ATAKÜRT-ahmet altan

Mavi Gül

ѕση_¢ıqℓıк
Özel üye
Katılım
3 Mys 2009
Mesajlar
4,873
Beğeniler
376
Yaş
33
Şehir
Misafir Sevmez
#1
17 Nisan 1995
ATAKÜRT-ahmet altan Ahmet Altan



Mustafa Kemal, Selanik’te değil de Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, Kurtuluş Savaşı’nı Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçekleştirdikten sonra kurulmasına önayak olduğu cumhuriyetin adını “Kürdiye Cumhuriyeti” koysaydı, kendisi de Meclis kararıyla “Atakürt” adını alsaydı...

Kürdiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına “Kürt” deneceği için hepimiz “Kürt” sayılsaydık, Taksim’e, Kadıköy’e, Kızılay Meydanı’na, Kordon’a “Ne mutlu Kürdüm diyene” pankartları asılsaydı...

“Kürdiye’de” Türk olmadığı, herkesin aslında Kürt olduğu söylenseydi, kendilerini Türk sananların aslında “deniz Kürdü” oldukları iddia edilseydi...

Kürtlerin “yedi bin yıllık” bir tarihi bulunduğunu, Anadolu’nun esas sahiplerinin Kürtler olduğunu, Moğolların, Hunların, Etrüsklerin aslında Kürtlerin atası sayıldığını, Osmanlıdaki Kürt paşalarının kahramanlıklarını derslerde okusaydık.

Teoman, Cengiz, Atilla, Osman gibi isimler almamız yasaklansaydı, Berfin, Beruj, Tiruj, Nevruz gibi isimler almak zorunda kalsaydık...

Türkçe televizyon kurulması yasak edilseydi, bütün televizyon yayınları Kürtçe yapılsaydı...

Romanlarımızı, hikayelerimizi, şiirlerimizi Kürtçe yazmak zorunda kalsaydık, yalnızca Kürt şarkıları dinleseydik, gazetelerimizi Kürtçe çıkarsaydık...

Okullarımızda yalnız Kürtçe okutulsaydı ve Türkçe okutulması yasaklansaydı...

“Biz Türküz, bizim bir tarihimiz, bir dilimiz var” dediğimizde sorgusuz sualsiz hapislere atılsaydık.

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da, Edirne’de polis sürekli olarak bizi izleseydi, “özel timler” bizim “Kürdiye Cumhuriyeti’ni” parçalamak isteyen “ayrılıkçılar olmamızdan” kuşkulanıp hepimize sürekli “suçlu” muamelesi yapsaydı, sırf Türk olduğumuz için hakaretlere uğrasaydık.

12 Eylül darbesinden sonra bütün batı bölgesindekiler hapishanelere doldurulsa, inanılmaz işkencelerden geçirilse, boğazlarına kadar çamurların içine battıkları hücrelere konsa, tazyikli sularla iç organları perişan edilse, azgın köpeklerle bacakları parçalansaydı...

Evlerimiz basılsa, ayrılıkçı “Türk teröristlere” yardım ettiğimiz iddialarıyla apartmanlarımız yakılsa, biz evimizden bir eşya bile alamadan çıkarılıp, Diyarbakır’a, Hakkari’ye sürgüne gönderilerek, çadırlarda yaşamak zorunda bırakılsaydık...

Biz Türkler buna razı olur muyduk, “işte hepiniz Kürdiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak birer Kürtsünüz, ayrıca Türklük diye niye tutturuyorsunuz, isterseniz başbakan bile olabilirsiniz” sözlerini bir hakkaniyet işareti olarak kabul eder miydik?

Yoksa, Türk kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün, bu ülkenin “eşit” vatandaşları olarak kabul edilmesinde ısrarcı mı olurduk?

Bu ülkenin Türk ve Kürt vatandaşları var ve tarih “Türk” çizgisinden yürümüş, bugün bizim “Türk” olarak kabul edemeyeceklerimizi Kürtlerin kabul etmesini istemişiz, bu yersiz istek sonunda patlamış, ülke önce teröre arkasından bir iç savaşa yuvarlanmış.

