1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Atatürk ve Kullandığı Arabalar

Konusu 'Hayatı' forumundadır ve Suskun tarafından 3 Ekim 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Anıtkabir’in Tandoğan kapısından içeri girdiğiniz zaman beklediğiniz üzere sadece Atatürk’ün mozolesiyle değil, tarihe tanıklık etmiş birçok ayrıntıyla daha karşılaşacaksınız. Özellikle Atatürk’ün otomobillerinin bulunduğu kulelerin bunlar arasında bambaşka bir yeri var. İşte Cumhuriyet tarihinin en önemli dönemlerine tanıklık etmiş olan otomobiller...

    [​IMG]
    1936, Cadillac 80 serisi

    Türkiye İş Bankası’nın Atatürk’e armağan ettiği 1936 model Cadillac marka özel otomobilin sergilendiği 23 Nisan Kulesi’ndeki arabayı yakından görmek için özel bir izinle cam paravanın arkasına geçmek gerekiyor.

    Geçtiğinizde ise devasa metal ızgarası, yuvarlak farları, beyaz koltukları ve zamana karşı direnen kaportası muhteşem 1936 model Cadillac 80 ile karşılaşıyorsunuz. Atatürk bu otomobili 1936-1938 yılları arasında kullanmış. Vefatının ardından da aracın kullanımına devam edilmiş. Ancak daha sonra 1959’da Maliye Bakanlığı bu otomobili Anıtkabir’e bağışlamış. 12 silindirli bu eski Cadillac 80 serisinin motoru 6.8 litrelik ve 150 HP güç üretiyor. Ön konsolu basit birkaç düğme ve göstergeden ibaret. Ancak tabii ki artık çalışmıyor. Cadillac’ın yuvarlak çerçeveli gösterge tablosundaki saat 09.05’e ayarlanmış. 12 silindirli motor, zamanının en güçlülerinden biriydi. Ama artık zamana yenilmiş ve suskun.

    Muhteşem Lincoln’ler
    23 Nisan Kulesi’nden, Atatürk’ün tören ve makam otomobillerinin sergilendiği Barış Kulesi’ne geldiğinizde Lincoln’lerle karşılaşıyorsunuz. Burada sergilenen iki Lincoln 1935 ile 1938 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı’nca Atatürk’e tahsis edilmiş. Tören otomobili 1934 model bir cabriolet. Yani Lincoln’ün K serisinin tek cabriolet versiyonu. Siyah renkte, 12 silindirli bir motoru var. Atatürk, bu cabriolet’i devlet başkanlarını selamlarken kullanırmış. Aracın bez tavan bölümü arkaya doğru toplanmış duruyor. Bakımsız ve yırtılmış. Atatürk’ün vefatından sonra bir süre daha, hatta Celal Bayar döneminde de kullanılmış. Paslı ve kötü boyanmış yerleri var.

    Hem Lincoln’lerde hem de Cadillac’ta önde yer alan amblemler zamanında kopartılmış ve yerine yenisi konmamış. Her üç otomobilde de bulunan gösterişli V12 amblemleri ise hâlâ sağlam. Adeta zamana karşı koymaya çalışıyor bu üç otomobil. Atatürk’ün kullandığı bir diğer makam otomobili ise de Lincoln K. Kocaman bir ızgarası ve mavi bir V12 amblemivar.

    Arabaya binip inmek için açılan bir basamağı mevcut. İçeride kullanılan malzemeler zamanına göre lüks sayılır. 3 ileri manuel vitesli, Stromberg karbüratörlü, 6.8 litrelik, 150 HP gücünde 12 silindirli bu otomobilden sadece 45 tane üretilmiş. Ayrıca arabanın bir önemli özelliği var; zırhı.

    Atatürk’ün makam şoförü

    Atatürk’ün makam şoförü Ahmet Fahri Uçar 1997’de vefat etti. Çocukları ve torunlarına anlattıklarına göre Ahmet Fahri, Atatürk’ün mavi şimşek gibi çakan gözlerine bakamazmış. Uçar’a göre Atatürk disiplinli, ama sevecen, her zaman şık ve bakımlıymış. Ahmet Fahri Uçar, Atatürk’ün alnından öpmesini anlatmaktan hoşlanıyor. Atatürk birisini yanına çağıracağı zaman “Asker evladım, bir dakika gelir misin?” diye seslenirmiş. Şoför Fahri’ye de hep “Evladım” diye hitap etmiş. 6 yıllık makam şoförlüğünün en acı gününü 10 Kasım 1938 günü yaşadığını anlatan Fahri Ahmet Uçar’ın makam şoförü olarak son görevi doktoru alıp Dolmabahçe’ye getirmek olmuş. Atatürk’ün çenesinin bağlandığı mendili ve kahve içtiği son fincanı yıllarca hatıra olarak saklayan Ahmet Fahri Uçar yıllar sonra oğlunu ve karısını da kaybetmiş, ancak iki cenazede de ağladığını gören olmamış.
     

Sayfayı Paylaş