1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aşkın Secde Hali..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 25 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL










    Bu aşka ilmik attım şimdi sök en sökülesi yerinden…
    Ördüğüm onca söze aldırmadan sök beni içinden!

    Dilime sürdüğün hüznün tadını yeni alıyor kalbim.
    Gözlerim ağlamaya durmak için sesini bekliyor.
    Vedalar hep acıtıyor kalbimi veda etmesin gidenler artık hatta hiç ses etmesin acımasın içim.
    Bir kalabalık var şimdi gönül diyarımda birileri bir yerlere gidiliyor sanki.
    Aşkın secde hali zuhur ediyor gönlümde yine seher vakti ezanlar adını söylüyor gönlüme!
    Sen git şimdi gidebildiğin yere yürüdüğüm yollar bana yeter de artar bile.
    Sadece sus ve söyleyeceklerimi dinle!

    Kutlu bir yolculuk var şimdi benden sana.
    Aşkın ihramını giy sırtına duaya kaldır dillerini besmeleyle aç kalbini ve sus bana söyleme şimdi!
    Sus gelsin dillerine usulca kıyama kalk aklında aşkla secdelerde sevdim seni ben dilimde bitmez tükenmez dualarla!
    Gözlerini rahlemdeki aşkın okunuşuna diktiğinden beri şerha şerha uzağına düştüm ben. Bak bana!

    Okunmuş bir /Yasin/ niyetine duala gözlerimi.
    Toprağa girmemiş ruhuma Elhamlar oku en iyisi.
    Gönlüm sözlerini hatmetmeye niyetlendi ve gözlerim yalnızca seni sevdi!

    Ey benim sükût halim! Ey İçime en çok devşirdiğim!
    Kapıları kapama yüzüme ne olur edebimden kovulduğum kapıya gelmişliğim.
    Beşerim şaşırtma beni en sevdiğine köle et yeter ki!
    Zulmün aşktır bana minvaline köşe taşı niyetine adımı koy yeter ki söyleyeceklerim içimde kalmışsa ne çıkar ki…

    Mina’da şeytan niyetine taşla gözlerimi ruhumu aşkla!
    Şimdi ateşin etrafında yanmak için dönen pervane böceğinin kılığına girme vaktidir.
    Kalbini aşka satıp beynini boşaltma vaktidir.
    Dilini lebbeyk’lere sürme vaktidir.
    Gözlerinden giydiğim hükmü dua dua tövbeleme vaktidir…
    Vakitler usulca koynuna alırken suretimi ruhumu dışarıda unutan geceye aklımca bin bir söz sıralayacakken yine susup oturma vaktidir…
    Dudaklarıma yediğim mühür açılmaz bir yara gibi suskuların bağrında kanarken dilim affıma vereceğin hükümle açılacakken payıma düşen
    suskunun yükünü sol yanım kaldıramazken ve ben hangi günahıma tövbe edeceğimi şaşırmışken;
    merhametinin ipi boynuma inci diye dizilmiştir.
    Ve ben şükrün orta yerinde ellerimde kalan şükürsüzlüğümle affının büyüklüğüne dudaklarımdan silinen mühürle avuç dolusu susku bırakırım yine!
    Acizim hor görme beni kutlu şehirlerinden birinde ortada kalmaya hazır kapına layık olmayan iç yüküm.
    Duraklayacak kervan istemem söz yürümekten nasırlaşsa da şükrünü eda edemediğim ayaklarım kapına gelecek
    yolların tozlarını almaya hazır aşkından biçtirdiğim libasım!
    Yeter ki “ ol !” de içimden filizlenecek aşk dediğim acizliğime!

    Ve dinle yine kalbinle!

    Yâr dedim adına yâren oldum yanına yürüdüğüm yolların kutsallığını idrak edemeyen beş para etmez aklımla yedi kere dön etrafımda yan yanabildiğince aşkımla…
    Zemzem niyetine tüketme beni yâr zehirler seni faniyete bulanmış aşkım ne de olsa…
    Şimdi sözcükleri dillere hapsetme vaktidir.
    Aşkla yanıp aşığım diyememe vaktidir!

    Âşık olmak sözle cümleyle kurulacak bir harp değildir.
    Aşk en sıcak secde de hissedilir!

    Ve yine yâr ille de yâr! Beşerim ve yine beşerinde hapsolmuştur içim!


    Yokluğun üzerime farz olmuşken seni apansız buluşum nafile bir namaz niyetinedir. Şimdi git benden farzlarımı yerine getiremedim ben!
    Günahkârım dil boyu günahkâr susacak kadar günahkârım dünyaya battım el uzatan yok mu?
    Sesime ses verin ah’ımı üzerine alan yok mu?
    Kimseler yoksa bunca kuru gürültünün sebebi ne acaba?
    İçi boş tenekeler misali yuvarlandıkça uluyoruz dergâh kapılarında!

    Susuyorum şimdi sessizliğim konuşsun birazda.
    Bunca günahı çıkartacak yorgun bir yürek beklemesindeyim.
    Susuyorum ya konuşsam daha çok günah çıkacak!
    Suskunluğumun zekâtı kaç dirhem aşk eder acaba?
    Bilip de susanlardan değil miyiz hepimiz?
    Daha ödenecek diyeti var bu suskularında!

    Ve dönüş yoluna yüz sürmüşken hiç gitmediğim yerden;

    Seven nasıl giderdi sevdiğinden toprağına bunca yüz sürmüşken kolay mı sevgili seni ardımda bırakmak
    seher vakitleri kapında açan gülleri bırakmak kokuna hasret kalmak kolay mı söyle hadi!
    Kolay olmayacak kadar çok sevdim seni sevgim cürmüm kadardı belki ama kendimce hep daha çok sevdim seni!

    Son sözü yapıştırmışken dilime…

    Biriktim sana cümle cümle sözlerim gözlerine gözlerim içine emanet şimdi…


    Ellerim susku kemiğimin altına gölge düşürmüşken adını dilimde çevirip parmaklarımı göğüs hizasında bağlamışken eğil diyorlar sırtında ki aşkla!
    Yüküm ağır önünde eğildikten sonra tekrar doğrulamayacak kadar ağır!
    Aşkın rükû halinde üç kere sevdim seni ben!
    Susmalar sarınca sol yanımdaki iç odaları sensizliğin ritmini tutuyorum
    yüküm hafifliyor ve sessiz bir gecenin ardında kıyam ediyor aşk kalbimden…

    Bu aşkın secdegâhı hep gözlerin oluyor ve aşk gözlerinde secdeye varıyor!
    Kıblemde kalbim atıyor…
    Şimdi cümlelerim üşüyor hakkıyla yaşanamayan bir aşk hep üşütür insanın içini.

    Ey yâr bırak örtme üzeri çıplak kalsın kelimelerin mundar ettim ben bu aşkı üzerine toprak at kokmasın içim…
    Ölgün düşlerin kokusuna tahammülü yok yüreğimin.

    Çift kişilik bir ölüm var şimdi masamda secdelerden kalkıp ayaklara düştü ya aşk artık ağlamak haram bana!


    ALINTI..
     

Sayfayı Paylaş