1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

ASLAN BURCU … Gönüllerin Efendisi

Konusu 'Astroloji / Burçlar' forumundadır ve _nehir_ tarafından 27 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. _nehir_
    Avare

    _nehir_ Schrödinger'in Kedisi ♕ Özel üye

    Katılım:
    8 Aralık 2012
    Mesajlar:
    3.777
    Beğenileri:
    4.243
    Ödül Puanları:
    8.980
    Banka:
    827 ÇTL
    Aslan, Koç ve Yay ile paylaştığı ateş grubunun, sabit nitelik gösteren üyesidir. ”Ateş dediğin ele avuca sığmaz ki… Sabit ateş ne ola?” diyenlere cevabım ŞÖMİNE’dir :) Nasıl ki, bir odada yanan şömine yaydığı sıcaklık ve verdiği rahatlayıp yerine yerleşme arzusu ile herkesi başına toplarsa, Aslan Burcu insanları da, bakışları üzerlerine çekmeyi ve insanları etraflarına toplamayı becerirler.

    Aslan, tarlalardaki hasadın olgunlaştığı Ağustos ayının çocuğudur. İnsanların, emeklerinin ürettiklerine gururla baktıkları, hayaller kurdukları, kendilerini doygun ve umutlu hissettikleri bir zamanda dünyaya gelmiştir. Bu nedenle, bir Aslan tıpkı olgun başaklarla dolu bir tarla gibi vaatle doludur ve yaydığı enerji, hayata atılmanın eşiğinde, cazibesinin ve gücünün doruğunda bir genç insanın enerjisidir… Aslanlar kaç yaşında olurlarsa olsunlar, hayattan beklentileri azalmaz ve geleceğe dair olumlu duygular beslerler. Bu ruh halini etrafa yansıtan bir ayna gibi davrandıkları için, girdikleri her ortama, yaklaşan bir hasatın heyecan veren rüzgarını getirirler.

    Aslan’nın erkeksi, bir tabiatı vardır. Dolayısıyla Aslan’lar ister ve elde ederler… Elbette gayet ben-merkezcidirler… Herşey ama herşey, onlar yüzünden, onlar için, onlara dair, onlardan dolayı, ya da onlara karşı gibidir :) Bu arada, her hangi bir insanın ya da durumun onlara karşı olmasına asla tahammül edemediklerini de hemen belirtelim! Yine de – sabırsız, istediğini alıp giden ve arkasında kalanların ne yaptığına pek aldırmayan bir Koç kadar – başına buyruk ve duyarsızlık boyutunda zorlayıcı değildirler. ”Sevmeli – sevdirmeli” prensibi ile davranır, rica eder, tatlı tatlı işmar eder, teşekkür eder ve mutlaka memnun ederler. Aslan’ı iyi ağırlayan ve gönlünün arzusunu veren, eli boş dönmez… Anında olmasa da, bir münasip zamanda, ödülünü alır. Zaten Aslan bu yüzden GÖNÜLLER’in EFENDİSİ’dir… Aslan’ın yaptığı ve bir Aslanla bir arada yapılan her şey gönül vermek, gönül almak, gönül hoşluğu bulmak üzerinedir.

    Elbette kolay tatmin olmazlar. Standartları pek yüksek, havaları da pek aristokrattır. Ama Yay’lar kadar kararsız ve hiç bir bulduğu ile yetinemeyen, bu gün deli divane oldukları bir şeyi yarın sıradan bulan bir tabiatları da yoktur. Hatta habire birşeylerin peşinde koşmak fikri onların hafif tembel doğalarına biraz aykırı gelir. Onlar, her akıllarına gelenin – mümkünse en acil şekilde – tıpış tıpış dizlerinin dibine gelmesini tercih ederler :))) Bunu sonuna kadar hak ettiklerine de pek gönülden inanırlar! Zira bir yandan hayatın onlara sunduğu maddi ve manevi bolluğun keyfini çıkartırken, öbür yandan başkalarının mutluluğu ve doyumuna da etki edecek bir şeyler üretmenin ve yaptıkları her şeyde, girdikleri her yerde, kazandıkları her gönülde kalıcı olmanın peşindedirler.

