1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Avustralya

Konusu 'Ülkeler Tarihi' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 25 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.175
    Beğenileri:
    4.757
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    332 ÇTL
    AVUSTRALYA


    BAYRAĞI

    [​IMG]


    ARMASI

    [​IMG]


    HARİTASI

    [​IMG]



    Resmi İsmi:
    Avustralya

    İngilizce İsmi: Australia

    Kendi Dilindeki İsmi: Commonwealth of Australia

    Başkenti: Kanberra

    Dili: İngilizce, Arborjin dili

    Dini: Protestan Hristiyanlık, Katolik Hristiyanlık, ve diğer

    Para Birimi: 1 Avustralya doları = 100 sent

    Nüfusu: 21,328,050

    Yüzölçümü: 7,713,360 km2





    Tarihi

    Avustralya'nın bulunuşu da Amerika'nın bulunuşu gibi tesadüfidir. On altıncı yüzyıldan başlayarak Portekiz ve İspanyol gemicileri Avustralya'nın kuzeyindeki adalar bölgesine ulaştılar. Daha sonra 17. yüzyılda Hollandalı denizciler Avustralya kıyısına ulaştılar. Avustralya'nın yeni bir kıta olarak anlaşılması, 1769'da İngiliz kaptanı James Cook'un Yeni Zellanda'ya yaptığı bir seyahat sırasında tesadüfi olmuştur.

    Daha sonraları İngiliz kaptanlarından Arthur Pihilip 26 Ocak 1788'de 1000 kişilik kadınlı-erkekli, çocuklu bir toplulukla Sdney'e yerleşti. Bugün, Avustralya Günü olarak her sene kutlanmaktadır. 1820 ile 1850 yılları arasında İngiliz asıllı halkın bütün kıtaya yayılması neticesinde Avustralya tamamen bir İngiliz kolonisi oldu. 1850 seneleri Avustralya altın arayıcılarının hücumuna uğradı. Ancak altın arayıcıları umduğunu bulamadılar. 1890 senelerinde ekonomik zorluklar Avustralya, Tazmanya, Qneensland'ın bir federasyon etrafında birleşmesine sebeb oldu. 1901 federasyon anayasası tasdik edilerek Barton başkan seçildi.

    Birinci Dünya Savaşında Avustralya federe devleti, İngiltere'ye Hint Okyanusunda yardım etti. 5.000.000 nüfusun 329.000'i gönüllü asker olarak savaşa katıldı. Almanların Emden isimli savaş gemisini batırdılar. İkinci Dünya Savaşında da yine İngiltere yanında savaşa katıldılar. Japonlara New Guinee'de çok zayiat verdirdiler. İkinci Dünya Savaşından sonra Avustralya'nın daha bağımsız olma arzuları belirdi. 1945 senesinden sonra Avustralya'nın münasebetleri İngiltere'den ziyade ABD'ye kaymaya başladı. 1951 senesinde Avustralya, Yeni Zellanda ve ABD arasında "Anzus" Paktı imzalandı. Daha sonra 1954 senesinde bu pakt Güney Asya devletlerini de içine alan Güney-Doğu Asya Paktı SEATO (Southeast Asia Treaty organization) kuruldu. Bu, Avrupa'da kurulan Kuzey Atlantik Paktı NATO'ya eşdeğerdir.

    1950 yıllarından sonra ABD, İngiltere ve Avrupa'dan ekonomik ve bilgi yardımı alan Avustralya, sür'atle teknolojik yönde ilerlemeye başladı.

    Fiziki Yapı
    Avustralya, kıtaların yükseklik bakımından en düşük seviyede olanıdır. Arazinin % 94'ü deniz seviyesinden 660 metreden daha az yüksektir ve tepe meydana getirecek hiçbir zirve yoktur. 16.650 kilometreden daha fazla olan kıyı şeridi, düzgün olmasına rağmen, bazı derin koy ve körfezlere de sahiptir.

    Avustralya'nın üç önemli fiziki bölgesinin en genişi olan batı platosu kıtanın yarısından fazlasını meydana getirir. Bölgenin çoğu deniz seviyesinin üstünde 500 m civarında uzanır. Fakat bazı yerlerde küçük dağ grupları, platonun genel seviyesinin üzerine yükselerek seyreder. En önemlileri batı sahili yakınında Hammersley dizisi ve kıtanın merkezindeki Macdonnel ile Musgrave sıra dağlarıdır. Platonun çoğu kuzeydeki büyük kum çölü ile güneydeki Victoria Çölünden ibarettir. Bu bölgede hiç devamlı nehir yoktur ve arazinin çoğu çoraktır. Platonun kıyıları dar kıyı ovalarıdır.

    İçteki alçak bölgeler ikinci fiziki sahayı meydana getirir ve kuzeydeki Karpentarya Körfezinden Güney Avustralya'nın güney kenarı üzerindeki Spensyr ve Sent Vinset Körfezlerine kadar uzanır. Bu bölgenin büyük bir kısmının yüksekliği 170 m altında uzanır. Güney Avustralya havzasındaki Lake Eyze, deniz seviyesinden 13 m kadar aşağıdadır. Sahanın orta bölümü büyük artezyen havzasından ibarettir. Güneyde diğer bir artezyen sahası aşağı Murray Nehrindeki dranaj sistemidir.

    Avustralya'nın üçüncü önemli fiziki bölgesi doğu yaylaları veya Great Dividing Range'den meydana gelir. Bu bölge yaklaşık 4000 km kadar doğu kıyılarına paralel uzanır. Kıtanın asıl sulak yeri burasıdır. Bu bölge bir seri sıradağlar ve platolar ile önem kazanarak, Tasmanya Adasını da içine alır. En yüksek tepeler, 2.230 metreye kadar yükselen Kosciusko Dağı olup, Güney Avustralya Alplerindendir. Güney yaylaları sahilden dar bir ova ile ayrılırlar.


    İklim
    Güney yarım küresinde bulunan Avustralya diğer kıtalara nazaran çok değişik bir iklime sahiptir. Türkiye'de kış iken orada yaz vardır. Çöl kısmının bulunduğu batı taraflara yağış az düşer. Senelik ortalama 500 milimetreyi geçmez. Senelik yağışlar çok farklı olup, korkunç kuraklıklar her sene beklenen şeylerdendir. Kuzeyde ülkenin üçte birini teşkil eden bölgede tropikal iklim hüküm sürer. Senelik yağış 700-1520 mm arasındadır. Ülkenin doğu ve kuzey kıyılarında, güney kıyılarının bir bölümünde, yağışlar normal olup, 1000 milimetreyi bulur. İç kısımlarda ise yağış ortalaması az olup, bunun neticesi olarak da nüfus seyrektir.

