1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aslan Prens

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    ASLAN PRENS

    Bir zamanlar zengin bir Tüccarın üç kızı varmıs. Tüccar bir gün yolculuga çıkmaya hazırlanırken kızlarına:

    - Gittiğim yerlerden size ne getireyim? diye sormuş.

    Büyük kızı inci bir kolye; ortanca kızı altın bir yüzük istemiş. Küçük kızı ise sadece bir gül istemiş. Bunun üzerine babası küçük kızına:

    - Yavrucuğum, kış ortasında gül bulmam çok zor. Ama senin için elimden geleni yapacağım, diyerek yola çıkmış.

    Adamcağız gittiği her yerde küçük kızı için gül aramış . Gördüğü bütün bahçelere girip bakmış. Bahçıvanlarla konuşmuş. Herkese soruyormuş.

    Onlar da:

    - Bu kış kıyamette gül mü olur? diyerek tüccara gülüyorlarmış.

    Tüccar küçük kızının isteğini yerine getirememenin üzüntüsüyle eve dönerken karşısına bir saray çıkmış. Sarayın kocaman bir bahçesi varmış. Bahçenin bir yanı yaz, bir yanı kışmış. Bir yanı karla, bir yanı renk renk güllerle kaplıymış.

    Tüccar, hemen bahçeye girmiş. Kızı için bir gül koparmış .Tam bahçeden çikacağı sırada karşısına bir asIan çıkıvermiş..

    - Çiçeklerimden koparanın vay haline! diye kükremiş.

    Tüccar:

    - Canımı bağışlaman için ne istersen yaparım. Yeterki şu gülü küçük kızıma götürmeme izin ver, diye yalvarmış.

    Aslan:

    - Evine döndüğünde karşına ilk çıkanı bana vereceksin. O zaman gitmene izin veririm, demiş.

    Gülü bir an önce kizina götürmek isteyen tüccar, hiç düsünmeden:

    - Peki, kabul ediyorum. Eve gidince karşıma ilk çıkanı size vereceğim, demiş. Gülü alıp yoluna devam etmiş.

    Tüccar eve yaklaşınca babasınınn geldigini gören küçük kız koşarak bahçeye çıkmış. Tüccarı ilk karşılayan o olmuş. Babasına sarılıp, öpmüş. Adamcağız ise baslamış sızlanmaya.

    - Neden ağlıyorsun, babacığım? demiş.

    Babası olanları anlatmış. ''Şimdi Aslan' a verdiğim sözü nasıl tutarım?'' demiş.

    Küçük kız:

    - Verdiğin sözü tutmalısın, babacığım. Ben yarın Aslan' a giderim. Yalvarır yakarırım. Bana bir zarar vermemesini isterim, demiş.

    Sabah erkenden yola çıkmış. Aslan'in yaşadiği saraya varmış.

    Aslan, aslında bir büyücü tarafından aslana dünüştürülen bir prensmiş. Gün doğunca aslan , oluyor, gün batınca tekrar prense dönüşüyormuş.

    Aslan Prens, tüccarın güzel kızını çok beğenmiş. Kızla evlenmiş.

    Gündüzleri aslan olarak dolaşıyor, hava kararınca yakışıklı prense dönüşüyormuş.

    Böylece günler, aylar geçmiş. Mutluluk içinde yaşıyorlarmış.

    Kız bir gün, ablasının düğününe çağırılmış. Aslan Prens' e:

    - Beraber ablamın düğününe gidelim, demiş.

    - Sen yalniz git. Biliyorsun ışık benim için çok tehlikeli. Üzerime bir parça ışı gelse bu kez de bir kumruya dönüşürüm. Yedi yıl bütün dünyayı dolşsmak zorunda kalırı, demiş Arslan Prens.

    Ancak karısı öyle israr etmiş ki sonunda Aslan Prens gitmeye razı olmuş.Kız, babasınınn evine varınca kocasını karanlık bir odaya kapatmış. Ancak kapının altından sızan incecik ışığı fark etmemiş. O anda da kocası Aslan Prens, sarı bir kumruya dönüşmüş.

    - Yedi yıl böyle kalacağım, dünyayı dolaşacağım. Nereye gitsem sana sarı bir tüy bırakacağım. Böylece beni izler, nerede olduğumu anlarsın, diyerek uçup gitmiş. Ardından karısı da yollara düsmüş. Kocasınınn bıraktığı sarı tüylerin arkasından yedi yil dünyayı dolaşmış. Eşinin peşinden bir an olsun ayrılmamış.

