1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Baba, sivas gerçekten yaşandı mı?

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve adali tarafından 7 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. adali

    adali Üyecik

    Katılım:
    4 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    30
    Banka:
    0 ÇTL
    Bir gün, dünyanın çok uzak bir yerinde, kızgınlıkları yüzlerinden taşan yüzlerce kişilik bir kalabalığın içinde, çığlıklara, sloganlara gömülmüş olsaydım eğer...
    Ve hatta o kızgınlığı paylaşsaydım insanlarla...
    Ve bir katliam ateşinin yalazı sıyırsaydı yüzümü, ölümlere tanık olsaydım...
    Ne anlatırdım çocuklarıma yaşananlarla ilgili?
    Üstüme düşeni yaptığımı mı?
    Ya da cehennem sıcağı bir günde; evimin esintili salonunda otururken televizyonda yaşananları görseydim eğer...
    Ve olayları bir film gibi izleyip sonra kendi küçük hayatıma dönseydim; unutmayı, susmayı, başımı öte yana çevirmeyi seçseydim...
    Nasıl sürdürürdüm hayatımın geri kalanını?
    Sivas’la ilgili söylenebilecek her söz söylenmiş, yazılabilecek her yazı yazılmış olmalı bugüne kadar. Benim sözüm Sivas’a değil geçtiğimiz hafta boyunca yaşadıklarımıza...
    Acıyı sıradanlaştırmış ‘profesyonel’ ruhlarımıza... Yıldönümlerinin artık ortalama bir magazin haberi kadar bile ses getirmeyişine... Dünyanın uzak köşelerindeki felaketleri bilip, kendi acılarımızın üzerini tepkisizliğimizle örtüşümüze...
    Sivas ortak felaketimizdir.
    Ancak 16 yıldır besleyip büyüttüğümüz sessizlik daha da büyük bir felakettir. Çünkü büyük çoğunluğumuz gerçekten ne yaşadığını düşünmemiş; yaşananlarla toplumsal psikolojimiz arasında bir bağlantı kurmamıştır. Yıllar sonra bile yaşananlardan söz ederken parmağımızla uzakları işaret eder; yaşananların başka bir kışkırtma, başka bir komplo olduğunu anlatırız yeni kuşaklara...
    Böylece biz kim oluruz?
    Bir avuç kötü niyetlinin, birkaç saatlik uğraşıyla galeyana gelebilecek, kolayca doldurulup, harekete geçirilecek, gözünün önündeki ölümlerden bile aymayacak, iradelerini başkalarına teslim etmiş pasif insanlar...
    Ve bu ülkece sığındığımız bir mazeret haline geliverir!
    Aynı yadsıyan tavır devlete de bulaşmıştır. Birileri yangın çıkarmıştır; birileri haber vermekte geç kalmıştır ya da birileri öylesine yükseltmişlerdik ki Madımak’ın ‘marka değerini’ devletin parası yetmemiştir kamulaştırma yapmaya...
    Sorumluluklarımız, üzerimizden sıyırdığımız bir giysi gibi uzaklara atılır. Hurafelerle beslenmiş önyargılarla yüzleşmemiz engellenir. Yaşanan bir kışkırtmaysa eğer en azından ülkenin her yanında naklen ölümlere seyirci kalanlar; Sivas’ın acısıyla yaşayanları bir uzak ülke gibi görenler bu ülkenin insanlarıdır.
    Oysa kendi felaketleriyle, suçlarıyla, acılarıyla yüzleşmeyi öğrenmiş, böyle büyümüş, böyle olgunlaşmış toplumlar vardır. Örneğin Kristal Gece’yi hem okul kitaplarından, hem de ailelerinden öğrenir Alman gençleri... Karşılaştığınız ortalama bir isveç’li size kendi devletinin geçmişini anlatacak kadar cesurdur...
    Felaketlere seyirci olmuş ‘iyi’ insanların hayat duruşları değişir sonsuza dek... Onlar çocuklarına birlikte yaşamanın büyük bir emek, sorumluluk ve fedakârlık demek olduğunu anlatırlar. İşte bu yüzleşmedir.
    Peki, bizim gibi çocuklarına sadece kahramanlık ve başarılarla örülmüş bir tarih anlatan, hatalarının üzerini örten toplumlar nasıl bir miras bırakır geleceğe? Kötülüklerden hep başkalarını sorumlu tutan toplumlar, hayatlarını nasıl sürdürür?
    İşte böyle, pek çoğumuzun bu ülkede yaşadığı gibi:
    Televizyonda durmadan kanal değiştirerek,
    Ve çocuklarının yüzüne boş boş bakarak...
     
