1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

“Aynı suda ikinci kez yıkanmak imkânsız değil, boğulmakmış!”

Konusu 'Şiir' forumundadır ve UmuT ÇiÇeĞİ tarafından 18 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. UmuT ÇiÇeĞİ

    UmuT ÇiÇeĞİ Usta

    Katılım:
    16 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    500
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    ERZURUM
    Banka:
    0 ÇTL
    Yalanlarınızın eline bakarken gözlerim, dürüstlüğünüzü bana gösterdiniz. Size inandım. Size hep, inanırdım! Dürüsttünüz. Ve acımasız! Öldürmeyi canıma ödül sayıp, beni kendi hatalarımla vurdunuz. Serseriliğimi, sessizliğinize dinleyici yaptınız. Sustunuz! Günlerce… Konuşmadınız! Aylarca… Daha yanacak yanımın kalmadığını anladığınız da, çıkıp geldiniz. İçimin içine… Asıl yerinize, asilce oturdunuz. Gitmeleri silmiştiniz. Size inandım. Size, hep inanırdım!

    “Aynı suda ikinci kez yıkanmak imkânsız değil, boğulmakmış!”

    Gördüğüm yüzünüze, suların durgunluğunda bakmışım meğer. İlk gel-git'te gideceğinizi bildiğim halde. Kandım gelmenize. Kopardığım ilk fırtınada gittiniz, gelen dalganın gitmesini beklemeden gittiniz! Her şeyinizi alıp da gittiniz. Hiç gelmemiş gibi, gittiniz!

    “Bilmediniz”

    Şüpheleriniz, beynimi kemirirken ‘senaryo yazıyorsun' dediniz. Şüpheleriniz, içimi çürütürken ‘zaman' dediniz. Şüpheleriniz, artık belimi bükerken, yüzüme kapılar çarptınız! Beni, kendi gözümden düşürdünüz. Acı çekiyordum. Ne acı ki, acı çektiğimi canınızı yaktığımda anladınız. Ve daha acı ki, sizin canınız yanınca, benim canım daha çok yandı!

    Ben kelime kelime kim'lere ulaşırken, ‘neden' yoktu Lügatinizde. Sormadınız! Nasıl'ın açıklaması, gereksiz bir tartışmanın açılışıydı sizin için. Çelişkisiz karakterinizle, içinizin rahatladığı son'a vardık. Sonuç: Dudaklarınız arasından çıkan sonsuz suskunluk…

    “Şimdi”

    Bu hiddet benim! Kimse sahiplenmesin! Bütün suçlar ‘yine' benim! Kimse, nezaketini araya verip, suçtan pay çıkarmasın kendine! Nesnelerinizin, kelimelerinizin, zamanınızın, sevginizin ziyanlığına yanmayın! Hasarı tespit edin yeter! Bedelini, fazlasına canımı ekleyip ödeyeceğim! Sıyrılıp çekilirken aranızdan, ‘üstüm kalsın' diyebileceğim! Meğer siz, nasıl da yetermişsiniz size! Bilemedim… Sağ olun, sizi sevmeme izin verdiğiniz için ve beni sevdiğiniz için… Üstüm kalsın!

    KAHRAMAN TAZEOĞLU
     

Sayfayı Paylaş