    Kıtanın doğu kenarında nemli ve tropikal bir iklim görülür. Aşağı Murray Nehir vadisi ile Batı Avustralya'nın güney-batı köşelerinde Akdeniz iklimi hakimdir. Buralarda yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise yağışlı ve ılımandır.


    Tabii Kaynaklar
    Batı platosunun büyük sahaları üzerindeki eski kayaların dış yüzeyi ve doğu bölgelerinin bazı kısımları Avustralya'ya kıymetli madenlerden olan altın, gümüş, kalay, çinko ve bakır sağlamaktadır. Ülke aynı zamanda önemli demir, boksit ve uranyum yataklarına sahiptir. Kömür önemli miktarda bulunur. Surat havzasında ticari bakımdan kıymetli petrol rezervleri ortaya çıkarılmıştır. Avustralya dünyanın başta gelen opal (panzehirtaşı) kaynaklarına sahiptir.

    Su, Avustralya'nın tabii kaynaklarının en kıymetlisidir. Suyun olmayışı, iç kısmın çoğunun gelişmesini engelleyen mühim bir faktördür. Yetersiz nehirlerden başka, esas su kaynakları kuyular ve su depolarının olduğu artezyenlerdir. Sadece güney-doğunun yaylalarında, hidroelektrik santrallarının suyunu devamlı şekilde temin edecek kadar yeter su vardır.Tasmania bölgesi ülkenin hidroelektrik potansiyelinin yarısına yakın santrala sahiptir.

    Avustralya toprakları genellikle fosfor bakımından zayıftır. En verimli topraklar, bilhassa güney-doğu ve güney-batıdaki nemli kısımlarındaki alüvyonlu ovalardır.


    Bitki ve Hayvanlar
    Avustralya'nın bitki örtüsü hem değişik, hem de hususiyet arz eder. Kurak olan iç kısımlarında seyrek çöl bitkileri ve fundalar vardır. Yağmurun artmasıyla bitki örtüsü çalılıklardan ormana dönüşür. Doğu sahili ve Tasmania'da ormanlar ve çalılıklar yer alır. Akasya ve okaliptüsler bilinen bitki örtüsü arasındadır. Her ikisinin yüzlerce türü olup, hemen hepsi de Avustralya'ya mahsustur. Kuzeydoğu kıyısının tropik ormanlarında palmiye, çamlar, güneydoğu Asya'nın bitki topluluğuna ait kerestelik ağaçlar ve salep otunun yüzlerce çeşidine rastlamak mümkündür.

    Avustralya'nın yerli hayvanlarının hepsi yavrularını kendi mide keselerinde taşıyan Tasmania şeytanı, kaulo, vombat ve kanguru gibi memelilerden meydana gelen garip hayvanlardır. Yumurta yapan, fakat yavrularını emziren, karınca yiyen Ekidualar ve Pleytipuslar da Avustralya'ya mahsus yaratıklardır. Dingo veya vahşi köpek; koyunlar için ciddi bir tehlikedir. Kuş cinsi ormanlık bölgelerde çok olup, çok değişik papağanlar, kakaburra veya balıkçıl çok rastlanan hayvanlardır.Tropikal kuzey sahil nehirlerinde yaşayan timsahlar, yılanlar ve çeşitli kertenkeleler bu ülkede yaşayan hayvanlardandır.

    Avustralya'ya sokulan hayvanlardan tilki ve tavşan, çok üremelerinin sonunda memleket için ciddi bir tehlike olmuştur. Tavşanların çoğalmasını ve yayılmasını önlemek gayesiyle uzun çitler yapılmıştır. Fakat kıtanın otlaklarının hemen tamamını istila etmelerine mani olunamamıştır. Daha sık tecrid çitleri, zehirleme, tuzak kurma ve myxomatosis hastalık virüsleri gibi kontrol tedbirleri, istila eden tavşanların azaltılması için kafi gelmemektedir. Avustralya'da aynı zamanda yaban atlarına, develere ve su aygırlarına da rastlanır.


    Nüfus ve Sosyal Hayat
    Avustralya, dünyanın nüfusça seyrek ülkelerinden biri olduğu halde, şehirlerinden iki tanesi Sydney 3.656.000 ve Melbourn 3.080.000 nüfusuyla yeryüzünde kalabalık 30 şehir arasında yer almaktadır. Ülkenin toplam nüfusu 20,555,3002 (53. sırada) kişidir. Nüfus yoğunluğu son senelerde yükselmekle beraber, hala kilometrekareye 2,2 kişi düşer. Bununla beraber, nüfus, batılı ülkelerin çoğundan daha fazla sür'atle artmaktadır. 1946 ve 1960 arasında, sadece göçle 1.600.000 kadar insan katılmıştır.

    Kıtanın çoğunun kurak olması, nüfusun 2/3 kadarının sıcak olan güneydoğu köşesinde yerleşmesine sebeb olmuştur. Şehir mıntıkalarına doğru akın gittikçe artmaktadır. Nüfusun % 54 kadarı altı eyalet başkentinde oturur. Bunlar; Sidney (New South Wales), Melbourne (Victoria), Brisbane (Oueensland), Alelaide (South Australia), Perth (Western Australia) ve Hobart (Tasmania)'dır. Bu şehirler ve federal başkent Canberra'dan başka, nüfusu 20.000'den daha fazla olan on iki kadar daha şehir vardır. Kasaba merkezleri 5000 ile 10.000 nüfus arasında olup, genellikle küçüktürler. Çoğu bölgelere hizmet vermek için kurulmuş merkezlerdir.

    Göç: 1945'ten beri İngiliz olmayanların büyük akımına ve bunların Avustralya örf ve adetleri bakımından üzerinde yoğunlaşan etkiye rağmen nüfus bakımından yine de baskın olan İngiliz asıllı olanlardır. İtalya, Polonya, Danimarka, Almanya ve İkinci Dünya Savaşından sonra çeşitli Avrupa ülkelerinden insanlar geldiği halde, bütün göç edip gelenlerin hemen hemen yarısının kaynağını, birleşik kraliyet vatandaşları teşkil etmiştir. Avustralya hükumetinden burslu binlerce Asyalı öğrenci üniversitelerde okumaktadır.

