1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Barış maskesi takan bir teslimiyetin hikâyesi

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 17 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    BARIŞ MASKESİ TAKAN BİR TESLİMİYETİN HİKÂYESİ

    88 Yıl önce, 1921’de…
    Sakarya Meydan Muharebesi’nde kahramanca kazanılan zaferden sonra Kazım KARABEKİR Paşa temsilindeki T.B.M.M heyeti Kars Antlaşması’nı imzaladı.
    Buna göre; çoğu sınırımız kesinleşti, Ermeni Meselesi iki devlet arasında çözüme kavuştu ve Ermenistan Doğu Anadolu’daki hak iddialarından vazgeçti.

    Ermenistan;1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından “Kars Antlaşması’nı” tanımadığını, Sivas hattından itibaren Güney Doğu ve Doğu Anadolu bölgesi için hak iddia ettiğini, Hatta Ağrı Dağı’nın kendilerine verilmesi gerektiğini ve sözde Ermeni soykırımından ötürü Türkiye’nin mahkûm ettirilmesini ortaya attı.

    Bugün tarih 10 Ekim 2009 Cuma, saat 22.00 sularında “yeni” bir protokol imzaladık. Hem de bu protokole “Kars Antlaşması’nı” açıkça kabul ettiklerini belirtecek bir madde de koymadık! Neden?
    Çünkü Ermenilerin bu protokolde “mevcut sınırlarımızın fiilen ve hukuken tanıdıklarını” ifade etmeleri demek, bizzat kendi davalarına İHANET ETMELERİ DEMEKTİ!

    İkinci olarak; “Tarihi İlişkilere ait Alt Komisyon kurulmasına” dair bir maddenin protokole eklenmesine de izin verilmiştir. Yani bu madde; Ermenistan’ın kesin gözüyle baktığı soykırım saçmalığına şüpheli yaklaşılmasına razı olmak anlamına geldiğinden. Türkiye için GERÇEK BİR YENİLGİDİR!

    Türkiye Cumhuriyeti’ne soykırım yaftası vurulmaya çalışılıyorken ve Azeri kardeşlerimizin Karabağ’da yaşadığı haksızlıklar çözüme kavuşmamışken, neden Türk Ulusu’nun tahammül sınırları zorlanarak yeni protokoller icat edilmektedir?

    Kısaca Sevr Antlaşması’nda yaşanan senaryo yeniden sahnede… Gaflet, delalet ve hatta hıyanet içerisinde olan ileri gelenler sayesinde tarihin tekerrür edişine tanık oluyoruz.

    Cehalet hudutlarında gezinenler sözlüğe bakabilirler. “Antlaşma” kelimesi sözlükte; uyuşma ve itilaf anlamlarını içermektedir. Oysa bu yeni protokol, hiçbir konuda anlaşma ve uyuşmaya dair herhangi bir iz taşımadığı gibi içeriği de bilinmemektedir.
    Ulusumuzun, hangi çelişki dolu yaptırımların ve dayatmaların altına imza attığı ve bilinmezlikler boyutunun içine sokulduğu aşikârdır!

    Çamur, kar kalktığında ortaya çıkar. Bugün izlenilen dış politikada zemheri ayının kar iklimi hâkimdir. Nefeslerin havada donduğu bu ortamdaki soğuk ilişkiler sayesinde; VATANA, ULUSA VE TARİHİ MİRASA ihanet edilmektedir. Bugün bembeyaz kar kalkmakta ve altındaki kirli, kesif çamur deryası açığa çıkmaktadır.


    “YETER!” narası gırtlağımıza kadar yükselmiş, TÜRK MİLLETİNİN AYAK SESLERİ ise zapt edilemez hale gelmiştir!

    TÜRK ULUSUNUN ve TÜRK GENÇLİĞİNİN bu esarete, bu sefalete ve bu rezalete daha fazla sessiz kalması mümkün değildir.

    BU BİLDİRİ, GURURU AYAKLAR ALTINA ALINARAK 3 SAAT BEKLETİLEN ve ARDINDAN ENSESİNE VURULDUĞUNDA EKMEĞİNİ ERMENİSTAN’A TESLİM EDEREK BU PROTOKOLÜ İMZALAYAN ve İMZALATANLARA KESİN VE AÇIK TEPKİMİZDİR.

    İmzayı atan temsilciler, attıran hükümet ve mecliste onay verecek olan tüm vekiller;
    Okuyun:
    “Avrupa’nın, tarihi gerçeklerden seçmece yaparak işlerine gelen kısımları kabul etmesini görmezden gelemiyoruz! Atlantik ötesinden gelen emirlerle; Karabağ’da yapılan kıyımı bile unutup, Azerbaycan’daki kardeşlerimizin kalplerini yaralamanıza seyirci kalamıyoruz!”

    Adriyatik’ten, Çin Seddi’ne tüm tesir alanımızı tam ortasından hançerlemekte olduğunuzun farkına varın!

    Mevlana’nın da dediği gibi, “Çamur deryasında yüzen samana konan sinek; çamuru okyanus, samanı gemi, kendisini de kaptan-ı derya sanırmış.”
    Bizi yönetenler de hala kendilerini kaptan-ı derya zannetmektedirler.

    UYANIN VE GERÇEKLE YÜZLEŞİN!

    EĞER VİCDANINIZ VARSA, BU PROTOKOL YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİNDE BAŞINIZI YASTIĞINIZA KOYUP RAHATÇA UYUYAMAYACAKSINIZ…



    Hak ve Eşitlik Partisi
    İstanbul Gençlik Kolları
     

Sayfayı Paylaş