1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Atatürk’ün Sinop Yatı Mektebi’nde Verdiği Yazı Dersi (15 Eylül 1928)

Konusu 'Hayatı' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 12 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Atatürk’ün Sinop Yatı Mektebi’nde Verdiği Yazı Dersi (15 Eylül 1928)

    İzmir Vapuru bugün saat 14.00 de Sinop’a geldi. Reisicunhur Hazretleri maiyetindekilerle birlikte yarım saat sonra Sinop’a çıktı. Öğrencilere, “Merhaba hanımlar! Merhaba evlâtlar!” diyerek gönüllerini aldı. Kız Nümune Mektebi öğrencilerinden Ziynet Hanım tarafından “Hoş geldiniz Gazi babamız” dendi ve bir buket sunuldu. Gazi, buketi aldı ve öğrencinin hatırını sordu.

    Belediye Caddesini ve o sıradaki bütün evlerin balkon ve pencerelerini, kale bedenlerini dolduran halkın coşkun tezahürleri arasında Hükümet Konağı’nı şereflendirdi. Bir süre Vilâyet Makamından dinlendi. Burada, bütün öğrencilerin ve halkın Yatı Mektebi’nde toplanmasın istedi.

    Gazi Hazretleri, Hükümetten sonra doğruca Yatı Mektebi’ne geldi. Önce okulun alt kattaki bir sınıfında imtihana başladı. Fakat, sınıfın döşeme tahtaları gıcırdamaya başlayınca, çökme ihtimali düşüncesi ile dışarıya, bahçeye çıkılmasını emretti. Emri üzerine okulun bahçesine siyah bir yazı tahtası konuldu. Tarihi derse bahçede devam edildi. Burada memurları, öğrencileri, kadınları, hiç okuma yazma bilmeyen ihtiyarları imtihan etti ve imtihan iki saat sürdü. (1)

    Bahçe içinde, yazı tahtasına doğru yarım bir daire şeklinde cephe almış olan yüzlerce halk, Gazi’nin anlattığı “Yeni Türk Alfabesi”ni öğreniyordu.

    Gazi, ilk önce Türkçe’deki “A,E,I,İ,O,Ö,U,Ü” seslerinin rollerini anlattı. Bir kıraat (okuma) parçası okudu. Arkasından herkesi okuttu ve yazdırttı.

    İlk imtihan maarif, ortaokul ve ilkokullar müdürlerinden başladı. Halktan, öğretmenlerden ve devlet memurlarından orada bulunanların birçokları sıra ile hep bu imtihanı geçirdiler.

    Alfabe Encümeni’nin düzenlediği yeni imlâ sistemine göre “mi-mu” soru eki, “Ahmet geldi-mi?”, “ Kitabı okudun-mu?” şeklinde kelime ile arasına bir (-) tire konularak yazılıyordu. Fakat başta öğretmenler olduğu halde bu tarz yazılışta bir zorluk görülüyordu. Bunu hisseden Gazi, Halk Fırkası Umumi Kâtibi Saffet (Arıkan) Bey’e dönerek:

    -Maarif Vekili Beyefendi’ye bir telgraf yazınız. İmlâdaki bu bağlama işareti müşkülâtı müeddi oluyor, kaldırılsın. dedi.

    Dersi dinleyenler arasından biri, ön sıraya geçmiş ve tam Gazi’nin karşısında yer almıştı. Bu sırada, Bektaşağa köyünden bir bayanın imtihanı bitmişti ki, Gazi:

    -Sen gel bakayım.

    Diyerek ön sırada ve tam karşısında duran elli yaşlarındaki arabacı Bekir Ağa’yı yazı tahtası başına çağırdı. Gazi sordu:

    -Adın ne?

    -Bekir, Paşam.

    -Ne iş yaparsın?

    -Arabacıyım, Paşam.

    -Okuman, yazman var mı?

    -Yok Paşam, senden öğrenmeye geldim.

    Bunun üzerine Gazi, yazı tahtasına “A” yazdı. Bunu birkaç kelime örneği ile Bekir Ağa’ya tekrarlattı. Bundan sonra “O,Ö,U,Ü” leri tekrarlayan Bekir Ağa, bu harfleri yanlışsız yazmayı da başardı.

    Bundan sonra Gazi, Bekir Ağa’ya “T” yi belletti. Bekir Ağa “A,O” harflerini de öğrendiği için bu sefer yazı tahtasına “AT” ve “OT” kelimelerini yanlışsız yazdı. Gazi, elli yaşına kadar cahil kalmış olan bir vatandaşa da yarım saat gibi kısa bir zaman içinde yeni Türk Alfabesinin esaslarını öğretmiş oldu.

    Bekir Ağa, dersi biter bitmez öğretmenine boyun eğerek teşekkürlerini sunduktan sonra “Ey millet! Gazi babamızdan…” diye bir nutuk söylemeye başlamıştı ki, Gazi ona:

    -Nutku bırak, al şu kitabı, içindekileri iyice öğrenmeye çalış.

    Diyerek içinde yeni Türk Alfabesiyle seçme kıraat (okuma) parçalarının bulunduğu bir küçük kitap verdi. (2)

    -Eski tarz imlâyı mutlaka hatırınızdan çıkarmak lâzımdır. Buyurdu. (3)

    Gazi, Sinop’ta tam iki saat süren imtihandan memnun oldu ve herkesin yeni harfleri evinde ailesi efradına, hülâsa bilenlerin bilmeyenlere öğretmesi tavsiyesinde bulundu. (4)

    Reisicumhur Hazretleri, ders bittikten sonra okul bahçesinde saklanmakta olan ve Rusların Sinop deniz baskınına (3 Kasım 1853) ait acıklı hatırayı tespit eden mermer kitabe ile ilgilendi. Şakir Bey, kendisine kitabeyi okudu ve gerekli tarihi bilgiyi de verdi. Gazi, çok memnun oldu ve yanından ayrılmamasını emir buyurdu. (5)

    Reisicumhur Hazretleri, Cumhuriyet Halk Fırkası merkezini de ziyaret ederek yeni harfler ve Türk Alfabesi üzerinde görüştü. Yaya olarak baştan başa şehri dolaştı. Kahvehane ve dükkanlara uğradı. Halkla konuştu. Tabela ve levhaların yeni harflerle yazılmış bulunmasından memnun oldu.

    (1) Cumhuriyet: 1565, s.1; Vakit: 17 Eylül 1928, 3842, s.1; Milliyet: 17 Eylül 1928, Sayı. 833, s.1,5; Hakimiyeti Milliye: 17 Eylül 1928, Sayı: 2583, s.1; Ülkütaşır, M. Şakir: “Atatürk İlk Alfabe Dersini Sinop’ta Vermişti”, Yücel Dergisi: Cilt: XIX, Sayı: 109, Kasım 1945, s.86-87

    (2)Ülkütaşır: Türk Kültürü Dergisi: s.101-102

    (3)Cumhuriyet: 1565, s.1

    (4)Vakit: 3842, s.5

    (5)Ülkütaşır: Atatürk ve Harf Devrimi, 1981, s.109

    Kaynak: Başöğretmen Atatürk 1919-1928, Ahmet Bekir Palazoğlu, Ankara 1991, Cilt.1, s.312-313

     

Sayfayı Paylaş