1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ayasofya Müzesi

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve e-PaCk tarafından 24 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    [​IMG]1935 yılından bu yana müze olarak gezilen Ayasofya, Bizans’a tanıklık yapıp Osmanlı’yı yaşayan ender ve abidevi yapılardan biri olarak yıl boyunca her ülkeden gelen turistler tarafından ziyaret ediliyor. Zamana meydan okuyan dev yapıda, iklim koşulları, yer sarsıntıları gibi etkilerle oluşan tahribat günümüzde titiz ve itinalı bir restorasyon çalışması ile giderilmeye çalışılıyor.
    Yapımına 532 de başlanan Ayasofya'nın malzemesi için Efes’teki Diana tapınağındaki kırmızı porfir sütunlardan sekiz adet getirilip yapıda kullanılırken, Dünyanın sayılı mermer ocaklarından da malzemeler taşınmış. Özellikle Eğriboz Adasından açık yeşil, Cezayir’den sarı renkli, Siga’dan damarlı pembe, Güneybatı Anadolu’dan beyaz kırmızı mermerler taşınarak kullanılmış. Günde bin usta on bin amelenin çalışması ile 5 yıl, 11 ay 10 gün süren inşaat tamamlanmış. Ayasofya çeşitli dönemlerde büyük tehlikelerle karşılaşmış ve yapı takviyesi, onarım görmüş. [​IMG]
    55,60 metre yüksekliğinde ve ortalama 31,36 metre çapındaki devrin mucizesi olarak nitelendirilen kubbesi 1,1 metre genişliğinde 40 kaburgaya dayanmış. Yapının ağırlığını 40 tanesi aşağıda 67 tanesi yukarıda olmak üzere 107 sütun taşırken, açılan 40 pencere ile yapının bol ışık alması sağlanmış.
    Sultanahmet Meydanını çevreleyen Sultanahmet Cami, Yerebatan Sarnıcı, Aya İrini Kilisesi, III. Ahmet Çeşmesi, Soğuk Çeşme Sokağı arasında bulunan Ayasofya Müzesini gezmeye başlıyoruz.
    [​IMG]Ayasofya çevresinde yapılan kazılarda bulunmuş Bizans sütunlarından örnekler sergilenen bahçeden geçip yapıya girenleri kapı üstünde görkemli mozaikler karşılarken sola ayrılan taş döşemeli rampa yol virajlarla ziyaretçileri üst galeriye çıkartıyor. Üst katın sol tarafında ilerleyenler sergi panoları bölümünü, Ayasofya’nın kubbesinden [​IMG]zeminine doğru ana mekana seyir imkanını buluyor ve Kazasker Mustafa İzzet hattı Allah, Hz. Muhammed, Hz. Osman, Hz. Ebubekir, Hz. Ali, Hz. Ömer, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin levhaları daha yakından görüyorlar. Üst galeri çıkışının sağ tarafında devam edenler, tavanı süslü uzun bir koridorda ilerleyerek Güney Galerisinde yer alan Mermer Kapıya geliyorlar. Bu kapı girişinin sağında tavana yakın bölümünde Deisis mozaiği yer alıyor. Bu kompozisyonda İsa, Meryem ve Vaftizci Yahya ile birlikte görülüyor. Aynı galerinin devamında pencereye yakın bölümünde 4. Haçlı serleri sırasında İstanbul’a gelen ve burada ölen Latin komutan “Henricus Dandola”nın mezar yeri sergileniyor. Güney Galerisi sonunda karşılaşılan duvarda Meryem-Çocuk İsa, İmparator Ioannes Komnenos ve İmparatoriçe Eirene (XII.yüzyıl) mozaiği bulunuyor. Ayasofya Güney [​IMG]Galerisinde İmparator mozaik kompozisyonunda İsa figürü (İS XI. Yüzyıl), absid yarım kubbesinde Meryem ve çocuk İsa (IX. yüzyıl) mozaiği, Kuzey Galerisinde İmparator Alaksandros’un mozaiği, görülüyor.
    Ayasofya tonozlarında Bizans’ın ilk devir geometrik ve bitkisel dekoratif mozaikler barındıran üst galeriden inerek ana mekana giriyoruz.
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]
    “Terler Direk”
    Ayasofya’nın kuzey batısında, dört köşeli beyaz mermerden oluşan bu direkte yaz ve kış aylarında durmaksızın terleme özelliği dikkat çekiyor. Bu nedenle yüz yıllar boyunca “Terler Direk” adı ile anılıyor. Günümüzde de insan boyu hizasında bronz levhalarla kaplı, ortasında yüzlerce yıldan bu yana, milyonlarca ziyaretçinin parmağını değdirmesi ile genişlemiş kocaman delik büyük ilgi görüyor. Temelinde tılsım olduğuna hem Bizans’ın, hem Osmanlının inandığı bu direğe “Uğurlu Direk”, Ağlayan Direk”, “Terleyen Direk”, “Hızır’ın parmağını soktuğu direk” gibi isimler yakıştırılmış.

