1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Asya kökenli barınaklar

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 29 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    ASYA KÖKENLİ BARINAKLAR​

    Doç. Dr. Haluk BERKMEN​


    Orta Asya’nın dağlık ve düzlük bölgeleri arasında yarı-göçer olarak yaşayan Ön-Türk toplulukları yazın sıcak günlerinde yüksek yaylalara yerleşir, kışın ise düz ovalara inerlerdi. Bu yaşam tarzına en uygun barınak türü kolay kurulup kolay sökülen çadırlardı. Çadırlar genellikle keçi kılından örülmüş keçe kumaşlarla örtülürdü.
    Çadırların şekli yuvarlak olup geniş tabanlı ve sivri tepeli, dağ görünümünde idiler. Çadır sözü çatmak /uzun dalları tepede birleştirmek/ sözünden türer. Kazak Türkleri bu yapıya Ger adını verirler. Ger sözü de /kumaş veya hayvan postlarını germek/ anlamını taşır. Bering boğazı üzerinden Asya’dan Amerika kıtasına geçmiş olan Ön-Türk toplumları barınaklarına Tipi adını vermişlerdir. Tipi sözü de /tepe/ (dağın tepesi) sözünden türemiştir.
    [​IMG]
    Resmin sol üst köşesinde bir Etrüsk mezarı görülüyor. İtalya’nın Cerveteri kasabasında bulunan bu yapıların yuvarlak kubbeli ve dikdörtgen şeklinde girişli oluşları tesadüf değildir. Yapının şekli tümüyle Asya kökenli Türkmen çadırını ve Kazak Ger’ini andırmaktadır. Etrüsk kültürünün Asya kökenli olduğunu çeşitli yazılarımda belirttim. (Bkz. 15 ve 38 sayılı yazılarım)
    Osmanlı camii mimarisindeki kubbe şeklinin Bizans kilise kubbelerinden esinlendiği söylenir. Oysa ki Türk mimari tarzında, kubbe şeklinde barınaklar inşa etmek çok eski dönemlere kadar uzanır. Aslında, alıntının sanıldığı gibi Bizans yapılarından olmadığı, tam tersine, Bizans kubbe mimari şeklinin Türkmen çadırlarından ve Anadolu’ya gelmiş olan Kazak boylarının Ger barınaklarından esinlendiği görüşündeyim.

    Resmin sağ üst köşesinde ise bir Amerika kızılderili boyu olan Sioux (su) halkının barınağı görülüyor. Bu çadır şeklinin Kuş kültürüne ait ehramlara olan benzerlikleri çarpıcıdır. (Bkz. 22 sayılı Kadim Mısırda Piramitler, başlıklı yazım)

    Kazak halkı Kazakistan’da Kazakça denen Türkçe’nin bir lehçesini konuşur. Size birkaç Kazakça örnek cümle sunayım:

    Mağan konak üyge baratın joldı körsetingizşi.

    (Bana otelin yolunu gösterebilir misiniz)

    Men sizben koştaskalı keldim.


    (Ben size hoşça kalın demeye geldim)

    Bu ifadede hoşça kalın ile /koştaskalı/ sözcükleri arasındaki benzerlik çarpıcıdır.

    Ol ağruğ, sonduktan jumıs istemeydi.

    (O hastadır, bu yüzden çalışmak istemiyor)

    Kazakça hasta sözünün karşılığı /ağruğ/ olup, ağrı çekmek, bir yeri ağrımak ile ilişkilidir. Sonduktan sözü ise /sonuç olarak, bu yüzden/ demek olmaktadır. Görüldüğü gibi Kazakça bir Türkçe lehçesi olarak anlaşılması oldukça kolay olan bir yapıya sahiptir.
     

Sayfayı Paylaş