1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Atatürk ve Sanat

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve Suskun tarafından 27 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Atatürk'ün sanata ve Sanatçıya Verdiği Önem
    Atatürk'ün Sanatla İlgili Sözleri
    Atatürk'ün Sanat Anlayışı
    Atatürk'ün sanatçıya bakış Açısı


    Yaratıcı bir düşünür ve kalbi insan sevgisine açık olan Atatürk’ün yeni Türkiye’yi
    geliştirmesinde egemen olan duygu ve düşünce, sanat düşüncesi gibi, evrensel etkilidir.
    Ulusal bilinci yerleştirme çabaları ve çağdaş bir devletin gerektirdiği toplumsal ve
    kültürel kurumları oluşturma çalışmaları bir bakıma Türk sanatçısının yolunu aydınlatmıştır.
    Atatürk’ün başlattığı aydınlanma olgusuna bilim ışığının yanı sıra sanatın estetik ve duygusal
    güzelliği de olumlu katkı sağlamıştır. Atatürk, güzel sanatları, eğitim, bilim ve kültür
    devriminin bir parçası olarak görür ve bunu her zaman yineler. Ayrıca, güzel sanatların
    devrimler içindeki yerini şöyle açıklamıştır: “ Güzel sanatlarda başarı, bütün devrimlerin
    başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olamayan uluslara ne yazık ki
    bütün başarılarına karşın uygarlık alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan her
    zaman yoksun kalacaklardır.” Güzel sanatların gelişmesi ve halkın günlük yaşamında bir
    ölçüde yer alabilmesi Atatürk döneminin kültür ve sanat politikasının bir sonucudur.
    Atatürk’ün sanata ve resme olan ilgisi öğrencilik yıllarına dayanır. Bunu Lord
    Kinross’un kitabından öğreniyoruz. Atatürk, dostu olan Ali Fuad’la bir hafta sonu
    Büyükada’da dinlenirken: “ Fuad, eğer matematiğin üzerinde durduğum kadar şiir ve
    resim üzerinde de dursaydım, Harbiye’de dört duvar arasında kapanıp kalmazdım.
    Mehtaplı gecede okuldan kaçıp buraya gelir ve şiir yazardım. Sabahleyin ortalık
    aydınlanır aydınlanmaz da resim yapmaya başlardım.” Bu alıntı Atatürk’ün bir birey
    olarak sanata ne kadar yakın olduğunu bize en iyi anlatan bir bilgidir.
    Ulusumuzu her konuda olduğu gibi, sanata yönelme konusunda da özendiren kişi
    Atatürk’tür. Atatürk, 1923 yılında Ankara Halkevi’nde ressamlarla yaptığı bir söyleşide şöyle
    demektedir: “…..Sanatçı da, toplumda uzun çalışma ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk
    hisseden insandır.”
    Yaşamı boyunca, sanata, sanatçıya ve estetiğe verdiği önemi 1930 yılında aşağıdaki
    özdeyişi ile vurgulamıştır: “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta
    cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkar olamazsınız.” Ayrıca insan ruhunun
    gelişimini düşünerek sanattan uzak bir ulus için “ Bir ulus sanattan ve sanatkardan
    yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz. Böyle bir ulus bir ayağı topal, bir kolu çolak,
    sakat ve hastalıklı bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri
    kopmuş demektir.” özlü tanımlamayı yapmıştır.
    Atatürk’ün bilim ve fennin yanında sanata verdiği önemi yansıtan öngörüsü ise
    şöyledir: “Bir ulus ki resim yapmaz, bir ulus ki heykel yapmaz, bir ulus ki fennin
    gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o ulusun ilerleme yolunda yeri yoktur.
    Halbuki bizim ulusumuz, gerçek özellikleriyle uygar ve ileri olmaya layıktır ve
    olacaktır” Ayrıca, “Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini
    istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi
    gerekli olan Türk müziğidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, müzikte değişikliği
    alabilmesi, kavrayabilmesidir.”
    Sanat eğitiminin yaşamsal önemini göstermek için Atatürk: “Güzel sanatlara da
    ilginizi yeniden canlandırmak isterim. Ankara’da bir Konservatuar ve Temsil
    Akademisi kurulmakta olmasını söylemek, benim için bir hazdır. Güzel sanatların her
    şubesi için kamutay’ın göstereceği ilgi ve emek, ulusun insani ve medeni hayatı ve
    çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.” diyerek çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma
    ülküsünü sanat eğitimi üzerinde de vurgulamıştır.
    Rönesans’la birlikte Avrupa uyanıp bilim, sanat ve teknik alanında büyük ilerlemeler
    gösterip bilim, sanat ve kültür alanlarında güçlenirken , gelişmelere ve yeniliklere uyum
    gösteremeyen teokratik yapıdaki Osmanlı Devlet’inde yenilgi ve düşüşler olması
    kaçınılmazdı. Böyle bir dönemde yetişen ve “Aydınlanma Dehası” olan Atatürk büyük bir
    asker, devlet adamı ve diplomat olmanın ötesinde, büyük bir kültür devrimcisi ve
    sanatseverdi. Atatürk’e göre “Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, ezgi ile
    olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa
    mimarlık olur.” Öte yandan, “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” diyen Atatürk,
    güzel sanatlar alanındaki çalışmaları kendisi yönlendirmiş ve başarılı sanatçıları
    ödüllendirmiştir.
    Atatürk bir konuşmasında şöyle demişti: “Ulusumuzun güzel sanatlar sevgisini her
    türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek ulusal ülkümüzdür.” Büyük Önder
    Atatürk 1 Kasım 1934 te TBMM de açılış konuşmasında “…Ulusal, ince duyguları,
    düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce, genel
    son müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak, bu güzeyde (gölgede kalan) Türk
    ulusal müziği yükselebilir, evrensel müzikte yerini alabilir.”
    Atatürk’ün sanatçıya verdiği önemi gösteren bir anıyı aktararak yazımıza son
    vereceğim. Devlet tiyatrosu henüz kurulmamışken İstanbul’dan Ankara’ya gelen şehir
    tiyatrosu sanatçıları dönemin Türk Ocağında temsiller verir. Atatürk’ün de bulunduğu bir
    temsil sonrasında sanatçılar Çankaya’ya davet edilirler. Ayrılma vakti gelince bir süre Milli
    Eğitim Bakanlığı da yapmış olan Dr. Reşit Galip sanatçılara Atatürk’ün elini öperek veda
    etmelerini söylediğinde Atatürk’ün yanıtı şu olur: “Hayır, sanatkar el öpmez, sanatkarın eli
    öpülür.”

    Prof. Dr. Fikri AKDENİZ


    Atatürk'ün Sanat İle İlgili Sözleri

    Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
    Yüksek bir insan topluluğu olan Türk Milleti'nin.tarihi bir özelliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.
    Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz... Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkar olamazsınız.
    Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.
    Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz.
    Bir milletin sanat yeteneği güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.
     

Sayfayı Paylaş