Türkiye’nin bu kanlı karmaşadan “demokrasiyle” ve Kürt vatandaşların “kimliklerinin” kabulüyle kurtulacağına inanan insanlar, bu düşüncelerini dile getirdiklerinde, bizim yöneticilerle taraftarları hep aynı soruyu soruyor:

- Nedir demokratik çözüm, nedir Kürt kimliği?

Biz Türkler, bir “Kürdiye Cumhuriyeti’nde” yaşasaydık ne isteyeceksek, bu isteklerin bugün Kürtler tarafından dile getirilmesini kabul etmektir demokrasi.

Kendimiz için isteyeceğimizi, bizimle eşit oldugunu kabul ettiğimiz insanlara vermemek için bu kadar kan dökmeye, ülkeyi bir çıkmaza sürüklemeye değer mi?

Değmez diyenler “demokrasi” istiyor işte.

Demokrasiyi getirmek çok mu zor zanaat?


Kendince özelleştiri yapmak istemiş sizin fikirleriniz neler
 

wien06

V.I.P
V.I.P
Katılım
30 Ags 2007
Mesajlar
6,184
Beğeniler
154
Yaş
49
Şehir
Viyana
#2
Yanilmiyorsam bu makaleyi ahmet altan denen zat 1995 Milliyette kösesinde yazmisti. Bu yazi yüzünden gazeteden atilmis ve 1.5 yil kadar iceride kalmisti(keske hic cikmasaydi) Son zamanlardaki acilim rüzgari ile tekrar gündeme gelmistir.

Aslinda bu zatin yazilarina yorum yapmayi kendime hic yakistirmiyorum. Bu bastan sona sacmalik olan yaziya sadece sunu demeden gecemiyecegim.

Eger Mustafa Kemal Musulda bir kürt olarak dogmus olsaydi asla ATA olamazdi. Cünkü onu ATA yapan TÜRK olmasidir.

Ayrica Osmanliyi Osmanli yapan ve 600 yil dünyaya hükmetmesinin tek sebebide Osmanliyi kuranlarin TÜRK olmasindan kaynaklanmistir. Eger ahmet altanin dedigi gibi kürtlerin eline kalmis olsaydi 600 yil degil bir yil bile yasamazdi.

Ayrica burdan ahmet altan denen zata sunuda söylemeden gecemiyecegim. Sen kim oluyorsunda TÜRK MILLETINI kürtlerle kiyasliyorsun. Tüm dünya TÜRKLERIN tarih boyunca üstünlügünü kabul etmisken sen olmuyacak bir duaya amin der gibi kiyaslama yapiyorsun.

Iste pkk denen soysuz örgüt bu zamana kadar bu yüzden yok edilemedi dagdaki köpeklerle ugrasmak sorun degil asil olan icerideki soysuz köpeklerle ugrasmak bu yazida buna en güzel örnek.

Sözlerimi İtalyan Şair Tasso' nun Türkler hakkinda söyledigi su sözlerle bitirmek istiyorum.

"Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı
da inciten bir gaflet olur."
 

wien06

V.I.P
V.I.P
Katılım
30 Ags 2007
Mesajlar
6,184
Beğeniler
154
Yaş
49
Şehir
Viyana
#3
Bakin asagidaki makalede ahmet altani bir meslektasi ne güzel anlatmis. Bu konudaki Atakürt isimli makaleye yazim amacinin ve yazanin kim oldugunu tam olarak anlarsaniz ona göre yorum yapabilirsiniz. Bazilarinin icin masumane bir kiyaslama gibi gözükebilir yani ilk okundugunda cuvaldizi kendinize igneyi baskasina batir atasözündeki anlam gibi gelebilr.
Ama asil amac bu degil ortaligi karistirmak asagidaki yaziyi okursaniz daha iyi anlayabilirsiniz.