    Kızıl_Mavi ve merakettim bunu beğendi.
  2. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Sivas’la ilgili söylenebilecek her söz söylenmiş, yazılabilecek her yazı yazılmış olmalı bugüne kadar. Benim sözüm Sivas’a değil geçtiğimiz hafta boyunca yaşadıklarımıza...
    Acıyı sıradanlaştırmış ‘profesyonel’ ruhlarımıza... Yıldönümlerinin artık ortalama bir magazin haberi kadar bile ses getirmeyişine... Dünyanın uzak köşelerindeki felaketleri bilip, kendi acılarımızın üzerini tepkisizliğimizle örtüşümüze...

    Teşekürler paylaşım için unutkan ve birazda yapılanlara sessiz kalmasak ben(cil) olmasak çocuklarımıza anlatabilecek belki daha güzel şeyler bırakabilirdik
     
  3. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.433
    Beğenileri:
    7.362
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.873 ÇTL
    Bu olay çok çirkin yüzkızartıcı bir olaydır. Birliktelik anlamında ise bir fırsattır. Tarihi hatalardan ders çıkararak önümüze bakmak gerekirken görüyorum ki yangına körükle gitmeyi bir meyizet sayan üstelikte toplumda kendilerini aydın diye nitelendiren uzantılar var. Hep olacak hep oldu da.

    Faillerin ortaya çıkılmasını ve gerektiği gibi cezalandırılmasını gerçekten isterdim. İnsana kıyabilen bir zihniyetin sonuna kadar karşısındayım. Ama bir kıyım üzerinde toplumdaki yarayı körükleyen, kutuplaşma isteği temelli yazılara, düşmanlık tohumları sergileyen zihniyete de lanet ediyorum. Artık bu yaşananlar bize ders olsun ve kenetlenelim. Bu ülkeyi birlikte kurduk, kendimizi karalayarak değil kenetlenerek biz burdayız diyelibilirz.
     
  4. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.433
    Beğenileri:
    7.362
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.873 ÇTL
    Son bir ek yapmak istiyorum bu konuda ve konuyu kilitliyorum. Toplumdaki kutuplaşmayı körükleyen yaklaşımlara prim veren bu tür konuların bize sağladığı birtek yararını gösterebilir misiniz? Bırakın ya dost kalalım. Bırakın birlikte yaşayalım. Bırakın insanlar kucaklaşsın. Her fırsatı değerlendirip kutuplaşmaya neden olan kalemlere prim vermeyelim artık. Bundan rant sağlayanlar değil mi zaten bizi bu durumlara getiren.

    Alevi değilim ancak alevilerle bir arada geçti 20 yaşıma kadar olan yaşamım. Hakikaten saygı duyduğum ve ayrı görmediğim insanlardır kendileri. Bu tür yaklaşımlar kendileri de (birlikte yaşadığım çevrede) hiçbir zaman olumlu yaklaşmayan insanlardır. Ama birileri tutup kutuplaşmadan rant sağlamak adın kalem oynatıyo ve piyonları da buna çanak tutuyo. Allah aşkına kardeşçe yaşamamıza izin verin şu ülkede yaa.
     
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş