1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ateşin Efendisi

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.180
    Beğenileri:
    4.772
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    369 ÇTL
    ATEŞİN EFENDİSİ

    İspanyolca adı Oomingo, Nahuatl dilinde adı Domingutzi olan bir bay vardı. San Pedro Huazalingo’da doğmuştu. Her sabah gidip ateşin yanında oturmayı severdi. Kayınları hep onunla uğraşırdı, çünkü o ateşle oynamaktan başka bir şey düşünmez, onlarla birlikte gidip tarlada çalışmayı istemezdi.

    Bir gün kayınları onu işe zorlamak için çenelerini epeyce yord, ama o susuyor, yanıt vermiyordu. Böylece günler geçti.

    Bir başka gün, tüm bu baskılardan bıkıp usanan bay Domingutzi kendi kendine söylenmeye başladı: “Şimdi artık göstermeliyim kayınlarıma, mısır tarlalarını işlemek için çok çalışmam gerekmediğini. Kendimi yormadan, didinip çırpınmadan, şu mısır saplarını ateşe verdim mi, görsünler bakalım nasıl hepsinden fazla iş bitiriyorum.”

    Böyle deyip gitti mısır tarlasına. Aldı eline ateşi. Mısır saplarını şöyle bir aralayıverdi miydi hepsi bir anda tutuşup, kısa sürede yanıp bitiyordu. Oysa kayınları, nice uğraşırlarsa uğraşsınlar, tarlalarındaki yolunmuş sapları yakamıyorlardı. Bunun üzerine, “Bizim tarlalardaki saplar neden bir türlü ateş almıyor? Hepsi de kupkuru. Domingonunkiler ise bir çakmada parlavıveriyorlar. Nasıl beceriyor bunu? Yoksa o tansıklı bir kişi midir” diye aralarında konuşarak kayınbiraderlerini aramaya çıktılar.

    “Hey, Domingutzi, ne yaparsak yapalım bizim saplar ateş almıyor, ama seninkiler bir çırpıda ttuşuveriyor. Gel de bizim tarlaları da yak.”

    Domingo şöyle yanıtladı onları, “Hayır gelemem. Çünkü ben tembelin biriyim. Ocağın karşısında pineklemekten başka işe yaramam.”

    Kayınları yalvarıp yakararak razı ettiler. O da onların tarlalarına gidip de kurumuş çayırın kıyısında dinelir dinelmez, alevler sanki yamaçtan sel boşanırcasına sarıverdi tüm sapları.

    İşte o zaman kayınları da, başkaları da Domingutzi’nin böylesine hiç çabalamadan kuru sapları kolaylıkla yakıvermesine parmak ısırdı.

    Herkes onun sıradan bir insan olmadığını, besbelli mucizeler yarattığını, onun Ateşin Efendisi olduğunu düşündü.

    O gün bu gündür, Bay Domingutzi, Xilotzingo denen bir dağın tepesine çekilip orada yerleşti. Bir daha da ne kayınlarını, ne ana babasını, ne de başka insanları görmeye gelmedi.

    O günden sonra ise ateşsizlikten kimse yemek pişiremez oldu. Bunun üzerine Domingutzi’nin yakınları ona gelip dedi ki, “Geni gel Domingutzi, bak sensiz artık ateş yakamaz olduk.”

    Domingutzi buna karşılık ne yaptı dersiniz? Bir parmağını kesip onlara verdi. “Ne zaman gereksinim duyarsanız bununla yakarsınız ateşi” dedi. Artık onun ailesi ateş yakabiliyordu, ama başkaları yakamıyordu. Onlar da gidip ona güzel ezgilerini, evde yapılmış iyi yiyecekleri sundu. O da ateş yakabilsinler diye onlara öbür parmağını verdi.

    Böylelikle bildiler ki Bay Domingutzi ateşin efendisidir.
     

Sayfayı Paylaş