    Gösterişçi oldukları doğrudur… Ağustos ayı gibi vaatkar görünmek kolay mı :)))) Doğalarının onları dürtmesi yüzünden, sahip olduklarını sergilemek ve geçtikleri her yerde ılık bir yel estirmek ve bir iç geçirmesine neden olmak zorunda olduklarını düşünürler!

    Her Aslan aynaya baktığında, kendisini değerli hissetmesini sağlayacak şeyleri – ün, para, mevki – önemser. Ama bunlar onun için sadece birer araçtır ve kaybedilse de yerine konulabilecek şeylerdir. O en çok hayatta olmaya ve manidar bir hayat sürmeye değer verir. Bu yüzden de her günü dolu dolu yaşamak ve akılda kalan işler yapmak ister. Aslan’ın asıl işi hayatta olmak ve elini attığı her şeye can vermektir. Bunu, oyuna katılan bir çocuk keyfiyle yapar ve onun felsefesine göre ”can bedenden çıkmadıkça, oyundan çıkmak olmaz”… O son nefesine kadar yaşadığı her güne coşku ve hayatını anlamlı kılmak şevki ile uyanacaktır. Ve bu şevki kaybetmek kadar kendini değersiz hissetmesine neden olabilecek hiçbir şey olamaz.

    İnsan ilişkilerinde tam bir manipülatördür! Onun kadar etkili bir biçimde cazibe yapan, gönül çelmeyi böylesi sanat haline getiren bir kişi daha olamaz. Aslan yalnızlığı sevmez. Başrol – mümkünse – ona ait olmalıdır. Ama sesine ses verecek bir oyun arkadaşı ya da yüreklendirip, değerlendirecek bir seyirci bulamadığı zaman kendini anlamsız ve amaçsız hisseder. Onun daima insanlarla çevrelenmeye ve aldığı tepkilerle çaktırmadan kendine yön verip, dengelenmeye ihtiyacı vardır.

    Aslan’ın en büyük becerisi, uygun insanları bulmak ve etrafında tutmaktır. Sosyal ilişkilerinde pratik hatta faydacı bir zihniyet güder ve insanları etki alanının uzantıları olarak görür. Her şeyi ben yapayım diye bir derdi olmadığından, her biri onun için gerekli olan bir şeyi en iyi yapanlardan oluşan bir ekiple – ya da kısaca maiyetiyle – gezmeye bayılır. Kaz gelecek yerden de tavuk esirgediği görülmemiştir. Hatta ille kanatlı bir şey sunması gerekiyorsa, girizgahı flamingo ile yapıp, herkesi hayrete düşürmesiyle ünlüdür. Aslan kısmının – istediği takdirde – cömertliği ve tatlı dili sayesinde, açamayacağı kapı, yaptıramayacağı iş kalmaz desek yeridir… Özellikle Venüs’ü ve Merkür’ü iyi konumlanmış bir Aslan için kurduğu ilişki ağları ve tanıdıkları arasında edindiği kredi, bir servet değerindedir. Öte yandan, Venüsü ve Merkürü olumsuz açılar almış olan Aslanlar, insanları kendi amaçları için kullanmaya eğilimli olabilirler. Ya da sırf yalnız olmamak için birileri tarafından sürekli kullanılan kişi durumuna düşerler.

    İyidirler, hoşturlar… ama az bişey de zordurlar! Sosyal ortamlarda tam bir keyif insanı gibi görünseler de, hayatlarına şekil vermek konusunda katı ve kontrolcü olmaya yatkındırlar. Düzenlerine müdahale edilmesinden hoşlanmazlar ve – alla allaaa yaw ben pamuk gibi insanım deseler de – yaşadıkları ortamda nihai kararı alan kişi olmak konusunda ısrarcı hatta inatçı davrandıkları bilinir.

