1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Atatürk'ten Anılar

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve BIYIKLI tarafından 11 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. BIYIKLI

    BIYIKLI V.I.P V.I.P

    Katılım:
    14 Haziran 2006
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    16 ÇTL
    EFELERİN EFESİ:

    Yıl 1933 Ekiminin 29’u Başkent Ankara çiçekler ve bayraklarla baştan başa donanmıştır.Halk cumhuriyetin ilanının 10. yıl dönümünü büyük bir sevinç ve coşku içinde kutlamaktadır.

    Bayram dolayısıyla bir çok yerlerde toplantılar düzenlenmektedir.Bu toplantılarda konuşmalar yapılmakta,konserler verilmekte ve oyunlar oynanmaktadır.

    Bu toplantıların yapıldığı yerlerden biri de Ankara Halkevi’dir.Atatürk,resmi toplantıların birkaç yere uğradıktan sonra buraya gelmiştir. Ulusal,Yöresel giysiler içinde birbirinden güzel oyunlar oynayan,türküler söyleyen topluluklar izleyenleri coşturmaktadır.Özellikle efelerin gösterileri herkes gibi ulu önderi de çok duygulandırır. Atatürk ,Çankaya’ya dönünce bu efeleri köşke davet eder.Efeler oyunlarını burada da tekrar ederler.Bu arada Atatürk,efelerden birini yanına çağırır.
    -Gel bakayım efe ! sen benim için daha ne yapabilirsin?
    -Her şey ....
    -Ne gibi?
    -Ölürüm bile
    Herkes merak içinde konuşmayı izlemektedir.Atatürk dimdik karşısında duran yağız delikanlıya sorar.
    -Efe sözünde samimi misin?
    -Emir sizindir paşam!
    Bunun üzerine Atatürk dizini gösterir;
    -Koy başını buraya !

    Efe hiç duraksamadan diz çöker,başını Atatürk’ün dizine koyar,bekler. Atatürk;bu durumu seyredenlerin şaşkın bakışları önünde tabancasını çeker,efenin şakağına dayar.Biraz önce efelerin davul,zurna eşliğinde her köşesini coşkuyla boğdukları oyun yerini,şimdi derin bir sessizlik kaplamıştır.

    Bütün gözler,Atatürk’ün tabanca tutan elindedir.Bu derin sessizlik içinde duyulan tek şey, bir merminin yatağına sürülmesi ve emniyetinin açılması dolayısıyla meydana gelen “ çıt çıt “ sesleridir.

    Oyun yerinde bulunanların kaygı ve heyecanları , daha da artmıştır.Birden şiddetli bir ses etrafı çınlatır.Atatürk tetiği çekmiştir.Olayı izleyenlerin beti benzi atmıştır, ama efenin başı hala onun dizi üzerindedir, vücudunda en küçük bir kımıltı yoktur.

    Atatürk tetiği çekmeden önce kimsenin fark etmediği çok usta bir hareketle tabanca namlusunu hafifçe kaydırdığı için mermi boşa gitmiştir.

    Atatürk olup biteni yakından izleyenlerin şaşkınlığı geçtikten sonra,efenin başını dizinden kaldırır, onu kendine çeker,anlından öper ve yüksek sesle;
    -İşte,ben kurtuluş savaşını bunlarla,canlarını esirgemeyen yiğitlerle kazandım ! der.
     
  2. BIYIKLI

    BIYIKLI V.I.P V.I.P

    Katılım:
    14 Haziran 2006
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    16 ÇTL
    DERSLERİNE çALIŞACAKLARMIŞ;

    Cumhuriyetin 10. yıl dönümü dolayısıyla, Ankara’da düzenlenen baloya Cumhurbaşkanı olarak Atatürk’te davetlidir.Ulu önder,geniş salonda kendisine ayrılan yerden bir süre ilgiyle pistte dans eden çiftleri izler.Bu çiftlerden dikkatini çeken çok genç bir erkek ile kızı masasına çağırır.

    Yanına çağırdığı bu gençlerin öğrenci olduklarını anlayınca Atatürk, onlara hangi okula gittiklerini sorar. Genç kız, yabancı bir okulun adın verir.Delikanlı da yine başka yabancı bir okulda okuduğunu söyler.

    Atatürk gençlere masasında yer verdikten sonra,”Mademki öğrencisiniz, size bir iki soru sorayım “der ve ekler;

    -Sakarya savaşı ne zaman olmuştur?Ulusal savaş kaç evre geçirmiştir?Türk devriminin temel amacı nedir? Bana kısaca söyleyebilir misiniz?

    Her iki genç , uzun süre birbirine bakarlar, bir şey söyleyemezler. Büyük sıkıntı içinde oldukları yüzlerinden bellidir.Kız öğrenci kısık bir sesle ;

    -Efendim,der, bize okulda Fransız devrimini uzun uzun anlattılar.Kurtuluş savaşından,Türk devriminden pek söz etmediler.

    Bu söz üzerine Atatürk’ün güler yüzü değişir,kaşarı çatılır, bakışlarındaki yumuşaklık kaybolur. çok kızmıştır.Ama bunu hiç belli etmemeye çalışır.

    Balo devam ederken Atatürk, bu kız ile delikanlıyı yeniden büfenin yanına çağırır onlara güler yüzle,sevecen bir tutum içinde şöyle der;

    -Bütün bu şenlik ve bayram, ulusal savaşı yapanların,Türk devrimlerini gerçekleştirenlerin yada bunlarda bir miktar çaba ve özveri payı bulunanların hakkıdır.Siz o hareketlere katılmamış olabilirsiniz;çünkü yaşınız buna elverişli değildir. Fakat, o işlerin nasıl yapıldığını kesinlikle bilmeniz gerekir.....

    Sonra yaverine döner;

    -Bu bay ile bayanı evlerine götürsünler,derslerine çalışacaklarmış.

    Atatürk’ün bu emri kimseye sezdirilmeden hemen yerine getirilir.
     

Sayfayı Paylaş