    Yerliler: Avustralya yerlileri Commonwealth (İngiliz Milletler Topluluğu) nüfus sayımına dahil edilmemiştir. Fakat bugün sayılarının 70.000 civarında olduğu tahmin edilmekte ve bunun 40.000'i safkan, 30.000 kadarı da melezdir. Avrupalılar geldiğinde 300.000 civarında olduğu tahmin ediliyordu. Fakat meydana gelen çarpışmalar, kendilerinden başkasına yaşama hakkı tanımayan İngilizlerin yaptığı toplu katliamlar, salgın hastalıklar ve diğer sebepler kabilelerin azalmasına sebeb olmuştur. Hükumet, yerlilerin eğitim yoluyla, gezici sağlık ekipleriyle tekrar eski haline gelmesine çalışmaktadır.

    Din: Kurulmuş kilise olmamasına rağmen, din bakımından Avustralya, İngiliz ve Avrupalıların dinlerindedirler. İngiliz kilisesi, nüfusun % 38'inin kendine bağlı olduğunu iddia etmektedir. Son yıllarda İngilizlerin engellemelerine rağmen, İslamiyet burada da hızla yayılmaktadır. Avustralya'nın birçok bölgesinde camiler yapılmıştır.

    Sosyal yapı: Avustralya toplumunun hakim özelliği, kıtanın her tarafında örf, adet ve görünüş bakımından göze çarpacak derecede aynı olmasıdır. Çevre benzerliği, devlet müesseselerinin farklı olmaması, eğitim beraberliği bu durumu meydana getirmiştir. Aynı zamanda iyi eğitilmiş geniş meslek gruplarına sahip bir toplumdur. Kanun, yaşlılık aylığı, sosyal haklar ve maaş gibi yardımlar sağladığından hayat standartları bakımından dünyada en iyiler arasındadır. Halk okumayı çok sevdiğinden Avustralya'da kitap sanayi çok gelişmiştir. Gazete okumaya son derece düşkündürler.

    Eğitim: 14 ve 16 yaşına kadar ilk öğretim mecburi olduğu için, eğitim devlet tarafından kontrol edilir. Çocukların çoğu, özel okullardan daha çok devlet okullarında okur. Üç tane önemli üniversitesi vardır.

    Hükumet: Avustralya dünyada en ileri ve istikrarlı demokratik ülkelerden biridir. Hükumet sistemi tamamen geleneksel İngiliz parlementer sistemidir. Uygulanan anayasa biraz değiştirilmiş, bir dereceye kadar Amerikan sistemi örnek alınmıştır. Oy kullanma her seçmen için mecburidir.

    Federal hükumet: Avustralya, İngiliz Milletler Topluluğu içinde hür bir millettir. Başkenti Canberra, Newsouth Wales'ten alınan topraklar üzerinde 1911'de kurulmuş ve Avustralya Başkent arazisi adı verilmiştir.

    Kanun yapma yetkisi, bir senato ve temsilciler meclisi olan, İngiliz kral ve kraliçesinin seçtiği Avustralya genel valisi tarafından temsil edilen federal parlamentonundur. Senato üyelerinin yarısı her üç senede bir yenilenir ve altı sene için seçilir; 60 üyelidir. Temsilciler Meclisi yaklaşık olarak Senatonun iki katı üyeye sahiptir. Bunlar, eyalet nüfusu esasına göre üç seneliğe seçilir. Her eyalet en az 5 temsilciye sahiptir.

    Hukuk sistemi: Avustralya hukuk sistemi umumi olarak İngiliz hukuk sistemi üzerine kurulmuştur. Ancak zaman zaman bu kanunlarda değişiklikler yapılmıştır. Adalet mekanizması, yargı mahkemeleri, eyalet ve federal mahkemelerle Avustralya Yüksek Mahkemesine bağlı birçok mahkemeden meydana gelir. Bazı durumlarda mahkemeler yüksek mahkemelerdeki bazı kararları Londra'daki İngiliz Gizli Konseyine gönderebilir. Bu davalar sulh ve ceza davaları ile ilgilidir.

    Federal ve eyalet mahkemelerinin hakimleri, genellikle çalışan tecrübeli savcılar arasından hükumet tarafından tayin edilir. Federal tayinler hayat boyudur. Bütün hakimler icra kontrolünden tamamen serbest olup, sadece parlamento oylamasıyla uzaklaştırılabilirler.


    Ekonomi

    Ekonomik şartlar ve dış ticaret: Avustralya ekonomisi geleneksel olarak hammadde ihracatına dayanır. Hernekadar son yıllarda imal edilmiş malların satılması önem kazanmışsa da, yün, buğday, et ve minareller ihracatta başta gelir.

    Önemli ithalat malları ham petrol, makina, metaller, tekstil ve kimyevi mallardır. Avustralya'nın dış ticaretinin yarısından fazlası İngiltere ve diğer İngiliz sömürgeleri iledir. Avustralya malları için Japonya önemli bir pazardır. ABD önemli bir ithalat kaynağıdır.

    Ziraat: Avustralya'da 20.000.000 dönümden daha fazla olan ekili arazinin yarısını işgal eden buğday, devletin ana mahsulüdür. Bütün diğer hububatlar yetiştirilir. Arpa ve yulaf en önemlilerindendir. Sulanan bölgelerde pirinç ekilir. Şeker kamışı hem iç tüketim, hem de ihracat için üretilmektedir. Tropikal meyveler, bilhassa muz ve yerelması Qeensland'da yetiştirilmektedir.

    Hayvancılık: Avrupalıların yerleşmeleri ile birlikte koyun besleme ve yetiştirmeye önem verilmiştir. Son senelerde tahmin edilen koyun sayısı 175.000.000 ile rekor seviyededir. Et önemli ihraç ürünüdür. Yağ, peynir ve süt ürünleri bu sanayinin ihraç mallarıdır.

    Ormancılık: Avustralya tahminen 120.000.000 dönümlük ormanlık sahaya sahiptir. Fakat sadece 44.000.000 dönümü işletilmektedir. Çeşitli okaliptüs türleri ülke kerestesinin % 90'ını karşılar. Batı Avustralya'da bulunan Karri ve Jarrah ağaçları dünyanın en kıymetli keresteleridir. Kuzeydoğu kıyısının tropik yağmurlu ormanları mobilya sanayiinde tercih edilen kıymetli ağaçlarla doludur. 500.000 dönüm kadar bir saha çam ağaçları ile ağaçlandırılmıştır.

