1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ayırma Teorisi

Konusu 'Ekonomi' forumundadır ve Suskun tarafından 10 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Ayırma Teorisi


    İktisat terimidir.

    AYIRMA PRENSİBİ,gelirlerin kaynaklarına göre farklı oranlarla vergilendirilmesidir. Bu prensip, kaynaklarına göre gelirler sahiplerinin değişik ödeme gücüne sahip oldukları varsayımına dayanmaktadır.Ayırma Prensibine, Ayırma Teorisi adı da verilmektedir.

    Kaynakları yönünden gelirler üçe ayrılmaktadır:

    1) Kapital gelirleri,

    2) Emek ücret gelirleri,

    3) Muhtelit gelirler.


    Muhtelit gelirler teriminden, ticaretten elde edilenlerde olduğu gibi, kapital ve emeğin işbirliğinden doğan gelirler de anlaşılmaktadır.

    Ayırma Prensibi'ni savunanlar, gelir devamlılığının kapital gelirlerinde en yüksek oranda olduğunu, muhtelit gelirlerde devamlılığın azaldığını, emek gelirlerinde ise büsbütün düştüğünü iddia etmektedirler. Devamlı olmama, bilhassa emek gelirlerinin korunmasını, muhtelit gelirlerin de her halde kapital gelirlerinden daha düşük oranda vergilendirilmesini icap ettirmektedir. Çünkü kapital gelirinin dışındaki gelirler, özellikle emek gelirleri, daima azalabileceği hatta kesilebileceği halde, kapital gelirleri kapital sahibinin hayatının ötesinde de azalmadan devam ederler. Ayrıca, bu gelirler İçinde hiç saklanamayacak, dolayısıyla sahibine vergiden kaçmak veya vergi kaçırmak imkânı vermeyecek olanı, emek geliridir. Başka deyimle emek sahibi eşit gelirde de daha büyük bir matrah üzerinden vergilendirilebilir.

    Şu halde, bir taraftan ücretinin düşeceği yahut büsbütün kesileceği İşsizlik, ihtiyarlık gibi zamanlar için işçiye tasarrufta bulunmasını sağlamak, diğer taraftan vergi matrahını kısmen de olsa gizleyemediği için kendi aleyhine eşitliğin bozulmasından doğan neticeleri düzeltmek gayesiyle, emekçilerin gelirlerine diğerlerininkinden daha düşük bir vergi tarifesi uygulamak gerekir. Muhtelif gelirlere uygulanacak tarife de, aynı sebeplerle, kapital gelirlerininkine nazaran hafif olmalıdır.

    Bu iddialar çağımızda değerlerinden çok kaybetmiştir. Bir kere kapital gelirleri sanıldığı kadar devamlı olmaktan çıkmıştır. Savaşlar, gayrimenkul kiralarının dondurulması, şirketlerin temettü dağıtmadaki davranışları, devletleştirmeler bu gelirin devamlılığını, özellikle fiyat artışlarını izleme kabiliyetini çok sarsmıştır. Matrah gizleme, kapital kazancının büyük mikyasta, kurumlar eliyle dağıtıldığı zamanımızda adeta imkânsız hale gelmiştir. Şüphesiz servet sahibi olmak, bugün de ilerisi için emniyet sağlayan bir durumdur. Fakat emniyetin eskisine nazaran çok azaldığı da bir gerçektir. Buna mukabil emek ücret gelirleri artık istikrar kazanmıştır. Çağımız toplumlarında son 30 - 40 yılda çalışan sınıf lehine kurulan müesseseler ve ücret kapital ilişkilerini düzenlemek üzere çıkarılmış kanunlar, emek sahibine sosyal ve ekonomik emniyet sağlamış, hatta onu ilerisi için tasarrufta bulunmak mecburiyetinden dahi geniş mikyasta korumuştur. Çünkü işsizlik sigortası ve yüksek orandaki emeklilik hakkı ücrete sadece nominal devamlılık değil, fakat fiyat artışlarına da, çok defa kapital kazançlarından daha iyi olarak, uymak ve netice itibariyle satın alma gücünü korumak imkânı da verilmiştir.

    Ayırma Prensibinin çağımız vergilerindeki tatbikatı, bu ekonomik ve sosyal değişmeler dolayısıyla çok azalmıştır. Anglo Amerikan Vergi Teorisi buna zaten hiçbir zaman önem vermemiştir. Türkiye’de, Fransız muharrirlerinin tesirinde kalarak bazı kitaplarda bu konuya geniş yer verilmiş olması, konunun gerçek önemiyle tezat teşkil etmektedir. Nitekim Türk gelir vergisinde bu prensip yer almamıştır.
     

Sayfayı Paylaş