    [/FONT]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]
    Bir dönem Ayasofya Müze Müdürlüğü görevi yapmış olan Sayın Erdem Yücel’in “Ayasofya’nın İslam İnanışları” adlı çalışmasında belirtildiği gibi, bu ilginç konu bilim yönünden incelendiğinde, gözenekli bir taştan yapılan sütun, zemindeki rutubeti kolaylıkla emmekte sonra da dışarıya kusmaktadır. Bu sebeple, hem Hiristiyanlar’ca hem de Müslümanlar’ca bu mermer sütun kutsal olarak tanınıyor. Ayrıca Ya Vedut Sultan’ın yürekler yakan “ahı”nın ateşinden bu sütunun terlediği de anlatılıyor.
    Evliya Çelebi’nin belirttiği göre Hz. Muhammed’in tükürüğü ile yapılan harç, Mekke toprağı, zemzem suyu ile burada yapılmış, onun neminden ötürü de sütun sürekli terlemeye başlamış. Kutsal sayılıp ziyaretçilerin dilek için uzun sıralar oluşturduğu delik yanına gelenler sağ baş parmaklarını deliğe sokup merkez noktasından saat ibresi yönünde tam bir tur yapacak şekilde daireyi tamamlama sırasında dileklerini içlerinden geçiriyorlar. Bu sırada baş parmakta nem hissedilirse dileğin tutacağına inanılıyor. Terler Direğin dilek deliği günümüzde öylesine ün kazanmış ki Ayasofya’yı ziyaret eden turist grupları dilekte bulunmadan müzeden ayrılmıyorlar. Ayrıca politik müze özellikli Ayasofya’ya gelen bir çok devlet adamı da “Terler Direk” de dilekte bulunuyor. Fransız Devlet Başkanı Mitterand, Bush, Turgut Özal, Micotakis Yakovas, Şah İsmail, İspanya Kralı Juan Carlos dilekte bulunanlar arasında yer alıyorlar. (İstanbul’u ziyaret eden Kral Carlos, dilek taşında parmağı ıslanırsa dileğin gerçekleşeceğini öğrenince deliğe parmağını sokmadan önce ıslatarak yaptığı hile ile gazetelere konu olmuştu).
    Ayasofya ana mekanında Osmanlı Devri eserlerinden kürsüler, müezzin mahfili, gibi bir çok tarihi değer ilgiyle izleniyor.
    Çıkış kapısı üzerinde yer alan “Vestibül Mozaği” kompozisyonunda sağda imparator Konstantinus şehrin maketini, solda İmparator Iustinianus Ayasofya’nın maketini Meryem’e sunarken görülüyor (X. yüzyıl sonu). Vestibül tonozunun Bizans’ın ilk devirlerinde mozaik sanatına ışık tutan bezemesi ilgi çekerken gün ışığı görmesi nedeniyle en çok fotoğraflanan yerler arasında bulunuyor. Dış mekanda ise Sultan I. Mahmut Şadırvanı, Sıbyan Mektebi, Ayasofya İmareti, Hünkar Mahfili, sebil, çeşme ve türbeler bulunuyor. Ziyaretçiler Ayasofya gezileri sonrası Ayasofya çeşmesi etrafında oturup yorgunluk molası verirken hatıra eşya reyonundan kart, kitap gibi çeşitli dokumanlar alabiliyorlar.
    [/FONT]
     

Sayfayı Paylaş