1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Atatürk'ün hayatında ilk ve tek basın toplantısı

Konusu 'Hayatı' forumundadır ve Suskun tarafından 27 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Atatürk'ün hayatında ilk ve tek basın toplantısı

    Atatürk, hayatında ilk ve tek basın toplantısını Kocaeli'de düzenledi. İstanbul işgal altındayken, kendisini destekleyen 6 büyük gazetenin baş yazarları ile görüşmek için İzmit'i seçti. Trenle İzmit'te gelen Atatürk, basın toplantısını İstanbul dışında tek saray olma özelliğini taşıyan Kasr-ı Hümayun'da düzenledi. 16 Ocak 1923 tarihinde düzenlenen bu toplantı nedeniyle Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, 16 Ocak'ı 'Basın günü' olarak kuluyor.
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    16 Ocak 1923, İzmit; Atatürk’ün ilk basın toplantısı

    Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen 6 büyük gazetenin başyazarları ile yaptığı 6 saatlik bu ilk basın toplantısı, daha İstanbul işgal altındayken yapılır ve gelecekteki Cumhuriyet rejiminin de, fikrî temelini oluşturur.

    (...)
    Başkomutanlık Meydan Savaşı ‘Büyük Zafer’ ile sonuçlanmış, Mudanya’da imzalanan ateşkes antlaşmasıyla Ulusal Kurtuluş Savaşı sona ermişti. Tüm Anadolu düşmandan temizlenirken, başkent İstanbul ve Batı Trakya, Lozan’da başlayan ve yeni Türk devletinin sınırlarının çizildiği barış görüşmelerinin sonucunu bekliyordu.
    Ülke büyük bir sevinç içinde çalkalanırken Mustafa Kemal’in Meclis’teki ve Meclis dışındaki muhalifleri, çeşitli iddia ve görüşlerle ortalığı bulandırmaya çalışıyorlardı:

    “Ordu niye taarruza devam etmemiş, İstanbul ve Batı Trakya’yı işgalden kurtarmamıştı?..”

    “Ordu, ‘Büyük Zafer’ ile görevini tamamladıysa, komutanlar neden idareyi sivillere bırakmıyordu?”

    “Hilafet muhafaza edildiğine göre, bu görev Gazi’ye verilmeliydi!” Halifelik kurumunun muhafazası için, Mustafa Kemal’e halife olmasını teklif edenler bile vardı.

    Hele Gazi’nin, 1922’nin Aralık ayı içinde Ankaralı gazetecilere yaptığı açıklamada; barıştan sonra ‘halkçılık’ ilkesine dayanan, ‘Halk Fırkası’ adı altında bir siyasî parti kurmak istediğini belirterek, tüm aydınları görüş belirtmeye çağırması, ortalığı büsbütün karıştırmıştı...

    “Halkçılık ne demekti?.. Yeni parti, sınıf esası üzerine mi kurulacaktı? Yoksa Mustafa Kemal’in başka gizli düşünceleri mi vardı?..”
    İstanbul, bu sorularla çalkalanırken, muzaffer başkomutan Mustafa Kemal, bir yurt gezisine çıkmaya karar verdi.

    Gazi, kurmayı düşündüğü partiyle (Halk Fırkası) ilgili olarak, halkın nabzını yoklayacak, bu arada toplumda bir deprem etkisi yapacak atılım ve devrimlerle ilgili olarak, aydınlarla görüşecekti.
    Kurtuluş Savaşı’nı ve Mustafa Kemal Paşa’yı başından beri kalemleriyle destekleyen, İstanbul’da yayımlanan altı büyük gazetenin baş yazarı da gelişmeler konusunda görüşlerini almak üzere Gazi ile görüşme talebinde bulunmuşlardı.

    İşgal altındaki bir kentte tehditlere aldırış etmeden, canını ortaya koyarak yüreklerindeki duyguları kalemlerine aktaran bu gazetecilerin isteğini Gazi kabul etti.

