1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Atamızın Büyüklüğü

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve wien06 tarafından 4 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Behçet Kemal Çağlar'ın Şiirsel diliyle şöyle anlatılmıştır:

    --Ankara'ya ayak basışının yıldönümünü kutlamaya, Halkevinde ilk defa karar vermiştik. Reşit Galip nutuklarının en güzelini söylemiş, ben de --Ergenekon--ismindeki manzum bir perdelik piyesi bir arkadaşımla oynamıştım. Birinci efsane Ergenekon'la ikinci gerçek Ankara Ergenekon'u birbirine birleştiren bupiyeste dağlar, demircinin çekici ile parçalanınca Turan illeri yerine Ankara görünüyor ve kaybolan Bozkurt'un yerine Ata'nın silueti ufukta güneş gibi parlıyordu...

    Ankara dekorunun önünde seymenler türkülerine ve rakslarına başlıyorlardı. Ankaralıların gönülden kopan değerbilirliği ile gündüzden beri heyecan içindeolan Atatürk, bu geceki gösteride duygulanmış, bizi sofrasına davet etmek lütfunda bulunmuştu.

    Piyesten okuttuğu parçalarla memnun, perde sonunda oyuna koyulan seymenlerin de çağrılmasını emretmişti. Biraz sonra kapıdan --Efeler geldiler--haberi verildi. --Ne efeleri?-- diye bir an irkildi, deyimi beğenmediğini belli etti. --Şimdi,-- dedi, --size soframdakileri tanıtayım...--; karşı baştan işaret ederek tanıtmaya başladı.

    --Bu, büyük bir bilgindir, tarih yazar ve okutur.--

    --Bu, büyük yazardır, olanı ve olacağı dile getirir.--


    Dikkat ediyorduk; sofrasındakilerin hepsi için özel iltifat ve abartma dolu nitelikler buluyor, keskin, özlü övgüler sıralıyordu.

    Sıra seymenlere geldi; onlara döndü ve onları bize tanıttı:

    --Bunlar da,-- dedi, --dünyanın en kahraman milletinin en yiğit insanları.-- Birden durdu, o herkesin birden ta ruhunun içine bakıyor görünen gözleriylehepimizi birden süzdü ve biraz kısılan bir sesle şöyle devam etti:

    --Bana gelince: Eğer bundan daha iyi tarihimizi bilmesem, bundan daha iyi dertlerimizi dile getirmesem, bundan daha iyi asker, bundan daha iyi konuşmacı... Ve sizden daha çok yiğit olmasam bu milletin başı olamazdım...--

    Hepimiz O'nunla dolu olduğumuzu, hepimiz O'ndan bir parça olduğumuzu,güneşe kavuşmuş zerreler olduğumuzu duyuyor ve ürpererek susuyorduk... Bir an başını önüne eğdi, bir an yüzünde koyu bir pembelik dolaştı; ilah gururu, yerini insan alçakgönülülüğüne terkediyordu. Gülümseyerek seymenin birine seslendi:

    --Bırak şunu bunu... Ne Mustafa Kemal, ne Cumhurbaşkanı...İkimiz de Türk;ikimiz de efe. Sen beni bilmiyorsun, ben seni...Dağda karşılaştık; benden korkarmısın, korkmaz mısın?--

    Seymen karşılık verdi:

    --Sayende düşmandan korkmadık ki, senden korkalım...--

    Hepimiz karşılığı beğenmiştik; karşılık Atatürk'ün hoşuna gitmemişti.

    --Düşmandan tabii korkmayacaksın. Düşman bir başka Türk değil ki, korkasın.Gel bakalım, tam efe misin?—

    Başını dizine doğru çekti: --Gel bana desteklik et bakalım-- dedi ve onun boynuna namlusunu dayadığı tabancadan duvarın bir yerine nişan almaya başladı.Kurşun boynunun tüylerini yalayarak geçen seymende hiçbir kımıldama yoktu;bizler korkudan bayıldı sanıyorduk; kurşunlar bitmişti; seymen doğruldu,yüzünde ne bir pembelik, ne bir sarılık vardı; hiç titremeyen, belki biraz gürleyen ve gülen bir sesle:

    --Kurşunlar bitti mi Paşam?-- diye sordu.

    Bu yüzdeki rahatlık ve hayranlığı bir anlık bakışla sezen Atatürk, seymenin--Ata kurşunu insana zarar vermez-- imanıyla öyle dimdik ve sessiz kalabildiğini anlamıştı; birden tabancayı yere attı; hıçkırıktan omuzları sarsılıyordu:

    --Yanlış, büyük yanlış... Asılsız, yalan!-- diye haykırıyordu; biz şaşkın,

    susuyorduk. O, aydınlattı:

    --Demin söylediklerim yalandı, yanlıştı. Ben her şey değilim, ben

    hiçim. Ben hiç olurdum, eğer bu millet bana böyle inanmasaydı...--

    --Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma, canını vermeye hazır olmasaydı, ben hiçbir şey yapamazdım.--


    Hepimizin ve demin dimdik gülümseyen seymenin bile gözleri doluyordu.


    KAYNAK: Emre Kongar kitabından
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    --Demin söylediklerim yalandı, yanlıştı. Ben her şey değilim, ben

    hiçim. Ben hiç olurdum, eğer bu millet bana böyle inanmasaydı...--

    --Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma, canını vermeye hazır olmasaydı, ben hiçbir şey yapamazdım.--


    Simdi soruyorum Dünyada baska hangi lider bu sözleri söyliyebilir.

    Iste ATATÜRKÜN Büyüklügü neden bukadar cok sevildigi bu sözlerden daha iyi anlasilmiyormu?
     

Sayfayı Paylaş