    Madencilik:Madencilik Avustralya'nın önde gelen sanayilerinden biridir.Yeni maden kaynaklarının tesbiti bu sanayinin önemini arttırdı. Bir zaman dünyanın en büyük altın üreticisi olan Avustralya'da, bugün hala Kalgoorlie'de çok miktarda altın çıkarılmaktadır. Güneydeki Broken Hill, dünyanın en zengin gümüş, çinko ve kurşun kaynaklarından biridir. Tasmania zengin bakır üretim sahasıdır. Kömür, doğu kıyısı boyunca ve biraz daha az ölçüde Güney Avustralya'da ve Batı Avustralya'daki Collie ve Leigh Greek'de çok miktarda çıkarılır. Uranyum, kuzey mıntıkasında çıkarılır ve işlenir. Broksit, tungsten, kalay, molibden titanium, antimon ve rulite gibi her çeşit maden çıkarılmaktadır.

    İmalat: Avustralya imalat endüstrisinin hepsine sahiptir. Önceleri nisbeten küçük çapta kurulan bu sanayi dalı, harp sonrası yıllarda üretimini % 300 arttırarak çok gelişmiştir. Üretim; jet uçağından, dizel lokomotiflere, arabalardan elektronik, ilmi ve tıbbi aletler, ilaç, gübre, işlenmiş gıdalar ve her çeşit tüketim maddelerine kadar sıralanır. Ağır endüstri önemli merkezleri Sydney, Hewecastle, Wollongong ve Poxt Kembla'dır. Çeşitli hafif endüstriler, eyalet başkenti civarlarında ve bir çok daha geniş merkezlerde kurulmuştur.

    Enerji: Avustralya fabrikalarının enerjisinin çoğunu hala kömür temin ediyorsa da, hidroelektrik de önem kazanmaktadır. Bu konuda Tasmania önde gelir. Fakat Victoria ve New South Wales de önemli hidroelektrik santrallarına sahiptir. Snowy River hidroelektrik santralı saniyede 3.000.000 kilowat enerji üretmektedir. Avustralya Atom EnerjisiKomisyonu Lukas Heights'de iki tane nükleer reaktöre sahip atom enerjisi üzerinde çalışmalar yapmaktadır.

    Taşıma ve ulaşım: 1600 km kadar olan imkansız ve yolsuz çöl, kıtayı ortasından baştanbaşa doğu ve batı Avustralya diye ikiye ayırır. Karayolu uzunluğu 864.000 km kadardır. Perth dışındaki bütün eyalet başkentleri modern karayolları ile birbirine bağlıdır. Ülkede 40.000 km tren yolu bulunmaktadır. Avustralya'nın deniz trafiğini sağlayan deniz nakliyesi en ucuz ulaşım vasıtasıdır. Önemli limanı Fremantle hariç, her eyalette önemli liman, eyaletin başkentidir. Telgraf, telefon sistemleri ve radyonun teknik bölümleri devlet tarafından işletilir. Bunun yanında özel şirketler tarafından işletilen tesisler de vardır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Aborjin Avustralya kıtası yerlilerine verilen addır. Avustralya Yerlileri ifadesi de kullanılabilmektedir. Kelime Latince, kökenden, başlangıçtan gelen anlamında ab origine ifadesinden tüm yerli topluluklara izafe etmek için türetilmiş olmasına karşın 17.yüzyıldan itibaren özelde Avustralya yerlilerini genelde de yerli hakları tanımlamakta kullanılmıştır.

    Aborjinler ifadesi genel olarak tüm bir Avustralya, Tazmanya ve çevre adalarda yaşayan yerlileri tanımlamakta kullanılmakla birlikte bu isimlendirmenin dil ve yaşayış biçimi olarak ortak noktalarıyla birlikte farklılıklar da taşıyan geleneksel toplulukları işaret ettiği de unutulmamalıdır.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Yerli Aborjin topluluklarının dağılımı


    Yerli kabilelerden bazıları; New South Wales ve Viktorya'da Koori, Queensland'da Murri, Güney Avustralya'da Noongar, Merkezi Batı Avustralya'da Yamatji; Güneybatı Avustralya'da Nunga, Kuzey Avusturya'da ve Kuzey bölgelerine komşu bölgelerde Anangu; orta Kuzey bölgede Yapa, Doğu Arnhem topraklarında Yolngu ve Tazmanya'da Palawah kabileleri gibi.
    En büyük gruplardan Anangu (Çölden gelen kişi anlamına gelmektedir) kabilesinin Yankunytjatjara, Pitjantjatjara, Ngaanyatjara, Luritja ve Antikirinya şeklinde alt toplulukları bulunmaktadır.



    Aborjin Nüfus

    2001 yılında Avustralya İstatistik Bürosu toplam yerli nüfusunu 458,520 olarak vermiştir (bu rakam Avustralya'nın toplam nüfusunun %2.4'üdür). Bu nüfusun %90'ı Aborjin olarak, %4'ü Torres Strait Islander, geri kalan %4'ü hem Aborjin hem Torres Strait Islander olarak tanımlanmaktadır.
    2001 nüfus sayımına göre Aborjin Nüfusu:
    Yeni Güney Galler New South Wales - 134,888
    Queensland - 125,910
    Batı AustralyaWestern Australia - 65,931
    Northern Territory - 56,875
    Victoria - 27,846
    Güney Avustralya South Australia - 25,544
    Tazmanya - 17,384
    ACT - 3,909
    Diğer bölgeler - 233

    Kültür ve Din

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Namadgi Ulusal Park'da bulunan bu Aporjin kaya çiziminde Kanguru, Dingolar, Kaplumbağa ve insanlar görülüyor


    Avustralya kıtasında Avrupalılar gelmeden önce farklı dillere sahip pek çok kabile barındığı için tek bir kültürden ziyade birbirleriyle benzerlikleri de olan farklı kültürlerden bahsedilebilir. Pek çok büyük ve birbirlerinden farklı grupların kendi kültürleri, inanç yapıları ve dilleri bulunmaktadır. Bu kültürler zaman içinde birbirleriyle az veya çok çakışmışlardır.

    Aborjin Sanatı

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Aborjinler suyla çeşitli kaya pigmentlerini karıştırarak elde ettikleri boyalarla kayalıklara veya ağaç kabuklarına ilkel fırçalar, çubuklar ve parmaklarını kullanarak veya ağızlarına aldıkları boyayı püskürterek boyama yapmışlardır.

    1981'de Yeni Zelanda Nambassa Festival'indeki performanstan bir görüntü. Resimdeki enstrüman Aborjinlere özgü didgeridoo'dur.