    Ancak günün birinde kocasınınn bıraktığı tüyü bulamamış. Tüm aramalarına rağmen kumruyu bir türlü bulamıyormuş. Sonunda güneşe sormak aklına gelmiş:

    - Sevgili güneş sen her yeri aydınlatıyorsun. Söyle bana buralardan geçen sarı bir kumru gördün mü? diye sormuş.

    Güneş:

    - Görmedim, güzel kız. Ama sana bir bohça vereyim. Basın darda kaldığında açarsın. Haydi, ugurlar olsun, demiş. Kız, güneşin verdiği bohçayı almış. Tekrar yollara düşmüş.

    Gece olunca aya:

    - Karanlıkları aydınlatansın. gördün mü? diye sormus.

    Ay:

    - Görmedim. Ama dostum karayel sana yarıim edebilir, demiş. Ve kıza bir yumurta vermiş. Bunun üzerine kız doğru karayele gitmş:

    - Her yerden esip geçersin. Söyle bana sarı bir kumru gördün mü? diye sormuş.

    Karayel:

    - Evet, gördüm. Kızıldeniz'e gitti. Yedi yıl dolduğu için yeniden aslana dönüştü. Orada bir canavarla dövüşüyor, demiş. Sonra devam etmiş.

    - Dövüştüğü canavar aslında büyücü. Şimdi beni iyi dinle. Kızıldeniz'in sağ kıyısında demir çubuklar vardır. On birinci çubuğu alıp canavara değdirdiğin anda her şey eski haline dönüşür. Kocan aslan olmaktan kurtulur Canavar da büyücü kadın olur. Ne var ki sihir bozulur bozulmaz zaman kaybetmeden kocanı oradan uzaklaştır. Yoksa büyücü kadın senden önce davranıp kocanı götürür, demiş.

    Kız, Karayel'in söylediklerini aynen yapmış. Kocasını kurtarmış. Ama Karayel'in son söylediklerini unutmuş. Kocasını oradan hemen uzaklaştırmamış ve büyücü kadın, prensi kolundan yakaladığı gibi çekip götürmüş. Kız, kocasını bulmak için tekrar yollara düşmüş. Karşısına bir saray çıkmış. Sarayda düğün hazırlıkları varmış. Güneş'in verdiği bohçayı açmış, içinden çok güzel bir elbise çıkmış. Hemen elbiseyi giyip saraya girmiş. Herkes ona hayran olmuş. Büyücü kadın, kızı karşısında görünce:

    - Senin burada ne işin var? Kocan artık seni istemiyor. Benimle evlenecek. Üstündeki o elbiseyi hemen bana ver ve sarayımı terk et. Yoksa kocanı yeniden kumruya dönüştürürüm, demiş.

    Kız büyücünün dediklerini yapmış. Saraydan çıkıp, bir ağacın altına oturmuş. Uzun uzun ağlamış. Birden aklına Ay'ın verdiği yumurta gelmiş. Hemen yumurtayı kırmış. İçinden altın bir tavuk ve civcivleri çıkmış. Kız bunları alıp tekrar büyücünün sarayına gitmiş. Büyücü kadın altın tavuk ve civcivleri görünce:

    - Bunları bana satar mısın? diye sormuş.

    - Bu gece prensin odasına girmeme ve onunla konuşmama izin verirsen, onları sana veririm, demiş, kız da.

    Büyücü kadın, kızın bu teklifini kabul etmiş. Çünkü altın tavuk ve civcivlerine sahip olmaktan başka bir şey düşünemiyormuş.

    "Servetime servet , katarım. Bu kız, kocasıyla ne konuşursa konuşsun.'' diye düşünüyormuş.

    Gece olunca kız, kocasının yattığı odaya girmiş. Prens karşısında sevgili karısını görünce çok sevinmiş. Kız, tüm olanı biteni kocasına anlatmış.

    - Büyücü fikrini değiştirmeden hemen buradan kaçalım, demiş.

    Birlikte kendi saraylarına doğru yola çıkmışlar ve ömür boyu birbirlerinden ayrılmamışlar.
     

Sayfayı Paylaş