi korularda yürüyor, kimlerde büyüyorsun?
    Küçücük su birikintimdin, deniz olmanı diledim.
    Yoracaksa dedim, o olsun.
    Çoğaldıkça gidiyorsun.
    Ama bir yerlerde ayağın takılacak mutlak beyaza.
    Ya ölümün, ya da… bak keşkesin işte.

    Çocukta masumlaşan mavi kadarken karan, fırtınada bulutlaşan kara kadar oldu mavin.
    Gerçekten yaşamak için poz vermeden durabilmek gerek.
    Albümleştirdim anılarını, çevirdikçe azalıyorsun.
    Bir bütün olabilecek kadar saflaşan tutkular terkibinde
    üzerime devrilen karma iksirler tesadüfünden sebeplenen buharlar nasıl ki kollarından tutarak getirdilerse seni;
    öyle de ayaklarından sürüyerek alıp götürecekler, yalnız kalamayacak kadar yabanlaşan gam gölgelerindeki oynaşmalar.
    Hayal kurmayadur, için takılacak tellerime.

    Şarkını dinleyecek kadar cesaretlenince, ağlayacak kadar korkak oluyorum.
    Tebessümüm ilişince hüznüme, üşüyüverip donduruyorum.
    Üzülüyor, iç çekiyor, düşünce yönümü bilmeden yuvarlanıyorum.
    Düşlerimi de kendim hazırlıyorum. Okuyor, tam istediğin gibi bakıyorum.
    Saçların kokuya yüklenince gözlerimi kapıyorum.
    Sordum, hiçbir cennetin yolu buradan geçmiyor.
    Toprak ne kadar kebir olsa da kabir oluyor.
    Mumun histe duruşu gibi her ceset düzlemine renk katıyor.

    Peki sen desen, nereye kadar gidebilirsin?
    Çarkı alem içimde devranda...



    ALINTI..
     

Sayfayı Paylaş