    Aborjin sanatında temalar Aborjinlerin mitolojik Rüyazamanı ile ilişkilidir, öyleki günümüzde temasını amorjin maneviyatından almayan sanatların hakiki aborjin sanatı olmadığını söyleyenler bulunmaktadır. Aborjinlerin önde gelen sanatçılarından Wenten Rubuntja manevi anlamdan yoksun herhangi bir aborjin sanatı ile karşılaşmanın zor olduğunu söylemektedir.
    Müzik ve dansın da Aborjin kültüründe önemli bir yeri vardır. Hemen her durum için aborjinlerin icra ettikleri şarkıları bulunmaktadır; av şarkıları, cenaze şarkıları, atalarla ilgili şarkılar, mevsim şarkıları, hayvan ve arazi ile ilgili şarkılar ve Rüyazamanı efsaneleriyle ilgili şarkılar. Aborjin müzikleri de kıtaya özgü enstrümanlarla (örneğin didgeridoo) icra edilirler.

    Din

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Gökkuşağı yılanının bir temsili


    Avustralya yerlilerinin toprağa saygı ve Düşzamanı inancı üzerine kurulu şifahi gelenekleri ve manevi erdemleri bulunmaktaydı. Rüyalar, düşler hem yaradılışın antik zamanı hem de günümüz gerçeğini ifade etmektedir.
    Düş zamanı hikayelerinden bir versiyon:
    Tüm dünya uykudaydı. Herşey sessiz, hareketsizdi ve hiçbir şey büyümüyordu. Hayvanlar yeraltında uyumaktaydı. Bir gün gökkuşağı yılanı uyandı ve dünyanın yüzeyinde süründü. Herşeyi bir kenara itti ve bu onun tarzıydı. Tüm bir diyarı gezdi ve yorulduğunda kıvrılıp uyumaya başladı. Böylece heryere izini bıraktı. Sonra geri döndü ve kurbağalara seslendi. Onlar da su dolu kocaman mideleriyle ortaya çıktılar. Gökkuşağı yılanı onları gıdıklayıp güldürdü. Sular ağızlarından çıktı ve gökkuşağı yılanının izlerini doldurdu. Göl ve nehirler böyle yaratıldı. Daha sonra çimenler ve ağaçlar büyümeye ve yeryüzünü yaşam doldurmaya başladı.
    1996 nüfus sayımında Aborjinlerinin %72 oranında Hristiyanlığın çeşitli formlarını uyguladıkları %16'sının ise herhangi bir dini işaretlemediği bildirilmiştir. 2001 yılı nüfus sayımında Aborjin nüfusunun yüzde 0.03 kadarının Aborjin dini pratiklerini uyguladıkları tespit edilmiştir.

    Tarih

    Avustralya yerlileri kendilerinin hep Avustralya kıtasında bulunduklarına inanırlar. Yerlilerin kökeni ile ilgili elde hiçbir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Güneybatı Asya'dan bu kıtaya gelmiş olmalarına rağmen hiçbir Asya halkıyla herhangi bir bağlantıları olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır.

    Avrupalı Yerleşimcilerin Kıtaya Gelişi


    Aborjin el aletleri

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    Kaptan James Cook'un 1770'de adaya gelişine karşı duran yerlilerin gösterildiği bir gravür

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    İlk Avrupalı yerleşimcilerin kıtaya gelişinden önce Avustralya'da 250 bin ve 1 milyon arası bir nüfusun olduğu tahmin edilmektedir. Nüfus düzeyi muhtemelen binlerce yıldır aynı kalmaya devam etmiştir. Avustralya yerlilerinin çoğunlukla çöl sakinleri olduğu şeklindeki genel kanı aslında yanlıştır çünkü en yoğun yerli popülasyonunun olduğu bölgeler sahil bölgeleridir. En büyük nüfus yoğunluğu kıtanın güney ve doğu bölgelerinde özellikle de Murray Gölü vadisinde yer almaktadır. Bununla birlikte Avustralya yerlileri, Tazmanya'nın soğuk ve nemli platolarından kıtanın kurak iç bölgelerine kadar tüm Avustralya'da doğa ile başarılı bir uyum sağlamışlardır. Yerlilerin kullandıkları teknikler, yiyecek türleri ve avlanma biçimleri yerel koşullara uyum sağlamıştır.
    Kıtanın Avrupalı yerleşimciler tarafından sömürgeleştirilmesi sonrasında sahil bölgelerindeki yerli nüfus hızla topraklarından edildiler ve geleneksel Aborijin yaşqam biçimini terketmeye zorlandılar. Avrupalıların yerleşmekten kaçındıkları kurak bölgelerdeki yerli topluluklar ise yaşam biçimlerini daha fazla korudular.

    Avrupalı Yerleşimcilerin Kıtaya Etkisi

    1770 yılında Kaptan James Cook, Avustralya'nın doğu sahillerini Büyük Britanya adına ele geçirdi ve burayı Yeni Güney Galler (New South Wales) olarak isimlendirdi. Avustralya'daki İngiliz sömürgeciliği 1788'de Sydney'de başladı ve kıtaya ilk gelen Batılı yerleşimciler çiçek, suçiçeği, grip, kızamık gibi rahatsızlıkları da beraberlerinde getirdiler. Bünyeleri bu hastalıkları hiç tanımayan Avustralya yerlileri bu hastalıklara yakalanarak büyük ölçüde kayıplar verdiler ve nüfusları önemli ölçüde düşüş gösterdi.
    İngiliz yerleşimcilerin ikinci etkisi arazi ve su kaynaklarını kendilerine ayırmaları olmuştur. Beyaz yerleşimciler avcı-toplayıcı olan yerli halkın kendi topraklarına sahip olma gibi bir kavrama sahip olmayan ve sürülecekleri herhangi bir yerde de mutlu yaşayabilecek göçmenler olarak görmüşlerdi. Oysa geleneksel arazilerini, yiyecek ve su kaynaklarının kaybı yerliler üzerinde ölümcül etki yapmış ve hastalıklarla güçsüz düşmüşlerdi. Aynı zamanda beyaz adamlar Avustralya yerlilerinin arazileriyle derin ruhsal ve kültürel bağlara sahip oldukları gerçeğini görmemiş veya görmemezlikten gelmeyi tercih etmişlerdi. Geleneksel dini pratiklerinden uzaklaştırılan bu halklarda doğum oranları hızla düşmüş alkol gibi yerlilere yabancı içkilerin kullanımı artmıştı. 1788 yılı ile 1900 yılları arasında yerliler, maruz kaldıkları hastalıklar, topraklarının kaybı ve kendisini kıtanın efendisi ilan eden beyaz adamdan gördükleri şiddet sonucu nüfuslarının yaklaşık %90'ını kaybettiler.



