1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ayakta işemek günah mı?

Konusu 'Makaleler, Araştırma Yazıları' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 18 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    10 yıl kadar önce DGM’de bir tuvalet kavgası yaşanmıştı.

    Çetin Emeç’in öldürülmesiyle ilgili davada yargılanan sanıklar tuvalete götürüldüklerinde kelepçelerinin açılmadığından yakınıyorlardı.[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Sanık avukatlarından biri kalkıp bu insani durumu siyasi bir analize tabi tutmuştu:

    “Kelepçeleri çözülmeden ihtiyaç gidermeye götürmek tedbir değil, işkencedir.”

    Sonra sözlerine şöyle açıklık getirmişti:[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    “Bu insanlar Müslümandır. Laik değildir. Namaz kılıyorlar. İç çamaşırlarının temiz olması gerekir. İslami usullerde tuvalette su kullanılır. Laikler ise kağıt kullanır. Başkalarının oturduğu taşa oturur, bununla da övünürler.”





    Kağıtsız laiklik



    Bir tür ”Bana poponu neye sildiğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” durumu...

    Ben o konuşmadan şu sonuçları çıkarmıştım:

    1. Ben laik-Müslümanlardanmışım.

    2. Cemaatçi istihbarat ağı, laiklerin külotlarının temizliğine kadar inceleyecek yetkinliğe ulaşmış.

    3. Tuvalet kağıdı tüketimine bakılırsa Türkiye, laiklikte sandığından da geri kalmış.





    Politik bevliye



    Mahkemedeki bu “sosyo-kenefsel” tahliller, 10 yıl sonra Ordu’da vilayet düzeyinde açıklama olarak çıktı karşımıza…

    Ordu Valisi taharette “Doğunun suyuna karşı Batının kağıdı” çelişkisine girmedi, ama “ayakta bevletmenin itikadımıza ters olduğunu” açıkladı.

    İl müftüsü de pisuarın pisliğini tasdikledi:

    “Pisuar dinen mekruhtur, tıbben de prostat yapar.”





    Siyasi kubur



    Mevzu yine bizi fermuarımızdan tuttuğu gibi nihayetsiz alaturka/alafranga tartışmasına sürüklüyor.

    Yıllarca bizi nafile inatlaşmalarda boğan o çukur, şimdi siyasi bir kubur olarak karşımıza çıkıyor.

    Oysa tarih bize, sorunun dini değil, asri olduğunu söylüyor.

    Henry Blount 1634’te yazdığı “Temizlik ve İman”da Türkleri anlatırken şöyle diyordu:

    “Haftada iki ya da üç kez yıkanmayanları pis kabul ediyorlar. Kirli bir iş yaptıkları zaman, hiç de ilgisi olmayan kısımları da yıkıyorlar.”





    Çömelerek işemek



    Blount’un alay konusu ettiği şey, tarihimizin en temiz iftihar sayfasıydı oysa…

    Aynı şekilde 17. yüzyılda Joseph Pitton de Tourneford da Doğu gözlemlerini aktarırken “erkeklerin, giysileri kirlenmesin diye çömelerek işediklerini” yazmış, “Çişlerini yaptıktan sonra penislerini taş, kil ya da toprakla silerler” diye de eklemişti.

    Pitton bunları yazdığında Manchesterlılar hala oturakta biriktirdikleri pisliği pencereden yola döküyor ya da evlerinin önündeki varilde biriktiriyorlardı.

    Şimdi laik icadı sayılan kağıda gelince… Onu da Araplar Çinlilerden öğrenip İspanyollara öğretmişlerdi.

    "Tuvaletin Sosyal Tarihi”ni (Milliyet Y. 1997) yazan Julie L. Horan "Batı, Araplarla ilişkiye gireme*miş olsaydı, hala popomuzu kayalara ve yapraklara siliyor ola*bilirdik" diyordu.

    Batı’ya kağıdı öğreten Arapların bugün tuvalet kağıdına düşman kesilmesi tuhaf değil mi?

    Kağıda saygıdan mı bu?

    Sanmam… Fazla kitap da çıkmıyor ki oralardan…





    Mesele şu



    Şimdi Ordu Valisi’nin haklı olarak şikayet ettiği pislik, erkeklerin dinden çıkıp ayakta işemeye başlamasından değil…

    Dizlerde çömelecek hal, çevrede penise sürecek kil kalmamasından da değil.

    Tuvaletlerdeki iğrençliğin oturup kalkmakla ilgisi yok.

    Asıl sorun, haftada üç kez yıkanmayanı pis kabul eden nezafetin, temizliğin imandan geldiğine dair kanaatin, o asırlık hamam geleneğinin yitip gitmesinde…

    Batı’ya temizliği öğretmiş bir inanç sisteminin, günümüzde hela faslında bile iktidar hesaplarında, siyasal yaşamı kuşatmakta kullanılıp kirletilmesinde…

    Bu sürdüğü müddetçe ne hela taşına oturarak imana geliriz; ne ayakta işeyerek günaha gireriz.

    Helaları temizleyemediğimiz gibi dini de kirletiriz.

    Fuzuli tartışmalar kuburunda debelenir gideriz.


    CAN DÜNDAR

    Kaynak:
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
     
  2. jeriko

    jeriko Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.268
    Beğenileri:
    49
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)
    Banka:
    314 ÇTL
    Böyle gereksiz bir konuyla gündem oluşturmaya çalışan üfürükten teyyare bir yazı.Bırak kim nasıl işerse işesin ister oturarak ister ayakta ister amuda kalkarak.Bunu [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..] irdelemek lüzümsuzluktan ba başka ne olabilir. Bu Can Dündar ne zaman bu ülkenin öncelikleriyle ilgili bir yazı yazacak merak ediyorum.
     
  3. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    :D ben can dündara değil cemaat kesimin nerelere takıldığına takıldım komik bir eleştiri olmus :D
     

Sayfayı Paylaş