    Ailelerine düşkündürler… Soyağaçlarını çıkartmaya, aile tarihlerini öğrenmeye meraklı, aile işlerine burunlarını sokmaya heveslidirler. Yakınlarını kaybetmekten korkar ve özellikle de erken gelen kayıpların getirdiği travmaları çok derin yaşarlar. Genellikle davranış modeli olarak kendi cinslerinden olan ebeveynlerini – bir şekilde – taklit eder ama karşı cinsten olan ebeveynlerini de diğerinden gizli gizli kıskanırlar. Kardeşleriyle de aralarında her daim örtülü bir rekabet vardır. Kısacası aile ortamı onlar için iktidar mücadelesinin başladığı ilk yerdir. Özel hayatları konusunda hassas davranır, aile onurlarını her şeye rağmen savunur, siyah ya da gri durumları gözlerden uzak tutmayı önemserler. Ailelerinden gelen maddi ve manevi mirası, aile isimlerinin sağladığı statü ve imkanları kendi amaçları için kullanmak ister, ama haritalarında Jüpiter iyi konumlanmadıysa bu kaynakları biraz sorumsuzca tüketebilirler.

    Özel hayatlarında keyif ehli olsalar da, başarısızlığa tahammülleri olmadığı için iş hayatlarında disiplinli davranırlar. Patronlarına dahi ”aslında bu mesleği benim ailem icat etti” der gibi davranmaları mümkündür. Zaten genelde bir şekilde yaptıkları işin patronu ya da en azından çalıştıkları departmanın sorumlusu olmayı becerirler.

    Gönüllerini olduğu kadar karınlarını da doyuran işlerde çalışmak ve yaptıkları işin karşılığını somut olarak almak isterler. Bu onlara göre ”kıymetlerinin bilindiğinin” göstergesidir. Statü elde etmek konusunda istekli, elde ettiklerini korumak konusunda da kararlı ve çaktırmadan feci halde hırslıdırlar. Üstlendikleri işlere adapte olmaları biraz zaman alabilir ama bir kez kontrolü ele geçirdiler mi, kendi çiftliklerine sahip çıkar gibi, çalıştıkları yere sahip çıkarlar. Biri onlara hükmetmeye ya da yetkilerini ellerinden almaya kalkarsa da, içlerindeki feodal toprak ağası, çiftesini omzuna atmış bir şekilde ortaya çıkar.

    Aslanları bir çok meslek alanında görmek mümkündür. Ama en fazla parladıkları yerler sahne ve kürsüdür. Zira onlar insanın hayattan almak istedikleri tadı, çevrelerinde görmek istedikleri değerleri yansıtmak, insanlığın haline ayna ya da yücelttikleri prototipe örnek olmak üzere buradadırlar. ÜNLÜ olmaya bu kadar yatkın bir burç daha yoktur. OYUNCU – Robert de Niro, Robert Redford, Sean Penn, Antonio Banderas, Melanie Griffith, Dustin Hoffman, Peter O’Toole, Hale Berry – SAHNE SANATÇISI – Madonna, Tori Amos, Whitney Houston, Jennifer Lopez, Robert Plant – YÖNETMEN – Sam Mendes, Bob Thornton, Alfred Hitchcock – YAZAR – J.K. Rowling, Emily Bronte, Sir Ian Fleming, Alfred Tennyson, Bernard Shaw, Alexander Dumas, James Baldwin – MODACI – Yves Saint Laurent, Coco Chanel – ENDÜSTRİ LİDERİ – Henry Ford, Apple’ın ortağı Steve Vozniak – DEVLET BAŞKANI – Deng Xiao Ping, Haile Selasiye, Fidel Castro, Mussolini, Bill Clinton, Barack Obama, Pricess Ann, Ana Kraliçe Elizabeth, Napaleon Bonapart, Menachem Begin, Simon Bolivar – ya da kendi kulvarında özgün tavrı ile öne çıkan bazı şahsiyetler – Başkan Kennedy’nin ve Onasis’in eşi Jacqueline Kennedy Onasis, Astronot George Lwellyn, Psikolog Carl Jung, Tasarım İkonu Andy Warhol, Dini Lider Sri Aurobindo, Kadın Pilot Amalia Erhardt, Okültist Helena Blavatsky – Aslan Burcunun kendini inkar etmeyen üyeleridir.