    Avrupalı Sömürgecilerin Yerlilerle İlgili Görüşleri

    Avrupalı beyaz adam, kıtanın yerlileri üzerine uyguladığı soykırımı haklı çıkarmak, ırki üstünlüğünü ve dolayısıyla kıta üzerindeki hakimiyetini gerekçelendirmek adına kimi zaman dönemin bilimini dahi kullanmış, yerlilerin ne herhangi bir dine, kültüre sahip ne de vatan bilinci gelişmiş insanlarlar olmadığına hükmetmişlerdir. Dönemin sömürgecilerin bazı ifadeleri de bunu açıkça göstermektedir. Örneğin 19. yüzyıldan bir yazar Avustralya yerlileri hakkında şunları söylemekteydi:
    "Gelişme aşamalarının birbirlerinden büyük ölçüde farklı olduğu iki ırkın birbirleriyle teması sonucunda aşağı ırkın yok olması doğa kanunu gibi görünmektedir...Süreç, doğa kanunuyla uyumlu görünüyor. Bu doğa kanununun daha uygun olanın hayatta kalmasını sağlayarak daha büyük insanlık ailesine hizmet ettiği açıktır. İnsani gelişme tamamen ilerici ırkın (progressive race) yayılması ve aşağı (inferior) olanlarının da yok olmasıyla kazanılmıştır...Avustralya aborjinlerinin neolitik ırklar aşamasının ötesine çok fazla geçmiş olabileceklerinden şüphe edilebilir...Bu sebeple onların yok oluşuna yas tutmamıza gerek yok.
    Bir diğer sömürgeci ise Aborjinlerin dinleri hakkında şunları ifade etmektedir:
    "Önde gelen bir rahip tarafından dinin bazı izlerinin keşfedilmediği hiç bir ülke bulunmadığını iddia edilmişti. Bu insanlarla ilk tanışmamdan bugüne yaptığım gözlem ve araştırmalardan şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu insanlar bu görüşün bir istisnasıdır."
    Albert F. Calvert, 1894 tarihli "The Aborigines of Western Australia" eserinde Aborjinlerin kötücül karakterleri olan mitolojilerine karşılık lütufkâr ve adil bir Tanrı hakkında herhangi bir bilgilerinin olduğunun şüpheli olduğunu söylemekte ve Hristiyanlığın "yabani" yerlileri medenileştirmeyi ve batı inançlarından kurtaracağını söylemektedir.

    Aborjin Soykırımları

    Avusturyanın Avrupalı sömürge güçleri Avustralya yerlilerini farklı zamanlarda soykırım uygulamalarına tabi tutmuşlardır. Ancak soykırımlarla ilgili bilgi çoğunlukla hükümetin tuttuğu kayıtlardan edinildiği için sayılarının belirtilenden çok daha fazla olabileceği düşünülebilir.
    Northern Territory Legislative Assembly'nin üyesi olan John Ah Kit 9 Ekim 2003 tarihli bir tartışmada şunları söylemektedir:
    1920'lerin sonlarının büyük bir kuraklık zamanı olduğu ve bu yüzden de bu ortamda Avustralya'da siyah/beyaz ilişkilerinin öncülerinin aralarından pek çok şey geçtiği unutulmamalıdır. Doğal kaynaklar üzerinde yoğun bir mücadele yaşanmaktaydı. Bir arazi ve onun halkı arası arasında; sığırlar ve beraberlerinde silahlar ve hastalıklar getirenler arasındaki bir çatışmaydı bu. Genellikle yanlış anlaşılan şey şu ki Coniston Katliamının tek bir olay değil polis gruplarının ayırım gözetmeden haftalarca öldürdüğü bir seri cezalandırıcı baskınlardan biri olduğudur." [4]


    Aşağıda bunlardan birkaçı yer almaktadır:
    Fremantle, Batı Avustralya (1830): Batı Avustralya'daki Avustralya yerli halkına yönelik ilk resmi 'cezalandırma baskını' (punishment raid) bu girişim Yüzbaşı Irwin tarafından 1830 Mayısında gerçekleştirilmiştir. Fremantle'ın kuzeyindeki Aborjin kampına Irwin'in yönlendirdiği askerler tarafından pek çok Aborjin öldürülmüş ve yaralanmıştı.
    Convincing Ground katliamı (1833-34) : Portland yakınlarındaki Victoria'da Victoria'daki kayıtlı en büyük katliamlardan biri yapılmıştı. Balina avcıları ve yerel Kilcarer Gunditjmara halkı balina teknelerini sahile çekme hakları için mücadele etmekteydiler.
    Waterloo Creek katliamı (1838) : Waterloo Creek denilen yerdeki yerli kampına düzenlenen baskında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 100-300 arasında Avustralya yerlisinin öldürüldüğü iddia edilmektedir.
    Coniston katliamı (1928) : Avrupalıların Aborjinlere uyguladığı bilinen son katliamdır. Coniston'da bazı Aborjin aileleri Avrupalılar tarafından vurulmuştur. Katliam dingo avcısı Frederick Brooks'un 1928 Ağustosunda Yukurru denilen yerde bazı Aborjinliler tarafından vurulmasının intikamı adına işlenmiştir. Resmi kayıtlar 32 Aborjinin öldürüldüğünü ifade ederken tarihçiler en az altmış Aborjin erkek, kadın ve çocuğunun katliamda öldürüldüğünü iddia etmektedirler. Brooks'un öldürülmesi üzerine yerel polis memuru William Murray intikam amacıyla birkaç hafta süreyle Aborjin kamplarına baskın düzenlemişti. Soruşturma kurulu Constable Murray'in eylemenin haklı olduğu hükmünü vererek beraat ettirmiştir.

    Günümüzde Aborjinler

    1999'da Avustralya Anayasasının değiştirilmesi kabul edildi. Bu anayasaının giriş bölümünde Avustralya'da İngiliz Yerleşiminden önce Yerli Avustralyalıların kıtada yaşadığı kabul edilmekteydi.
    2004 yılında Avustralya Hükümeti Avustralya'nın en büyük yerli organizasyonu olan ATSIC'i (The Aboriginal and Torres Strait Islander Commission) kamufonlarının ATSIC'in başkanı tarafından kötüye kullanıldığı gerekçesiyle feshetti ve yerlilerle ilgili spesifik programlar başka hükümet departmanlarına aktarıldı ve hükümetle koordineli çalışan "Department of Immigration and Multicultural and Indigenous Affairs" altındaki "The Office of Indigenous Policy Coordination" kuruldu.
    Avustralya Aborjin nüfusunun büyük bir kesimi şehirleşmiş ancak küçük bir kesimi eskiden kilise misyonu olan bölgelerdeki iskanlarda yaşamaktadır. Aborjin gençleri genel nüfusa oranla 11 kat daha fazla hapse giriyor ve polis gözetimi altında işlenen intihar oranları oldukça yüksek. İşsizlik, sağlık ve yoksulluk problemleri aynı şekilde genel popülasyona oranla oldukça yüksek, okul bırakma ve üniversiteye giriş oranları ise düşük seyretmektedir.
    Eski ve mevcut hükümetler beyazların Aborjin topluluklarına yaptıklarından dolayı kendilerinden özür dilemeyi sürekli reddetmektedirler. Ayrıcak ATSIZ gibi Aborjinlerin en büyük organizasyonlarından birini yolsuzluk gerekçesiyle kapatmışlardır.

