1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Magazin Asuman'la ilişkimiz iyi gidiyor ama konuşmayacağız

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Papatya tarafından 27 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.309
    Beğenileri:
    5.869
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    5.575 ÇTL


    [​IMG]

    Ümit Erdim 27 yaşında genç bir oyuncu. Ama oyunculuk serüveni taa lise yıllarına dayanıyor. Doğup büyüdüğü İzmit'te aldığı disiplin cezaları, derslerdeki başarısızlığı ve yaramazlığıyla tanınan genç oyuncuyu Türkçe öğretmeni oyunculuğa yönlendirmiş




    Röportaj: Eylem Keskin
    eylem.keskin@posta.com.tr
    Liseden mezun olduğunda sevinçten evde mevlüt okutan emekli öğretmen annesi de sonunda rahat bir nefes alabilmiş. Canayakın tavırları ve sevimli haliyle herkesin sevgisini kazanan Ümit Erdim şu sıralar ‘Benzemez Kimse Sana’da yaptığı taklitlerle ve Asuman Krause’yle yaşadığı aşkla konuşuluyor. Bir yıldır devam eden ilişkisinde her şeyin yolunda olduğunu söyleyen genç oyuncu “Gizli yaşamak mesleğimiz icabı mümkün değil. Ama insanların gözlerinin içine sokarak yaşamak terbiye sınırlarını zorlayabilir. Sanıyorum biz de o topa girmeyiz” diyor.
    İzmit’te doğup büyümüşsünüz. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
    27 yaşındayım. Bazı şeyleri sondan yakalayan bir jenerasyondanım. Teknolojiyle olan ilişkide mahalledeki oyunlarda var olan son çocuklardık. Lacivert kapüşonlu, Cartel sweatshirtü giyen bir çocuktum. İşçi bir baba ve öğretmen bir annenin üç erkek çocuğunun üçüncüsüyüm. Ağabeylerimle curcunalı, kavgalı, eğlenceli güzel bir çocukluk geçirdim.
    Anlaşılan sokakta büyüdünüz...
    Evet, hep sokaktaydım. Saçlarımı kazıtsam kafamdaki yarık izlerinden sokaklarda büyüyen bir çocuk olduğumu anlarsınız. Avucumun içinde bile çivi izleri var. Evimizin önünde bir dut ağacı vardı. Tarzan gibi sallanmak için ağaca ip asmıştım. İpe tutunmak için de bir tahta bağlamıştım. Tahtada çivi varmış. Çivi elime geçince havada asılı kaldım.
    Bayağı yaramazmışsınız...
    Bol hastane yolculuklu bir çocukluktu. Işıklı ayakkabılarım vardı. Sırf iz yapsın diye çimento suyuna batırır caddelerde yürürdüm. Bir akşam baktım ki ayakkabılarım beton olmuş.
    Yaptığınız en büyük yaramazlığı hatırlıyor musunuz?
    Babam bir gün eve geldi, televizyon almış, uzaktan kumandalı müthiş bir şey. Yanında hediye olarak katalitik soba vermişler. 3 arkadaş katalitik kutusuna girdik. Mahallede yürümeye çalışıyoruz. Birkaç adım attıktan sonra düştük. Kafam kaldırımın köşesine geldi. Belime kadar kan olduğunu hatırlıyorum. Sonra annem koştur koştur hastaneye götürdü. Bunun gibi 10 olay daha hatırlayabilirim.
    Yazık annenize, sürekli yüreği ağzında... Şimdi de pek durulmuşa benzemiyorsunuz...
    Hep böyle bir hareket var hayatımda. Sadece durumu günümüz şartlarına ve yaşınıza adapte ediyorsunuz. Aslında yaptığınız şeyin hareketi, kendi içindeki enerjisi değişmiyor. O zaman bisikletle ilgileniyordum, şimdi otomobille, motosikletle ilgileniyorum. Duygu olarak aynı, sadece aracı aletler değişiyor. Bisiklet, otomobil oluyor. Ama ona bakış, evden yanına iniş aynı.