    ASLAN ve İLİŞKİLER
    Aslanların güven ihtiyacı çok yüksektir. Güneş’i, Ay’ı ve Marsı iyi konumlanmış bir Aslan’ın özgüveni ve şefkat ve adalet duygusu çok güçlüdür. Bu nedenle de insan ilişkilerinde hem güçlü hem de sevecen davranır. Ama Ay ve Mars zorlandığı evlere girmiş ya da olumsuz açılar almışsa, kendini beğenmiş ve küstah görünmeleri, hoyrat ve patavatsız olmaları mümkündür. Böyle davranan bir Aslan’ın dünyadaki yeri ve kendi varlığının değeri hakkında derin bir güvensizlik duygusu taşıdığından hiç kuşkunuz olmasın.

    Sevildiğini ve istendiğini hissetmek Aslan için çok önemlidir. Şefkat görerek ve aidiyet hissi beslenerek gelişen bir Aslan, çocukluk çağlarından itibaren etrafındakilere sahip çıkan ve sorumluluk almaktan mutluluk duyan bir insan olacaktır. Takdir edilmeyen, hak ettiğini düşündüğü önem ve ilgiyi göremeyen bir Aslan ise, yaralı ve dolayısıyla da tehlikeli bir Aslandır!

    Aslan AŞK insanıdır! Onda heyecan ve sahip olma arzusu uyandıran herşeye – insan, ortam, faaliyet – tutkuyla yaklaşır ve mutlaka ama mutlaka istediği sonucu elde edene kadar uğraşır. HAYIR sözcüğü onların üzerinde caydırıcı değil, tahrik edici bir etki yapar. Zor olanı elde etmeye, ulaşılmaz gibi görüneni başarmaya bayılır ve rekabetten zevk alırlar.

    Seks onlar için derinine dalmak istedikleri bir deniz gibidir. Onlara haz veren, akıllarını karıştıran ve kontrol yeteneklerini azaltan, biraz da gizemini koruyan partnerleri çok çekici bulurlar. Dibini göremedikleri ilişkilerin büyüsüne kapıldıkları kadar, kendilerini de teslim etmekte zorlanırlar. Yani bir Aslanla gönül macerasına girmek, temposu düşmeyen bir oyuna dalmak gibidir.

    Evliliklerinde ise kendi ilham ve hedeflerini destekleyen ve bir ebeveyn gibi onları ustaca çekip çeviren ya da güçlü bir yaratıcılık sergileyen ama hayata tutunmak için bir Aslan’ın ateşiyle ısınmaya ihtiyaç duyan kişilere yönelirler… Dinamik ama güvenilir evlilikler kurmak ister, evlendikleri insanla birlikte gelişebildiklerini hissetmek ve ortak amaçlar çerçevesinde davranmaktan mutluluk duyarlar.

    Aslanın her burçla bir alışverişi olur… İkizler ve Kova burçları ihtiyaç duydukları dinamizmi yaşattıkları, Yengeç ve Terazi burçları tamamlanma ve vazgeçilmezlik hissini verdikleri, Yay ve Balık ise çözümlenmesi ve elde tutulması zor hedefler oluşturdukları için Aslanların hayatlarına en fazla giren partnerlerdir. Akrepler ve Oğlaklar ile derin yüzleşmeler yaşar, Koçlar ile rekabet arzularını tatmin eder, Boğalar ve Başaklarla karşılıklı çıkara dayalı ortaklıklar kurarlar.

    ASLAN’ın YOLU
    Aslan yolunu gönlüne göre çizmek konusunda kararlı, inançları ve hedefleri konusunda ödünsüzdür. Bir amaca kilitlendiği zaman savaşçı kişiliği ortaya çıkar. Yoluna çıkan engelleri bir şekilde ortadan kaldırmak için gerekirse yıkıcı yöntemlere başvuracak kadar da hırslıdır. O elde edilmeye değer ve somut bir kazanım sağlayan şeylerin peşinde olacak, umduğunu bulamadığı ya da engellendiği zaman önce yoğun bir hiddet duyacak, umudunu kesince de erişemediği şeyin bir daha adını duymak dahi istemeyecektir. Umudu olmayan Aslan’ın kalbinin mumu da söner…

    Aslan burçların ALTIN çocuğudur… Evren onu herkesin sahip olmak istedikleriyle donatmış ve en iyi oyununu çıkartsın diye ortaya salmış gibidir. O her elini attığı işin veliaht prensi, ve girdiği her ortamın doğal hakimidir.