    Onlarla 14 Ocak 1923’te çıktığı yurt gezisi sırasında, İzmit’te görüşecekti. Gazetecileri İzmit’e getirmekle de, Ankara Hükümeti’nin İstanbul’daki temsilcisi Dr. Adnan (Adıvar) Bey’i görevlendirdi.
    Tevhid-i Efkâr’ın başyazarı Velit Ebüzziya, Vakit’in başyazarı Ahmet Emin (Yalman), Akşam’ın başyazarı Falih Rıfkı (Atay), İleri’nin başyazarı Suphi Nuri (İleri), İkdam’ın başyazarı Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) ve Tanin’in başyazarı İsmail Müştak (Mayakon), Adnan Adıvar’ın başkanlığında, İstanbul’dan toplu olarak yola çıktılar.

    Kafilede Adnan Adıvar’ın eşi Halide Edib (Adıvar) Hanım ve Adnan Bey İstanbul’a gelene kadar onun görevini yerine getiren Kızılay Başkanı Hamit Bey de yer almaktaydı. Bu topluluğa İleri gazetesinin İzmit Muhabiri Hakkı (Kılıçoğlu) Bey de katıldı.

    Gazeteciler, İzmit halkının ‘Saray’ diye adlandırdığı binanın alt katındaki geniş salonda toplandılar. Burası Sultan II. Mahmud zamanında yapılmış, Sultan Abdülaziz zamanında baştan başa yenilenmiş, zarif bir av köşküydü.

    Toplantıda konuşulacakları kaydetmek üzere, TBMM’den 4 görevli de salonda yer almış bulunuyordu.

    Gazi’yi görecek olmanın heyecanı içindeki gazeteciler, daha önceden hazırladıkları sorulara bir kez daha göz atarken, Gazi içeri girdi.
    Annesini kaybetmiş olmanın verdiği üzüntüyü dudaklarındaki tebessümle gizlemeye çalışarak, herkesin tek tek elini sıkıp hatır sordu. Sonra kendisine ayrılan yere oturarak, gazetecilerle konuşmaya başladı...

    16 Ocak Salı akşamı, saat 21.30’da başlayan bu toplantı, gece yarısını da aşmış, saat 03.00’te sona ermişti. Gazi, salonda bulunanlara veda ederek ayrılmadan önce, son söz olarak, şunları söyledi:

    “Atiye [geleceğe] ait politikamız hakkında görüşmek arzusunu izhar buyurmuş idiniz. Bunu uzun uzadıya şimdi görüşmek mümkün değildir. Başka bir zamana bırakalım.”

    “Yalnız şunları da ifade edeyim: Sulh olmak ihtimali vardır. Olmamak ihtimalini de nazarı dikkatte tutmaktayız. Tedbirlerimiz vardır. Çünkü canımız çok yandı, çok aldatılmışızdır. Hatta bugün bile aldatılmış bir haldeyiz. Mudanya Mukavelesi’nin ahkâmına [hükümlerine] mugayir [karşıt] hareketler olduğunu görüyoruz.”

    “Hiç şüphesiz sulh olduktan sonra, çok çalışmak lüzumuna kâniyiz. Bunun için zayiatımızı [kayıplarımızı] en az bir zamanda telafi edecek esaslı bir program yapmaya mecburuz. Bu program üzerine fırka [Halk Fırkası] teşekkül edecektir.”


    18 Ocak Perşembe günü ise, Mustafa Kemal Paşa, İzmit bölgesindeki Birinci Ordu birliklerini, Yarımca’da denetler; burada, Kurtuluş Savaşı’nın komutanlarıyla toplu fotoğraf da çektirir.

    Aynı gün, İzmit halkına hitaben bir konuşma da yapan Mustafa Kemal Paşa, “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Halife’nin değildir ve olamaz” der.

    kaynak: Popüler Tarih Dergisi
     

Sayfayı Paylaş