    Otomobil merakı ne durumda?
    İleri boyutlarda. Rallileri takip edip zaman zaman dahil oluyorum. 15 gün önce Kocaeli rallisindeydim. Öncü araç olarak katıldım. Güvenlik arabası niteliğinde etabı geçtim. Ekim ya da kasım sonunda yapılan yarışlardan birine gireceğim. Önümüzdeki sezon daha aktif olmayı düşünüyorum. En az 4 yarışa katılacağım.
    Hız tutkunuz mu var?
    Hayır, rallide çok hız yok. 150 km hız bile yapmıyor olabilirsiniz. Rallinin heyecanı çok farklı. Dağ başında, toprak yolda olmak daha güzel. Adrenalin diyebiliriz ama sadece bununla da değerlendiremeyiz. 2002’den beri rallinin çeşitli alanlarında çalıştım. Ama son 2 yıldır otomobil kullanıyorum.
    Duracak gibi görünmüyorsunuz bu konuda da...
    Bu kış eğitim için Finlandiya’ya gideceğim. Eğitim gölün üstünde yapılıyor, bu yüzden buz tutmasını bekliyoruz. Yılbaşı gibi gideceğim. Buzun üstünde otomobil kullanırsanız her yerde kullanırsınız. İtalya’da bir okul var. Hepsini markaja aldım.
    Peki oyunculuk serüveni nasıl başladı?
    14 yaşındaydım. Ortaokulda gösterilerde çok aktiftim. Anadolu lisesini kazandım ama derslerim çok kötüydü. Tutulacak hiçbir tarafım yoktu. Ama derslerim çok kötüydü. Bu arada annem 33 yıllık ilkokul öğretmeni. İnsanlara okuma-yazma öğreten biri olarak benimle ilgili duyguları çok karışıktı, çok üzülüyordu.
    Neden?
    Derslerim yüzünden. Anadolu lisesi maceram da uzun sürmedi, atıldım. 6 ay içinde yönetmelikteki bütün disiplin cezalarını aldım. Okuldaki piyeslere katılınca Türkçe öğretmenim annemi çağırıp “Bu çocuğu konservatuara gönderin, başka bir şey olmayacak, notlar felaket” dedi. Annem çok sevindi. Çünkü o da tiyatro yapmak istemiş ama yeteneksiz olduğu için almamışlar. Öğretmen yönlendirince annem çok mutlu oldu, benden fazla sevindi.
    Hemen konservatuara mı?
    Evet, liseyi bitirebildiğim için annem evde mevlit okuttu. Sonra ben de İzmit Şehir Tiyatrosu’nun tiyatro okuluna girdim. Şehir tiyatrosu bünyesinde butik bir okuldu. Yaşım 17 olduğunda ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda repertuar oyununda oynadım. Ergenlik dönemim tiyatroda geçti. Ergenlik döneminde odunu koysanız oraya bir şeyler öğrenir, ben severek gittiğim için daha fazla şey öğrendim.
    Dizilere nasıl transfer oldunuz?
    İzmit Şehir Tiyatrosu’ndan arkadaşım Caner Özyurtlu İstanbullu’ydu. Bana sürekli İstanbul’daki ajanslardan bahsediyordu. Ben İzmit’teki hayatımdan memnundum. Caner ajansa kayıt olurken yanında gittim. Sonra bana “Sen de gel tipin güzel” dediler. Aajansa kaydoldum. 2-3 ay sonra Gani Müjde’yle görüşmeye gittim. Gani Abi beni görünce “Ooo Arif geldi” dedi. Dizideki karakteri buldu bende. Diksiyonuma baktı. Sonra ‘Hayat Bilgisi’ macerası başladı. İlk sahnemi hiç unutmuyorum Perran Kutman’laydı. Onu görünce her şeyi unuttum. Güle oynaya başladı, 3.5 sene sürdü. O arada 2003’te konservatuarı kazandım. Sonra bıraktım. İşin kolayına kaçtım.
    Sizi komedi dizilerinde görüyoruz. Hep böyle mi olacak?