    Bir durumun ”hakimi” olmak denilince, akla ilk gelenler; her istediğine sahip olmak ve herkesi kendi arzularına tabi kılmaktır. Bu ”ayrıcalıklı” tabir ettiğimiz insanlara hak görülen bir durumdur ve kişi bu konumu sahip olduğu sıradışı bir yetenek ya da bilgi, başkasında olmayan miktarda para, genetik haklar, eşsiz bir güzellik, karşı konulamayan bir güç gibi özellikleri ile meşru kılmaya çalışır. Yani sahip olduğu bir takım özellikleri, gücünü sınırsızlaştırmak için kullanır. Oysa gerçek hakimiyet, sahiplikten geçmez… Görev bilinci, hizmet ve aidiyetten geçer. Hüküm ve hak sahibi olan kişi, ancak varlığı herkesi memnun edecek ve bereketi herkes için erişilir kılacak şekilde kullanan, bu amaçla da, kendini ortaya koyan, yani kendini bu işe memur eden kişidir.

    Aslan’ın özünde bu bilgi mevcuttur. Ama bazı Aslan’lar bu hikayenin, sadece ”herşeyin merkezinde olmak ve herşeyi hak etmek” kısmını hatırlar, hizmet, aidiyet ve görev kısmını unuturlar… Bu Aslan için aslında varoluş sebebini unutmaktır. Hayat bunu ona acı deneyimlerle hatırlatacaktır…

    Aslan’ın iki zaafı vardır; aşırı gurur ve beğenilme ihtiyacı…

    Aşırı gurur ya da kibir ile davranan Aslan hatalarını kabul etmekten kaçınır. Bu Aslan için geri dönüşü olmayan yolun başlangıcıdır. Haklı çıkma derdine düştüğü anda kendini kaybeder. Tüm cazibesini ve samimiyetini yitirir.

    Herkes tarafından beğenilmeyi ve onay almayı istemek ise Aslan’ın Aşil topuğudur. Amacını unutup seyirciye oynayan Aslan, özgün ve doğal olmaktan çıkar. O artık bir KRAL değil, bir taklitçi ve saray soytarısıdır…

    Gururu onur anlayışı, beğenilme ihtiyacı ise özsaygı ile yer değiştirmedikçe, Aslan şımarık bir kedi yavrusundan başka birşey olamayacaktır ;) Ve bu zaaflarını kullanan her insan, bir Aslan’ı kolayca yönetecektir.

    Aslan Burcu vücutta kalbi temsil eder… Kalp, vicdanın, dürüstlüğün, özverinin ve imanın yuvasıdır. Kalbinin efendisi olmayan gönüllere efendilik edemez!

    Aslan’ın doğal yüzü olabilecek kadar Aslan bir aktörün Robert Redford’un oynadığı ”THE NATURAL” geçkin sayılabilecek bir yaşta, yeteneğiyle beyzbol sahalarını altüst eden, bir sporcunun hayatını anlatır. Henüz küçük bir çocukken babasıyla çalışırlarken duyduğu öğüt, sanki bütün Aslan’ların kulağına küpe olmalıdır; ”Sen de özel bir yetenek var Roy… Ama bu yetmez! Kendini daima geliştirmelisin… Zira sadece yeteneklerine dayanarak ilerlemeye çalışanlar, mutlaka düşerler.”

    Kendini her anlamda geliştirmiş ve yüreğinin efendisi olmayı başarmış bir Aslan, AŞK’ın vücut bulmuş hali gibidir. AŞK’ı hazdan ibaret zannedenler çok yanılır. AŞK’ın her türlüsü – Leyla’dan Mevla’ya – emek, sabır, dirayet ve gönüllü hizmet ister.

    ALINTIDIR.
     

Sayfayı Paylaş