Öteki Yüzler

AsIl başlık “d...nekler” olmalıydı aslında. “Öteki Yüzler”, “dönekler”in biraz daha yumuşatılmış versiyonu...“Dönekler”i Hasan Yalçın geçen ay kitaplaştırdı. Kitapta kimler yok ki... Çetin Altan, Cengiz Çandar, Hadi Uluengin, Ertuğrul Özkök, Oral Çalışlar, Gülay Göktürk, Taner Akçam, Ragıp Duran, Murat Belge, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Cüneyt Ülsever, Ertuğrul Kürkçü, Şahin Alpay, Halil Berktay, Ömer Laçiner, Eser Karakaş, Kürşat Bumin, Aydın E ngin, Haydar Kutlu, Ali Bayramoğlu, Mehmet Barlas...
Bizim çalışmamızın kapsamı biraz daha sınırlı... Ancak, konu sadece döneklikle sınırlı değil.
Araştırmamıza konu olanların döneklikten başka birçok ortak özellikleri daha var. Mesela hepsi ikinci cumhuriyetçi... Hepsi neo-liberal... Hepsi mandacı... Hepsi Amerikancı, AB’cı, küreselci... Hepsinin “Türk” sözcüğüne alerjisi var. Hepsi Atatürk, ordu ve üniter devlet karşıtı... Hepsi etnik ayırımcılığa sıcak bakıyor. Genelde soldan sağa ve sağdan sola geçenlere “dönek” deniliyor. Ama bizim döneklerin dönekliği, sadece ideolojik gel-git’leri ya da geçişleri içermiyor.
Bizim döneklerimiz ruhlarını, vicdanlarını, beyinlerini, kimliklerini, kişiliklerini sermayenin ve gücün emrine vermekte, kiralamakta, tapusuyla birlikte satmakta bir sakınca görmeyenler...
“Dönek”in sözlük anlamı, ‘’İnanç ve düşüncesini sık sık değiştiren, sözüne güvenilmeyen, kaypak’’ olduğuna göre, ötesini varın siz “düşünün.
Döneklerin kıblesi dün Moskova iken, bugün Washington ve Brüksel oldu. Yarın neresi olur bilinmez.
Dönekliğe kimileri “ezberin dışına çıkmak” diyor.
Döne döne ezber bozuyorlar ya!
Onurlarından ve kişiliklerinden çok şey vererek...
Dönek, ikinci cumhuriyetçi mandacı ve Atatürk karşıtı
Marksizmden çark eden Ahmet Altan, ABD’ci, AB’cı,küreselci bir liboş oluverdi
Neden “Atalaz” veya “Ataçerkes” değil de “Atakürt”?
Ahmet Altan’ın, 17 Nisan 1995 günkü Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan “Atakürt” başlıklı yazısı belli ki maksatlıydı.
Altan, bu yazısında, eğer Mustafa Kemal Selanik yerine Musul’da doğmuş bir general, kurduğu devletin ismi Kürdistan Cumhuriyeti olsaydı ve meclis de ona Atakürt ismini verseydi, ve Kürtler, kurulan bu devlette azınlık durumuna düşen Türkler’e, Türkler’in şimdilerde Kürtler’e yaptığını yapsaydı ne olurdu sorusunu soruyordu.
“Halamın bıyıkları olsa neyim olurdu?” sorusu kadar anlamsız, hatta gülünç bir soruydu bu.
Hem Türkler şimdilerde Kürtler’e ne yapıyorlardı ki? Kendilerinde olan hakları Kürtler’e çok mu g...rüyorlardı? En doğal demokratik haklarını mı kısıtlıyorlardı? Kürtler’e ikinci sınıf muamelesi yapıyor ve onları asimile etmeye mi çalışıyorlardı?
Altan, PKK ağzıyla ve tam bir bölücü gibi konuşuyor, yazıyordu.
Bu yazısı nedeniyle İstanbul DGM tarafından 1 yıl 8 ay hapis ve 500.000 TL para cezasına çarptırılan Altan’ın cezası Yargıtay’ca da onaylanmıştı.
İlginçtir, Ahmet Altan’ın bu yazı nedeniyle Milliyet Gazetesi’nden kovulmasına tavır alarak yazı işleri müdürlüğünden istifa eden Alev Er, bugün Ahmet Altan’la birlikte Taraf Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini yapıyor.
Aklınca ezber bozuyordu
Hasan Pulur’a g...re, Ahmet Altan’ın “Atakürt” başlıklı yazısı, meydan okuma idi: “Milliyet’e de gider, biz bu yazıyı orada da yazarız kabadayılığı vardı o işte. İkinci cumhuriyetçiler kale düşürüyorlardı ya o zamanlar...”
Ahmet Altan gibi bütün eski Marksistler, d...nekler, ikinci cumhuriyetçiler, Atatürk ve Silahlı Kuvvetler karşıtları gibi, aklınca ezber bozuyordu. “Ahmet Altan uydurması nasıl olur”u deniyordu. Empati yapayım derken ayırımcı Kürt milliyetçiliği yaptığının elbette farkındaydı.
Ancak o kadar cahil idi ki, Atatürk’ün Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı yine Atatürk olacağını, çünkü Musul’un bir Türk kenti olduğunu bilmiyordu.
İslam kim, Altan kim?
Ahmet Altan, bilerek ya da bilmeyerek, bu cehaletini 2001 yılı Şubat ayında da tekrarlayacak ve “31 Vak’ası” olarak bilinen olayın arkasındakilerin mollalar ve gericiler değil, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmay başkanlığını yaptığı Hareket Ordusu olduğunu söyleyecekti.
“Ben bu vatanı iki kadın memesine satarım” diyebilecek kadar sapıtan Ahmet Altan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Marksizmden hızla çark etmiş ve Uğur Mumcu’nun ifadesiyle “liboş” olmuştu.
Ne hikmetse, böücü terör örgütü PKK da, Marksist-Leninist söylemden vazgeçmiş, İslami bir kimlik kazanma çabasına girmişti. Ahmet Altan’la birlikte bütün Marksist Kürtçüler, birden bire İslami Kürtçü kimliğine bürünmüşlerdi. Çünkü İslam’ı din değil, ideoloji olarak g...rüyorlardı. Nemalanabilmek için zamana uymanın bir y...ntemiydi bu. Bunda, AKP’li olmanın da rolü vardı tabii. Nihal Atsız’ın “Katranı kaynatsan olmaz şeker, cinsine tükürdüğüm cinsine çeker” dediği Çetin Altan’ın oğlu Ahmet Altan’ın vukuatları saymakla bitmez.
Türk olmak önemli değilmiş
“Türkiye’nin AB’den başka kurtuluş yolu yok, aman treni kaçırmayalım” palavrasını sıkan odur.
4 Eylül 2004 Milliyet’teki yazısında “Ben Bir Türküm, Dinim Cinsim Uludur” şiiriyle dalga geçmiştir. “Benim için Türk olmak önemli bir şey değil. Irkımın ne olduğu umurumda bile değil” demekte sakınca g...rmemiştir.
“Bayrakları bayrak yapan bayrak imalatçılarıdır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa utanmalıdır” demiştir. “Bana kızkardeşimi yasaklayan inancı reddederim” diyebilecek kadar sapıklaşmıştır.
“Keşke Allah’a inansaydım dediğim çok zaman oldu” diyen pişmanlık içinde bir ateisttir.
2002 yılında Almanya’nın Offenbach kentinde yaptığı konuşmada, “Türk erkekleri ağızları kebap, üzerleri yağ kokuyor, Türk erkekleri her şeye maydonoz oluyor, Türk erkekleri ahmak” gibi cümleler kullandığı iddia edilmiştir.
“Bu ülkenin yarısı gardiyan, yarısı mahküm” demiş, böylesi bir ortamda asla ihtilal olamayacağını savunmuş, ihtilal olmamasını da kadınların söz sahibi olmamasına bağlamıştır.



