1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Azim

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve TeBeSSüm tarafından 4 Kasım 2006 başlatılmıştır.

  1. TeBeSSüm

    TeBeSSüm Pamuk Prenses ツ Özel üye

    Katılım:
    19 Eylül 2006
    Mesajlar:
    2.223
    Beğenileri:
    1.217
    Ödül Puanları:
    4.830
    Cinsiyet:
    Bayan
    Banka:
    728 ÇTL
    Ortaokulda okuyan ve kısa bir süre önce annesini
    kaybeden
    genç,babasıyla
    birlikte yaşıyordu.

    Babasıyla aralarında çok güzel bir dostluk vardı.Genç
    okulun futbol takımındaydı.Takımdaydı ama, ufak-tefek
    yapısı ve
    tecrübesizliği sebebiyle hoca ona bir türlü maçlarda
    görev vermiyordu.

    Bu yüzden her zaman yedek kulübesinde otururdu.
    Buna rağmen babası hiçbir maçını kaybetmez ve her
    zaman ayağa kalkar
    tezahürat yapardı.

    Liseye başladığında yine sınıfın en sıska
    öğrencisiydi.Fakat babası onu
    hep
    futbol oynamaya
    teşvik etti;bununla birlikte,eğer istemezse
    oynamayabileceğini de
    belirtti.Delikanlı futbolu
    seviyordu ve takımda kalmaya karar verdi.Her idmanda
    elinden geleni
    yapıyor
    takımın as
    oyuncusu olmaya gayret ediyordu.Ama sürekli yedek
    kulübesinde
    oturmaktan
    kurtulamadı.

    İnançlı babası tribünde her zaman ki yerini alıp
    oğlunu
    desteklemek için tezahürat yapmaya devam ediyordu.

    Genç üniversiteye başladığında futbol onun için
    önemini kaybetmeye yüz
    tuttu,ama yine de
    elinden geleni yaptı.Herkes onun okul takımına
    giremeyeceğinden emin
    olsa da
    o bunu başardı.
    Takımın antrenörü onu listeye dahil ettiğini,Çünkü her
    idmana yüreğini
    koyduğunu ve takımın
    diğer üyelerini de şevke getirdiğini itiraf etti.

    Takıma girebildiği onu o kadar
    heyecanlandırdı ve sevindirdi ki ,soluğu en yakın
    telefon kulübesinde
    aldı
    ve babasına müjdeyi
    verdi.Onun bu başarısına sevinen baba mutluluğunu
    paylaştı ve kendine
    maçların sezonluk
    biletlerini göndermesini istedi.

    Üniversitede dört yıl boyunca hiçbir idmanı kaçırmayan
    genç,ne yazık ki
    hiçbir maçta oynayamadı.
    Futbol sezonunun sonlarına doğru,büyük bir eleme
    maçının idmanı için
    sahaya
    çıkmaya hazırlanan
    gencin yanına, elinde telgrafla antrenörü
    geldi.Delikanlı telgrafı
    okuyunca
    ölüm sessizliğine
    büründü.Güçlükle yutkunarak hocasına şunları söyledi

    "Bu sabah babam ölmüş izninizle bu gün idmana
    gelmesem?"

    Hocası onun şefkatle boynuna sarıldı ve"bu
    hafta dinlen evlat" dedi.Ve cumartesi günkü maçada
    gelmeyi aklından
    geçirme."

    Cumartesi geldi çattı,ama okul takımının durumu hiçde
    iyi değildi.Maçın
    sonlarına doğru sessizce bir
    kişi soyunma odasına girdi,formasını ve futbol
    ayakkabısını giyip
    sahanın
    kenarına çıktı.

    Babası ölen ufaklıktı bu!

    Antrenör ve oyuncular bu azimli arkadaşlarını bu kadar
    kısa sürede
    tekrar
    aralarında görmekten son
    derece şaşkındılar..

    Hocasının yanına giden genç "Lütfen izin verin
    oynayayım" dedi.

    "Bu gün oynamak zorundayım."

    Hocası önce onu duymamış gibi davrandı.Böylesine zor
    bir eleme
    maçında takımının en kötü oyuncusunu sahaya
    çıkarmasına imkan
    olmadığını
    düşünüyordu.Ama genç o
    kadar ısrar etti ki,sonunda ona acıyan hocası razı
    oldu:"Peki,oyuna
    girebilirsin."

    Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemişti ki,hem
    hoca,hem
    oyuncular
    hem de arkadaşları
    gördüklerine inanamadılar.Daha önce hiç oynamamış bu
    meçhul ufaklığın
    her
    hareketi harika,attığı
    her pas isabetliydi.Karşı takımın oyuncuları onu
    durduramıyordu.Koşuyor
    pas
    veriyor, savunmaya
    geçiyor ve maçın yıldızı gibi parlıyordu.Sonunda
    gencin takımı aradaki
    farkı
    kapattı,nihayet atılan
    gollerle de beraberliği yakaladı.Ve son saniyelerde
    ufaklık topu tek başına sürükleyip herkesi geçti ve
    galibiyet golünü
    attı.Maç bitmişti,okulun taraftarları sevinç
    çığlıkları
    atıyor,arkadaşları
    ufaklığı omuzlarında taşıyordu.

    Seyirciler stadyumu terk ettikten,oyuncular duşlarını
    alıp soyunma
    odasına
    boşalttıktan sonra,takımın
    hocası ufaklığı bir köşede tek başına sessizce
    oturduğunu fark
    etdi.Yanına
    gidip "Evlat,inanmıyorum.
    Bu gün bir harikaydın" dedi."sana ne oldu bunu nasıl
    yaptın anlat bana
    "dedi.
    Hocasına bakan genç gözleri dolu dolu şunları anlattı:
    "Babamın öldüğünü biliyorsunuz.

    Peki onun gözlerinin görmediğini de biliyor muydunuz?"

    Delikanlı güçlükle yutkundu,Gülümsemeye çalıştı.

    "Babam bütün maçlara geldi.Çünkü görmediği halde beni
    desteklemek
    istiyordu.
    Ve ilk defa
    bu gün beni görebilirdi.

    Ben bu fırsatı kullanmak ve oynayabildiğimi ona
    göstermek istedim!!!!!"​
     

Sayfayı Paylaş