1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Azınlık Okulları

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 28 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Azınlık Okulları


    Osmanlılar sınırları 3 kıtaya yayılan çok geniş bir devlet olarak içinde birçok ulusu barındırmıştır. Bu uluslar ayrı dillere, mezheplere bağlıydılar. Diledikleri gibi dinsel etkinlikte bulunan insanlar, eğitim konusunda da bir o kadar özgürdüler. Kendi seçenekleri doğrultusunda, sistemlerini ve okullarını belirleyebiliyorlardı.
    Osmanlı İmparatorluğu, 1869'da öğretmen yetiştirmek için okullar açmıştı. Bu okullara müslüman olmayanlarında girmesi uygun görülmüştü. Burayı bitiren öğretmenlerin, kendi uluslarına ait okullarda öğretmenlik yapmaları istenmişti.

    Azınlıklara ait Okullar

    1. Rumlara ait okullar - Bu okulların başlıcaları Fener Rum, Sümela Rum ve Heybeliada papaz mektepleriydi.
    2. Ermenilere ait okullar - Bağımsız ilk Ermeni okulu 1790'da Kumkapı'da açıldı. 1824'den sonra Ermeni Patrikhanesi'nin çalışmaları ile bu okullar Anadolu'nun her yerine yayıldı.
    3. Yahudilere ait okullar - 1854'de modern anlamda ilk okulları Musevi Asri Mektebidir. 1874'den sonra Alliyans Israilit adlı yahudi kuruluşu yahudilerin yaşadığı yerlerde okullar açtı.

    Azınlık Okulları Sorunu
    Lozan Barış görüşmelerinin en önemli konularından biri de, Türkiye'de bulunan tüm eğitim kurumlarına hakim olma prensibi idi. Lozan Antlaşmasına Ek-Mektuplar, İtilaf Devletleri'nin yabancı okullarda yapılacak öğretim konusunda Türkiye'nin içişlerine karışmaları yönünde bir vesile teşkil etmiştir. Bunun üzerine Türk Hükümetleri, dini eğitim veren yabancı okullara karşı tavizsiz bir uygulama cihetine gitmişler ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun esaslarını aynen tatbik etmekten çekinmemişlerdir. Lozandan sonra kabul edilen Özel Okullar Talimatnamesi hükümleri gereğince Türkçe'den başka bir dilde öğretim yapan okullarda, özellikle tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenleri tarafından ve Türkçe olarak okutulması gerekiyordu.
    İngiltere, Fransa ve İtalya, Lozan mektuplarını ön plana çıkararak Türk Hükümeti'nin yabancı okullarda öğretim işlerine karışamayacağını iddia ettiler. Amaçları, Türkiye'de özel haklar rejimini tekrar hayata geçirmek olduğundan bu tür iddia ve talepler Türk Hükümetleri tarafından şiddetle reddedildi. Hatta, okullardaki haçları ve Hristiyanlıkla ilgili tabloları indirmeyen Fransız ve İtalyan okulları kapatıldı. Bu uygulama Türkiye ile Fransa arasında notaların verilmesine, ülkeler arasındaki ilişkilerin gerginleşmesine neden oldu. Türkiye, İtalya ve Fransa'ya hiçbir taviz vermediği gibi, 1928 yılında Bursa Amerikan Koleji'nde iki müslüman öğrencinin Hris-tiyan olması üzerine bu okulu da kapattı. Bursa Amerikan Koleji'nin kapatılması Türk-Amerikan ilişkilerinin de aşırı şekilde gerginleşmesine sebep oldu. Gelişmelerin bu boyutlara gelmesine rağmen Türkiye haklı tutumunu sürdürdü ve hatta hükümet prensiplerine aykırı davranan okulları kapattı. Ayrıca, bitirme sınavlarının elçiliklerde yapılması geleneğim kaldırdı. 1926 yılından itibaren de musevi okullarındaki eğitimi Türkçe'ye çevirtti.
    Azınlık ve yabancı okullarını cumhuriyetin ilk beş-altı yılında tamamen kontrol altına almayı başaran Türkiye, daha sonra da aynı titiz politikasını sürdürdü.
     

Sayfayı Paylaş