--------------------------------------------------------------------------------

Napolyon Ahmet Altan
Ahmet Altan, babası Çetin Altan gibi Marksist-Leninist idi ve Sovyet Rusya hayranıydı.
Aynı Ahmet Altan, bugün babası Çetin Altan ve kardeşi Mehmet Altan gibi neoliberal, AB ve ABD yanlısı, ikinci cumhuriyetçi, mandacı ve bölücü...
Tanrı Altanları sanki yeniden yarattı.
Yarattı ama, eski huyları ve çelişkileri bugün de devam ediyor. Savaş karşıtı olduğunu söylerler, fakat savaş isterler.
Ahmet Altan, Batı’ya “Şu Rusya’yı şimdiden durdurun” diye çağrı üstüne çağrı yapıyor.
Batı, Rusya’yı nasıl durduracak?
Diplomatik çıkışlarla ve ekonomik yaptırımlarla mı?
Hayır.
Anti-militarist Ahmet Altan, Napolyon edasıyla savaş istiyor:
“Batı’nın savaş açması dünyayı sarsacak ama savaştan kaçması da dünyayı sarsacak.”
Niçin savaş?
Globalizm zarar görmesin diye...
Dün kapitalist emperyalizme karşı devrimci savaş verdiklerini iddia edenler, bugün kapitalizmin ve globalizmin bekçiliğini yapıyor.
“Değişim” meğer nelere kadirmiş!

