1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Atatürk'ün cenazesine 'tarihi eleştiri'

Konusu 'Hayatı' forumundadır ve KaRaMBoL tarafından 13 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. KaRaMBoL

    KaRaMBoL Aktif

    Katılım:
    31 Ekim 2009
    Mesajlar:
    485
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    Mühendis
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    7 ÇTL
    Kâzım Karabekir, günlüklerinde Atatürk'ün cenaze töreninde İstiklal Harbi'ne katkısı bulunan isimlerin hatırlanmamasını eleştiriyor.


    Milli Mücadele sırasında Doğu Cephesi'ndeki başarılarıyla tarihe geçen Kâzım Karabekir'in, 1906-1948 yılları arasında kaleme aldığı ve o döneme ışık tutan “Günlükler”i Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Milliyet'in haberine göre; Günlükler'de Kurtuluş Savaşı'nı hazırlayan gergin günlerden, cumhuriyet dönemindeki çarpıcı anılara kadar birçok tarihi tanıklığa yer veriliyor.

    Karabekir'in günlüklerindeki sayfalar, Atatürk'ün cenaze töreniyle ilgili kırgınlıklar yaşadığını da ortaya koyuyor. Karabekir'in o günlerde günlüğüne düştüğü notlar şunlar:

    14 Kasım 1938 Pazartesi
    Rauf Bey merasime birlikte köprüden iştirak etmeyi teklif etti. Çağrılmadıkça gitmeyi mahzurlu buluyorum dedim ve gitmedim. Programda mütekaitlere bile yer bırakılmamış!

    19 Kasım 1938 Cumartesi
    Atatürk'ün cenaze merasiminde malul gaziler ve emekli zabitler ve hatta generallerin adı anılmadı. Halbuki Erzurum ve Sivas kongreleri azaları dahi levhalarla ve mevcutlarıyla görünerek, İstiklâl Harbi tarihi canlandırılmalı idi. Yapılan merasimde tarih değil hal düşünülmüştür.

    19 Mayıs sonrası
    Karabekir, Mustafa Kemal'in Samsun'a geçişinden 12 gün sonra Anadolu'daki tabloyu şöyle özetliyor:

    31 Mayıs 1919 Cumartesi
    29/5/35 tarihli 9. Ordu Müfettişi Kemal Paşa'nın tamimi: İtilaf devletimizi idama mahkûm etti. İzmir ve Manisa'yı Yunan işgal, İtalyanlar Antalya ve Konya'yı işgal. Tevessüleri (Yayılma) vahim olacak. Samsun ve Trabzon gibi Bahr-ı Siyah sahillerimizin de aynı akıbete uğratılması tedarükatına başladıkları anlaşılıyor. Ermenistan hülyası saha-i hakikate iktiran ile hakk-ı hayat-ı millimize darbe-i idamın indirilmesi baîd (uzak) değildir. Vilayat-ı şarkiyenin işgalini iki tarzda tasavvur ediyorum: Ya Karadeniz sahilindeki Rum ahali isyan ederek cumhuriyet ilan ve bir taraftan da kuvvetli dahili ve bilhassa harici çeteleri vilayatımızı tarac (talan) edecektir. Veyahut böyle bir isyanla müteradif (tabi) olsun olmasın sahile ufak veya büyük ecnebi kuvvetleri çıkacak ve belki dahile de sarkacaktır. Bunlar hakkında tedbirlerden de bahistir, ki gerilla harbi tavsiyesidir!”

    Türkçe hutbe eleştirisi
    Karabekir, camilerde Türkçe hutbe okunmasının karar verildiği 1927'de ise, günlüğüne şu notu düşüyor:

    31 Aralık 1927 Cumartesi
    1928'de Türkçe hutbeler başlayacakmış. Gazeteler birkaç gün evvel ikisinin suretlerini neşretti! Hutbeleri Türkçe fakat kelâm-ı kadim (Kuran-ı Kerim) tercümesiyle hükümetin meşgul olmamasını meşrutiyet ilanından beri söylediğim gibi, salahiyettar (yetkili) olarak 1338 ve 39'da (1920 ve 1921) anlatmaya uğraşmıştım. Altı sene menfi tecrübelerden sonra karar verilmiş.
     

Sayfayı Paylaş