    Suç Oranı

    Avustralya yerlilerinin hapishaneye girme oranı yerli olmayan kesimden 11 kat daha fazla olduğu belirtilmektedir. Bu durum Avustralya yerlilerinin suça meyilli bir yapısı olduğunu göstermemektedir. Yerlilerin küçük suçlardan dolayı yerli olmayan kesimlerden daha fazla suçlandıkları da iddialar arasındadır. Yerlilerin suça itilme sebepleri arasında şunlar gösterilmektedir:
    Yoksulluk
    İşsizlik : 2001 nüfus sayımında bir yerlinin (%20) yerli olmayandan (%7.6) 3 kat daha fazla işsiz kalabildiği ortaya çıkmıştır.
    Yetersiz eğitim : 2001 nüfus sayımında yerlilerin sadece %39'unun 12 yıllık eğitimi tamamladığı görülmektedir
    Adaletsizlik ve ırkçılığa tepki
    Kültürel yozlaşma : Kıtanın beyaz yöneticilerinin yerlileri kendi kültürel kökenlerinden uzaklaştırmak adına yaptıkları pek çok uygulama olduğu bilinmektedir. Yerli çocuklarının ailelerinden koparılıp beyazlar gibi giyip konuşmaya zorlandıkları okullarda okutulmaya çalışılması bunlardan sadece biridir.

    Aborjin mitolojisi


    Avustralya Yerlileri pek çok klan ve dil grubuna ayrıldıklarından bir bütün olarak Aborjin mitolojisinden söz etmek imkansızdır. Buna rağmen genel olarak bu mitolojiler arasında benzerlikler bulmak mümkündür.
    Avustralya Aborjin kültürü pek çok bakımdan doğaya dayalıdır. Mitolojik kahramanların çoğu hayvanlardır.
    Ortak mitolojik temalardan biri Düşzamanıdır (Dreamtime)

    Figürler ve unsurlar
    Alchera (mit)
    Alcheringa - Aborjinlerin Düşzamanı için kullandıkları terim
    Altjira - Aranda kabilesi Gök tanrısı.
    Anjea - Bolluk tanrıçası
    Bagadjimbiri - iki kardeş ve yaratışı tanrı
    Bahloo - Ay tanrıçası
    Baiame - Kamilaroi kabilesinin atası ve yönetici tanrısı
    Bamapana - Murngin halkının hilekar kahramanı
    Banaitja - Yaratıcı tanrı
    Beralku - Ölüler adası
    Bobbi-Bobbi - Semada yaşayan Gökkuşağı Yılanı'na benzer dev yılan
    Brolga
    Bunbulama - yağmur tanrıçası
    Bunjil - Kulin halkının yüce tanrısı bazen bir kartal olarak tezahür eder.
    Bunyip - a mythical creature said to lurk in billabongs.
    Daramulum - Wiradhuri ve Kamilaroi halkının gök ve hava tanrısı, şamanların yönetici tanrısı ve aysal (lunar) uluhiyet
    Dhakhan - Kabi halkının atası tanrı
    Dilga - bolluk ve yetişme tanrıçası
    Djanggawul - İkisi kız biri erkek olan ve Avustralya kıtasını ve üzerindeki bitki örtüsünü yaratan üç kardeş
    Djunkgao - Okyanus akıntılarıyla ilişkili bir grup kızkardeş
    Rüyazamanı - Aborjin kültürünün merkezi ve birleştirici teması
    Eingana - Tüm suların, hayvanların ve insanların anası yaratıcı tanrıça
    Erathipa - hamile kadına biçim veren bir kaya
    Galeru - Djanggawul'i yutan gökkuşağı yılanı
    Gidja - Ay tanrısı, kadınların yaratıcısı
    Gnowee - Güneş olmadan önce dünyada yaşayan güneşsel tanrıça
    Inapertwa - Numakulla'nın kendileriyle yerküre üzerindeki tüm yaşamı yarattığı küçük yaratıklar
    (Aranda)
    I'wai - Koko Y'ao halkının kahramanı.
    Jar'Edo Wens - dünyevi bilgi ve fiziksel güç tanrısı
    Julana - a lecherous god who surprises women by burrowing beneath the sand
    Julunggul - a rainbow serpent and fertility goddess
    Kalseru
    Karora - Yaratıcı tanrı
    Kidili - an ancient moon-man who attempted to rape some of the first women on Earth (Mandjindja)
    Kondole - a mean and rude man who became a whale
    Kunapipi - Ana tanrıça ve pek çok kahramanın yönetici uluhiyeti
    Kutjara
    Makara - the seven sisters who eventually became the Pleiades
    Mamaragan - Sesiyle gökkuşağını oluşturan şimşek tanrısı
    Mamu
    Mangar-kunjer-kunja - insanları yaratan kertenkele tanrı
    Mimi - Arnhem Land halkının peri benzeri varlıkları
    Minawara - Nambutji'nin ataları
    Mokoi - Kara büyüyü kullanan büyücüleri öldüren kötü ruh
    Mura-mura - Rüyazamanını anlatan bir başka kelime



    Gökkuşağı yılanının bir temsili, the Waugal

    Nargun - Çocukları kaçıran dişi bir canavar
    Ngariman - Bagadjimbiri'yi öldüren kedi-insan
    Nogomain - ölümlü ebeveynlere çocuk ruhu veren bir tanrı
    Puckowe - Göklerde yaşayan büyükanne ruh
    Pundjel - Dini ayinleri ortaya koyan yaratıcı tanrı
    Gökkuşağı yılanı - Su deliklerinde yaşayan, suyu kontrol eden yaratıcı ruh
    Tjilpa - Kedi halkının atası
    Tjinimin - Avustralya halkının atası
    Ulanji - Binbinga'nın yılan atası.
    Ungud - Bazen erkek bazen dişi olan yılan tanrı
    Wagyl - Su yollarını yaratan yılan benzeri yaratık
    Wahwee
    Walo - günüş tanrıçası
    Waramurungundi - İlk kadın (Gunwinggu)
    Wati-kutjara - kertenkele insanlar
    Wawalag - Djanggawul kızları olan iki kızkardeş
    Wollunqua - yağmur ve bolluk yılan-tanrısı
    Wondjina - bulut ve yağmur ruhları
    Wuluwaid - yağmur tanrısı
    Wuragag - İlk insan (Gunwinggu)
    Wuriupranili - Meşale taşıyan güneş tanrıçası.
    Wurrunna - bir kahraman
    Yara-ma-yha-who -küçük bir vampir benzeri insan, canavar
    Yowie - kertenkele ve karınca karışı bir dev yaratık
    Yhi - Işık ve yaratılış tanrıçası, güneşsel (solar) uluhiyet
    Yohrmum
    Yurlungur - Bakır yılan