--------------------------------------------------------------------------------

Büyük! Altan, provokatör yazar
Çetin Altan’ın oğlu ve Mehmet Altan’ın ağabeyi olan Ahmet Altan, 1950 yılında dünyaya geldi.
Orta ve lise öğrenimini çeşitli okullarda dolaşarak tamamladıktan sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesine devam etti, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Yirmi d...rt yaşında gazeteciliğe başladı. Gece muhabirliğinden, genel yayın müdürlüğüne kadar gazeteciliğin hemen hemen bütün kademelerinde çalıştı. 1987 yılında köşe yazarı oldu.
İslam kim, Altan kim?
Nokta dergisinde başladığı köşe yazarlığı serüveni Hürriyet ve Güneş gazeteleri için yazdığı günlük yazılarla devam etti.
İki kişilik bir piyes olan ilk kitabı “Paltolu Donkişot”u 27 yaşındayken yazdı. 1982 yılında da “Dört Mevsim Sonbahar” adlı romanını yazdı.
1985 yılında yayınladığı “Sudaki İz” romanı büyük fırtına kopardı. Müstehcen olduğu gerekçesiyle toplatıldı ve mahkeme kararıyla yakıldı. Yargılanması iki yıl süren roman, kesinleşmiş mahkeme kararının da içinde yer aldığı sansürlü bir basımla daha sonra yeniden yayınlandı.
1995 yılında Milliyet Gazetesi’ne geçen Altan, Neşe Düzel ile birlikte TV için “Kırmızı Koltuk” isimli bir program hazırlamaya başladı. Ancak siyasi nedenlerle program yayından kaldırıldı. Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde “Atakürt” başlıkı yazısının yayınlanması üzerine gazeteden kovuldu. Yazarlığa Yeni Yüzyıl gazetesinde devam etti.
Halen Taraf Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni ve başyazarı olan Altan, sakin bir üslup kullanmıyor, siyasi konulardaki düşüncelerini rahatça dile getirmesi dışında provokatör bir rol oynuyor.

Sırrı Yüksel CEBECİ'nin kaleminden
 

Mavi Gül

ѕση_¢ıqℓıк
Özel üye
Katılım
3 Mys 2009
Mesajlar
4,873
Beğeniler
376
Yaş
33
Şehir
Misafir Sevmez
#4
sözlerinize katılıyorum ve bir gerçek var Atatürk denildiği gibi bir kürt olsaydı ve kürdistan kursaydı hatta daha ileri gidip osmanlıyı kuranlarıda kürt yapalım türkler azınlık kalsın kürdistan dünya devi olamazdı çünkü kürdistanı kuracak olan kürtleri tanıyalım bir ortak dilleri dahi olmayan bir topluluktan bahsetmiş olurduk iki kürdü yan yana getir eğer akraba değillerse birbirlerini anlamazlar bir ülkeyi ülke yapan milleti millet yapan en büyük payda dildir. Diğer husus birlik olamamaları şayet kürtler birlik olsalardı yüzyıllardır hayal ettikleri bir kürdistanı kurarlardı amerika ırağı param parça etti yaktı yıktı kürtlere imkan tanıdı öyle bir potansiyel olsa kürtlerde şimdiye kadar bir ülkeleri olurdu hak iddaa edebilecekleri bir ülkeleride olurdu. ve diğer husus kıyaslanan insan bir Atatürk ten söz ediyoruz o ki doğduğu şehir Selanik olmasına rağmen selaniği almak yerine ilk hedefiniz akdeniz diyen bir lider süleyman demirelle karıstırmıs sanırım yazar öyle doğduğu memleket ısparta diye tüm görev sürecince ıspartaya çalışmıstır ya Atatürk öyle karakterde bir lider değildi en büyük örneğinide selaniği almayarak göstermistir.
 

Benzer konular

Top