1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Bağlaçsız Aşk!

Konusu 'Aşk' forumundadır ve İLkİm* tarafından 28 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. İLkİm*
    Avare

    İLkİm* MaviKuş ~ Özel üye

    Katılım:
    22 Kasım 2009
    Mesajlar:
    3.474
    Beğenileri:
    153
    Ödül Puanları:
    3.480
    Banka:
    136 ÇTL
    Bağlaçsız Aşk!


    Üşüyorum! Gecenin bir saati yalnızım. Üstelik hastayım. Vücudumun her yanı acıyor. Öksürük de bir dakika huzurlu uyutmuyor.

    Sana nasıl ihtiyacım olduğunu bilemezsin sevdiğim. İnsan böyle zamanlarda daha da çok arıyor. Şimdi burada olsan, bir tas sıcak çorba verirdin. Sanırım ateşim var. Alev alev yanıyorum. Bundan olsa gerek içimin titremesi, üstelik kaç kat battaniyenin altındayım. Ateşim bu kadar yüksekken üstümü açmam lazım ama yapamıyorum. O kadar çok üşüyorum ki!

    Senin gittiğin ilk gece de böyle üşümüştüm. Ruhum donmuştu sensizlikten. Bir daha gelmeyeceğini anladığımda aynı böyle titremiştim. Aşkın da bende ateşim kadar yüksekmiş demek ki! O zaman da, üstümdeki hüzün yorganını atıp kalkmam gerekiyordu, yapamadım!

    Yokluğa alışılır derler ya, varlığa alışıldığı gibi, ben bir türlü beceremedim. Nereye baksam senden izler görüyorum. Şu karşı koltukta otuyorsun. Elinde bir kitap var. “ Bu ışık yanlış tarafta duruyor, okuma ışığı soldan gelmeli!” diye söyleniyorsun. Kafamı kaldırıp bakıyorum yüzüne, yüzündeki o çocuksu hali seyrediyorum. Nasıl muzır bir suratın vardır senin, her an kalkıp bir yaramazlık yapacakmış gibi durursun.

    Mutfağa gidiyorum. Gözümün önüne geliyor anılar. Çayı bardağa koyarken yanıma geliyorsun. Elimden alıp demliği kokluyorsun. “Daha demlenmemiş bu çay!” diye mızmızlanıyorsun. Demin renginin koyu olduğunu söylediğimde, çay demlemenin adabından bahsediyorsun. Gülümsüyorum..Seni çok özlüyorum. İçim gidiyor adını her söylediğimde. Burnumun direği sızlıyor. Hasretinde öğrendim ki, gerçekten burun sızlarmış. Neşeli olduğun zamanlar ne güzel güldüğünü anımsıyorum. Tüm aksiliğine, huysuzluğuna rağmen seni çok sevdim. Zaten sevmek, “rağmen” yapılmaz mı? Her şeyine rağmen sevmek, gerçek sevgi değil midir?

    Benim sevdam bağlaçlarla şartlandırılmayacak kadar gerçek. “İçin” sevmiyorum seni; bana iyi davrandığın için, sen de beni sevdiğin için, bana güzel bir hayat yaşattığın için…. “-sa”’lı da sevmiyorum seni. Bana iyi davranırsa, romantik olursa, parası varsa….

    Ben seni içine çıkar koymadan, akıl süzgecinden geçirip onaylamadan, sadece kalbimle ve ruhumla seviyorum. Seni değiştirmeden, olduğun gibi seviyorum. Eğer gerçek aşk bu değilse, ben aşk hakkında hiçbir şey bilmiyorum!
     

Sayfayı Paylaş