    Bunu ben tercih etmedim. Hepsini elimden geldiğince yapabilirim. Eskiden “Acaba ben oynamaz mıyım?” diye düşünüyordum. Alakası yok. Bu durum insanların sizi nasıl sevdiğiyle alakalı. Yapımcılar projeyi buna göre şekillendiriyorlar. Riske girmek istemiyorlar. Tiyatrodan yetişme olduğum için sadece komedi oynamak gibi bir lüksüm yok, hocalarım kızar en başta. Hem mesleğe hem de hocalarıma ihanet etmiş olurum.
    ‘Pasaport’ isimli programınızda halkın içine daldınız, bütün gün oradan oraya koşturuyordunuz, zor olmadı mı?
    Hareketli ve renkli bir yarışmaydı. Sokakta olmak iyidir. Çoğu insanın tercih etmeyeceği bir işti. Çünkü koşturmayla geçiyordu. İnsanlar beni seviyorlar. Hissediyorum. Bana evin çocuğu muamelesi yapılıyor ve ben çok memnunum bu durumdan. Çünkü evin çocuğu muamelesini insana ya annesi, ya komşusu ya da akrabası yapar. Bu kadar komşuyu, akrabayı kim istemez!
    Siz de çok iyi iletişim kuruyordunuz...
    Bütün işleri televizyonda yapıp insanlar arasında güneş gözlüğüyle gezmek benim tarzım değil. Böyle bir rol gelse bile çok zor oynarım. Etrafla sürekli hareket halindeyim. Bağdat Caddesi’nde 2 yıl restoran işlettim. O dönemde de evlere paket servisi kendim yapıyordum. Kendimi farklı görüp kimsenin dışında tutmuyorum.
    ‘Benzemez Kimse Sana’ programında yaptığınız Zeki Müren taklidi çok konuşuldu, siz en çok kimi canlandırmaktan hoşlandınız?
    Zeki Müren, Cem Karaca, Tanju Okan. Vakıflar yararına eğlenceli bir iş yapıyoruz. Fakat bu isimleri canlandırdığınızda üstünüze büyük bir yük biniyor. Baştan çok çekindim, yapamayacağımı düşündüm. Hiç taklit yapmadım, sevdiğim de bir tarz değil ama vakıf yararına bir şey yapıyor olmak kendi beğenilerinizi göz ardı ettiriyor. Her ne kadar şarkı söylemek beni gerse de, beceremediğimi düşünsem de memnunum. Düşünün duşta bile şarkı söylemem.
    Biraz da aşk meşk diyelim mi? Asuman Krause’yle birlikte görülüyorsunuz... İlişkiniz var mı, yok mu bir türlü açıklamadınız...
    Var, çok şükür her şey yolunda.
    Neden ilişkinizle ilgili konuşmaktan kaçıyorsunuz?
    Böyle şeylerin umuma açık konuşulması, yüzde 100 umuma açık yaşanması bizim ailemizde de yok, toplum olarak kültürümüzde de yok. Dolayısıyla bu konuda istesem de konuşamam. Otokontrol var bünyede.
    Ama sizi herkes tanıyor. İsteseniz de istemeseniz de görülüyorsunuz... Böyle işler yapıp gizli yaşamak zaten çok olanaklı değil. Fakat onun ayrımını yapıyorsunuzdur mutlaka.
    Gizli yaşamak mesleğimiz icabı mümkün değil. Ama insanların gözlerinin içine sokmak, o biraz terbiye sınırlarını zorlayabilir. Sanıyorum biz de o topa girmeyiz.
    Sokakta tepkiler nasıl?
    Sokakta bazen markette dolaşırken reyonların arasından bile gizlice fotoğraflarımız çekilip sosyal medyaya atılabiliyor. Bu yüzden insanlar daha kontrollü olmaya itiliyor. Benimsediğimiz bir yaşam tarzımız var. Bu bizim özel hayatımız. O sırada ben deterjanla ilgileniyor olabilirim. Ya da bol tereyağlı bir döner yemekle meşgul olabilirim. İnsanların insanlara yaşam alanı vermesi lazım.
    ( 19.08.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır )


     

Sayfayı Paylaş