    Düşzamanı


    Düşzamanı Avustralya Aborjin mitolojisini birleştiren ana temadır. Rüyazamanının dört yönü bulunmaktadır: Herşeyin başlangıcı; ataların hayatı ve etkisi; yaşam ve ölüm tarzı; yaşamdaki gücün kaynağı. Rüyazamanı hem zamanın hem de herşeyin mevcut olduğu mekanın ötesindeki bir durumdur.

    Avustralya yerlileri düş görmeyi "herşeyin bir anda" olduğu zaman olarak adlandırırlar çünkü rüyada geçmiş, an ve gelecek aynı anda mevcuttur. Düşzamanı kişinin hayatı süresinde uyanık bilinç haliyle tecrübe ettiği lineer bir zaman olmadığı Batılıların kavrayışında olduğu gibi öznel bir durum da değildir. Düşzamanı kabile üyeleri kabile kuralları ve geleneklerine uygun yaşadıklarında yüzyüze gelecekleri bir durumdur ve ritüellerle ve kabile mitolojilerini dinleyerek kişinin rüya zamanına girişinin sağlandığı nesnel bir durumdur.
    Ölümün insan yaşamında bir son olmadığına inanan Aborjinler için rüyalarda ölmüş akrabalarla iletişim kurmak ve hatta rüya gören kişinin rüyadaki akrabaları tarafından iyileştirilmesi bile mümkündür. Ölüm kişinin uykuda geçici olarak gittiği Düşzamanından doğum yoluyla çıktığı ve daha sonra tekrar Düşzamanına geri gittiği hayat döngüsünün bir parçasıdır.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Avustralya’da Yaşam

    [​IMG]

    Avustralyalılar harika bir espri anlayışına sahip, çok sıcak ve yardımsever insanlardır. Kelimelerle oynamaya ve şakalara bayılırlar. Bu nedenle kişisel doğamız gereği onlara biraz soğuk görünebiliyoruz.



    Avustralya nüfusunun büyük çoğunluğu kıyı kesimlerde yaşamaktadır, zira kıtanın iç kesimleri Avustralyalılar tarafından“the Outback” (Dışarısı) olarak algılanan, oldukça kurak, çöllerle kaplı ve suyun çok az olduğu bölgelerdir.



    Avustralya’nın her yerine insanlar aile yaşantısına çok önem verirler. Bu nedenle Avustralya’da yaşayan ailelere destek veren pek çok grup bulunuyor. Bunlar çoğunlukla hükümet, kilise ve sivil toplum tabanlı oluşumlardır. Bununla birlikte Avustralyalıların %68’i kadın ve erkeğin evlilik planlamadan birlikte hayatı paylaşabileceğine inanıyor. Yapılan araştırmalarda sadakat, iletişim, saygı, anlama ve hoşgörü en yüksek düzeyde birbirlerinden talep ettikleri şey. Aynı dini paylaşma ise en az talep edilen faktör olarak öne çıkıyor. Çocuk sahibi olma oranları ise her yıl düşüş gösteren bir grafiğe sahip.

    [​IMG]

    Avustralya’nın para birimi Avustralya Doları (AUD)’dır. Kullanılan bozuk paralar: 5c, 10c, 20c, 50c, 1$ ve 2$’dır. Banknotlar ise 5$, 10$, 20$, 50$ ve 100$’dır. 1cent’lik bozuk para yoktur.Bir çok mağazada sadece marketing etkisi için konulan $5.99’luk etiketler görebilirsiniz ancak kasaya gittiğinizde ödeyeceğiniz miktar $6.00 dolardır.

    Fikir edinebilmemizin kolaylaşması için bir kaç örnek görelim: 1kg beyaz pirinç $1.50, 1 kg bezelye $4.90, margarin $1.80, 1 litre süt $1.40, Big Mac $3.60, sushi $2.20, kutu bira $2.50, sigara $10’dır. Bu fiyatlara bakıldığında Avustralya’da eğitim almaya giden bir öğrencinin aylık harcaması eğitim giderleri dışında $1000 AUD’dır.


    [​IMG]
    Avustralya beslenme alışkanlıkları nedeniyle dünyanın obez ülkeleri listesindedir. Bunun nedeni uzun çalışma saatleri ve evde yemek yapacak birilerinin bulunmamasıdır. İnsanlar da yemeklerini hazır donmuş yiyeceklerle sağlarlar. Fish&Chips, Pizza Deliveries, Giant Burgers, Fried Susage Rolls bunlardan bazılarıdır. Ancak sağlığıyla yeteri kadar ilgilenenlerin her zaman yerel marketlerden ve doğal gıda dükkanlarından organik ürünlerle beslenmeleri mümkündür. Fazlasıyla etkilendikleri Asya mutfağını Yunan ve İtalyan mutfağı takip eder. Geleneksel yemekleri Elma sosunda domuzdur.



    Dünyanın en yarışçı ulusları arasında sayılan Avustralyalılarda sporun vazgeçilmez bir yeri vardır. Özellikle sörfte Hawaii’li ve California’lı akranlarını son zamanlarda geride bırakmaya başlamışlardır. Dev sörfçülük firmaları Billabong ve Rip Curl diğer büyükleri devre dışı bırakarak markalarınıdünya çapında gençlerin modasını yaratan birer diktatöre dönüştürmüşlerdir. Avustralya’nın bir diğer popüler sporu ise Rugby’dir. Hatta Brezilyalılar için futbol ne ise Avustralyalılar içinde rugby odur. Rugby üç farklı kategoride oynanır: Rugby Union, Rugby League ve Australian Rules. Bundan sonraki popülerlik ise kriket sporunundur. Kumsalda ya da parklarda kriket oynayan aileler oldukça tipik bir durumdur. Bunların dışında futbol, kürek, yelkencilik, golf, bisiklet de harika

    iklimi dolayısıyla açık hava sporlarının bolca yapıldığı Avustralya’da bolca ilgilenilen sporlardır.

    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş